Makale

M.Eğitim Bakanı Avni AKYOL un Beyanatı

DERGİMİZ HER SAYIDA YENİ CİDDİ KONULARI GÜNDEME GETİRECEK, ÇÖZÜM ARAYACAK.,. BİR ÖNEMLİ KONUNUN ASLINI BU MÜLAKATLA SUNUYORUZ.

Kamuoyunu aylardır meşgul eden "8 yıllık z "İmam-Hatip Liseleri", "Kur’an Kursları" ve"
Genel Yayın Yönetmenimiz Hamdi MERT’İN sorularını cevapladı.

MİLLİ EĞİTİM Bakanı Avni AKYOL,
AVNİ AKYOL’un
DERGİMİZE
ÖZEL BEYANATI:

Sayın Bakan, kamuoyunun bir kısmını, özellik/e bizim meslek kamuoyunu rahatsız eden bazı konularda sorularımız olacak. Sorularımızın bir kısmını Bakan Akyol’a; bir kısmını ise çok eskilerden buyana tanıdığımız sivil Akyol’o yönelteceğiz. Önce DERGİMİZİ Nasıl buldunuz, bu ilk sayımızı ?.
Kanaatimi çok samimi ifade edeyim: Çok sıcak başladınız. Sıcak bir giriş yaptınız. Bu sıcaklık içinde doğruluklar, iyilikler-güzellikler var. Derginizi ilk gördüğümde, takıldım bizimkilere: Görüyor musunuz, dedim. İşte yeni yayıncılık budur. Çağdaş, iyi, güzel.. Mesaj yüklü.. Kapak anonsunuza baktım: 21. Yüzyıl Neyi Getirecek? Evrenseli yakalamışsınız.. İçeriye bakıyoruz: Mizampaj, teknik, asıl önemlisi muhteva.. Yapıcı, gerçekçi, bilimsel, yeniliklere açık gelişmeye açık. Bazılarında 21. yüzyıl korkusu var. Diyanet, gelecek o yüzyılı değerlendirmiş. Bilimsel verilerden hareket ederek... Samimi söylüyorum: Hiçbir dergi, yayın organı bunu yapmadı. Ben biraz da yayıncıyım, o sıfatla söylüyorum. Bütün süreli yayınlan dikkatle okurum. Hiç birinde görmedim bu dolu, bilimsele, bilim çağına açık değerlendirmeleri.. Bunu Diyanet yapıyor. Milli Eğitim Bakanı olarak, takdir ettim, gururlandım. Diyanetin fonksiyonu çok önemli. Siz halkın gerisinde değil, önünde yürü-melisiniz. İşte aktüaliteye, yaşanan hayata, insanımıza yönelik yayınınız bunun simgesi..


Efendim, bu ilk sayımızın bir ağırlıklı konusu da, İmam-Hatip Liseleri.. Bir ’İddia var: Milli Eğitim Bakanı Avni AKYOL’un

