Makale

SABIR - HOŞGÖRÜ

SABIR - HOŞGÖRÜ

İNSAN, TOPLUMSAL KURALLAR VE BEŞERÎ İLİŞKİLER

M. Cüneyt KAVŞUT
Batman İl Müftüsü

İnsan ilişkilerini düzenleyen başlıca kurallar şunlardır: 1- Görgü kuralları (Adab-ı muaşeret) 2- Örf ve Adetler (Gelenek ve Görenekler) 3- Din kuralları 4- Ahlâk kuralları 5- Hukuk kuralları.
İnsan medenî bir varlık olarak tek başına yaşayamayacağı gibi topluluk içerisinde de başıboş, hiçbir kural ve kanuna tabi olmadan yaşamını devam ettirmesi düşünülemez. Yani insanlar birbirleriyle bir takım ilişki ve davranış içerisinde bulunmaktadırlar. Karşılıklı ilişkilerin bir kısmı hukuk, bir çoğu da beşeri münasebet ve ahlâk kurallarıyla düzenlenmektedir. Hukuk kuralları emredici olup, mu halefetı halinde ceza-i müeyyideler uygulanır. Beşeri münasebetleri düzenleyen kaidelere uyulmamasın da bazen ceza-i müeyyideler verilmemekle birlikte bu kaidelere uymamak, onları bilerek gözardı etmek insanı çevresinde sevimsiz, kaba ve saygısız kılar. Bu durum, İnsanı toplum dışına iter. İnsanın çeşitli isimler altında yaşadığı aile toplumundan, devlet ve devletler arası topluluklara kadar ilişkilerini düzenleyen, sevgi, saygı ve güven içinde yürütmesi, bu konudaki kuralların bilinip uygulanmasına bağlıdır. Bu suretle beşeri münasebet kuralları da bu yönüyle bir zorlayıcılık kazanmış olmaktadır.
Aslında insan ilişkileri doğrudan doğruya veya dolaylı olarak mutlaka diğer insanları da ilgilendirir. Bu sebeple beşeri münasebetlerin iyi bilinip yürütülmesi hukukî ihlalleri de büyük ölçüde azaltmaktadır.
İşte davranışlarından diğer insanların endişe etmediği, güvenlik içinde olduğu, zarar görmediği ve beğendiği medenî insana şiddetle ihtiyaç vardır. Bu manada toplumsal karakter kazanan bir insanın; ailede, işyerinde, sokakta, yurt içinde ve yurt dışında çeşitli ırk, dil, din mensuplarıyla insânî münasebetlerinde zorluk çekmeden hayatını en iyi şekilde düzenlemesi mümkündür. Bu sebeple bu kuralları bilmek ve yaşamak insana çok büyük bir güven ve değer kazandırır. Bu yazıda ağırlıklı olarak hoşgörü ve iyi ahlak hususu üzerinde duracağını.
HOŞGÖRÜ VE İYİ AHLÂK
İslâm Dini, insanın hem kendisiyle hem de çevresindeki insanlarla uyumlu olmasını ister. Böyle bir uyum sayesinde insan birtakım değerleri elde eder. Bu değerlere ah- | lâkî faziletler adı verilir. Bu uyumu kurabilenlere güzel ahlâk sahibi denir. Bir de kendileriyle olduğu gibi çevreleriyle uyumsuz olan kişiler vardır ki bu tür insanların sözleriyle işleri birbirini tutmaz. Bunlara da kötü ahlâklı denir. Aslında ahlâkî faziletler ile iman ve ibadetler arasında son derece yakın bir ilişki vardır.
Ahlâkın gayesi; insana iyi alışkanlıklar kazandırmak, ondaki kötü huyları gidermektir. İslâm ahlâkının kaynağı dindir. Yani K. Kerim, Hadis-i Şerif ile başta ashabı kiram olmak üzere İslâm büyüklerinin güzel davranış ve örnek karakterleridir. Dinimizin bizde bulunmasını istediği güzel şeylere iyi ahlâk ve fazilet denir. Bunların temeli 4 tanedir. Diğer fazilet ve iyi huylar bu 4 esasa irca edilebilir. Bunlar; Hikmet, cesaret, iffet ve adalettir. Bunların zıt’ları ya ifrat veya tefrittir. Yani ölçü dışı olup ahlâksızlıktır. Şimdi kısaca bunların tanımını yapalım.
1- Hikmet: Yerli yerince konuşmak ve akıllıca davranmak demektir.
2- Cesaret: Ne korkaklık ne de saldırganlıktır.
3- İffet: Namuslu olmak, kötü davranış ve yollara düşmemektir.
4- Adalet: Zulüm ve taşkınlığın zıddı olan adalet ise adil davranmak, herkese gerektiği şekilde hakkını vermektir.
