Makale

Fuhuşa,Uyuşturucuya İlahi Ceza

RÖPORTAJ:

TARİHTE, BÜYÜK SALGINLAR GENELLİKLE CEMİYETİN BÜYÜK AHLÂKÎ VE İÇTİMÂİ SARSINTILAR GEÇİRDİĞİ DEVİRLERE RASTLAR.. BİR ANLAYABİLSEK.

Halil KAYA

“FUHUŞA, UYUŞTURUCUYA İLAHİ CEZA”

AİDS’in toplum üzerindeki etkilerini Prof. Dr. Ayhan SONGAR ve Doç. Dr. Hayrettin KARAMAN ile görüştük.
Kendilerine:
• Tarihin her devrinde ortaya çıkan ve devası bulunmayan bulaşıcı ve öldürücü hastalıkların günümüzde bir benzeri olan AİDS’in çıkış sebebi nedir?
• Teknolojinin her türlü imkânlarını seferber etmesine rağmen AİDS’e çare bulunamaması ne ile izah edilebilir?
• AİDS gibi hastalıkların ortaya çıktığı toplumlarda genellikle aile düzeninin ve sosyal yapının bozuk olduğu gözlemlenmektedir. Böyle olunca bunu Allah’ın ikazı olarak kabul edebilir miyiz? sorularını yönelttik...

Tarihin her devrinde bulaşıcı hastalıklar vardır. Buna misâl olarak kıt’aları silip süpüren veba salgınlarını, Amerika’nın keşfinden sonra Avrupa’ya, oradan gelip yayılan frengi hastalığını, kolera salgınlarını gösterebiliriz. Bu salgınların hemen hepsinin az çok çaresi bulunmuş ve bir dereceye kadar önü alınmıştır. Bu arada büyük bir hikmet taşıyan ve günümüz tababetinde karantinaya esas teşkil eden bir Hadis’i Şerif mealini zikretmek istiyorum: "Bir yer-de salgın hastalık varsa oraya girmeyin, orada iseniz dışarı çıkmayın." Dikkat buyrulursa o devirlerde Avrupa’da salgın hastalık olduğu zaman o şehrin ahalisi boşaltılıyor, uzak yerlere gönderiliyordu. Bu suretle salgının kiralara yayılmasına sebebiyet veriliyordu. Resulullah Efendimiz, salgın olan bölgenin kapatılması suretiyle yayılmayı önlemeyi emretmiş, bu meyanda, o şehirde hastalıktan ölenlere şehitlik payesi dahi müjdelemiştir.
Gene dikkat buyrulursa bu salgınların daima cemiyetin büyük ahlâkî ve içtimaî sarsıntılar geçirdiği devirlere rastladığı görülür. Elbette buna zahirî sebep olarak, sıkıntı içinde bulunan toplumda hıfzıssıhha tedbirlerinin tam olarak alınamaması gösterilebilir. Gerçeğini ise yalnız Allah bilir.
Şimdi, dünyayı tehdit eden bir A-IDS salgını var. AİDS, ilk defa homoseksüellerde ve toksikomanlarda görüldü. Böyle bir hastalığın bugüne kadar tanınmamış olması ve homo-seksüellik ile toksikomaninin (yani uyuşturucu madde iptilâsının) yaygınlaştığı bir devrede ve bilhassa bu kişiler arasında meydana çıkması. bir ilâhî ikaz gibi kabul edilebilir. A-IDS salgını ile Lût kavminin başına gelenler arasında bir benzetme yapmak da mümkündür. Ancak, şunu unutmayalım ki, her hadisenin altında elbette bir ilâhî takdir mevcuttur. Ancak onu bizler anlamak iktidarında değiliz. Cenab-ı Rabbül’alemin herşeyi, bu arada hayır ve şerri dahi bizzat yaratmıştır. Yani, hastalık, sağlık, hayır ve şer, ne varsa hepsi "mahlûk"tur. Her yaradılışın da elbette bir sebebi, bir hikmeti vardır ama bunun gerçeğini ancak Yaratan bilir. Biz, bazı hadiselerden manâlar çıkararak bir sonuca varmaya çalışırız.
Allah Teâla Hazretleri hayır ve şerri yaratmıştır. Ama, geceden gündüzü, karanlıktan aydınlığı çıkardığı gibi, serleri de hayreylemektedir. Her şey zıddı ile zahirdir. Karanlık olmasa aydınlık, kara olmasa ak, kötü olmasa iyi nasıl ortaya çıkacaktı?... A-IDS insanlığın başına musallat olmuş büyük bir şer’dir. Biz onu bir "ilâhı ikaz" olarak kabul edelim ve bu serden kurtulmak için ne yapmamız lâzım geldiğine bakalım. Umalım ki AİDS gibi bir musibet insanlığı ikaz eder. uyarır da birtakım pisliklerden insanoğlu kendisini arındırır, temizler. Böylece. AİDS yüzünden uğranan kayıplar da o güne kadarki fuhşun, homoseksüelliğin, uyuşturucu madde kullanılmasının, daha bilmem ne kadar pisliğin, rezilliğin bir "faturası" olarak insanlık hesabına kaydedilir.
AİDS’in çaresinin halâ bulunamamış olmasına gelince... Bu bir zaman meselesidir. Elbette onun da zamanını Cenab-ı Hak takdir buyuracak ve bu çare keşfedilecektir. Nitekim, tıptaki bütün ilerlemelere rağmen meselâ kanser gibi bazı hastalıkların da çaresi bulunmuş değildir. Ama unutmayalım, Allah her hastalığı şifası ile birlikte halk etmiştir, ihtiyarlık müstesna...

