Makale

İSLAM HUKUKU AÇISINDAN GENETİK KOPYALAMA

İSLAM HUKUKU
AÇISINDAN
GENETİK
KOPYALAMA


Doç. Dr. Ahmet YAMAN
Selçuk Üniv. İlahiyat Fak.

Islâm Konferansı Teşkilatı’na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Mecmau’l-Fıkhı’l-İslamî (İslam Fıkıh Akademisi) 2327 Safer 1418 yani 28 Haziran- 3 Temmuz 1997 tarihleri arasında Cidde’de düzenlenen 10. dönem Toplantısı’nda 10d/l/99 sayılı kararında “el-İstinsâhu’lbeşeri” başlığıyla insan kopyalanması konusunda şu mütâlâalarda bulunmuştur: 9-12 Safer 1418/14-17 Haziran 1997 tarihleri arasında Fas Krallığı’nda Akademi’nin de yardımıyla İslam Tıbbî Bilimler örgütü tarafından düzenlenen 9. Tıbbî Fıkıh Toplantısında ortaya konan araştırma, inceleme ve tavsiyeler gözden geçirildikten; fakihlerin ve tıp doktorlarının konuyla ilgili yaklaşım ve tartışmaları dinlendikten sonra insan kopyalanması konusunda şu neticelere varılmıştır:
Allah, insanı en güzel bir biçimde yaratmış, en büyük saygınlığı vermiştir: “And olsun ki, Biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık”"
Onu akılla süslemiş, yükümlülüğüne muhatap kabul etmekle onurlandırmış, yeryüzünde O’nun adına yönetme ve imar yetkisi vermiştir. Fıtratla uyumlu bir biçimde elçilik sorumluluğunu ona vererek saygınlığını göstermiştir.01 İslâm; din, can, akıl, nesil ve mal şeklindeki beş külli maksadı koruma altına alarak, insan fıtratını muhafaza konusunda ister sebep ister netice açısından olsun, onu bozabilecek her türlü değişiklikten uzak tutma hususunda son derece hassas davranmıştır.
Allah, insana bilmediğini öğretmiş, bir çok ayette: “Görmüyorlar mı?”, “Düşünmüyorlar mı?”, “Akletmiyorlar mı?”, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!”, “Bunda düşünen, akleden kimseler için işaretler vardır” gibi vurgularla ona hitap ederek araştırma ve inceleme yapıp düşüncesini ve kavrayışını harekete geçirmesini emretmiştir. İslâm, Allah’ın yaratılıştaki sünnetini ortaya çıkaracağı için bilimsel araştırma hürriyetini ne engellemiş ne de kısıtlamıştır. Fakat bu, mübahın yürülükte kalması ama, haramın engellenmesi için şeriat süzgecinden geçirilmeden bilimsel araştırma neticelerinin uygulanma kapısını ilkesiz açmak anlamına gelmez. Bir şeyin, sadece uygulanabilir olması sebebiyle uygulanmasına izin verilmez, aksine onun faydalı, insanların menfaatlarmı sağlayıp zararlarını gideren bir bilim olması; insanın saygınlığını, Allah’ın onu yaratış hedefini koruması, kobay haline indirgememesi, bireyin şahsiyet ve özelliklerine müdahale etmemesi, sosyal bünyeyi, akrabalık ile nesep ve aile bağlarım tahrip etmemesi gerekir. Medyanın ve diğer iletişim organlarının "kopyalama" diye etrafında gürültü kopardığı şey de işte bu yeni bilimsel gelişmelerden birisidir. Konuyla ilgili olarak Müslüman uzman ve alimlerin mütalaalarını arz ettikten sonra meselenin şer’î hükmünün beyan edilmesi gerekmektedir.
Kopyalama nedir?
Bilindiği gibi yaratılış konusundaki Sünnetullah, insanın her biri normal bir hücrenin yarısı oranında kromozom taşıyan iki nutfenin (üreme hücresinin) birleşmesinden oluşması yönündedir. Babanın spermi ile annenin yumurtası birleşince, bunlar emşâc, nutfe yani zigot olurlar. Zigot, tam bir genetik donanıma ve çoğalma kabiliyetine sahiptir. Anne rahmine ekildiğinde büyür, gelişir ve Allah’ın izniyle mükemmel bir yaratık olarak doğar. Zigot bu süreçte ikişer, dörder, sekizer bölünerek birbirinin aynısı hücreler biçiminde çoğalır. Bölünme sürekli devam eder ve birbirlerinden ayrılıp özelleşecekleri döneme gelirler.
Özelleşme döneminden önce zigot hücreleri ikiye ayrılacak olursa tek yumurta ikizi oluşur. Hayvanlar üzerinde, özelleşmeden önce zigotun dışarıdan müdahale ile yapay olarak bu şekilde bölünmesi gerçekleştirilmiş ve tek yumurta ikizleri elde edilmiştir. Bu uygulama henüz insan üzerinde denenmemiştir. Birbirinin aynı yavrular elde edildiği ve teknik olarak “bölme yoluyla klonlama” dendiği için böyle bir uygulama bir tür kopyalama olarak algılanmıştır.
Tam teşekküllü bir yaratığın kopyalanması için bir ikinci yol daha var. Bu yol, beden hücrelerinden birisinin çekirdeğindeki gen bütününün alınıp DNA’dan temizlenmiş yumurta hücresine nakledilmesiyle olur ki. böylece tüm genetik özelliklere sahip ve bölünebilen bir zigot oluşur. Daha sonra anne rahmine yerleştirilen bu zigot da gelişir, büyür ve neticede yine Allah’ın izniyle mükemmel bir varlık olarak doğar. Dolly isimli koyunda uygulanan kopyalama türü, çekirdek nakli de denen işte bu kopyalamadır. Fakat burada kopyalanan yaratık, hücresi alınan asıl yaratıkla tıpatıp benzerlik göstermez. Çünkü DNA’dan temizlenmiş anne yumurtası, yine de bazı çekirdek özelliklerine sahiptir ki, bu özellikler vücuttan alman hücre üzerinde etkili olurlar . Kopyalamanın bu türü de henüz insan üzerinde gerçekleşmemiştir.
Bu bilgilerden anlaşılıyor ki, kopyalama ya DNA’dan arınmış yumurta hücresine herhangi bir vücut hücresinin çekirdeğinin nakli ile ya da zigot hücrelerinin özelleşmesinden önce yumurtanın bölünmesiyle bir veya daha çok canlı varlık elde edilmesi işlemidir. Açıktır ki, bu ve benzeri uygulamalar, kısmî veya küllî bir yaratma değildir. Yüce Allah şöyle buyurur: “De ki! Göklerin ve yerin Rabbi kim? De ki, Allah’tır!...yoksa Allah’a , O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki, her şeyi yaratan Allah’tır. O her şeye üstün gelen tek Tan- rıdır.”<3)
“Sizi yaratan Biziz, hâlâ tasdik etmez misiniz? Söyleyin, akıttığınız meni- den insan yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız? Ölümü aranızda biz tayin ettik, sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez! Andolsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz? 4
“İnsan, Bizim kendisini nasıl bir nutfeden yarattığımızı görmedi mi ki, şimdi apaçık bir hasım kesildi? Kendi yaratdışını unuttu da şu çürümüş kemikleri kim diriltecek? Diyerek bize bir misal verdi. De ki, onları ilk defa yaratan diriltecek. O. her yaratmayı bilir ”’5’
“Andolsun Biz, insanı çamurdan meydana gelen bir süzmeden yarattık. Sonra onu bir nutfe olarak sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra nutfeyi alakaya (embriyoya), onu da bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik, sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir!”6’

