Makale

ZAFERLERİ TAÇLANDIRMAK

MERHABA

ZAFERLERİ TAÇLANDIRMAK

Harun ÖZDEMİRCİ
Dini Yayınlar Dairesi Başkanı

Tarihlerini bilmeyen milletleri, hafızalarını kaybeden insanlara benzetmenin oldukça doğru bir yaklaşım olduğu herkesin malumu. Bu yaklaşımı destekleyen etkenlerin başında da geçmişteki değer ve dinamiklerin, toplumların bugünkü ve yarınki varlıklarının en hayati kökleri kabul edilmesi yatıyor. Mazideki değer ve dinamiklerden kopma durumu ise bir toplumun başına gelebileceklerin en kötüsü olarak değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, var olma adına tarihin çok eski çağlarından beri, bir milletin yaşama azim ve iradesini göstermesi açısından oldukça önemli görülüyor.
Tarihin derinliklerinden bu yana daima kendi iradesine sahip olan, hiçbir milletin esiri olmayan, hürriyetini, onurunu koruyan Türk insanının özünde var olan ve insanlık tarihinin çok eski zamanlarından beri bilinen Cumhuriyet fikri, Türk Milleti olarak bizim için oldukça uzun sayılabilecek devlet tecrübeleri ile sabit. Bununla birlikte Millet olarak fıtratımıza ve mensubu bulunmakla iftihar ettiğimiz İslam Dininin ruhuna en uygun idare şekli olarak Cumhuriyet, Türk insanının hürriyete düşkünlüğünün, adalete bağlılığının, haklara saygınlığının da ayrı bir ifadesi olma özelliği taşıyor.
Dünya durdukça hürriyetini, bağımsızlığını, maddî manevî değerlerini koruyacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılması, oldukça zor şartlar altında gerçekleştiği bilinen bir gerçek. Bu süreçte en önemli etken ise Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya’nın müttefiki olarak girdiği ve mağlubiyetle sonuçlanan Birinci Dünya Savaşının ardından başlayan ve Millî Mücadele diye isimlendirdiğimiz bağımsızlık savaşı olmuştur. Bununla birlikte Türk Milleti’nin, Kurtuluş Savaşı’yla üzerindeki aksiliklerden arınarak ilerleme yolundaki adımlarını hızlı hızlı atmaya başladığı dikkati çeker. Millî Mücadele boyunca Türk Milleti’nin canları ve mallarını feda ederek elde ettiği zaferlerin nihayetinde, yapısal olarak siyâsî, ekonomik, kültürel alanda atılan adımlar, Milletçe kazanılan büyük bir başarının taçlandırılması şeklinde yorumlanabilir.
Türk milleti için oldukça ağır geçen ve bir anlamda kutlu bir şahlanışı, millî uyanmayı ifade eden Millî Mücadele’den sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulur. Cumhuriyetin ilanını, Türk Milleti’ni 20. yüzyıla taşıyacak, yalnız Türk Milleti için değil, bütünüyle uygar insanlık için dikkatle üzerinde durulmaya değer bir husus olma özelliği taşıyan bir seri atılımlar takip eder. Bu atılımlar ayrıca, tarihimizin en karanlık anında Türk Milleti’ne yepyeni bir hayat ve umut getirmesi, güç sağlaması ve güven duygusu vermesi bakımından oldukça önemlidir. Türk Milletini, yalnız bağımsızlık yoluna değil, bağımsızlığın da gerçek güvencesi olan özgürlük yoluna sokması açısından da bu atılımlar ayn bir anlam ifade eder.
Kuruluşunun 79. yıl dönümünü kutladığımız Cumhuriyet, Türk Milleti’nin kalkınmasına, idealleri doğrultusunda ilerlemesine büyük imkan sağladığı gibi, geleceğe yön vermesi bakımından hür düşünceli insanların ülkesi ve milletiyle çağın her zaman ilerisinde, daha yükseklere ulaşma azmi ve gayretine zemin hazırlamıştır.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere her şey gönlünüzce olsun, hoşça kalınız.