Makale

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN 75. KURULUŞ YILI

Yayına Hazırlayanlar:
Gaffar TETİK
Dr. Mehmet BULUT

DİYANET İŞLERİ
BAŞKANLIĞI HİZMETLERİ VE BU HİZMETLERLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME

Halit GÜLER
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı.

Diyanet îşleri Başkanlığı, İslam Dini’nin inançları, ibadet ve ahlâk esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek amacıyla 3 Mart 1924’te kurulmuştur.
Yetmişbeş yıl önce kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, çizgisini hiç değiştirmeden amacına uygun çalışmalar yapmış ve Türkiye’nin dini hayatını bereketlendirmiş ve maneviyat ufkunu aydınlatmıştır.
Başta, tevhid inancını esas alan din hizmeti olmak üzere ilim aşkı, vatan ve millet sevgisi, şehitlik ve gazilik ruhu, kardeşlik duygusu, ahlâklı ve faziletli çağdaş insan yetiştirme gayreti, bütün bu değerlere bağlı kalarak her alanda ileri gitmek ve toplumu kalkındırmak azmi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ömrünü bereketlendiren ve geçmişini şereflendiren değerlerdir.
Takdir edersiniz ki, din hizmetini 75 yılla sınırlamak veya bu hizmetin Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluşu ile başlatılmış olduğunu söylemek mümkün değildir.
Din hizmeti ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamber Adem Aleyhisselamla başlamıştır. Hz. Adem’le başlayan bu kutsal hizmet, büyük tecrübeler kazanarak, tarihin akışını değiştirerek ve çetin imtihanlardan geçerek zamanımıza ulaşmıştır. Din hizmetinin özünü teşkil eden Tevhid inancı, insanlık tarihinin her döneminde mevcut olmuştur.
Din hizmetinden maksat; Müslümanlığın takdim ve tahkimi ise o da Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.)’in 1400 küsür sene önce Mekke’de, insanları Allah (C.C.)’dan aldığı ilahi emirler çerçevesinde Hak Dine daveti ile başlamıştır.
Demek ki din hizmeti; sağlam bir kaynağa, derin ve zengin bir geçmişe, tecrübe edilmiş bir usule ve köklü bir geleneğe sahiptir.
Zengin bir medeniyetin, şanlı bir geçmişin sahibi olan Türkler, müslüman olduktan sonra yüzyıllarca İslam’ın bayraktarlığını yapmışlar, Tevhid inancını ortadan kaldırmayı hedef alan haçlı saldırılarına karşı vücutlarını siper etmişler ve din hizmetine gerekli ilgiyi göstermişlerdir. Yaşayış ve anlayışlarıyla, dürüstlük ve cesaretleriyle İslam Dini’nin itibarını korumuşlardır.
Tarih boyunca müslüman Türklerin kurdukları devletlerde Din Eğitimi ve Hizmeti en üst düzeyde ve çağın icaplarına uygun seviyede teşkilatlandırılmış ve bu teşkilatta görev alanlara layık oldukları itibar gösterilmiştir. Çünkü onların itibarı, dinin itibarı olarak kabul edilmiştir.
Cumhuriyet döneminde ise din hizmetine yeni bir şekil verilmiş ve bu hizmetin Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle yürütülmesi uygun görülmüştür.
Diyanet İşleri Başkanlığı bugünkü yapısıyla merkez, taşra ve yurtdışı kuruluşlarından oluşmaktadır. Şu anda merkezde 1042, taşrada 80.429 ve yurtdışında 942 personel olmak üzere cem’an 82.413 görevli ile bu kutsal hizmeti yürütmeye ve diğer kurumlar gibi her türlü ilgiye ve güzel hizmete layık olan milletimize yararlı olmaya çalışmaktadır.
Sevinçle ifade edelim ki, Diyanet İşleri Başkanlığı yurtiçinde bütün il ve ilçelerde müftülükler olarak, yutdışmda vatandaş ve soydaşlarımızın bulundukları ülkelerde Din Hizmetleri Müşavirlik ve Ataşelikler olarak teşkilatlanmış bulunmaktadır.