İmam-Hatip Liselerine korşı teyakkuz, şüphe, tereddüt ha/inde olduğu söyleniyor. Ne dersiniz, doğru mu bu?
Sayın Mert! Sözü oraya getirecektim. Önce bu duygumu ifade edeyim. Sonra, memnuni-yetle, sorunuzu cevaplandıracağım. Birincisi şu: İmam-Hatip Liseleri, Bakanlık olarak bizim müesseselerimiz. Ama aynı zamanda da sizin.. İmam-Hatip Liseleri Diyanet teşkilâtının menşei, kaynağı.. Diyanet bizim okullarımızın istihdam alanı, istikbali.. Yani İmam-Hatip Liseleri açısından iç-içeyiz.. Çok iyi işlemişsiniz İmam-Hatip Liselerimizi.. Objektif, bilimsel, belgelere dayalı olarak. İmam-Hatip Liseleri kurulduğundan bugüne, böylesine derinliğine bir değerlendirme yapılmadı. Bunu da siz yaptınız. Asıl teşekkürüm bundan.. Bir de şundan: Bu soruyu sorduğunuzdan.. Yanılmıyorsam şöyle sordunuz: Bazıları beni İmam-Hatip Liselerine karşı sanıyor.. Sen de öyle mi sanıyorsun Sayın Mert?
Hayır, ben sizi yakından tanıyorum.
Teşekkür ederim, siz beni tanırsınız, bilirsiniz. Ben bu sorunuza, soyut sözle değil, bir belge ile, hayır birden çok belge ile cevap vereyim. 1987 yılında yayınlanmış bir kitabım var. Bakınız orda ne demişim:
"1951-52 öğretim yılında Öğretmen Okullarına ilk defa DİN BİLGİSİ DERSİ’NİN konması; aynı ders yılında İMAM-HATİP LİSELERİ’ nin öğretime açılması; 1957’de orta dereceli okulların 1. ve 2. sınıflarına DİN BİLGİSİ DER
Bu sözler Sayın Mert, Bakan olmadan önceye ait. Şimdi de Bakanlığım dönemine gelelim. Ben 2 yılda 25 İmam-Hatip Lisesi açan Bakanım. 1989-90 öğretim yılında 13,1990-91 öğretim yılında ise 12.. Toplam 25.. Lise bölümü bulunma yan İmam-Hatip orta kısmı kalmadı benim dönemimde..
24 İmam-Hatip Lisesi’nde DEVLET PARASIZ YATİLİ uygulamasına geçtim. Pansiyon sayısını 63’e çıkardım. Parasız yatılı kontenjanını 16 bin 500’den 20 bine-, burs kontenjanını ise 2 bin 600’den 2 bin 750’ye yükselttim. 20 İmam-Hatip Lisesi’ne daha PANSİYON; 30 İmam-Hatip Lisesi’ne de BİLGİSAYAR LABORATUVARI plânlandı.
Bir de yatırımlar.. Bakan olduğum yıl, İmam-Hatip Liseleri ile ilgili yatımları %135 arttırdım. 1991 yılı rakamı, bütçe denkliği zorunluluğu sebebiyle %21 araş yapılabildi. Bu artış yetmez. Fonlarla bu rakamı arttıracağım.
Bunları şunun için söylüyorum Sayın Mert. İmam-Hatip Liseleri, bir zaruretin sonucu olarak açıldı. Halkımız da fevkalâde benimsedi, kucakladı bu okulları.. İmam-Hatip Liseleri olmasa Diyanetin din görevlisi ihtiyacını nereden karşılayacaksınız? O boşluğu gelip, başkaları dolduracak.
Benim bir tesbitim daha vat: 1933-1948 yılları arasında Türkiye’de hiç din öğretimi yok. 15 yıl.. Bugünkü problemlerin temelinde, işte din öğretiminin bulunmadığı o kesinti dönemi var dedim. Bunu hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Eğitim Komisyonu’nda ifade ettim, hem de "Laiklik ve Din öğretimi" kitabımda yayımladım.
Şimdi şunu söylemek istiyorum. Bizim millî eğitimimizin temel amacı, halkımızın öğrenim seviyesini yükseltmek. İmam-Hatip Liselerinin açılmasıyla, on binlerce Türk çocuğu öğrenim imkânı buldu.