1- İsra,70 .
2- Rûm, 30.
3- Ra’d, 16.
4- Vakı’a, 57-62.
5- Yasin, 77-79.
6- Mü’minûn, 12-14.
7- Nisa, 83.
8- el-Beyânü’l-Hıtâmî ve’l-Karârât ve’t-Tavsiyât es-Sâdira an Meclisi Mec- mai’l-Fıkhi’l-İslâmî.


İşte akademi meclisine sunulan araştırma, müzakere, ve şer’i ilkeler doğrultusunda şu kararlar alınmıştır.

1. Yukarıda anlatılan her iki yöntemle veya insan çoğalmasını intaç eden başka herhangi bir yöntemle insan kopyalanması haramdır.
2. Birinci maddede belirlenen şer’i hükme uyulmaz da ihlaller olursa bu durumun neticeleri, şer’i ahkâmın belirlenmesi için incelemeye alınır.
3. İster ana rahminin kiralanması, ister yumurta ya da erkek sperminin veya kopyalama için vücut hücresinin alınması yoluyla olsun, karı-koca arasına üçüncü kişilerin girdiği her durum haramdır.
4. Maslahatı sağlayıp mefsedeti giderecek biçimde şer’i ilkeler dairesinde, bakteriler ve sair mikroskobik canlılarla bitkiler ve hayvanlar üzerinde kopyalama teknikleri kullanmak ve genetik mühendislik uygulamaları yapmak şer’an caizdir.
5. İslâm ülkelerinin, insanı kopyalama deneylerinin laboratuvarı ve bu ameliyenin propaganda alanı olmasını önlemek için yerli veya yabancı araştırma kurulları ve uzmanlarının kullanabilecekleri doğrudan veya dolaylı kapıların kapatılması için İslâm ülkeleri, gerekli kanun ve düzenlemeleri yapmak durumundadır.
6. Kopyalama ve bilimsel gelişmeleri ile bunun terimlerinin tespiti konusunda ve ilgili şer’î hükümlerin beyanının yapılacağı toplantıların düzenlenmesi hususunda, İslâm Fıkıh Akademisi ve İslam Tıbbî Bilimler Örgütü eşgüdüm halinde çalışılacaktır.
7. İslâm ülkelerinde baş vurmak üzere biyoloji alanındaki yaratılış kurallarını tespit etmek amacıyla, uzmanlardan ve din alimlerinden oluşan teknik komisyonlar kurulmalıdır.
8. Biyoloji bilimi ve insan kopyalanması hariç, genetik mühendislik alanlarında İslâmi ilkeler ışığında araştırmalar yapacak bilimsel kurumlar ve enstitüler kurulmalıdır. Böylece İslâm dünyası, başkalarının aleti ve bu sahada taklitçisi olmayacaktır.
9. Bilimsel yeniliklere yaklaşımı, İslâmî bir bakış açısıyla temellendirmek gerekir. Medya, bu tür konulara yaklaşırken imanî bir bakışa sahip olmalı, İslâm ile çelişecek biçimde sunmamalı ve herhangi bir yargıda bulunmadan önce kamuoyunu bilinçlendirmelidir. Bütün bunlar Yüce Allah’ın “Onlara, güven ve korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Peygambere ve aralarındaki yetkili kişilere götürselerdi, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Eğer size Allah’ın lütfü ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.”7’ mealindeki sözüne uymanın da bir gereğidir.’*’