Bu haliyle ve din hizmetine kazandırdığı dinamizm ile Başkanlık, bütün İslam ülkelerine sahasında model teşkil edecek bir kuruluştur. Kardeş ülkelerin hemen hemen hiç birisinde benzeri bir teşkilat yoktur.
Her karış toprağı birlerce şehidin kanı ile sulanmış, binlerce gazinin duasıyla bereketlenmiş vatan topraklarında cami adedi 72.418’e ulaşmıştır. Her yıl bu sayıya yenileri ilave edilmektedir. Bunların içerisinde Kocatepe Camii ve Adana Sabancı Camii gibi dikkat çeken ulu mabedler de vardır.
Bu mabed aşkı ve ibadet duygusu, aziz milletimizde Süleymaniye’yi ve Selimiye’yi inşa eden ruhun halen yaşamakta ve azmin halen devam etmekte olduğunu göstermektedir. Şükürler olsun ki, ülkemizde ezan sesinin ulaşmadığı yer yoktur. Günde beş vakit gürül gürül ezanların okunduğu, Kur’an sesinin bir saniye bile eksik olmadığı bir huzurlu ülkede yaşıyoruz.
İlköğretimi tamamlayan kız ve erkeklere din hizmeti veren Kur’an kurslarının adedi 3.822’dir. Bu kurslarda 1998-1999 dönemi itibariyle 112.757 öğrenci Kur’an-ı Kerim öğrenmekte ve yeter seviyede dini bilgiler edinmektedir. Her yıl Kur’an kurslarımızdan mezun olan hafız adedi 4.000’dir. Her yıl görevlilerimizin büyük bir kısmı, mesleki formasyonlarının artırılması maksadıyla eğitim merkezlerinde hiz- metiçi eğitimden geçirilmektedir.
Bu rakamlar gösteriyor ki, ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sorumluluğunu yüklendiği Kur’an kurslarında hizmet, kim ne derse desin Kur’an-ı Kerim’in kud- siyetine yakışır bir mükemmellikte yürümektedir. Bu ruhu canlı tutmak ve bu heyecanı yaşatmak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı camilerde, Kur’an kurslarında ve eğitim merkezlerinde sözlü ve yazılı olarak yürüttüğü dini tebliğ ve irşad görevini, günün imkanlarından faydalanarak ihtiyaca cevap verecek bir seviyede sesli ve görüntülü olarak da yürütmeye çalışmaktadır. Her kesimde okuyucunun dini ihtiyacını karşılayacak her türde kitapların yanında, aylık olarak Diyanet Aylık Dergi ve yine aylık olarak Diyanet Çocuk Dergisi ve üç aylık da ilmi bir dergi yayınlanmaktadır.
Günümüzde sesli ve görüntülü yayınlar büyük önem kazanmıştır. Bu imkandan yararlanmayan hizmetin gücü ve türü ne olursa olsun başarı şansı çok azdır. Bu sebeple Başkanlık, bu hizmet dalma da yönelmiş, dini konuları içeren drama, belgesel ve çizgi filmler çevirmiş, teyp ve video kasetleri hazırlamıştır.
Bu hizmete paralel olarak Diyanet İşleri Başkanlığının müslüman ülkelerle dini münasebetleri, kültür alış-verişi, hizmet ve tecrübe aktarımı günden güne şuurlu bir şekilde artmaktadır. Bu münasebetler, müslüman ülkeler arasında olması gereken kardeşlik ve sosyal dayanışmanın daha da sıcak ve canlı hale gelmesine vesile olmaktadır.
Yetmiş yıllık Komünizmin yıkılıp gitmesinden sonra hürriyetlerine kavuşan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki memnuniyet verici gelişmelere de Başkanlık ilgisiz kalmamaktadır. İlgisiz kalmamak ne demek, o soydaş ve dindaş kardeşlerimizin yaşadığı bu Cumhuriyetlerde ibadet yerlerinin açılmasını, ibadethane olmayan yerlere yenilerinin yapılmasını, dini eğitim ve öğretimin başlamasını, Kur’an-ı Kerim öğretimine yönelik müesseselerin kurulmasını, İmam-Hatip liseleri ve İlahiyat Fakültelerinin açılmasını bizzat temin etmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığının hizmetlerini desteklemek amacıyla kurulan Türkiye Diyanet Vakfı merkez ve şubelerinin de bu hizmetlerde maddi ve manevi büyük desteği bulunmaktadır.
Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı çeşitli vesilelerle Bosna-Hersek’te ve Kosova’da cereyan eden savaşı, müslümanlara reva görülen zulmü dünya kamuoyunda yankı uyandıracak sertlikte lanetlemiş, zaman zaman her türlü maddi ve manevi yardımda bulunmuştur. Makedonya’da, Bulgaristan’da, Romanya’da, Arnavutluk’ta ve Batı Trakya’da yaşayan soydaş ve dindaşlarımızın da feryatlarına kulak vermiş ve kendilerinin taleplerine uygun yardımlar yapılmıştır. Bilhassa buralarda açılan İmam-Hatip okulları da desteklenmiştir ve desteklenmektedir. Yeniden canlanma ve mahalli din hizmetini başlatma çabası içerisinde bulunan dini idarelerin her türlü ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır.
Türk Cumhuriyetleri ile kültür alış-verişinin ötesinde dini, insani ve medeni münasebetlerimizin gelişmesi ve canlı tutulması için Diyanet İşleri Başkanlığı, üzerine düşen görevi milli bir heyecanla ve dini bir yaklaşımla yerine getirmeye çalışmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ülkemizin yüzünü ağartan hizmetlerinden birisi de Hac organizasyonudur.
Meşakkatli bir dini görev olan Hac İbadetinin, kudsiyetine yakışır bir ciddiyet ve olgunlukla ifa edilebilmesi için bu vazife, 1979’da Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilmiştir. Başkanlık, haccetmek maksadıyla Mekke’ye gitmek isteyen vatandaşlarımızın bu vecibeyi rahatça ve eksiksiz bir şekilde yerine getirebilmeleri için hizmet ağırlıklı bir anlayışla bu görevi de yürütmeye çalışmaktadır.
Bildiğiniz gibi son günlerde yegane dini hizmet kuruluşumuz olan Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında çeşitli değerlendirmeler yapılmakta, basında kuruluşunu ve hizmetlerini eleştiren yazılar sık sık yer almakta, özel radyo ve televizyonlar da açık oturum ve paneller düzenlemektedir. Ayrıca önemli salonlarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerinden ziyade varlığını konu alan ve tartışan bir kısım maksatlı peşin hükümlü toplantılar tertiplenmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili tartışmalar yıllar önce başlatılmış, bazı kimseler herhalde şartlan müsait hale getirdiklerini zannediyorlar ki, mesele; bu müessese kalksın mı, kalsın mı tarzının bile konuşulabileceği bir noktaya ulaştırılmıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında hiç bir şey söylenemez veya hiçbir eleştiri yapılamaz demek istemiyoruz. Demokratik usuller ve hoşgörü anlayışı içerisinde diğer kurumlar nasıl konuşulabiliyorsa bu kurum da konuşulabilir. Yalnız insafı elden bırakmamak, ölçüyü kaçırmamak, dengeli davranmak ve bu müesseseye ümit bağlayan müslümanları rencide etmemek şartıyla.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını isteyenler, bu kurum kaldırılıverince her şeyin düzelivereceğini veya dinin önündeki, kendilerince mevcut olduğu ileri sürülen engellerin kalkıvereceğini zannedenlerdir.
Din hizmeti büyüktür. Bu hizmete muhtaç olan insan sayısı fazla, alanı geniştir. Buna göre teşkilatlanmak gerekir. Böyle söylenirse hiç kimse buna itiraz edemez.
Halkımız ve dini amaçlı hayır kuramları, dine hizmet etmek istedi de buna Diyanet İşleri Başkanlığı mı mani oldu? Veyahutta bu kuramlara Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sahip çıkmadığını kim söyleyebilir?
Bize göre halkımız, Diyanet İşleri Başkanlığı’m da bağrına basmış, hizmetinden şüphe etmemiş ve daha ileri gitmesini de her zaman istemiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırıldığını kabul edelim. O zaman pekçok dini organize ortaya çıkacak ve bu boşluğu doldurmaya çalışacak. Tek kelimeyle bir tek Diyanet İşleri Başkanlığı yerine birçok teşkilat ortaya çıkacak. O zaman bir Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahammül gösteremeyenlerin, acaba bu kadar Diyanet teşkilatına nasıl tahammül göstereceklerini merak ediyorum!
