Makale

DEVLET BAKANI IŞILAY SAYGIN İLE…

RÖPORTAJ

GAFFAR TETİK / Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

DEVLET BAKANI IŞILAY SAYGIN İLE…

Anayasamızın 41. maddesinde: "Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirler alır, teşkilatı kurar" denilmektedir.
Anayasamızın 58. Maddesi ise, "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır." hükmünü taşımaktadır.
Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, ATATÜRK’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ’nde Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı kurulmuş ve bu Bakanlığın görevleri çerçevesinde, aile ile ilgili milli politikaların oluşması, Türk aile bütünlüğünün güçlendirilmesi ve sosyal refahın arttırılması için gerekli araştırmaların yapılması, projelerin geliştirilmesi ve bunların uygulamaya konulması gayesiyle, "Aile Araştırma Kurumu" oluşturulmuştur.
Kadın, Ana ’dır. Ana ise, "Cennet anaların ayakları altındadır"
Peygamber muştusuna erişmiş, Türk-lslâm toplumunda daima baştacı edilmiş bir aziz varlıktır.
Fakat ne yapılıyor ve neler yapılması lazım bu aziz varlıklarımız için? Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Işılay SAYGIN’a sordum, net ve doyurucu bilgiler aldım. Dikkat ve ilgi ile okuyacağınızdan eminim:

Devlet bakanı Işılay Saygın

Bazı gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında aile değerlerimize aykırı çeşitli yayınların yapıldığı hepimizin malumudur. Bu konuda gerek yasalarımızda ve gerekse ilgili mesleki ahlak ilkelerinde gerekli ve yeterli hüküm bulunduğu halde bazı ihlallerin önüne bir türlü geçilememektedir. Sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında medyanın uyacağı etik ilkeler bütün ayrıntıları ile ele alınmıştır.
♦ Sayın Bakanım! Malumları olduğu üzere 10 Aralık 1948 tarihi, "İnsan Haklan Evrensel Beyannamesinin, Paris Kongresi’nde kabul edildiği tarihtir. Beyanname’nin 16. Maddesi’nin (a) bendinde:
"Evlilik çağına varan her erkek ve kadın; ırk, vatandaşlık veya din bakımlarından hiçbir kayıtlamaya tabii olmaksızın evlenme ve aile kurma hakkını haizdir" hükmü yer almaktadır.
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı olarak:
"Aile" nedir? Kimlerden teşekkül eder?
Konu hakkında özet bilgi verebilir misiniz lütfen?
Evet! Beyannamede açıkça görüldüğü gibi aile kurma hakkı, evlilik hakkıyla birlikte anılmış ve aile evlilik ile tanımlanmıştır. Bizim tanımlamamıza göre de aile; kan, kanun ve evlilik yoluyla birbirine belirli derecelerde akrabalıkları bulunan ev halkı üyelerinden meydana gelen sosyal bir kurumdur. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi aile, evlilik yoluyla biraraya gelmiş karı-koca ile, bunların aynı çatı altında yaşayan çocukları ve kardeşleri gibi aralarında kan bağı olan akrabalarından teşekkül eder.
Bizim aile tanımımızın asıl vurgusu toplum ve birey için vazgeçilmez bir kurum olan "Aile’nin toplumsal ve yasal meşruiyetini temin eden "evlilik ilişkisi’nin varlığıdır.
♦ Peki Efendim! Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vazgeçilmez ana temeli olan aile, yapı, bütünlük ve sosyal refah yönünden Anayasamız tarafından güvence altına alınmış mı?
Evet! Türkiye Cumhuriyeti Devleti için aile, her zaman gözetilen bir kurum olmuştur. Yürürlükteki Anayasamızın 41. Maddesi münhasıran ailenin korunmasına ilişkin bir düzenlemedir. 41. Madde, ailenin Türk toplumunun temeli olduğu gerçeğinin altını özenle çizmekte, onun korunmasını Anayasal bir ilke olarak hüküm altına almaktadır. Aynı madde ile devlete, ailenin huzur ve refahının sağlanması ve bunun için gerekli teşkilatın kurulması yönünde bir ödev de yüklenmektedir. Bu anlayıştan hareketle, 1989 yılında "Aile Araştırma Kurumu" oluşturulmuştur.
Bu kurum, Türk ailesinin korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının arttırılması için her türlü politikaya temel teşkil edecek araştırmaları yapmak ve yaptırmak" şeklinde formüle edilen amacı doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bugüne kadar bu kurum, aile merkezli olmak üzere çok sayıda araştırma ve yayının altına imza atmıştır.
Bu araştırma ve yayınlar Türk ailesini tehdit eden ve tehdit etme ihtimali olan sorun alanlarına ilişkin tespitlerin yanısıra, çözüm önerilerini de içermektedir.
Bugün gelişmiş batı devletlerinin aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik politikaları, aile kurumunun dağılması ve fonksiyonlarını icra edemez hale gelmesi üzerine ortaya çıkan sorunlar karşısında geliştirilmiş bir yöntem iken, Türk Devleti; aile hâlâ fonksiyonlarını icra edebildiği halde, takdire şayan bir öngörü ile aile kurumuna yönelmiştir. Bu sayede aile, varlığını sürdürme yolunda devletin tam desteğine sahip olarak güç kazanmaktadır.
♦ Efendimi Gerek televizyonların renkli ekranlarında ve gerekse basının renkli sayfalarında verilen, örneğin kız kızla evlenme, resmi nikahsız olarak yaşama gibi bazı haber ve görüntüler Türk aile yapısını nasıl etkiliyor?