Doç. Dr. Hayrettin KARAMAN:

Bazı zamanlarda ortaya çıkan, uzun zaman çaresi bulunmayan, binlerce insanı telef eden hastalıkların şüphesiz maddi sebepleri, amilleri vardır. Ancak bu sebepler ve amillerin ortamı daha önce de mevcut olduğu halde neden hastalık o zaman değil de bu zaman ortaya çıkmıştır? Atmosferde daima yağmur oluşturma kabiliyeti vardır-, buhar, yukarıda ısı farkı, yoğunlaşma ve yağmur her zaman olabilir. Fakat yağmur her zaman olmuyor da bazı zaman-larda, bazı yerlerde oluyor; bazen ip çekercesine iki bölge birbirinden ayrılıyor. Bunları tesadüfe bağlayanların tesadüf denilen o harikulade varlığı izah etmeleri gerekir! Allah’ın varlığına iman edenlere göre ise hem rahmetin, hem de cezanın maddî, tabiî sebepleri, âmilleri yanında ve üstünde manevi sebepleri de vardır Nimetin sebepleri dualardır, ibâdetlerdir, iyiliklerdir, fakir fukaraya yardımdır Cezanın sebepleri küfrân-ı nimetler (nankörlükler), is-yanlar, israf ve savurganlıklar, fitne, fesat ve çeşitli günahlardır.
Başta AİDS olmak üzere tıbbın henüz çaresini ve devasını bulamadığı bir takım hastalıklar vardır Allah Teâlâ bunları, kulların hata. isyan ve günahları sebebiyle bir ceza olarak vermiş ise, ancak O’nun iradesi ile ve ceza yerini bulduktan sonra -yahut rahmetin galebesi ile affettikten sonra- bu hastalıkların çaresi bulunacak ve belâ kalkacaktır. "Küçük dağları ben yarattım" diyenler, "Bilim çağında bilinmeyen, üstesinden gelinmeyen bir şey yoktur" id-diasında bulunanlar bu gibi olaylardan ve bu çaresizlikten ibret almalı, yola gelmelidirler, zaten Allah Teâlâ’nın dünyada bu gibi cezaları vermesi de bu maksadı hasıl etmek içindir.
Gerek bu nevi hastalıklar ve gerekse başka neviden felâketler ve belâlar Allah’ın insanlar için çok değerli uyarılarıdır ve O’nun sonsuz rahmetinin eserleridir. Bu uyarıları alan ve algılayan insanlar derlenip toparlanır, içinde bulundukları günah ve isyan batağından çıkar, ilâhî irşadın ışığında doğru yolu bulurlar. Uyarılara kulak asmayan, bunları tabiat olayları ve tesadüfün eserleri olarak değerlendiren, bataklığın dibinde mutluluk ve kurtuluş arayanlar ise Allah Teâlâ tarafından bir müddet dana serbest bırakılırlar, imtihanları devam eder, sonunda e-bedî cezanın dönülmez yoluna girerler.
Başta bütün çeşitleri ile fuhuş ve müstehcenlik bulunmak üzere çeşitli günahların, azgınlık ve sapkınlıkların, zulümlerin, fitne, fesat, israf ve taşkınlıkların hem çaresi bulunmaz hastalıklara, hem tabiatın kirlenmesine, hem de doğal dengenin bozulmasına sebep teşkil ettiğini açıkça ifade buyuran birçok ayetten ikisini burada hatırlamakta fayda görüyorum:
"İnsanların kendi elleriyle (iradeleriyle) yapıp ettikleri sebebiyle, belki (yanlış yoldan) geri dönerler diye yaptıklarının bir kısmının acı sonucunu onlara tattırmak için denizde ve karada fesat (bozulma, bozukluk) ortaya çıktı. "Rûm: 41)
"Zulmetmeleri sebebiyle gökten üzerlerine ricz (pislik, cezâ...) gönderdik." (A’râf: 162)
Bu iki âyet, genel olarak insanla-nn günahlarının, kötülüklerinin çeşitli cezalara, hastalıklara, felâketlere sebep teşkil ettiğini açıkça ifade etmektedir. Özel olarak fuhuş ve fu-huşun da belki en çirkini olan hemcinsler arasındaki fuhuş günahının nasıl bir ilâhî cezaya sebep olduğunu Hz. Lût’un günahkâr kavminin macerasını anlatan Neml sûresinden öğreniyoruz: (Hz. Lût kavmine öğüt vermiş bu çirkin âdeti terk etmelerini, tevbe edip doğru yola gelmelerini istemişti, ona karşı çıkmaları ve inananlar ile birlikte kendisini sürgüne göndermeye kalkışmaları üzerine Allah Teâla onları cezalandırdı ve bu cezayı Kitabında şu şekilde ifade buyurdu): "onların üzerine bir nevi yağmur indirdik, önceden uyarılanların (bu) yağmuru çok yaman oldu." (58).
Gökten indirilen yağmur genellikle rahmet olurken, bazen yaygın fuhşun cezası da olmaktadır. Bu ceza yağmur ve tufan olabileceği gibi yağmurla, rüzgârla gelen, uygun ortamda üreyen virüsler, mikroplar, hastalıklar da olabilmektedir.

