Makale

İLETİŞİM

İLETİŞİM

Mehmet GÜRLER
Başkan Yardımcısı

İletişim duygu, düşünce veya bilgilerin her türlü yolla, genellikle dil aracılığı ile başkalarına aktarılması, haberleşme, bildirişim, diyalog, kominükasyon (l) anlamına gelir.
İletişim günümüzde büyük bir önem arz etmektedir. Yeme-içme ne kadar önemli ise iletişim de o kadar önemlidir. İletişim insan ilişkilerinin her türünü içine alır. Bu bakımdan insanlar birbirleriyle iyi bir iletişim kurabildiği ölçüde gelişir, güçlenir ve başarılı olurlar. Bunu başaramayanlar yalnız başlarına kalırlar. Sıkıntıları çoğalır, bunalıma girerler.
İletişim kişisel yönden olduğu gibi mesleki yönden de önemlidir. İyi iletişim kuranlar mesleklerinde başarılı olurlar. İyi bir iletişim kuramayanlar mesleklerinde de başarılı olamazlar. Meslekte sadece bilgi yeterli değildir. Bilgilerin en güzel üslûpla, en münasip lisanla, en uygun zamanda aktarılması ile mümkündür. Bazı meslekler vardır ki, bu meslek sahipleri için iletişim çok çok daha önemlidir. Özellikle doktorluk, öğretmenlik ve din görevliliği gibi mesleklerde. Bu mesleklerin temelinde insan hayatını büyük ölçüde ilgilendiren insan sağlığı vardır, eğitim vardır, din vardır. Hastası ile iyi bir iletişim kuramayan doktor hastasına şifa sunamaz. Talebesi ile iyi bir iletişim kuramayan öğretmen talebesine öğrenme aşkı aşılayamaz. Cemaatıyla iyi bir iletişim kuramayan din görevlisi cemaatına iyi bir din hizmeti veremez. İletişim bir sanattır. Kuralları vardır. Bu kuralları bilmeden sağlıklı iletişim kurulamaz.
İletişimde Dil ve Üslûb
İletişim kurmada en önemli unsur dildir.Dil Ce- nab-ı Hakk’ın insana verdiği en büyük nimetlerdendir. İnsan, iletişimi genellikle dil aracılığı ile yapmaktadır. Duygu, düşünce ve bilgiler bu yolla aktarılmaktadır. Bu bakımdan dil insanlar arasında iletişimi sağlayan tabiî bir vasıtadır. Düşüncelerin aynasıdır. İnsanlarla ilişki kurabilmenin temel taşıdır. Hayatın canlı parçasıdır. Kendisi küçük, yaptığı işler çok büyüktür. Bütün uzuvlar onun önderliğinde çalışır. Bir Hadis-i Şerif’de şöyle buyuruluyor:
“Ademoğlu sabaha çıktığı vakit bütün azalan, li- san’a (dil’e) derler ki, bizim hakkımızda Allah’tan kork; çünkü sen doğrulur, doğruyu söyler; doğru yolda bulunursan, hepimiz doğrulur ve selamette oluruz. Şayet sen eğrilir, sağa sola kayarsan hepimiz eğriliriz.” (2)
Dil bir vasıtadır. Onu kullanmak önemlidir. Faydalı ve hayırlı işlerde kullanıldığı gibi faydasız ve şerli işlerde de kullanılır.
Bir gün Davud Peygamber, Lokman’dan bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça et getirmesini istemiş; Lokman da, ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş. Birkaç gün geçince Davut Aleyhis- selâm bu defa hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesini istemiş. O yine dilini ve yüreğini getirmiş. Hz. Davut’un sebebini sorması üzerine Lokman şöyle demiş: “Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi, kötü olursa yine bunlardan daha kötüsü olmaz.” (3)
