Makale

AHİLİK KÜLTÜRÜ

İBRAHİM URAL
Din İşleri Yüksek Kumlu Başuzmanı

AHİLİK KÜLTÜRÜ

Son yıllarda Ekim Ayı içinde kutlanmaya başlanan "Ahilik Haftası" vesilesiyle iktisadî-sosyal tarihimizin önemli bir müessesesi yeniden gündeme gelmekle birlikte, aynı zamanda toplum barışının temel dinamik unsurlarından biri olan "İş" hayatinin önemi de yeniden vurgulanmış oldu. Bu yıl (1993 yılı) Ankara’nın başkent oluşunun yetmişinci yılı kutlamaları sırasında, Ankara’nın tarihinde önemli bir yeri olan Ahiliğin çeşitli yönleriyle ele alınması beklenmektedir. Bununla ilgili yazı ve konuşmaların derlenerek kitap haline gelmesi uygun olur. Bu konuda "Ankara Ku- lübü"ne de önemli görevler düşmektedir.
İslâmiyet, Batılılarca, Hris- tlyanlık İçin biçilen modelde "Religion" nevinden ferdî bir inanış olmayıp, toplum kültürüne her yönden damgasını vurmuş bir din olduğundan, tesirleri geniş bir tabana yayılmıştır. Islâm Ülkelerinde örf ve âdetlerden güzel sanatlara, folklordan sözlü kültüre kadar geniş bir saha Islâm Dini’nin getirdiği mesajın ve hayat anlayışının bütüncül özelliklerini taşır. Islâm-Türk Medeniyet Tarihi bunun müşahhas örnekleriyle doludur. Dinin özüne ve temel fıkhî ölçülere aykırı olmayan mahallî kültürlerle de uyum sağlayarak gelişen ve evrenselleşen Islâm Medeniyeti, fıtrîliğin ve geliş- meciliğin bütün gerekli şartlarını kendi bünyesi içinde taşımaktadır. Hakkaniyyet, adalet, dünya-âhiret dengesi, dinin mesâlihinin ve kamu yararının korunması, yaratılış gayesine riâyet vb. esaslarla yakından ilgili bulunan Islâm toplum modeli, değişen dünya şartları içinde kendi yapısını muhafaza ederek gelişmiştir. İktisadî hayatta da bunun yansımaları görülmektedir. Uzakdoğu İle Doğu Akdeniz arasındaki ticaret yollarının kesiştiği bölgelerde gelişen ve ticaretin avantajlarını kullanan Islâm Medeniyeti, onlklncl asırdan itibaren küçük sanayiin ve manüfaktür sanayiinin ilk aşamasını Selçuklu Türkele- rlyle yaşamıştır. Ahilik ve fütüvvet bu dönemde gelişip, yaygınlaştı. Anadolu’da yeni köyler, kasabalar kuruldu.
Gerçi Ahiliğin anayasası konumunda olan fütüvvet anlayışı daha önceki devirde, Abbâ- siler döneminde ortaya çıkmıştır. Tasavvuf önderleri bu konuda eserler yazmışlardır. Ancak şurası da bir gerçektir ki, fütüvvet ve mürüvvet ahlâkını pratik olarak hayata geçiren, belirli bir teşkilât ve meslek mensuplarına bu anlayışı hayat felsefesi olarak kabul ettiren topluluk; Ahilerdir. Ibn Batuta, ünlü seyahatnamesinden, onüçüncü asırda Anadolu’da etkin olan Ahi Birliklerinden bahsetmiş ve onların davranışlarıyla ilgili canlı örnekler vermiştir.
Sülemi’nin "Fütüvvet" adlı eseri ahilik, tasavvuf, fütüvvet arasındaki ilişkileri tasvir açısından önemlidir. Onbeş yıl önce Ank. Üniv. Ilâhiyat Fakültesince tercemesiyle birlikte yayınlanmıştır. Ahiliğe ve fü- tüvvete yabancı ulus ve kültürlerden kök, menşe aramak boşuna bir gayrettir. Şövalyelik ise meslekî bir kuruluş olmayıp, feodalite (derebeylik) dönemiyle ilgilidir. Fütüvvet ehil, kendi tarih silsilelerini Hz. Ali’ye, Hz. Hamza’ya, hattâ Hz. Peygamber’ln katıldığı "Hılfü’l-Fudül" anlaşmasına kadar uzatıyorlar. Meslek ahlâkıyla İlgili eserler Avrupa’da ondokuzuncu asırda yazılmaya başlandığı halde, Islâm Dünyasında onuncu asırdan İtibaren kesbname ve fütüvvetnameler yazılmış olması önemli bir husustur. A. Hamdi Tanpınar "Beş Şehir" adlı kitabında Ankara’yı anlatırken, Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışından OsmanlI yönetiminin bölgeye hakim olmasına kadar geçen zaman içinde (1308-1363 yıları arası) Ahi esnafının şehrin ve bölgenin yönetimine egemen olmasını, şark ülkelerinin tarihinde nadir olarak görülen hadiseler olduğunu belirtiyor. Ortadoğu ülkelerini ve Islâm Dünyasının tarihteki konumunu "Doğu Despotizmi" deyimiyle ifade eden Batılı yazarların bu tür olguları görmezlikten gelmeleri objektif ilim anlayışıyla bağdaşmaz. Batılıların bu tür tek yanlı yorumları yeni bir durum değildir...
Ahiliğin Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde gerçekleştirdiği başarılardan biri de, şehirleşme ve yerleşik hayata intibak etmedir. Büyük çoğunluğu göçebe olan Oğuz Türklerinin dericilik, demircilik, ahşap işçiliği, el sanatları vb. meslek kollarında kısa süre içinde temâyüz edip, gayr-i müslim azınlıkların öne geçmeleri Ahilik Teşkilatı ve fütüvvet ahlâkı sayesinde mümkün olmuştur. Bu tür meslekî dayanışmanın sınıf çatışmasıyla herhangi bir ilgisi yoktur. İslâmî ve ahlakî eğitime ağırlık verilen bu tür manevî terbiye sisteminde çırak ve kalfalar - bir çeşit- askerî eğitim de görüyorlar, böylece vatan savunmasını öğreniyorlardı. Çok yönlü bir faaliyet vardı.
Günümüzde Endüstri Meslek Liseleri ve Çıraklık Okulları, geçmişte Ahiliğin yaygın eğitim ve sözlü kültür yoluyla verdiği eğitimi, örgün eğitim içinde veren kuruluşlardır. Ibn Batuta, gezi kitabında Anadolu’daki Ahi Tekkelerinin köylere kadar yaygın olduğunu anlatırken, Türk köylerindeki sözlü kültürün tarihine de değinmiş olmaktadır. Ahilik teşkilatı bünyesindeki şeyhlik, ahi- babalık ve yiğitbaşılık gibi mevkilere ancak kıdem, yaşlılık ve seçim gibi esaslara bağlı kalınarak gelinebilmesidir. Bu, Islâm’a uygun olan bir usuldür. Ahilikte sıkı bir meslek içi disiplin vardı. Muhtesibden önce, meslek mensuplarının şeyhi (Ahi Baba) esnafa müdâhâle eder, manevî nüfuzunu kullanarak pek çok olayı önleyebilirdi. Ahi Evran’dan beri, bütün Ahibabalar esnâf ve sanatkârlar nezdinde İtibarlı kişiler olarak bilinmiştir. Ankara’nın manevî simgesi olan Hacı Bayram-ı Veli bahçe ve bostan sahiplerinin meslekî piri (önder) olarak bilinir. Ona verilen Unvanlardan biri de; "Ahi Sultan" dır. Esnaf içi yardımlaşma fonu olan "Orta Sandığı" uygulamasını, O başlattı.
"Ahi" kelimesi ister "kardeş" anlamına gelen (Arapça) “ahr’den, ister "cömert" anlamına gelen "akı" kelimesinden gelmiş olsun; Anadolu’da derin ve köklü tesirler, bıraktığı kesindir. Özellikle Orta Anadolu’daki etkileri önemlidir. Ankara’daki “Seğmen", Çankırı’daki "Yâren Sohbetleri" geleneğinde Ahiliğin temel ilkeleri belirgindir. Bazılarının zannettiği gibi, Ahilikte kol- lektif mülkiyet sözkonusu değildir. Her esnâf ve kalfa müstakil üretim kaynağina (veya kazanca) sahiptir. Ancak zaviyenin hizmetlerine katkı sağlamak ve belirli zamanlardaki müşterek harcamalar için zaviyenin başka- nına teslim edilen aldat söz- konusudur. İştirak, belirli tüketim faaliyetleriyle ilgilidir. Günümüzdeki dernek, lokal, kooperatif gibi kuruluşların çalışmaları da bununla benzerlik arzetmektedir.
Ahiliğin toplum barışını sağlamadaki uzlaştırıcı fonksiyonu, Islâm’ın öngördüğü toplum modelini gerçekleştirmeye katkı sağlayıcı niteliktedir. Yamak, çırak, kalfa, usta ve patronuyla aynı manevî atmosfer ortamı İçinde bir araya gelen fertlerin, üretime ve verimliliğe ne kadar olumlu katkılar sağlayacakları, sağlanan huzur ortamının İş hayatının akışını müsbet olarak ne kadar değiştireceği hususu izah bile gerektirmeyen hakikatlerdir. Üretim azlığı sebebiyle kalkınamayan, yüksek enflasyon yüzünden İktisadî bunalım içinde bocalayan ülkelerin Ahilik ve Fütüvvet kurumundan öğreneceği çok şey vardır. Ahiliğin eğitim ve disiplin terbiyesi konusundaki önemi ise ayrı bir araştırma konusudur. İşçi-işveren ilişkileri konusunda da öğrenilecek çok şey vardır. Bunlar iktisat sosyolojisi açısından tedkik edilmelidir.
Günümüzde esnaflık mesleğini ve iş hayatını yakından ilgilendiren konularda bazı öneriler getirmeyi faydalı bulduk:
1- Türkiye Esnâf ve Sanatkârlar Konfederasyonunca neşredilmekte olan: "Ahilik Yolu" adlı derginin tirajı ve imkanları artırılmalıdır.
2- Mevzûâtı 1987 yılında yeniden belirlenen Çıraklık Eğitimi ve eğitim merkezleriyle ilgili düzenlemeler geliştirilerek sürdürülmeli, çıraklık eğitim merkezlerinin sayısı artırılmalıdır.
3- Çıraklık eğitiminde okutulan; "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi" derslerinin müfredatında Ahilik Ahlâkı müşahhas örneklerle verilmelidir.
4- Vaktiyle Muhsin Mete tarafından hazırlanan ve TRT televizyonunda gösterilen "Ahilik" filmi türünden drama ve yarı belgesel filmler hazırlanmalıdır.
5- İslam Dini’nin iş, çalışma, sosyal güvenlik, ticaret ahlâkıyla ilgili hükümlerini ihtiva eden eserler sergilenmelidir.
6- İç Anadolu Bölgesinde Ahilik kültüründen kalma, gelenek, deyim, anı ve değerler araştırılmalıdır.