Sayın Bakanım tam burada bir sorum olacak: İmam-Hatip Liselerinin, Ö.S.Y.M. sistemi içerisinde üniversitelerin çeşitli bölümlerine girebilmelerine karşı da bir tayakkuz durumu vor.. Yani Imam-Hatip Lisesi mezunları sadece din adamı olsun, başka branşlara intisabetmesin deniyor.
Olur mu? Imam-Hatip Liseleri, diğer meslek liseleri gibi, bir meslekî ^ okul. Yani diğer meslek lisesi mezunları, üniversitelerin çeşitli fakültelerine girsin, ama Imam-Hatip Lisesi mezunları girmesin.. Böyle şey olur mu? Bakın Milli Eğitim Temel Kanunu veriyor bu imkânı. Hem "mesleğe", hem "yüksek öğretime" eleman hazırlamak şeklinde iki kapı açıyor.. Bütün meslek liseleri için öyle.. Imam-Hatip Liselerini nasıl ayrı tutarsınız.?
Sayın Bakanım, burada konuyu değiştirmek istiyorum. Şu 8 YILLIK ZORUNLU İLKÖĞRETİM konusu.. Bu konuda da, kamuoyunda, bazı basın organlarında ciddî tereddütler, tepkiler var_ Efendim, şimdi nereden çıktı bu 8 yıllık zorunlu ilköğretim?.
Sayın Mert, önce, siz sormadan şunu söyleyeyim:
8 yıllık zorunlu ilköğretim, İmam-Hatip Liselerine ve resmî Kur’an kurslarına zarar vermeyecek Bunun "nasılını ayrıca izah edeceğim. Yani bu konuda HAKSIZ eleştiriler alıyorum. Üzülüyorum da.. Sizin gibi gelip sorsalar, izah imkânını bulacağım. Dahası, bu konuyu gelip, benimle konuşanlardan da saptıranlar oldu. Buna da üzüldüm. Biraz sonra size de izah edeceğim. Hayret edeceksiniz.
Şimdi sorunuza geliyorum: Nerden çıktı bu zorunlu ilköğretim dediniz. Bu politika bugün ortaya çıkmadı. Fikir olarak çok eskilere dayanır. 1973 yılında ise, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile kanunî bir zorunluluk haline gelmiş.. Uluslararası eğitim- plânlama toplantılarına katılıyoruz. Mecburi eğitimi 5 yıl olan, bazılarını haritada bulmakta güçlük çekeceğimiz 12 ülkeden biriyiz. Bunlar MACAO (Mako), BENİN, BURMA, LAOS, SENEGAL, NEPAL, KOLOMBİYA, BANGLADEŞ, VİETNAM, HİNDİSTAN, İRAN VE TÜRKİYE.
Biz ki, 2000’li yıllarda 172 ülke arasında ilk 25’ e girme iddiasında, azmindeyiz. Batı ülkelerinde zorunlu öğretim 9-12 yıl arasında.. Komşumuz Yunanistan’da 9 yıl….
Efendim sözünüzü bölmüş olmazsam, bu 8 yıllık zorunlu ilk öğretimin, İmam-Hatip Liselerinin orta kısımlarını kapatıp kapatmayacağı konusuna gelsek., zira tedirginlik, önce buradan doğuyor..
İşte sözü oraya getireceğim. Kim, ner-den uyduruyor bunu şaşıyorum. Maksat üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi, bilemiyorum. Hiçbir ilgisi yok
Sayın, Mert hiçbir ilgisi yok İlk 5 yıldan sonra, zorunlu 3 yıl için, isteyen istediği ortaöğretim Kurumuna gider. 3 yıl daha, zorunlu olarak okuyacak ama istediği ortaokulda okur. Bu İmam-Hatip orta kısmı da olur, diğer meslek liseleri orta kısımları da, düz ortaokullar da.. Yani diğer meslek liseleri ile birlikte İmam-Hatip Liselerimizin orta kısımları da öğretimlerine devam edecekler.. Bu 3 yıllar, ilkokul üzerine zorunlu eğitim sayılacak
Sayın Bakanım, bu sözünüzü bir TEMİNAT OLARAK görebilir miyim? Okuyucularımı-za, Sizin SÖZÜNÜZ, VA’DlNlZ olarak duyurabilir miyim 1
Aynen duyurunuz! Sözümdür, va’dimdir. Zira sistem zaten bu şekilde işleyecek. Başka türlüsü mümkün değil.
Bir de KUR’AN KURSLARl!.. Aynı endişe, korku, Kur’an kursları için de sözkonusu.. İmam-Hatip Liseleri için izahınız makûl doğru, inandırıcı.. Bunun için teşekkür ediyorum. Aynı sözü, va’di Kur’an kursları için de verebilir misiniz?
