Makale

TRAFİK KAZALARI VE ALKOLLÜ İÇKİLER

DOÇ. DR. FİKRET KARAMAN/ Elazığ Müftüsü

TRAFİK KAZALARI VE ALKOLLÜ İÇKİLER

İnsanlık, tarih boyunca teknoloji nimetinden en çok yararlandığı bir dönemi yaşamaktadır. Enerji, makina, kitle iletişim araçları, bilgisayar ağı ile diğer sanayi ve teknoloji ürünleri bunun en güzel örneğidir. Artık insan istediği an dünyanın bir ucundaki bilgiyi önündeki ekrana getirebildiği gibi dilerse kendisi de bir kaç saat içinde aynı bilginin veya olayın merkezine ulaşabilmektedir. Doğrusu insanoğlu bu nimetlere hatta daha fazlasına da layıktır. Çünkü Yüce Allah yerde ve gökte olan bütün nimetleri insanlar için yaratmıştır. O halde bu nimetlerin ve güzelliklerin muhatabı olan insan bu sorumluluğunu, dikkat, disiplin, hak ve hukuk ’ anlayışı içinde yerine getirmek zorundadır. Yararlandığımız bu nimetler . ehemmiyetine göre tesbit edilirse kara, deniz ve hava yollarındaki nakil vasıtaları ilk sırada yer alır. Ancak son yıllarda bu nakil vasıtalarında meydana gelen trafik kazaları nimetin tadını bize unutturacak kadar artmış bulunmaktadır. Çünkü kazalardaki yaralanmalar, ölümler, maddi ve manevi kayıplar korkunç hatta ürpertici olmaya başlamıştır. Ne yazık ki bu tür zira araştırmalar, bu tür kazaların en az yarısının, alkollü içkilerle veya uyuşturucu maddelerden birisiyle ilişkili olduğunu ortaya koymuşlardır. Yararlı olur ümidiyle bu yazımızda alkollü içkilerin trafik kazalarını nasıl etkiledikleri husus üzerinde durmak istiyoruz.
Alkollü içkiler uyuşturucu bir özelliğe sahiptir. İçildiğinde kan yolu ile vücudun idare merkezi ve santralı durumunda olan beyine ulaşarak faaliyetini olumsuz etkilemektedir. Böylece muhakeme kabiliyeti, çabuk karar verme, doğru konuşma gibi hayati önem taşıyan konularda kişinin istikrar ve iradesi bozulmaktadır. Çünkü sarhoşluk hali, aklın fonksiyonunu ya azaltarak ya da tamamen devre dışı bırakarak bağlı bulunan organlarla iletişimini engeller. Bunun tabii uzantısı olarak sarhoşun çevre ve dış dünya ile olan duyarlılığı azalmaktadır. Artık o hem iç, hem dış dünyasından ayrı bir boşluğa düşmüştür. Oysa ki trafikle ilgili işlemler öncelikle bilgi, dikkat, çabuk karar ve pratik hareket kabiliyetiyle sağlam bir iradeye dayanmaktadır. İşte bu nedenle trafik kazaları ile içkili halde vasıta kullanma arasında yakın bir ilişki vardır. Bu konunun önemini ve başlıca sebeplerini biraz daha açmakta yarar vardın
1- Alkol alan kişinin “Sahte Güven Hissine kapılması muhtemeldir. Bu his şahsı şartlandırarak devamlı gaza basmasına sebep olmaktadır. Tek reflekse endekslenen şoför, farkında olmadan sürati aynı düzeyde arttırmaktadır. Halbuki yolun zemini, viraj durumu ya da trafik yoğunluğu onun kontrolsüz süratine uygun olmayabilir. Bu nedenle fazla hız daima kaza riskini arttırmaktadır.2
2- Alkol almış sürücüde karar verme, .hüküm yürütme ve kontrol gücü zayıflamıştır. Böylece onun, karşıdan gelecek veya aniden önüne çıkabilecek “tehlikeyi kavrayabilecek kabiliyet’i azalmıştır.
3- Normal bir vasıta sürücüsünün, karşıdaki tehlikeyi hissedip, ayağını gazdan kaldırıp frene basıncaya kadar geçen zaman, içkili şahıslarda aynı “reaksiyon” beklenen süre içinde yeterli olmadığından yavaşlamakta ve gecikmektedir. Bu gecikme alınan alkol miktarıyle artar veya azalır. Oysa ki vasıtanın kontrolü, seyri el ve ayak adalelerinin direksiyon ve ilgili pedallere tam bir idrak içinde yansımasıyla ancak mümkün olmaktadır. Halbuki alkollü iken el ve ayak adalelerine hakim olabilme ve vasıtayı intizamlı kullanmak mümkün olamamaktadır.
4- İçkili şahıs bulanık ve çift görür. Çoğu zaman yakın ve uzağı fark edemez. Renkleri karıştırır. Işıkların ikazını anlayamaz. Kısaca görme niteliği kusurludur. Yoldaki vasıtaları ve yayaları göremez, böylece kaza ihtimali daha da artmaktadır.
Yapılan diğer bir araştırmada, bir şoförün her 15 km. lik yolda, 20 adet önemli karar alıp icra ettiği anlaşılmıştır. Alkol bu karar mekanizmalarını bozmaktadır. İşte bu ve daha çoğaltılabilecek tesirlerin neticesidir ki ölümle sonuçlanan her 5 trafik kazasından birisi veya ikisi şoförün ya da yayanın içkili olmasına bağlanmaktadır. 3
