Makale

Milli Estetiğimiz ve Nevruz/ Yenigün Kültür Şöleni

Milli Estetiğimiz ve Nevruz/ Yenigün Kültür
Şöleni

Dr. Yaşar KALAFAT

Nevruz/Yenigün’e çeşitli V tanımlar getirilmiştir. Biz bugünün mahiyetini ortaya koyarak tanımlarda ortak paydayı belirleyen hususlara değineceğiz.
Nevruz/Yenigün’e, sadece bir etnosa veya milliyete ait değildir. Bugün ile ilgili inançlar, doğu, Ortadoğu, Uzakdoğu ve bu bölgelerin komşusu olan coğrafyaların halkında da görülmektedir. Bu tanım kapsamına giren toplulukların göç ettikleri yörelere taşıdıkları da gözlemlenmektedir. Bu arada Türk soylu topluluklardan Nevruz/Yenigün’e tanıyıp yaşatmayan topluluk yoktur. Bu noktada Nevruz/Yenigün’ün Türkler sahibi veya sahiplerindendir. Nevruz/Yenigün diğer bazı halklarla
birlikte bizim dini ve milli güzergahlardan kültürümüze mal olmuş kültürel hayatımızın çeşitli alanlarında yaşayan bir gün, bir şölen günü, bayram günüdür.
Nevruz/Yenigün asırlar boyunca çeşitli uygulama biçimleri ile halkımızın arasında yaşarken son 3-5 yıldan beri kültür şölenleri şeklinde yaşatılmaktadır. Bugün münasebeti ile yapılan kültürel etkinliklere Türk halkları ağırlıklı olmak üzere katılan bilim adamları bazen katıldıktan ülkeden, bazen tarihten ve bazen de tespitini yaptıkları bir belgeden hareketle bugüne dair açıklamaları aktarmaktadırlar.
Öyle sanıyorum ki, bir yön verilmediği sürece bu kopuk, münferit bazen de mükerrer çalışmalar devam edip duracaktır.
Biz bu yazımızda, Nevruz/Yenigiin münasebeti ile araştırmacıların yapmakta oldukları ilmi çalışmaların ortak amaçlara yöneltilebilmesi üzerinde duracağız. Mevcut ihtiyaçlardan en azından birinin karşılanması, geleceğe yönelik ufukların belirlenmesi, bugüne daha evrensel mahiyet kazandırılmasından yanayız. Merkezinde Türklük bilgisi olan teorik bir muhteva edinmenin üzerinde duracağız. Tarihi Türk estetiğinden yola çıkıp konuyu teorik eksene oturtmaya çalışacağız. Etnos-mitos ilişkilerinden yola çıkıp mitolojik mahiyeti malum olan Nevruz/Yenigün kültür şölenlerinin ortak Türk mitolojik çalışmalarına, nasıl hizmet verebileceğini izaha çalışacağız.
Türkiye ağırlıklı olmak üzere yapılmakta olan Nevruz/Yenigün kültür şölenleri ciddi bir ihtiyacın karşılanması ve ciddi bir tehdidin defedilmesinde yararlı olabilirler. Şurası bir gerçektir ki, Hint, Çin, İran, Yunan, hatta Amerika mitolojisinden bahsedilmektedir. Yapılmış çalışmalara rağmen Türk halklarının tümünü kucaklayan ortak bir mitoloji çalışmasından söz edemiyoruz. Bu bir ihtiyaçtır. Kültür şölenleri bir ihtiyaca yönlendirilmelidir. Yapılmasını önerdiğimiz çalışmanın gidereceği tehdide gelince; yaşanılan toprakların sahibinin taini toplumların mitolojisi ile de belirlenmektedir. Çok kere 1000 yıllık tarihi geçmiş mitolojik kimlik için yetmemektedir. Anadolu’da yeniden kesifleşen Yunan mitolojik eserlerinin izahı bize göre anlamlıdır. Türkler’in ilk yurtları konusunda farklı izah biçimleri vardır. Bugünkü Türk Dünyası büyük ölçüde Türklüğün neşet ettiği coğrafyalardan uzaktır. Bu coğrafyalarda farklı topluluklarla birlikte yaşayan Türkler’in ortak mitolojisi su yüzüne çıkarılmaz ise, en azından Türklüğün bir bütün olduğu iddiaları iflasa götürülebilecektir.
Böylesi bir ihtiyaç için neden Nevruz/Yenigün seçilmiş olsun? Nevruz/Yenigün sadece Türk halklarının mitolojik müştereklik gibi ortak bir paydada birleştirilerek güç oluşturma ve karşı güce mukavemet oluşturma itibariyle önemli değildir. Nevruz/Yenigün. yılda bir defa yeniden doğuş günüdür. Özeleştiri, af, tolerans, barış gibi sosyal içerikli olgular da içermektedir.