Bazı gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında aile değerlerimize aykırı çeşitli yayınların yapıldığı hepimizin malumudur. Bu konuda gerek yasalarımızda ve gerekse ilgili mesleki ahlak ilkelerinde gerekli ve yeterli hüküm bulunduğu halde bazı ihlallerin önüne bir türlü geçilememektedir. Sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında medyanın uyacağı etik ilkeler bütün ayrıntıları ile ele alınmıştır. 3. Aile Şurasında da, "Aile ve Kitle İletişim Araçları Komisyonu" tarafından bu tür bir çalışma yapılarak, "Kitle İletişiminde Meslek İlkeleri" başlığı altında etik bir çerçeve çizilmiştir. Dolayısıyla medyanın işlediği her şeyi doğru ve meşru kabul edemeyeceğimiz gibi, iletişim alanında yasalara ve bu konudaki ahlaki ilkelere uygun bir yayıncılık anlayışının yerleşmesi hepimizin arzu ettiği bir konudur. Kitle iletişiminde kamu yararının ve toplumsal sorumluluğun gözetilmesi yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlâkî ve vicdanî bir sorumluluktur.
3. Aile Şurası’nda benimsenen meslek ilkelerinde bu konular ayrı başlıklar halinde ifade edilmiştir. Bu ilkelerden bazıları şunlardır:
-Yayınlarda adalet ve hakkaniyet ilkelerine uyulmalı, yasalara saygılı olunmalıdır. Yargı kararlarıyla kesinleşmedikçe kimse suçlu ilan edilmemelidir. Kişi ve kuruluşlara yönelik eleştiriler aşağılayıcı, küçük düşürücü ve iftira niteliğinde olmamalıdır.
-Televizyon yayınlarının başlıca izlenme ortamının aile olduğu gerçeği dikkate alınarak yayın yapılmalıdır.
- Kitle iletişim araçları haber toplama ve sunma sürecinde adı geçen insanların onuruna, özel hayatlarının gizliliğine ve haklarına her zaman saygı göstermelidir.
- Adab-ı Muaşeret kuralları ailede verilmeli, saygı kuralları da aileden başlayarak aktarılmalı, çocuğun kendine ve topluma yabancılaşmaması ekseninde aile başlangıç noktası olmalıdır.
- Yaşlılar toplumdan ve aileden soyutlanmamalı, üretici oldukları ve topluma katkıda bulundukları hissettirilmelidir. Bakıma muhtaç yaşlılara ve bakımlarını üstlenen ailelere gerekli her türlü destek sağlanmalıdır.
- Toplumda hoşgörü, demokrasi, başkalarının haklarına duyarlı olma ve vatandaşlık bilincinin oluşması konusunda ailelerin, çocukların ve eğitimcilerin resmi ve özel kaynaklar aracılığıyla bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.
- Aile içi ilişkilerde yaşanan psikolojik, ekonomik ve sosyal sorunlarda başvurulacak yer olarak danışma hizmetleri ve bu hizmetlerin verildiği toplum merkezleri ve diğer kuruluşlar yaygınlaştırılmalıdır.
- Aile mahkemelerinin biran önce kurulması gerçekleştirilmelidir.
- Sosyal güvenlik alanındaki dağınık mevzuat hükümleri tek bir kanun altında toplanmalıdır.
- Kadınların okur-yazarlık oranları arttırılmalıdır.
- Kadına gelir getirici yetişkin eğitimi yaygınlaştırılmalıdır.
- Kadın veya çocuk istismarı sorununa çözüm getirmek için çocuk veya kadın sığınma evleri yaygınlaştırılmalıdır.
- Yaşlıların ve özürlülerin aile ve toplum içinde daha iyi entegre olup etkinliklerinin arttırılması için politikalar oluşturulup önlemler alınmalıdır.
Özet olarak, ailelerimizi ve özellikle gençlerimizi olumsuz yönde etkileyecek her türlü yayının önlenebilmesi ancak sorumlu yayıncılık anlayışıyla mümkündür.
♦ Kadın ve annenin korunması gerek. İslam Dini’nde ve gerekse Türk toplumlarında hayatın en birinci gayesi olarak ortaya konmuş ve bu da milletimiz içinde her zaman uygulana gelmiştir. Kadınlarımızı ve annelerimizi daha güçlü hale getirebilmek için neler yapılması lazımdır Sayın Bakanım?
