Makale

DİYANET İŞLERİ EMEKLİ BAŞKAN YARDIMCISI SAMİ USLU

Röportaj: Ali YILDIRIM

DİYANET İŞLERİ EMEKLİ BAŞKAN YARDIMCISI
SAMİ USLU

Başkanlığımız teşkilatında 39 sene bilfiil hizmet yapan ve bu hizmetlerinin 28 senesi merkez teşkilatımızda geçen Başkan Yardımcılarımızdan Sami Us- lu’nun 2001 yılı Kasım ayı içinde kendi isteğiyle emekliye ayrılmış olması nedeniyle kendisiyle yaptığımız röportajı sunuyoruz.
Sayın Hocam! Emekli olma zamanına kadar yaptığınız görevleri sıralayabilir inisiniz?
-Bursa ve İstanbul’da İmam-Ha- tiplikle başlayan görev hayatım sırasıyla; Bolu Müftü Yardımcılığı, Başkanlık Özel Kalem Şefliği, Özlük İşleri Müdür Yardımcılığı, Müfettiş Yardımcılığı, Müfettişlik, Derleme Yayın Döner Sermaye Müdürlüğü, Başkanlık Müşavirliği, Devlet Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü (tedvirle görevli). Başmüfettişlik, Din Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, T.C. Cidde Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliği, Başkanlık Vaizliği ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundum. Bütün bunlara ilaveten Türkiye Diyanet Vakfının Mütevelli Heyetinde üç dönem üyelik görevi de yaptım.
Diyanet İşleri Başkanlığı Başkan Yardımcılığı gibi çok önemli bir görevden, kendi isteğinizle emekliye ayrılmış bulunmaktasınız. Yeni emekli olmanız sebebiyle içinde bulunduğunuz ruh halinden biraz bahsedebilir misiniz?
-1960’lı yılların başından bu yana Başkanlığımız hizmetlerinin hemen her kademesinde bulundum. Bu hizmetlerde bizlere şevk ve gayret veren, karınca kararınca bazı hizmetleri yaptıran, sağlık ve afiyet içinde bana bu günleri gösteren Yüce Rabbimize hamd ve sena ederek sözlerime başlamak isterim.
Bursa’da İsmail Hakkı Tekkesinde hıfzımı ikmal ettikten sonra İstanbul İmam-Hatip Okulu na kaydolmuştum. Bu okulda okuduğumuz yıllarda hiç birimiz hayatta ne iş yapacağımızı bilmiyorduk. Benim de hayatım bu şekilde seyretti. İmam-Hatiplik görevi yaparken Yedek Subay olarak askere gittim. Dönüşümde Bolu Müftü Yardımcılığı görevim sırasında gerek Bo- lu’da ve gerekse Gerede’de Din Görevlileri Yardımlaşma Sandıklarının kurulması istikametinde gayretler gösterdim.
Diyanet İşleri Başkanlığımız milletimizin hayati ehemmiyetini haiz bir kurumdur. Böyle bir teşkilatta görev ifa etmek şereflerin en yücesidir. Bu teşkilatın en önemli omurga görevi kanaatimce cami hizmetleridir. Çevresine ışık saçabi- len, her türlü davranışıyla örnek teşkil edilebilen cami hizmetini her zaman arar oldum. Bugün emekli Başkan Yardımcısı olarak dahi böyle bir ruh haletini içimde hissetmekteyim.
-Muhterem hocam*. Görev hayatınızın hemen her dönemine ait sizin için önemli gördüğünüz ve bizler için örnek teşkil edecek hizmetlerin bazılarından söz edebilir misiniz?
-Elbette. Birkaç örnek vermek isterim. İmam-Hatiplik ve Bolu Müftü Yardımcılığı günlerine ait birkaç çizgiyi hatırlattım. Bunların dışında Özel Kalem Şefliği ile merkez görevim başlamaktadır. Kısa bir zaman sonra Özlük İşleri Müdür Yardımcılığına getirildim. Bu görev sırasında Kanun Hükmünde Kararnameler yayınlanmıştı. Büyük bir Personel Reformu başlamıştı. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulamaya konulmuştu. Büyük bir heyecanla teşkilatın intibaklarını yaptık. Bahsettiğim kararnamelerin birinde Maliye Meslek Kurslarını bitirmiş olanlar için yazılmış bir cümlenin yazılışını şerh ederek, Maliye Bakanlığı ve Sayıştay Başkanlığı nezdinde görüşmelerimiz sonucu Kur’an Kurslarımızın aynı şekilde şimdi hatırlayabildiğim kadar; “Meslekleriyle ilgili bir kursu mesleğe girmezden önce bitirmiş olanların aynı meslek dalında bir göreve atanmaları halinde, gördükleri kurs senelerinin, her yılına bir kademe ilerlemesi ve her üç yılma da bir derece ilerlemesi verilir.” şeklindeki cümlenin, bizim, “Kur’an Kurslarımızın mezunlarına da isabet etmesi gerekir” tezimizden hareketle, teşkilatımızda hafız olanlara bir derece uygulamasının verilmesini re’sen başlatmıştık. İlgililer bu tezimizde bizleri haklı gördü. Sonra kararnamelerdeki cümle kanun metni haline getirildi. Bu çalışmaları hatırladığım an içimde bir huzur hissetmekteyim.