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili müsbet istikamette çok şey söylemek mümkün iken, hemen bu kurum kaldırılmalıdır teklifinde bulunmak, bu düşüncenin objektif olmadığını ve iyi niyete dayanmadığını göstermektedir.
Ülkemizin ana müesseselerinden biri sayılan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı ve lüzumu olup olmadığının tartışma konusu yapılmaması gerektiği inancındayız.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasının zararları Ortaasya Türk Cumhuriyetlerine ve Balkanlara kadar uzanır.
Diyanet İşleri Başkanlığı özerk olmalı. Diyanet İşleri Başkanı seçimle iş başına gelmeli. Başkanın protokoldeki yeri düzeltilmeli. Bu kurum istihdam edeceği elemanı kendisi yetiştirmeli. Başkanlığın müstakil televizyonu olmalı veya devlet mevcut kanallardan birini Başkanlığa tahsis etmeli.
Bu tarz düşüncelerin tamamının özeti sayılabilecek tarzda Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden yapılanmalı ve bunun gerçekleştirilmesi için çalışmalar başlatılmalı denebilir.
Bu görüşler her zaman tartışılabilir ve gündeme getirilebilir. Yalnız Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın dediniz mi, buna kimse rıza göstermez. Tartışmayı oradan başlattınız mı, herkes buna güler geçer. Bu görüş yaygınmış gibi göstermek için maksatlı programlar düzenlemenin de bir faydası olmaz. Hele hele sokaklara dökülmenin, çağdaşlık iddialarıyla meydanları doldurmanın hiç faydası olmaz.
Bu karara İslam ülkeleri de şaşırır. Çünkü bütün İslam ülkelerinde bizimkine benzer veya yakın resmi dini bir kurum vardır. Bilmiyorum bu hizmetin cemaatlara bırakıldığı bir İslam ülkesi var mı? Cemaatlara bırakılmış gibi görünenler var ise, o durum cemaatlara bırakılmadan ziyade devletin, bu hizmete bizim gibi sahip çıkmayışının halidir veya işaretidir.
Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı Adriyatik- ten Çin Şeddine kadar hizmet götürmektedir. Bu müesseseyi kaldırdığınız taktirde yanlışlığa ve çelişkiye düşmeden ve dalaşmadan bu hizmeti nasıl götüreceksiniz ve nasıl yürüteceksiniz?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gerçekleştirdiği önemli hizmetlerden birisi de iki defa Din Şurasının toplanmış olmasıdır. Başkanlık 2. Din Şura- sı’nda alman kararları da hayata geçirmek için takip ve çalışmalarını sürdürmektedir.
Yine Başkanlığın önemli hizmetlerinden birisi de; Ortaasya Türk Cumhuriyetleri, Kafkas ve Balkan ülkelerinden temsilcilerin katıldığı ve Türk dünyasını ilgilendiren önemli konuların tartışılıp karara bağlandığı 3. Avrasya İslam Şurası Ankara’da yapılmıştır.
Bu yazı 75 yıllık hizmetin özeti elbette olamaz. Bu 75 yıllık Diyanet hizmetini araştırmak, tahlil etmek ve süzgeçten geçirmek isteyenlere belki bir hatırlatma olabilir. Bu yazıyı okuyup ta Diyanet İşleri Başkanlığı ancak bu hizmetleri mi yapabilmiş diyerek, aman bu 75 yıllık manevi ömrü küçümsemeyin. Bu ömürde hürmete layık seçkin şahsiyetlerin ifade edemediğimiz himmeti ve hizmeti de vardır.
Gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmekte olduğu hizmetleri özetlemeye çalıştığımız Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 75. Yılını kutluyoruz. Bu kurumun vatan ve millet bütünlüğü içerisinde daha nice yıllara ulaşmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz, hizmeti geçenlerden Ahirete göç edenleri rahmetle anıyor, hayatta olanlara hayırlı ömürler ve saadetler diliyoruz.