Anayasamızda devletin anne ve çocuğu korumak üzere gerekli tedbirleri alması hükmü, kadının ailenin en temel ferdi olarak görüldüğünün de bir ifadesidir. Kadının güçsüz bırakıldığı, çocuğunu eğitemez, besleyemez hale geldiği durumlar, elbette aile bütünlüğünü de sarsacaktır.
İyi bir toplum, güçlü aileler ve güçlü fertlerden oluşur. Bunun için daha çok ve yaygın eğitim, yaygın sağlık hizmetleri, ailelere yönelik sosyal destekler önem taşımaktadır. Bunların dışında maalesef bir çok kadınımız da istenmeyen bir durum olan boşanma sonrasında çocukları ile birlikte sıkıntıya düşmektedir. Sosyal ve hukuki güvencesi olmayan bu kadınlarımız için çeşitli yasal çalışmalar yürütmekteyiz.
Öncelikle resmi nikahı bulunmayan kadın ve çocuklarımıza sahip çıkmak amacıyla yürüttüğümüz nikah kampanyaları ile 33 bin çift, resmi nikaha kavuşmuştur.
Toplumun temeli olan ailenin sağlıklı yapılanması ve yürütülmesi, onların oluşturduğu toplumun yarınlara daha güçlü bir biçimde uzanmasını doğrudan etkilemektedir. Aile içi şiddet bu durumu oldukça önemli bir şekilde zedelemekte, bireylerin toplum içindeki güvenini sarsmaktadır. Bu tür olumsuzlukların önüne geçebilmek ve aile içi şiddeti önleyebilmek amacıyla yoğun çabalarımız sonucu hazırladığımız 4320 sayılı "Ailenin Korunmasına Dair Kanun" tasarısı, 14.11.1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
♦ Bir kadın ve erkeğin nikahsız olarak yaşamalarına ve hatta çocuk sahibi olmalarına "Aile" denilebilir mi? Ve bu tür davranışların Anayasamızdaki yeri nedir?
Biraz önce de açıklamaya çalıştığımız gibi aile, evlilik temeline dayalı olarak kurulan bir müessesedir. Esasen İnsan Hakları Beyannamesinde de işaret edilen budur. Türk Medeni Kanunu ailenin ne şekilde kurulacağı ile karşılıklı hak ve sorumlulukları açıkça ifade etmiştir. Gerek evliliğe doğru giden süreçte ve gerekse evlilikte ehliyetin nasıl kazanıldığı ve nelerin evliliğe engel teşkil ettiği açıkça belirtilmiştir. Bütün bunlardan anlıyoruz ki Türk toplumunda ailenin nasıl kurulacağı, kimlerin evlenme ehliyetine sahip olduğu, hatta yakın akrabalardan kimlerle evlenmenin hukuken mümkün olmayacağı herkesin anlayabileceği şekilde açıktır.
Bütün bunlarla beraber bazı ayrıntılar ve istisnai durumlar kanunda yeterince açık bir şekilde ifade edilmemiş olabilir. Bu gibi durumlarda ise Medeni Kanun’un tatbiki ile ilgili 1. Maddeye bakmak lazım. 1. Madde: "Hakkında kanuni bir hüküm bulunmayan meselede Hakim, örf ve âdete göre, örf âdet dahi yok ise, kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir kaide vaz edecek idiyse, ona göre hükmeder" denilmektedir.
Bir kadın veya erkeğin nikahsız olarak yaşamaları hatta çocuk sahibi olmaları hem hukuki ve hem de örfi manada ciddi sorunlar getirebilir. Çünkü hukuken tescil edilmemiş bir işlemin hukuki merciler önünde savunulması mümkün değildir.
Böyle bir evlilikte hak ve sorumlulukların hukuken takibi mümkün olmadığı gibi, Türk toplumunun mevcut değer yargılarına, inançlarına ve geleneklerine de aykırıdır.
♦ Sayın Bakanım! Gün geçtikçe daha çağdaş bir hale gelen Türk aile yapısının değişen bu süreçte daha sağlam temeller üzerine oturtulması konusunda Bakanlık olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Yani, çok az bir mesafeyi katederek gireceğimiz 21. yüzyılda Türk ailesi, "Yükselen bir Değer" olarak dünyadaki örnek yerini koruyabilecek mi?
Çok güzel iki soru sordunuz. Önce sorunuzun birinci kısmına değineyim. Bakanlık olarak var gücümüzle gerçekleştirmeye çalıştığımız faaliyetleri şu ana başlıklar altında toplamak mümkündün

