Makale

GENÇLER! İÇKİ VE UYUŞTURUCUYA KARŞI UYANIK OLUN

(VA’Z ÖRNEĞİ)

GENÇLER!
İÇKİ VE UYUŞTURUCUYA
KARŞI UYANIK OLUN

Lütfi ŞENTÜRK
Din İşleri Yüksek Kurulu Emekli Üyesi

Değerli Müminler!
Bilindiği gibi yüce dinimiz insana ve insan hayatına büyük önem vermiştir. Çünkü İnsan Cenab-ı Hakk’ın en üstün yaratığıdır. Onu en güzel surette yaratmış ve akıl gibi üstün yeteneklerle donatmıştır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:
"Andolsun ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık." (et-Tîn sûresi, âyet, 4)
"Biz gerçekten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları (çeşitli taşıma araçları ile) karada ve denizde taşıdık. Kendilerine güzel güzel rızık-lar verdik; yine onları yarattıklarımızın bir çoğundan cidden üstün kıldık." (İsra sûresi, âyet, 70)
Bu âyet-i kerimelerde Cenab-ı Hak insanoğlunu güzel biçimde yarattığını ve onun kâinattaki özel yerine işaret buyurmaktadır.
Cenab-ı Hakk’ın en güzel surette yarattığı insanın görevlerinden birisi de hayatını ve sağlığını korumaktır. Bu, insanın kıyamet günü sorumlu olacağı hususlardan birisidir. Bu sebepledir ki, insanın hayatını koruması uğrunda öldürülmesi halinde şehit olacağı bildirilmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Hayatını koruma uğrunda öldürülen kimse şehittir."(Ebû Davut, Sünnet, 29; Tirmizî, diyât, 21)
İnsan hayatının genel olarak çocukluk, gençlik, yaşlılık ve ihtiyarlık olmak üzere dört dönemi vardır.
Bu dönemlerin her birerlerinin ayrı ayrı özellikleri olmakla beraber en önemli olanı gençlik dönemidir.
Çocukluk ile yaşlılık arasındaki bu dönem, iyi ve kötü alışkanlıkların kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemde edinilen alışkanlıklar hemen hemen ömür boyu devam eder. Pek az insan gençliğinde edindiği kötü alışkanlıkları yaşlandıktan sonra terkeder. Pek çoğu ise bu alışkanlıklardan kolay kolay kurtulamaz.
Gençliğinde kazanılan bu alışkanlıklar iyi, güzel ve yararlı ise insanın hayatı huzurlu ve mutlu olur. Şayet bunlar zararlı, kötü alışkanlıklarsa insana hayatı zehir ederler.
Bu itibarla gençlik dönemi insanın geleceği için büyük önem taşır. Bu durumda gençlere olduğu kadar ailelere de büyük görevler düşer. Çocukları için hiçbir fedâkârlıktan çekinmeyen anne ve babalar çocuklarının bu yönleriyle ilgilenmiyecek olurlarsa, çocuklar aileler için olduğu kadar toplum için de giderilmesi güç üzüntü ve sıkıntıların yaşanmasına sebep olur. Bunun içindir ki Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de bizi uyarıyor ve şöyle buyuruyor:
"Ey müminler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu ateşten koruyunuz..." (Tahrîm sûresi, âyet, 6)
Evet, görevimiz sadece kendimizi değil, Allah’ın bize birer emaneti olan çoluk çocuğumuzu da ateşten korumaktır.
Sevgili Peygamberimiz de:
"Hiçbir baba çocuğa güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz." (Tirmizî, Birr, 33) buyurmuştur.
Çocukluk döneminde olduğu kadar gençlik döneminde de ailenin çocuklarla ilgilenmesi; onların güzel terbiye edilmesi, iyi alışkanlıklar edinmelerine; din, vatan, millet hatta insanlık için yararlı olacak özellikler kazanmalarına yardımcı olmaları bir görevdir. Bu, onlar için para ve servet biriktirmekten daha hayırlı olacaktır. Bunda şüphe yoktur. Çünkü terbiyesine özen gösterilmemiş ve iyi hasletler edinmesine çalışılmamış bir çocuğa istediğiniz kadar servet bırakınız, bu servet onu mutlu kılamıyacağı gibi, hayatı da kendisine zehir olacak; aile için olduğu kadar toplum için de huzursuzluk kaynağı haline gelecektir. Bunun acı örnekleri zaman zaman televizyon ekranlarına ve gazete sayfalarına yansımaktadır.