Ankara U. Tıp Fak. Dekan Yrd.
Prof. Dr. EMİN TEKELİ:
"AİDS, en çok uyuşturucu ve fuhuşun yaygın olduğu toplumlarda görülüyor..."


AİDS, İngilizce "Acquired Immuno Deficiency Syndrome" kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve Immün yetmezlik hali anlamına gelen, asrın vebası olarak nitelendirilen bulaşıcı, öldürücü bir hastalıktır.

AİDS’İN ETKENİ NEDİR?
AİDS’in etkeni HIV adı verilen bulaşıcı bir mikroptur. Vücuda girdikten sonra bazı Immün sistem hücrelerini istila ederek, hastalıklara karşı vücudu savunmasız duruma düşürmektedir.

AİDS NASİL BULAŞIR?
AİDS, cinsel ilişki, damardan uyuşturucu kullanımı ve kan nakli yoluyla bulaşır. Bu nedenle de dünyada en çok görüldüğü yerler, uyuşturucu ve fuhşun yaygın olduğu ülkelerdir. ABD başta olmak üzere, diğer gelişmiş Batı ülkeleri, Uzak Doğu, Brezilya ve özellikle orta Afrika ülkeleri hastalığın en yaygın görüldüğü ülkelerdir. Dünyada 10 milyondan fazla AİDS virüsü taşıyıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Çoğu 4-5 yıl gibj uzun bir süre hiçbir belirti göstermeyen bu taşıyıcılar, hastalığın hızla yayılmasını sağlamaktadır.

TÜRKİYE’DE
AİDS’İN
DURUMU
NEDİR?
Ülkemizde şimdiye kadar tesbit edilen AİDS virüsü taşıyıcısı 150 dolaylarındadır. Bize AİDS’in girişinde en önemli faktör, turistler ve yurt dışında yaşayan dejenere vatandaşlarımızdır.

AİDS’TEN KORUNMA
NASİLDİR? ’
AİDS’ten korunma-, fuhuştan ve uyuşturucudan kaçınma ve bunların kontrol altına alınması, bu konularda halkın eğitilmesi, nakil yapılacak kanlarda AİDS testi yapılması vs. ile mümkündür.




AİDS YİYECEKLERLE
BULAŞIR MI?
AİDS yiyeceklerle, aynı kaptan yemek yeme, yan yana oturma, tokalaşma, kucaklaşma gibi günlük ilişkilerle bulaşmaz.

AİDS’İN BELİRTİLERİ
NELERDİR?
Uzun süre devam eden ishal, ateş,öksürük, cilt yaraları ve lenf bezleri gibi belirtiler AİDS’i düşündürmelidir.
Bunun yanında AİDS olma ihtimali yüksek olan kişilerin durumu (uyuşturucu müptelaları, hayat- kadınları, homoseksüeller ve bu kişilerle sıkı ilişkisi olanlar) da göz önünde bulundurulmalıdır. Kesin teşhis AİDS testi yapılarak konur.

AİDS’İN TEDAVİSİ
NASİLDİR?
Tüm dünyanın yoğun bir şekilde uğraşmasına rağmen hala AİDS’i tedavi edebilen bir ilaç bulunamamıştır. Yapılan tedaviler sadece hastanın ölümünü biraz daha geciktirmeye yaramaktadır. Dolayısıyla AIDS için tek çare korunmadır. Ülkemizde şimdiye kadar tesbit edilen AİDS virüsü taşıyıcısı 150 dolaylarındadır. Bize AİDS’in girişinde en önemli faktör, turistler ve yurt dışında yaşayan dejenere vatandaşlarımızdır.