MEDENİ NİKAH KAMPANYASI

08.03.1997 tarihinde, Dünya Kadınlar Günü’nde başlatılan kampanya ile tüm Valiliklere genelgeler gönderilerek Medeni Nikahın yaygınlaştırılması için girişimlerde bulunulmuştur. Valiliklerden, özellikle kırsal kesimde ortaya çıkan bu sorunun çözüme kavuşturulması ve mağdur durumdaki kadın ve çocukların yasal haklarına kavuşmalarını temin amacıyla sadece dini nikah ile evlenmiş çiftlerin tespiti, bu kişilerin resmi nikah işlemlerinin yapılmasının sağlanması istenilmiştir. Girişimlerimiz sonucu bu güne kadar 51 ilimizde 33 bin çiftin medeni nikah işlemi gerçekleştirilmiştir.

AİLE GÜNÜ VE AİLE HAFTASI KUTLAMALARI

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1993 yılında aldığı kararla 15 Mayıs tarihi "Uluslararası Aile Günü" olarak ilan edilmiş ve 1994 yılından başlamak üzere her yılın 15 Mayıs tarihinin Aile Günü olarak kutlanması kararı alınmıştır.
15 Mayıs tarihini içerisine alan hafta da aile haftası olarak kutlanılmaktadır.
Aile Haftası etkinlikleri çerçevesinde bu yıl Bilecik ilimizde "Yükselen Değer Aile" konulu bir panel gerçekleştirilmiştir. Bu arada, Bakanlığımız, ülkemizin birliği, bölünmez bütünlüğü ve devletimizin bekası uğrunda canlarını kaybeden şehitlerimizin ailelerini "Yılın Ailesi", tüm şehit analarını da "Yılın Annesi" seçmiştir. Ayrıca, evliliklerini yaklaşık elli yıl kesintisiz sürdürmüş, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmiş, yaşantılarıyla çevrelerine ve topluma örnek olmuş bir aile "Yılın örnek Ailesi" olarak belirlenmiş, bu aileye ödülleri 3. Aile Şurası’nın açılış törenlerinde Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman DEMİREL tarafından verilmiştir.

AİLE ŞURALARI

1990 yılında gerçekleştirilen I. Aile Şurası ile 1994 yılında gerçekleştirilen "Aile KurultayTnda alınan kararlar doğrultusunda çalışmalarını yürüten Aile Araştırma Kurumu bu kararlardan en önemlilerini; Aile içi şiddet, Uyuşturucu ile mücadele ve Medeni nikah ile ilgili sorunların çözümü yönünde çalışmalar yürütmüştür.
Bu çerçevede, "Ailenin Korunmasına Dair Kanun" çıkarılmış, "Aile içi Şiddetin Sebep ve Sonuçlan", "Medya, Şiddet ve Kadın", "Uyuşturucu Madde Kullanımının Aile Üstüne Etkisi" konulu kitaplar yayınlanmış, uyuşturucu ile mücadele amacıyla yurdun çeşitli yörelerinde toplantı ve paneller düzenlenmiş, uyarıcı ve bilgilendirici afiş ve broşürler bastırılmıştır.
Açılışı Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman DEMİREL tarafından yapılan ve konu ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile bilim çevrelerinden katılımcıların yer aldığı 3. Aile Şurası ise 25-27 Mayıs 1998 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Çalışmaların yedi komisyon aracılığıyla yürütüldüğü bu etkinlikte oluşturulan komisyonlar şunlardır:
1- Aile Politikaları
2- Aile ve Sosyal Araştırmalar
3- Aile Eğitim ve Sağlığı
4- Kültürel Değerler ve Aile
5- Aile ve Hukuk
6- Sosyo-ekonomik Değişim ve Ai-
le
7- Aile ve Kitle İletişim Araçları.
Şûrada görev yapan komisyonlarda aile ile ilgili temel sorunların neler 1 olduğu saptanmış ve çözüme yönelik birçok karar alınmıştır. Alınan kararların uygulamaya konulabilmesi ve icracı kurumların harekete geçirilmesi için bir takip komitesi oluşturulmuştur.