Ağızdan çıkan sözler yaydan çıkan ok gibidir, geri dönüşü olmaz. Onun için son derece dikkatli olunması gerekir. Nasıl ki yiyeceklerin haramı-hela- li, tatlısı-acısı, iyisi-kötüsü varsa sözlerinde haramı- helali, tatlısı-acısı, iyisi-kötüsü vardır.
Gönül doktoru Yunus Emre, ağızdan çıkacak sözlerin ne kadar önemli olduğunu şu mısralarıyla çok güzel ifade ediyor.
“Kendini bilen kişinin yüzün ak ide bir söz.
Sözü düşünüp de diyenin işini sağ ide bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı.
Söz söz ola, ağulu aşı, bal ile yağ ide bir söz .(4)
Bu hususta söylenmiş çok anlamlı atasözleri de vardır:
- Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
- Adamın eti yenmez, derisi giyilmez, tatlı dilinden başka nesi var.
- Bir selâm bin hatır yapar.
- Buğday ekmeğin yoksa, (tatlı, faydalı) dilinde mi yok.
Eğer dil iyi kullanılırsa insanlar arasında birlik, beraberlik, ülfet, muhabbet, uzlaşma ve huzur olur.
Eğer dil iyi kullanılmazsa kalplerin kırılmasına, huzursuzlukların çıkmasına, sıkıntıların doğmasına sebep olacağını atalanmız;
- El yarası onulur, dil yarası onulmaz.
- Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
- Hayvan yularından, insan sözünden tutulur.
gibi kötü sözlerin ne kadar kötü sonuçlar doğuracağını ve onulmaz yaralar açılacağını ifade etmişlerdin
Ünlü Çin’li filozof Konfüçyüs de dilin önemini şöyle anlatıyor:
“Bir memleketin idaresini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç şüphesiz dili gözden geçirmek olurdu. Çünkü dil kusurlu ise kelimeler düşünmeyi ifade edemez. Düşünce ifade edilmezse vazife, hizmetler gereği gibi yapılamaz. Vazife ve hizmetin gerektiği şekilde yapılamadığı yerlerde, âdet, kâide ve kültür bozulur. Adet, kâide ve kültür bozulursa adâlet yanlış yönlere sapar. Adâlet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.” (5)
İletişimde Duygusallık ve Kişisel Özellikler
Kişiler arası etkileşimde sevgi, saygı, hoşgörü, fedâkârlık, iyi niyet ve samimiyet gibi duygusal ve kişisel özellikler ön plânda gelmektedir.
Sevgi:
İnsanların en çok muhtaç olduğu duygulardandır. Sevgi ruh sağlığının göstergesidir. Huzur ve mutluluğun kaynağıdır. İnsana insanlığını yaşatan bir güzelliktir. Sevgi ile insanlar birbirlerine yaklaşırlar, sevişirler, anlaşırlar, uzlaşır ve dost olurlar.
Güvenli bir ortam sevgi ile mümkün olur. Dengeli ve olumlu ilişkiler sevgi sayesinde gelişir.
Saygı:
İnsana mahsus bir duygudur. İnsana değer vermektir. Sözde, işde ölçülü ve her türlü aşırılıktan uzak olmaktır.
Saygılı olmak insanlar arasındaki sınıf farkını ortadan kaldırır, onure eder, güven sağlar, itimat kazandırır. Böylece insan ilişkilerini olumlu yönde etkiler.
Hoşgörü:
Hiçbir kimseyi farklı görüş, düşünce, inanç, yaşayış vb. dolayı hor ve hakir görmemektir. Herkese hayat hakkı tanımaktır. Ölçülü davranmaktır. Ölçülü
hareket etmektir. Ölçülü söz söylemektir.
Hoşgörü insanlar arasında sıcak ilişki kurulmasını sağlar. İnsanları birbirlerine yaklaştırır. Dostlukların kurulmasına vesile olur.