Sayın Mert! Bizim resmî Kur’an kurslarına karşı bir tavrımız olmaz, olmamalı. Aksi halde ben tarihime de, vicdanıma da, irfanıma da ters düşerim, özellikle HAFIZLIK konusu. Bütün İslâm ülkelerine örnek durumdayız, her konuda olduğu gibi, Kur’an eğitim-öğretimi konusun-da da.. Bunda gerileyemeyiz, gerilememeliyiz.
Şimdi ben size sorayım: Nedir Kur’an kursları konusundaki endişe?
Efendim, zorunlu ilköğretim 5 yıldan 8 yıla çıkınca, bu 8 yıldan sonra Kur’an kurslarında, özellikle de HAFIZLIK ta başarı olmaz deniyor. 15-16 yaşından sonra HAFIZLIK gerçekten de mümkün olmaz, çok zor olur..
Anladım. Sistem içinde bunun çaresi bulunur. Nasıl bulunur, şimdi ben birçok alternatif çare sıralayabilirim-, ilk 5 yıldan sonra, özellikle İmam-Hatip Liselerine geçiş yolu üzerinde, bir ara eğitim gibi.. Bunun daha isabetlisi, çaresi ne ise oturup konuşalım. Hatta hemen bir KO-MİSYON oluşturalım. Bu komisyonda siz bulunun, Din Öğretimi Genel Müdürü bulunsun, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı bulunsun. Bana bir formül bulup getirin. Öyle bir formül olsun ki, resmi Kur’an kurslarımız zarar görmesin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na rağmen, Kur’an kursları Diyanete bırakılmış. Bugüne kadar da, gelişerek, büyüyerek gelmiş. Şimdi biz mi onları kaldıracağız? Bunu kimse yapamaz.
Sayın Bakanım bunu da kendi ağzınızdan bir TEMİNAT OLARAK yayınlayabilir miyiz?
Tabii yazın!.. Bunu da herkes duysun, bilsin.
T.C Devleti’nin; bölgesinde istikrar unsuru bir büyük milletin Mi//i Eğitim Bakanısınız. Bi-zi, milli eğitimimizi, dünya boyutunda da değerlendirir misiniz?
Bakalım karamsar mıyız, yoksa aydınlık bir tablo mu çıkacak!
Sayın Mert, konuya bir güzel boyut daha kattınız. Fevkalâde güzel oldu. Bizim sorunları-mız var. Her alanda var. Milli Eğitim alanında da var. Bunlar çoğunlukla finansman sorunu.. Bazı kitap, müfredat vb. teknik gelişmeler, geliştirmeler. Ama bir güçlü yönümüz var ki, hiç bir millette yok. Millet olma bilincimiz. Millî değerlerimize, ahlâkımıza bağlılığımız. Bu konuda bütün milletlerin önündeyiz.
Bakınız bir ABD’li yetkili bana aynen şunu söyledi: "Keşke bizim sorunumuz da, sizinki gibi sadeee finansman sorunu olsa!".. Aynen böyle yakındı. Biliyorsunuz orada uyuşturucu ve diğer zararlı salgınlar hat safhada. Bir manevî boşluk var. Bu manevî boşluk ve uyuşturucu salgını dolayısıyla okulu terk olayları %30’lara ulaşmış. Batı toplumunun bu anlamda başka dertleri de var.. Biz iyiyiz, iyi.. Ama çabamız, tabiî ki, daha iyi olmak..
Sayın Bakanım, çok yararlı, verimli, sıcak, inandırıcı bir mülakat oldu. Bize tam 3 saatinizi lütfedip, ayırdınız. Çok değerli Müsteşarınızı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımızı, Müsteşar Yardımcınızı hazır bulundurdunuz. Bu söz ve TEMİNAT verişinizi onlar da duydular, hatta katıldılar. Cümlenize çok teşekkür ediyorum.
Son sözü ben söylemek isterim: DİL, DİN, KÜLTÜR, bizi ayakta tutan 3 önemli unsur, müessese.. Bunlar zarar gördü mü, millet zarardadır. Bu mesajları milletimize ulaştırma fırsatı verdiğiniz için asıl ben size teşekkür ediyorum.
Meslek camianıza iyilikler diliyorum.

DİYANETİN NOTU

Dünyada yeni yönelişler gözleniyor. İnsanı inkâr ve ihmal eden rejimler, birbiri arkasına çöktüler ve yerlerini, insan gerçeğini kabul eden idarelere bıraktılar. Türkiye, bölgesinde demokrasiyi tercih eden tek ülke.. "Halka karşı, halka rağmen" anlayışı, bugünkü dünyada artık müzelere kaldırıldı.
Millî Eğitim Bakanı Sayın Avni AKYOL’ un yaklaşımı, gördüğünüz gibi bu ilerleme istikametini gösteriyor.