MADDE BAĞIMLILIĞI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

Milli Güvenlik Kurulu’nun 26.04.1996 tarih ve 393 sayılı kararı ile, uyuşturucu ile mücadele faaliyetleri ve alınacak tedbirlerde koordinasyonu sağlamak üzere, "Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu", "Uyuşturucu Kullanımı İle Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu" oluşturulması kararlaştırılmış, anılan kararın kabulü ve bu konuda bazı Bakanlıkların görevlendirilmeleri 25.07.1997 tarih ve 97/9700 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilmiştir.
Hazırlanan Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele, Takip ve Yönlendirme için Ulusal Politika ve Stratejiler belgesi ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm Bakanlıklarının, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının (sivil toplum kuruluşları dahil), ailelerin ve her kademedeki eğitim ve öğretim kurumlarının uyuşturucu madde kullanımı ile mücadeleye yönelik faaliyetlerinin neler olması gerektiğine dair planlama çalışmalarını içermektedir.
Uyuşturucu ile mücadele faaliyetleri kapsamında "Tehlike Kapımızda" isimli bir film ve "İnsanca Yasamak" isimli şarkının da içinde yer aldığı bir klip yaptırılmış, filmin video kasetleri ile klibe ilişkin kasetler 80 ilin valiliklerine ulaştırılmıştır.
Ayrıca, yaptığımız girişimler sonucunda RTÜK, (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte bir değişikliğe gitmiştir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu; anılan yönetmeliğin 5 ve 6. Maddelerin-
deki değişiklikle özel yayın kuruluşlarına, çocukla- 1 rın ve gençlerin si- 1 gara, alkol, kumar, 1 uyuşturucu ve diğer kötü alışkanlıklara karşı korunmaları amacıyla, haftalık yayın sürelerinin %5’in-den az olmamak ve 0900 ile 2100 saatleri arasında yayınlanmak ! koşuluyla, caydırıcı özellikte yayın yapma zorunluluğu getirmiştir. Yönetmelik değişikliği 27.05.1998 tarih ve 23354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Konu ile ilgili olarak bugüne kadar 22 tane kitap yayınladık ve bunların yanında, "Bizim Ailemiz" isimli dergimiz de bu konuda çok etkili olmaktadır.

GÖRSEL YAYİNLAR (FİLMLER)

1- GAP Ailesi isimli dramatik belgesel: GAP Radyo-Televizyon Danışma Üst Kurulu kararı gereğince TRT’ye dört bölümden oluşan film yaptırılmıştır. (Yayınlanmak üzere TRT Genel Müdürlüğü’ndedir.)
2- Islanan Topraklar: TRT tarafından sekiz bölüm halinde yapılmıştır. (Yayınlanmak üzere TRT Genel Müdürlüğündedir.)
3- Tehlike Kapımızda (Spot Film):
Uyuşturucu ile mücadele amacıyla Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğümün sponsorluğu ile yaptırılmıştır.
4- Bizim Bayramlarımız: 4 bölümlük film (Yayınlanmak üzere TRT Genel Müdürlüğü’ndedir.)
5- Göç (Drama) TRT Genel Müdürlüğü’ne yaptırılan 4 bölümlük dramaların çekimleri tamamlanmak üzeredir. Dramada, göçe maruz kalan GAP yöresinden bir ailenin sorunları işlenmektedir.
Diğer yandan Ankara’da
15 günde bir "Gençlik Söyleşileri" adı altında toplantılar düzenlenmektedir.
"Televizyondaki şiddet ve müstehcenliğin aile ve çocuk üzerindeki etkisi" panelleri tertiplenmekte;
Halka açık "Akraba Evliliği" toplantıları yapılmaktadır.
"yükselen değer aile" panelleri gerçekleştirilmiş, "21. yüzyılda Türk Ailesi" panelleri gerçekleştirilecektir.
Ayrıca, basılı yayınlarımız içerisinde yer alan "21. yüzyılın eşiğinde örf ve adetlerimiz (Türk Töresi)" isimli kitap, bu konularda toplumumuza önemli mesajlar içeren bir eserdir.
♦ Sayın Bakanım! Yaptığınız bu çok güzel takdire şayan çalışmalarınızın tamamını verebilmek için anlaşılan bir kitap yazmak gerekecek Biz özet olarak bunları aldık ve Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından çıkarılmakta olan Türkiye’nin en güçlü ve en çok satan "Diyanet Aylık Dergisinde kamuoyuna arz edeceğiz. Bu kadar meşguliyetiniz arasında verdiğiniz bu değerli bilgiler için Zat-ı Alinize çok teşekkürler ediyorum Efendim.
Bakanlığım süresince Derginizi yakından takip ediyorum. Çok güzel ve doyurucu. Ben de böyle bir dergide bu çalışmalarımızı açıklama imkânı verdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Bütün okuyucularınıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum.