Makale

Hac Kendini Tanıma ve Tanımlamadır

BAŞYAZI

Hac
Kendini Tanıma ve Tanımlamadır

MEHMET NURİ YILMAZ
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

İnsanın yaratılış gayesi, İslam’ın belirlediği sınırlar çerçevesinde Allah (c.c)’ın emirlerine teslim olmaktır. Bu teslimiyet; temiz, saf ve şüpheden uzak bir iman, sadece Allah’ın rızasını kazanmak amacı ile Allah ve Resulünün bildirdiği ölçüler içerisinde yapılacak salih amellerle mümkündür. Güçlü ve tereddütsüz bir imandan sonra yapılan salih amel, bir taraftan kulun Allah katında kıymetini artırırken diğer taraftan da derecesinin yükselmesine vesile olur.
Hz. Peygamber (s.a.s)’in bildirdiği esaslara göre İslam beş temel üzerine bina edilmiştir. Bunlardan biri de, hac’dır. Hac, Allah’a yönelme, günahlardan arınma, Hak yolunda feragat gösterme, her türlü meşakkate göğüs germe, kendini yeniden tanıma ve tanımlamadır.
Hac, inançta ve amelde yenilenme, ruh ve bedende zindelik kazanma, bundan sonra yaşanacak hayat için bir sayfa açmadır. Temiz ve saf bir niyetle başlayan, birbirini takip eden amellerle devam eden ve kurban kesmekle sonuçlanan hac; kulluğun en üst seviyede izharı, yıllardır özlem duyulan mukaddes mekanlara kavuşma, maddi ve manevi kirlerden arınma ve Cenab-ı Hakk’la yeniden sözleşmenin adıdır. Bu hususta Peygamberimiz; "Kim kötü işlerden ve Allah ’a karşı gelmekten sakınarak hac yaparsa, günahlardan arınarak anasından doğduğu gibi tertemiz hale gelir" buyurmuştur.
Hac ibadetini yerine getirirken ziyaret edilen her mekanın ve yapılan her amelin, sembolik bir anlamı ve ehemmiyeti vardır. Bu itibarla hac ibadetine başlarken kalpte; şirk, küfür, nifak, isyan ve şüpheden uzak kalma; itaat, hayır, güzel doğru ve hak olana meyletme düşüncesini olgunlaştırarak, bedendeki bütün giysilerden soyunup yerine iki parça beyaz havlu alıp adeta; içimde ve dışımda var olan her şeyi geride bıraktım ve sana geldim diyerek yeryüzünün en mübarek ve en kutsal mekanını ziyaret edebilmek, benliği aşıp, kulluğa, çokluğu yırtıp birliğe ulaşmanın en önemli ayağıdır.
Her bir dönüşü, insanın özünde var olan ve onu tutsak haline getiren, Rabbi ile beraber olmasına engel olan dünyevi duygu ve düşünceleri aşma, bir olana varma anlamına gelen tavaf; ruha ve bedene olumlu değerler yükleme, Onunla beraber olma mutluluğunu yaşama ve Kabe’nin ruhu ile irtibat kurabilmedir.
Peygamberimizin "Bilmedin mi ki, İslam kendinden önceki günahları yok eder, hicret kendinden önceki günahları yok eder, hac kendinden önceki günahları yok eder" müjdesine mazhar olabilmek için, istenilen ve omuzlarda taşman amelleri Cenab-ı Hakk’a arz, en içten duygularla tevbe etmek üzere çıkılan ve haccın sırlarını içinde taşıyan ma- haldir Arafat.
Arafat, mahşeri kalabalığın içinde nefsi ile başbaşa kalarak; göz yaşı dökmenin, tevbeleri kabul edilen Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yaşadıkları sevinci yaşamanın, kendileri için zor bir sınavı başarı ile geçen, imanın ve teslimiyetin en güzel örneğini veren Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in hatırasını yaşatmanın mahallidir. Veda Haccı’nda binlerce insanın önünde, kıyamete kadar ümmetinin yaşam anlayışının sınırlarını çizen ve her cümlesinin sonunda "Allah’ım Şahit Ol" diye haykıran Peygamberimizin hissettiklerini duyabilmenin; bütün insanlık için dua edebilmenin, mebrur bir hac şerefine nail olmanın ve ümitleri yeşertmenin yeridir.
Müzdelife’de bulunma, insan için ebedi düşman olan şeytanı ve ondan gelen kötülükleri belirleme, ona karşı savunma mekanizmalarını kurma ve onun hakimiyet gücünü kırmak için bir hazırlanmadır. Müzdelife’de toplanılan her bir taş, şeytandan gelen ve insan hayatım karartan, zehir eden ve insanı; gaflete, cehalete ve günaha sürükleyen duygu, düşünce ve halleri tekrar şeytana iade etmek üzere silahlanmadır. Şeytan taşlama mahalli, düşünce, amel ve niyetlerdeki bütün negatif değerleri temizleme; mal, makam, mevki ve şöhret tutkularından kurtulma yeridir.
Kurban, Allah (c.c)’ın verdiği nimetlere şükretmenin, gerektiğinde bütün nimetleri Allah yolunda feda etmenin ve Allah’ın emirlerine teslim olmanın bir göstergesidir.
Müslüman tarafından "Yolculuğuna gücü yetenlerin hac etmesi, Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır..." emri İlâhisi çok iyi düşünülmelidir. Ferdi boyutunun yanı sıra uluslararası boyutu da olan hac ibadeti, müslüman toplumlar tarafından her geçen yıl daha iyi anlaşılmalı, ortak değerleri kuvvetlendirmek, ortak hedefleri belirlemek ve ortak problemleri çözmek için uluslararası bir kongre haline dönüştürülmelidir.
Hac farizasını yerine getiren hacılar, yaşadıkları toplumlarda; söz, davranış ve amellerine daha dikkatli olmak ve yanlış anlaşılmalara meydan vermemelidir. Binbir güzelliklerin ve hallerin yaşandığı, kutsal mekanların görüldüğü, Peygamberimizin kabrinin ziyaret edildiği hac ibadeti; bilgisiz ve art niyetli kişilerin insafsız, yersiz, olumsuz ve anlamsız düşüncelerine bakarak basit bir amel gibi görülmemelidir. Cenab-ı Hakk, gücü yeten herkese rızasına uygun hac yapmayı nasip etsin.
Gelecek sayıda buluşmak üzere...