Din Hizmetleri Dairesi Başkanlığım sırasında rahmetli başkalarımızdan Tevfik Gerçeker hocamızı evinde bir gece ziyaretim esnasında son Şer’iye ve Evkaf Bakanı babasından bir hatırayı anlatırken bana hatırlatmasıyla muttali olduğum Bütçenin R Cetvelinde yer alan, “Türk Kültür Varlığını Koruma Giderleri” faslındaki realitenin üzerine gitmemiz sayesinde, bugün binleri geçen yurt dışı teşkilatımızın kadrolarının gerçekleşmesi sağlandı. Din Hizmetleri Dairesi Başkanı olduğum tarihte yurtdışı teşkilatımıza ait bir tek kadromuz bulunuyordu. İlk olarak, “altı ay geçici süreli din görev- | lisi gönderme” uygulamasını başlatmıştık. Milli Eğitim Bakanlığından palyatif usullerle Başkanlığımıza geçici olarak aldığımız elemanlarının Bakanlar Kurulu Kararıyla yurt dışında öğretmen din görevlisi ola- ( rak gönderilmesini sağladık. Bunla- } rın hepsi el yordamıyla yapılmaya çalışılan hizmetlerdi. Daha sonra bu çalışmalar daha da ileriye gitti ve Kadro Kanunuyla yurt dışı teşkilatımız kuruldu. Bu teşkilatlanmayı ta- < kiben özellikle de Avrupa ülkelerinde DİTİB, ATİB ve vakıflar şeklinde çalışmalar gerçekleştirildi. Bütün bu çalışmalara iştirak etmiş olmanın hazzını yaşamaktayım.
Başkanlığımızın hac organizasyonunun kurulmasında bir hayli hizmetim geçmiştir. Bir çok defa yol güzergâhını tespit için kara yolu hac seyahatinin çekirdeğini oluşturacak çalışmaların içinde bulundum. Mekke-i Mükerreme’deki evlerin kiralanması
için yıllarca bu görevlerde koordinatör şeklinde görevler ifa ettim. Daha sonra da Suudi Arabistan Din Hizmetleri Müşavirliği görevine tayin olundum. Cumhurbaşkanları- mız dahil bir çok devlet ricalimiz’in mukaddes görevlerinde onlara rehberlik yaptım. Hac organizasyonunun ilk olarak uygulanması sırasında bu hizmetleri, mukaddes topraklarda örnek gösterilmesi için diğer arkadaşlarımla birlikte gayretler gösterdim.
İlgimizin olduğu bu hizmetleri saymak belki uygun karşılanmaz. Ancak bunların, içinde benim için çok önemli gördüğüm bir kaçına temas etmek isterim. Bunlar Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet
Nuri YILMAZ’ın Başkanlığında Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta Ertuğrul Gazi Camii ile Japonya’nın başkenti Tokyo’da Tokyo i Türk Camii’nin Başkanlığımız tarafından yaptırılmasıdır. Her iki camiin Emanet İşleri Komisyonunun I başkanlığını deruhte etmem sebebiyle, komisyonda bulunan arkadaşlarımla birlikte çok önemli hizmetler başarıldı. Diyebilirim ki, Başkanlığımızın milletimiz için dış dünyada başardığı en önemli hizmetleri bu eserlerdir. İstanbul’daki Eminönü Yeni Camii büyüklüğünde bir eserin, hem de Sinan’ın Selimiye’si kadar narin ve zarif görünümüyle Kara- kum çöllerinin ortasına götürülmesi, o kadar kolay bir iş değildir. Bu muhteşem eser bugün bir ziyaretgâhtır.
Tokyo Türk Camii de gurur duymamıza vesile teşkil edecek çok önemli bir Başkanlık hizmetidir. Japonları ve diğer yabancıları hayran bırakan bu eserin estetiği sayesinde, Japonya’da insanlık için son din İslam’ı seçenlerin sayısında büyük bir artış görülmektedir. Şu anda bu sayı yüzlerle ifade edilmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığımızın yurtiçi ve yurtdışında verilen ve verilmekte olan gerçekten muazzam hizmetlerini kısa da olsa bu vesile ile Diyanet Aylık Dergisi’nde anlatabilme fırsatını verdiğiniz için size çok teşekkür ederim.
Savın Hocam! Verdiğiniz bu değerli bilgilerden çok yararlandık. Bu yönden biz size teşekkür eder, bundan sonraki hayatınızda size Cenab-ı Allah’tan sağlık ve mutluluk dileriz.