Şimdi akla bir soru geliyor. Bu gün gençliğe yönelik ne gibi tehlikeler vardır?
Evet, bugün gençlik için en zararlı alışkanlıkların başında alkol ve uyuşturucu gelmektedir. Zamanında önlem alınmazsa iş işten geçtikten sonra pişman olmak fayda vermez. Bize düşen önce önlem almak, sonra da genç yavrularımızı Allah’a emanet etmektir. Biz, bize düşeni yapmadan, "Allah onları korur, çünkü biz onları Allah’a emanet ettik" dersek yanlış yapmış oluruz. Nasıl ki Peygamberimiz kendisini ziyarete gelen bedeviye ne ile geldiğini sormuş. Bedevinin deve ile geldiğini söylemesi üzerine, Peygamberimiz, "deveyi ne yaptın?" diye sorunca, bedevi: "Onu Allah’a emanet ettim" demesi üzerine Peygamberimiz: "Deveni bağla, sonra Allah’a emanet et." buyurmuştur.
Öyle ise biz de her işimizde Peygamberimizi örnek alacağız; O’nun uyarılarına dikkat edeceğiz.
Bu cümleden olmak üzere genç yavrularımızla devamlı surette ilgilenecek, kiminle arkadaşlık yaptıklarını ve boş vakitlerini ne ile geçirdiklerini denetleyeceğiz.
Evet, gençler için iki tehlike vardır: Alkol ve uyuşturucu.
Önce alkol üzerinde duralım ve zararlarına kısaca işaret edelim.
Bilindiği gibi dinimiz alkolü yani içkiyi haram kılmıştır. İçki hakkında Kur’an-ı Kerim’de dört âyet-i kerime vardır.
Birincisi:
"Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki ve hem de güzel gıdalar edinirsiniz." (Nahl sûresi, âyet, 67)
Bu âyet-i kerime Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Bununla içki henüz haram edilmiş olmamakla beraber içkinin rızka karşı zikredilmiş ve dolaylı yoldan güzel bir şey olmadığına işaret edilmiştir.
İkinci âyet-i kerime:
"(Ey Muhammedi) Sana şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydalarından daha büyüktür. (Bakara sûresi, âyet, 219)
Bu âyet-i kerime şarap ve kumarı kesin olarak yasaklamıyorsa da bunlarda büyük günah olduğunu beyan ediyor.
Bu âyet-i kerime nazil olduktan sonra pek çok kimse içki içmeyi bırakmış ve bundan uzak durmaya çalışmıştır.
Üçüncü âyet-i kerime:
Çocukluk döneminde olduğu kadar gençlik döneminde de ailenin çocuklarla ilgilenmesi; onların güzel terbiye edilmesi, iyi alışkanlıklar edinmelerine; din, vatan, millet hatta insanlık için yararlı olacak özellikler kazanmalarına yardımcı olmaları bir görevdir.
"Ey müminler, sarhoş olduğunuz -ne söylediğinizi bilinceye kadar-namaza yaklaşmayın." (Nisa sûresi, âyet. 43)
Bu âyet-i kerime’de de içki kesin olarak haram kılınmamakta, ancak sarhoş iken namaz kılınamayacağı ifade edilmektedir.
Bu âyet-i kerime’nin nazil olmasından sonra da bazı kimseler sarhoş namaz kılınamayacağını dikkate alarak -namazı kazaya bırakmamak için- içkiyi tamamen terketmeyi uygun bulmuşlardır.
Dördüncü ve son âyet-i kerime:
"Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (yani putlar), fal okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz."
(Mâide sûresi, âyet, 90)
İşte içki hakkında en son nazil olan âyet-i kerime budur; içkiyi de kumarı da kesin olarak haram kılmış, yasaklamıştır.
İçki, birden değil de tedricen yani azar azar haram kılınmıştır. Bunun sebebi cahiliyye devri Arap-larının içkiye aşırı derecede düşkün olmaları nedeniyle içkinin birden haram kılınması halinde o toplumda meydana getireceği sarsıntıdır. Önce üzüm ve hurma gibi meyvelerden içki ve nzık edinilmekte olduğu bildirilmiş, daha sonra inen âyette ise içkide büyük günah olduğu ifade buyurulmuş. sonra da sarhoş iken namaz kılınamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu âyetlerden herbiri indikçe içkinin iyi bir şey olmadığını anlayarak terkedenler olmuştur. En son nazil olan âyet-i kerime ise içkiyi kesin olarak haram kılmıştır. Bu tedricilik, içkinin haram olduğunun daha kolay benimsenmesini sağlamıştır.
İçki Niçin Haram Kılınmıştır?
Çünkü İslâm dini, iyi, temiz ve insan sağlığına yararlı olan şeyleri helâl: kötü, pis ve zararlı olan şeyleri de haram kılmıştır.
İçki ise pek çok zararları olan bir maddedir.
İçkinin haram olduğu bildirilen âyet-i kerime’den sonra şöyle buyuruluyor:
"Şeytan, içki ve kumar sebebiyle ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alı koymak ister. Artık (bunlardan) vaz geçtiniz değil mi?" (Mâide sûresi, âyet, 91)
İçki içenlerin zaman zaman ölümle sonuçlanan kavgalarının eksik olmadığı âyet-i kerime’de ifade buyuru-lan hususu doğrulamaktadır.
Ülkemizde işlenen cinayetlerin yaklaşık %60’ı sarhoş iken işlenmektedir. Bunun yanında sarhoşluk, tecâvüz ve gasb gibi çeşitli suçların işlenmesinde de en önemli faktördür.
İçki, aile hayatını da felce uğratır. Kişinin aile ve çocukları ile ilgilenmemesine ve bu yüzden yuvaların yıkılmasına da büyük ölçüde sebep olmaktadır.
İçki insan sağlığını da olumsuz şekilde etkiler. Mide ve akciğer gibi iç organlarda yaptığı tahribat ile vücudun çalışma düzenini bozar. Doktorlar, karaciğerde siroz hastalığının alkoliklerde içki içmeyenlere göre sekiz misli daha fazla görüldüğünü söylemektedirler. Yine alkollü içkilerin ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserleri yanında vücutta diğer kanser tiplerine de yakalanma riskini artırdığı, araştırmalar sonunda ilgililerce ifade edilmiştir.
Büyük ölçüde can ve mal kaybına sebep olan ve pek çok kimsenin sakat kalması sonucunu doğuran trafik kazalarının büyük bir kısmı alkollü araç kullanmaktan meydana geldiği bir gerçektir.
Bunlar, içkinin bir kısım zararlarıdır, başka zararları da vardır. Bunun içindir ki Peygamberimiz:
"İçkiden sakının çünkü o, bütün pisliklerin anasıdır." buyurmuştur. (Cami’u’l-usûl fı ahadisi’r-Re-sûl, s. 103)
İşte dinimiz içkiyi bunun için haram kılmıştır.
İçki Bir İlâç Olarak Kullanılabilir mi?
Bu husus zaman zaman sorulmaktadır. Peygamberimize de sorulmuştur. Tarık b. Süveyd el-Cûfî adındaki sahabi Peygamberimize şarabın hükmünü sormuş, Peygamberimiz de onu şaraptan menetmiş, şarabın haram olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Tarık:
- Ama ben onu sadece ilâç için yapıyorum, deyince, Peygamberimiz:
- O, ilâç değil, derttir, buyurmuştur. (Müslim, Eşribe, 3)
Tıp dünyası da bu görüşe katılmakta, alkolün, ilâç olarak kullanılamayacağını söylemektedir. Nitekim Amerika’da yetkili bir hey’et şöyle diyor: "Alkollü içkilerin tedavi edici bir ilâç gibi ve vücuda faydalı bir gıda gibi kullanılmasının hiçbir ilmî temeli yoktur." (Prof. Dr. Alparslan Özyazıcı, Alkollü İçkiler, Sigara ve Diğerleri, 1993, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlan).