Fedakârlık:
Başkalarının iyiliği için kendi çıkarlarından vazgeçmektir. Başka bir deyişle özverili olmaktır. Fedakârlık büyük bir fazilet örneğidir.
Fedakârlık huzur ve güvenin oluşmasını sağlar.
İyiniyet:
Haysiyetli ve doğru hareket etmektir. Başkaları hakkında iyi şeyler düşünmektir. Nezaketli ve dürüst davranmaktır. Temiz yürekli olup, daima fitne çıkaracak sözlerden sakınmaktır.
İyiniyet insanlar arasında sevgi ve saygıyı artırır. İtimat kesbeder. Bu bakımdan iletişimde iyiniyetin önemli bir yeri vardır.
Samimiyet:
İnanç, fikir, söz ve davranış bakımından samimi, inandırıcı ve açık sözlü olmak. Dili kalbine, kalbi diline uymak. Göründüğü gibi olmak. Gizli-kapaklı işi olmamak.
Samimiyet iletişimde önemli bir etkendir. İnancında, fikirlerinde, sözlerinde ve davranışlarında samimi olanlar iyi bir iletişim kurarlar.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Dili ve Üslûbu:
Peygamberimiz gerek duygusallık ve gerekse kişisel özellikleri itibariyle insanlarla en iyi iletişim kurabilendi. Büyük-küçük, kadın-erkek, zen- gin-fakir, müslim-gayr-i müslim herkesle anlaşırdı.
Diline son derece hakimdi. Az ve şumûllü konuşurdu. İpliğe dizilen inciler gibi, tane tane konuşurdu. Hayatı boyunca ağzından kötü söz çıkmamıştır. Konuşurken kelimelere çok dikkat ederdi. Gayet açık ve net anlaşılır bir şekilde konuşurdu.
Konuşmalarında son derece samimi idi. Söylediklerini önce kendi nefsinde uygular ve yaşardı. Sözü özüne, özü işlerine uyardı.
Açık sözlü idi. Lüzumsuz konuşmazdı. Ekseriya sükût ederdi. İster hiddetli, ister hiddetsiz her halinde hakkı söylerdi. Güzel konuşmayanlara iltifat etmezdi.
Seviyeye göre konuşurdu. Buyurmuşlardır ki: “Bir topluluğa akılları yetmeyen bir husus anlatırsanız bu onlardan bazıları için fitne olur.” (6)
Yumuşak ve tatlı konuşurdu. Konuşmaları, aklî, mantikî ve İlmî idi. Tenkitleri kırıcı değil yapıcı idi. Bir şeyi tenkit ederken suç işleyeni değil, suçu teşkil eden fiilleri tenkit ederdi.
Kimseyle alay etmezdi. Kimseyi eğlence ve alaya almazdı. İnsanları güldürecek şekilde kusur ve noksanlarını taklit etmezdi.
Görülüyor ki iletişim kurmada duygu, düşünce ve bilgilerin aktarılmasında dilin, üslûbun, bilginin, duygusallığın ve müspet kişilik özelliklerinin ön plânda geldiğidir.
Uygar, hoşgörülü, nazik ve kibar olmayan başkasına nazik ve hoşgörülü davranamaz. Sevgi dolu olmayan başkasına sevgi ile yaklaşamaz. Fedakâr olmayan fedakârlık yapamaz. İyi niyetli olmayan iyi niyetli hareket edemez.
İletişim kurmada en güzel örneğin Sevgili Peygamberimiz olduğunu unutmamalıyız.

Kaynaklar:

1) Ansiklopedik Sözlük, c.3, sh. 1136, Milliyet, 1993.
2) İhya’u-Ulum’id-Din, c.3, sh. 249, Tercüme: Ahmet Serdaroğlu.
3) Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Meali, sh. 411, Ali Özek ve Arkadaşları (Komisyon).
4) İslâm’da İrşad, sh. 221, Dr. Süleyman Uludağ, Marifet Yayınları, İstanbul, 1984.
5) İletişim ve Dil, sh. 58, Dr. İsa Kayaalp,T.D.V. Yayınlan, Ankara, 1998.
6) Müslim, Cuma, 13.