Yeniden doğuş sadece, insanların, hayvanların, bitkilerin biyolojik olarak üremeleri anlamında alınmamalı. Yeniden doğuş, fikirlerin, ideolojilerin, görüşlerin, teorilerin de yenilenmeleri anlamına gelmeli. Nevruz/Yenigün kültür şenlikleri bu anlamda düşünülünce Türk halklarının kendi aralarında ve birlikte yaşadıkları halklar itibariyle sosyal barışa daha dönük olabilmeli. Toplum kesimleri arasında özellikle etnik farklılıklara yönelik tutumlarda daha özverili, daha paylaşımcı olunabilmelidir.
Nevruz/Yenigün, barış ve gönül alma günüdür. Bugün insanları aile içinde, mahalle veya köyün fertleri arasında bayramlaşarak küslükleri kaldırmaktadırlar. Büyükleri ziyaret, küçükleri sevindirme, hasta ve yası olan kimselere gidilmesi, kabir ziyaretleri ile ölülerin de adeta gönüllerinin yapıldığı bugünde, toplumsal barışın çareleri de aranılabilmelidir.
Nevruz/Yenigün bayramları; aklanma, paklanma günüdür. Bugüne hazırlıklı olma itibariyle evler, ambarlar, barınaklar, insanlar çeşitli temizlikler yaparlar. Küslerle barışmak gönül temizliğidir. Bu gibi günler kişinin nefsinde yaşadığı, toplu miraçlarıdır. Kültür şölenleri toplumların karşılıklı ilişkilerinde de aklanma paklanma günleri olmasını sağlamaya yönelik araştırmalara vesile olmalıdır.
Günümüzde lastik yakmak, ateşten atlamak, kortej oluşturmak şeklinde yapılan uygulamalar daha ziyade Nevruz/Yenigün uygulamalarını kan dökme, öç alma şeklindeki tezahürlere bir tepki olarak geliştirilmiş yüzeysel taklitlerdir. Teorik boyutlu olmayan, fikri içeriği bulunmayan oyalanmalardır. Sadece maddi kayba değil, birikmiş kültür değerlerinin de israfına yol açarlar. Türk halkları, içeriği itibariyle çözüm üretebilecek bir gün olan Yenigün’ü, kültür şenlikleri gibi bir yapı ile ilim adamının istifadesine sunmuştur. Bugünü gerçeğine uygun normlarla ele alıp bu büyük imkândan yararlanmak gerektiği inancındayız.
Konuya girerken metot ve teorinin yanısıra mitolojik boyuttan da sözetmiştik. Konuya mitolojik boyut eklemekle muradımız, Türk halkları arasında ortak bir başlangıç tarihi döneminin tespiti içindi. Bu tarihi dönem, ortak, yani Türk halkları itibariyle birlikte kabul gören bir başlangıç olmalıydı. Bize göre Türk Ata bu başlangıcın simgesi olarak ele alınabilir.
Türk sosyal estetiğinde kin yoktur. Egoizm, inkârcılık, zayıfı ezmek, emanete ihanet, adaletsizlik yoktur. Sevecenlik, paylaşımcılık, hoşgörü, af, tolerans, adil olma, gözü tokluk vardır. Nevruz/Yenigün zemininde Türklüğün yeni stratejisi belirlenirken, Türk töresi Türklüğün geliştirdiği bu tür muhteva ile beslenip pekiştirilmelidir.
Yeni anlamı ile Türklük, ona mensup olmakla onur duyulacak bir yapıya kavuşturulmalıdır. Türkler her nerede olurlarsa olsunlar kendileri ve çevreleri ile ilişkilerini bu normlara göre sağlamalıdırlar.
Nevruz kültür şöleni katılımcıları, Nevruz’u çıkış noktası alarak Türklüğün çağa ayak uydurabilmesini sağlayabilmek için çalışmalar sürdürmelidir. Stratejik zemin bu şölenler olmalıdır. Teorimize göre Türklük kültür olarak bir bütündür.
Bu bütün sağlanılabildiği nispette Türk halkları kültürel kimliklerini koruyabilirler. Türk kültürel kimliğinin kaynağı Türk halk kültürüdür. Nevruz/Yenigün Kültür Şölenleri bu kültür itibariyle bir hazinedir.
Uygulanacak metot olarak konuyu ele alacak olur isek; Nevruz/Yenigün Kültür. Şölenini badema düzenleyen ve katılımcı uzmanlar olarak bu zihniyetten hareket eder isek, yani Nevruz/Yenigün’ün toplumsal ilişkilerin düzenlenmesinde de bir formül olabileceğini, bu formülün Türk estetiğinin bir ürünü olarak ele alınabileceğini, Türk töresinin Türk Ata’dan itibaren var olduğunu benimser isek; Nevruz’u sadece şık giyinilen, türkü söylenilen, yenilen - içilen folklorik uygulamaların yaşandığı bir gün olmaktan çıkarır, halkların kardeşçe, adil, barış içerisinde üretken ve paylaşımcı bir Türk günü olduğunu anlatmış oluruz.