Ancak gerek içki, gerekse diğer haram olan maddelerin hastalığı tedavi edeceği kesin olarak bilinir ve o hastalık için başka da ilâç bulunmazsa o takdirde bunlarla tedavi caiz olur.
Şarabın Dışındaki İçkiler de Haram mıdır?
Ayet-i Kerime’de şaraptan söz edilmektedir. Ancak sarhoşluk veren her çeşit içki de haramdır. Nitekim Peygamberimiz:
"Sarhoşluk veren her şey şaraptır ve her şarap haramdır." (Müslim, eşribe, 7) buyurmuş ve âyette zikredilmemesine rağmen sarhoşluk veren her maddenin şarap hükmünde olduğunu bildirmiştir.
Ayrıca haram olan içkinin çoğu ile azı arasında hürmet yönünden bir fark olmadığı da yine Peygamberimiz tarafından ifade edilmiş ve:
"Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır." (Tirmizî, eşribe, 3) buyurulmuştur.
Uyuşturucuya gelince, bu da içki gibi haramdır, yasaktır. Çünkü, insan sağlığını bozan hatta insan hayatını tehlikeye düşüren maddelerin başında uyuşturucu gelir.
Esrar, afyon, eroin, kokain ve morfin gibi maddeler uyuşturucu maddelerdir. Bunlar da içki gibi haramdır; kullanılması da haramdır, alınıp satılması ve ticaretinin yapılması da haramdır.
Bu uyuşturucu maddelerin en önemli ortak özelliklerinden birisi az miktarda alınmaları halinde bile alışkanlık yapmalarıdır. Meselâ bir defa eroin kullanan ve kendisinde alışkanlık haline gelen kimsenin bundan kurtulması çok zordur.
Uyuşturucu, içki gibi hatta ondan da daha kötü bir şekilde aile hayatını yıkar ve sosyal ilişkileri felce uğratır. Uyuşturucu bağımlısı ailesine, çocuklarına, akraba ve komşularına karşı sorumluluğunu kaybeder. Tek aradığı şey uyuşturucudur. Onu bulmak için her şeyini feda eder. Çünkü onun için hayatta ondan başka bir şey hiçbir değer taşımaz. Uyuşturucu almak için para bulamadığında hırsızlık etmekten ve suç işlemekten bile çekinmez. Zaman zaman televizyon ekranlarına ve gazete sayfalarına yansıyan görüntüler gerçekten uyuşturucu bağımlısının anlatmaya çalıştığımız bu feci halini gözler önüne sermektedir. Hiç kimse ne kendisinin ve ne de bir yakınının hatta bir insanın o duruma düşmesini istemez.
Evet uyuşturucu, insanın en üstün bir yaratık olma özelliğini ortadan kaldırır. Allah korusun, hem Yüce Yaratıcı katında hem de insanlar nazarında çok kötü bir duruma düşmesine sebep olur.
Bunun için değerli gençler, çok dikkatli olun, böyle bir felâketi sakın denemeye bile kalkmayın. Çünkü zehir denenmediği gibi uyuşturucu da denenmez. Zehiri denemeye kalktığımızda hayatımızı kaybedeceğimiz gibi uyuşturucuyu denediğimizde de aynı şekilde sağlığımızı da hayatımızı da kaybetmiş oluruz.
Değerli anne ve babalar, çocuklarımızla çok ilgilenmeliyiz. Terbiye ve eğitimlerine özen göstereceğimiz gibi alkol ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar edinmemeleri için de gerekli titizliği ve dikkati göstermeliyiz. Aksi takdirde sonra pişman oluruz, ama bu pişmanlık iş işten geçeceği için bir fayda vermez.
Allah milletimizi alkol ve uyuşturucu tuzaklarına düşmekten korusun ve bizlere acı günler göstermesin.
Amin.