İçki bütün dünyada trafik kazalarının en önemli sebebi olduğu gibi, iş, tren ve uçak kazalarının da en önemli sebeplerindendir. Ayrıca diğer bir çok suçun işlenmesinde de etkisi olduğu için kötülüklerin anası kabul edilen bir düşmandır. Acımasız olan bu düşmanın trafik kazaları başta olmak üzere, sosyal hayatımızdaki diğer tahribatını rakamlarla şöyle ifade metmek mümkündür.
Trafik kazalarının %61’i, genel suçların %85’i, ırza tecavüzlerin %50’si, eşlerini dövenlerin %70’i, işe gitmeyenlerin%60’ı, cinayetlerin %85’i, şiddet olaylarının %50’si, genel tutuklamaların %50’si ve akıl hastahanelerine yatanların %40’ı alkolden kaynaklandığı tesbit edilmiştir.(4)
Dahası var her gün ortalama 15 kişi trafik kazasında hayatını kaybediyor. Sadece 1 Temmuz 1996-4 Aralık 1997 tarihleri arasında toplam 513 bin 822 trafik kazasının meydana geldiği ve 7 bin 713 kişinin öldüğü anlaşılmıştır.5 Aynı tarihler arasındaki kazaların mali bilançosu ise 40 trilyon TL’dir. Bu rakamlar son yılların tamamına teşmil edildiğinde; karşımıza çıkacak ölüm miktarı, yaralılar, geride kalan yetim ve öksüz çocuklar, gözü yaşlı anneler, diğer maddi ve manevi zararlarımız, Milli mücadele yıllarında “yedi düvele” karşı verdiğimiz kayıplardan çok geri değildir.
Aslında bütün bu üzücü olayları ‘mutlak kader” anlayışı içinde değerlendirmek doğru olmaz. Kanun, tüzük, yönetmelik dahil beşer planında bütün tedbirler eksiksiz olarak alınmalıdır. Fakat 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren ağırlaştırılan para cezaları ve yoğunlaştırılan denetim programlarına rağmen yine beklenen düzeyde sonuç alınamadı. 161 Kanaat’ımca günümüzde üzerinde durmadığımız, ancak tarihi kültür ve örfümüzde var olan bazı değerlerimizi dikkate almakta yarar vardır. Örneğin alkollü içkilerin dinimizde normal hallerde dahi yasak olduğunu, en ufak bir trafik kaidesini ihlal etmenin bir komşu, arkadaş ve kul hakkını ihlal anlamına geldiğini niçin anlamak istemiyoruz? Son bir yılda 6 milyon 858 bin 339 sürücüye toplam 20 trilyon 216 milyar TL para cezası kesilmiştir. 171 Vasıtalarda meydana gelen maddi hasar ise 40 trilyon civarındadır. Diğer iş gücü ve kayıplar ise, maddi değerler ve rakamlarla ifade etmek mümkün değildir.
Şayet işlenen bütün toplumsal suçlarda ortak payda olan alkollü içkiler ve uyuşturucu maddeler konusunda inancımıza göre haram olduğu ilkesinden hareketle fert, toplum ve kamu vicdanı olarak ciddi bir çalışma yapılsaydı her bir belâ ve musibet olan bu trafik kazaları daha da aşağı çekilebilirdi.. A.B.D. dahil bir çok ülke alkollü içkilerin imal ve kullanımını yasaklamayı denemiştir. Ancak muvaffak olamamıştır. Çünkü onların bizim gibi inançlarından kaynaklanan hazır bir kuvveti ve avantajı yoktur. Amerikalı bir Ordinaryüs
Profesör bu hususu şöyle açıklıyor. “Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur’an vasıtasıyla içkiyi men etmiş ve asırlarca büyük insan kitlelerini içkinin zararlarından korumuştur. Bu netice 20. asırda modern Amerika’da her nevi propagandaya ve teknik ilerlemeye rağmen elde edilememiştir.”8 Öyle anlaşılıyor ki içki ve uyuşturucu maddelerin caydırıcılığı konusunda dünya 14 asır önce sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’ın sözünden daha müessir bir çözüm ve tedbir almış değildir.
“İçkiden sakınınız. Çünkü içki her türlü kötülüklerin anasıdır.”9 O halde Yüce milletimizin her zaman muhtaç olduğu sağlıklı, huzurlu ve adaletli bir ortamın hazırlanması için insanlık açısından ezelî ve ebedî bir tehlike olan bu zararlı maddelere karşı yönetici, eğitimci, din adamı ve basın yayın kuruluşları başta olmak üzere bütün kamu vicdanı sorumluluğunu idrak etmelidir. Gerektiğinde İslam’ın bu zararlı maddelere karşı ortaya koyduğu eğitici ve önleyici tedbirler anlatılmalıdır. Aksi halde bu uğurda akan kanların, dökülen göz yaşlarının ve sönen ocakların sorumluluğundan kendimizi kurtarmak mümkün değildir.

(1) Prof. Dr. Alparslan özyazıcı, “Alkollü içki ler, Sigara ve Diğerleri", D.İ.B. Yayınları, S.4 v.d. Ank. 1997
(2) Prof. Dr. Alparslan özyazıcı, a.g.e.
(3) Prof. Dr. Alparslan Özyazıcı, a.g.e.
(4) Yeşilay Dergisi, Şubat 1994 özel Sayısı 723, s.20. 1994 1st.
(5) Zaman Gazetesi, 27 Ocak 1998, s.8
(6) Zaman Gazetesi, 28 Ocak 1998, s.8
(7) Zaman Gazetesi, 28 Ocak 1998, s.8
(8) Yeşilay Dergisi, 1990, Ocak sayısı
(9) Sünen-i Nesâi, Kitabü’l eşribe, c.8, s.238 v.d.