Makale

Mevlid'in Edebiyatımızda'ki Yeri

Mevlid’in Edebiyatımızdaki Yeri

Mustafa BEKTAŞOĞLU

Edebiyatımızın ölmez eserlerinden biri olan ve Süleyman Çelebi tarafından 1409’da Bursa’da yazılan Vesîletü’n-Necât (Kurtuluş Vesilesi)’ın günlük hayatımızda hiçbir edebi eserle kıyaslanamayacak bir yeri vardır. Türk edebiyatının dinî konuda en beğenilen, en sevilen ve en çok okunan eseridir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e karşı içten gelen bir sevgi ve bağlılığın en derin ve en beşeri ifadesi olduğu gibi, bu sevginin verdiği ruh temizliğinden doğan en saf ve en insani bir ahlâk anlayışının şiire bürünmüş şeklidir. Heyecanlı bir ruhun meydana getirdiği eşsiz bir âbidedir. Aradan altı asır geçtiği halde hâlâ tazeliğini ve güzelliğini muhafaza etmektedir.
Peygamberimize karşı duyulan derin sevgi ve saygının çok samimi, çok temiz ve çok güzel ifadesi olan bu müstesna eser, asırlar boyunca her mü’min Türk’ün gönlünde engin heyecan meydana getirmiş, daima vecd ve zevkle dinlenmiş ve okunmuştur. Edebiyatımızda hiçbir eser Süleyman Çelebi’nin bu şaheseri kadar millete mal olmuş değildir. Bugün de bu esere karşı rağbet ve alâka hiç eksilmeden devam etmektedir. Bunun sebebi, Mevlid’in Türk ruhunu en iyi şekilde aksettiren, her türlü mübalâğadan ve sunîlikten uzak, saf ve samimi bir duyguyla ve dille yazılmış olmasıdır. Türk halkı bunda, Hz. Peygamber’e duyduğu bağlılığın ve sevginin tam bir ifadesini bulmuştur (1).
Şair Ziya Paşa, Harabât önsözünde bu eseri:

Bilmen ne sühendir ol sühenler
Aşüfte olur hep işidenler

Dört yüz seneden beri efâzıl
Bir söz demedi ona mümasil

gibi mısralarla övmüştür. Türk edebiyatında bir çok mevlidler bulunduğu halde, Süleyman Çelebi’nin samimi ve sade Mevlid’i hepsini unutturmuştur. Eserde çok olgun fikirler ve kompozisyon bütünlüğü vardır. Kafiyeler güzel ve sağlamdır. İslâm dini üzerine yazılmış olan bu eser, her türlü şüphe ve riyadan uzak olarak Allah’a olan büyük inancını, Kur’an, yolunun güzelliklerini ve Peygamber’e olan derin hayranlığını anlatmaktadır. Batınî, hatta tasavvufi fikirlerin tümünü reddederek ehl-i sünnet görüşünü savunmaktadır. Onda tasavvufun sistemi şöyle dursun, terimlerine bile rastlanmaz (2).
Bu eser değişik makamlardan usulsüz olarak ve çeşitli kimseler tarafından bestelenmiş ve isteyenlere öğretilerek yayılmıştır. Notası tesbit edilmiş değildir. Çeşitli üstadların besteleri talebeleri tarafından kulaktan öğrenilmiştir. Bugün kendine mahsus tavrı ile eski üstadlara benzeterek okuyanlar pek azdır, her okuyan kendi zevkine göre bestede değişiklikler ve ilâveler yapmaktadır (3). Eserin sonunda mevlid’le ilgisi olmayan Geyik hikâyesi, Deve hikâyesi ve bir takım hikâyelerin Süleyman Çelebi ve eseri ile ilgisi yoktur.
Mevlid’in kelime olarak:
a) Bir kimsenin doğduğu yer,
b) Bir kimsenin doğduğu zaman,
c) Doğum ve doğma manaları taşır.
Ancak İslâm an’anesi mevlid kelimesini, bilhassa Hz. Muhammed (s.a.s.)’ın doğduğu zaman manasına kullanmıştır. Bundan başka:
a) Hz. Muhammed’in doğum yıl dönümlerine,
b) Bu yıl dönümünde yapılan anma şenliklerine,
c) Bu törenlerde okunan ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğumunu hikâye eden eserlere de Mevlid denmiştir (4).
Aslında Hz. Peygamber’in doğum yıldönümünü kutlamak için yapılan mevlid, çeşitli vesilelerle okutulmuştur. Başta Hz. Peygamber’in doğum yıldönümü, Kadir, Mi’rac, Regâib ve Berat geceleri olmak üzere şehitlerin ve din büyüklerinin ruhlarını taziz, ölüm, doğum, evlenme, hac farizasını eda etme, ev sahibi olma, bir memuriyete tayin, adaklar, bir muvaffakiyet ve bir sevinç vakaları mevlid okutulması için sebep teşkil etmektedir. Bazı müesseselerin kuruluşu veya açılışı dolayısıyle de mevlid okutulmaktadır (5). Bu merasim bazı İslâm memleketlerinde resmi bir bayram mahiyeti kazanmıştır.
Mevlid Edebiyatının Menşei ve İnkişafı
Hz. Muhammed (s.a.s.)i medh ve O’nun üstün vasıflarını tebcil eden şiirlere, O’nun hayatında dahi tesadüf etmek mümkündür. Hz. Peygamberin şairi diye vasıflandırılan Hassan İbn Sabit, bir çok şiirinde, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in güzel vasıflarım tebcil ve düşmanlarını tahkir etmekten geri kalmamıştır. Hz. Peygamber’e medhiyeler tahsis eden sahabi şairler Hassan İbn Sabit, Abdullah İbn Revâha ve Ka’b İbn Zuhayr’dan ibaret değildir.
Zira bunların dışında nice sahabi ve sahabiyeler vardır ki, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in şerefine dair şiir söylemişlerdir.
Bütün bu zikri geçen medhiyeler, müstakbel mevlid eserlerine birer ilham kaynağı olarak telâkki edilebilir. Fakat, mevzu bakımından, mev- lidlerin asıl kaynakları Hz. Peygamber’in eski Sî- re’lerini, Şamâil ve Magâzilerini işleyen mühim eserler teşkil etmektedir (6).
Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğum günü dola- yısıyle herhangi bir şenlik veya toplantı yaptığı malum değildir. Onun devrini takip eden Hulefâyı Râşidin, Emevîler ve ilk Abbasîler zamanında,
Peygamberin doğum günü dolayısı ile, resmî veya özel herhangi bir tören yahu! şenlik yapıldığına dair de hiç bir kayıt yoktur. İslâm tarihinde, Peygamberin doğum günü münasabetiyle bir tören yapılmasına ilk olarak Mısır’da Fatımîler devrinde rastlanmaktadır (7). Türkiye’de ise Mevlidin resmî törenle kutlanışı 1910’dan itibaren kanunla kabul edilmiş ve bu törenlere Cum- huriyet’in ilânına kadar devam edilmiştir (8).
Dini bir hüküm olarak Mevlid okumak veya okutmak; farz, vacib, sünnet veya müstehap, yani dini yönden yapılması gereken bir görev değildir. Ancak okumak ve dinlemekle gönlümüzde Rasûlüllah (s.a.s.)’ın sevgisini tazelediği, O’na ve sünnetine olan bağlılığımızı artırdığı, kuvvetlendirdiği ve bizde dini bir heyecan uyandırdığı nisbette faydalıdır. Fakat mevlid okumak, okutmak, dinlemek veya izlemekle bir müslüman, bizzat eda etmek yükümlülüğünde olduğu namaz, oruç, hac, zekât... gibi dini mükellefiyetlerden hiç birini ödemiş sayılmaz (9).

1-TİMURTAŞ, Faruk K. Mevlid (Vesiletü’n-Necât), Önsöz I, M.E.B Yay. İstanbul-1972
2 -KABAKLI, Ahmet, Türk Edebiyatı, 2/337-341
3 -KARADENİZ, M. Ekrem, Türk Mûsikisinin Nazariye ve Esasları, 169, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., Ankara-Tarihsiz
4 -BANARLI, Nihad Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, 1/480, M.E.B. Yay., İstanbul - 1971
5 -TİMURTAŞ, a.g.e., Önsöz, XI.
6- OKİÇ, M. Tayyib, Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fa kültesi Dergisi, 20-21,1. Sayı. Aralık -1975, Erzurum-1976
7- ATEŞ, Ahmed, Vesiletü’n-Necat (Mevlid), 3, T.T.K.
Yay. Ankara-1954.
8- PEKOLCAY, Ayşe Neclâ, Mevlid, 15. T.D.V. Yay. Ankara-1993; TİMURTAŞ, a.g.e, Önsöz XII
9 -Fetvalar, 72, Diyanet İşleri Başk. Yay. Ankara -1995