Bir başka açıdan sınıflandırma yapılması halinde, beşeri ilişkilerde gözetilmesi gereken belli başlı, ahlâkî değerler şöyle sıralanabilir:
1- Adalet, 2- Doğruluk: (sıdk) İslâm ahlâkının değerlerinden biri olan doğruluk insanın içi ile dışının, özü ile sözünün bir olnı ısı demektir. 3- Utanma (haya): İnsanı kınanıp, yerilme gibi hallere düşmekten koruyan ahlâkî bir duygudur. 4- Ölçülük (îtidal): İnsanın duygu ve eylemlerinde haddi aşmaması demektir. 5- Yumuşak huyluluk (rıfk): Yumuşak huylu olmak beşeri ilişkilerde insanın öfkelenmemesi, herkese karşı nazik ve kibar davranması demektir. 6-
Hoşgörü (müsamaha) İnsanlara saygılı olma ve kendisi gibi düşünmeyen insanlardan rahatsız olmama halinin adıdır. 7- Güvenilir olmak (emanet): Emanete riayet etmek, hiyanet etmemek. 8- Kanaat ve Tevekkül: Kanaat hırs ve ihtirasa kapılmadan insanın sahip olduğu nesnelerin değerini bilip rıza göstermektir, Mevcut olanla yetinip çalışmayı bırakmak
değildir. Tevekkül ise, insanın gerçekleştirmek istediği bir iş için gereken her şeyi yapıp sonucu Allah’tan beklemesi halidir. 9- Cömertlik: İnsanın harcamalarında israf ve cimrilikten kaçınarak gereken yerde gerektiği kadar harcama yapabilmek için elinin açık olması demektir. 10- Sabır: İnsanın sosyal hayatta karşılaştığı güçlüklere, sıkıntılara göğüs gererek dayanma gücünü göstermesidir.
HOŞGÖRÜNÜN ÖNEMİ VE
DİNİMİZDEKİ YERİ
İslâm’ın gayesi insanları güzel ahlâk sahibi yaparak dünya ve ahirette onları mutlu kılmaktır. İslâm’da önem verilen ahlâkî değerlerden biri de başkaları ile iyi geçinip hoşgörülü olmaktır. Hoşgörü ve müsamaha müslüman kişinin sıfatı olmalıdır. Allah-u Teala K. Kerim’de gerçek Mü’minleri tarif ederken şöyle buyuruyor. “Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik yapanları sever.”
Hoşgörülü olabilmenin ön şartlarından biri Yunus Emre’nin “Yaratılanı hoşgördük; Yaratandan ötürü.” bey itiyle ifade ettiği üzere insanları sevip saymaktır. Bunun için İslâm Dini, insanlar arasında bir sevgi ve saygı ortamı oluşturmayı hedef almaktadır. Bir Hadis-i Şerifte Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruyor. “Nefsini yedi kudretinde olan Allah’a yemin ederini ki, müslüman olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de tam anlamıyla müslüman olamazsınız.
İnsanlar topluluk halinde yaşadıkları için birbirlerinin haklarına saygı göstermek ve hoşgörülü davranmak zorundadırlar. Ancak bu konuda ifrat ve tefrite düşülmeden, denge ve ölçü içinde davranmak gerekir. Zira, hoşgörü demek karşılaştığımız her türlü kötülüğe, haksızlığa ve kabalığa göz yummak veya tamamen susup ses, çıkarmamak demek değildir. Belki kasıtlı ve kötü niyetle yapılan davranışla, yaratılış ve bilgisizlik neticesinde ortaya çıkan davranışları birbirinden ayırmak gerekir.
İslâm Dini insana sadece ideal ölçüleri vermekle kalmayıp, bu ideal ölçüleri yaşantı haline getiren ideal bir model de sunar.
İslâm’ın model insanı şüphesiz Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. Hz. Muhammed (s.a.s.’) hoşgörü, sevgi ve kardeşlik konusunda yalnızca güzel öğütler vermekle kalmamış, hoşgörüyü aynı za manda bir yaşantı haline getirmiştir. Nitekim Uhud Savaşında Sevgili Peygamberimizin iki dişi kırılmış, yüzü kan içinde kalmış, bu arada yetmiş civarında Ashab-ı Kiramdan şehit düşenler olmuştu. İşte bu dehşetli anda bile âli ceııaplığın en şahikasını göstererek kendisine okla, taşla saldıranlara öfkeleneceği yerde onlara acıyıp, hidayetleri için Allah’tan niyazda bulunarak şöyle demiştir.
“Allah’ım kavmiuıe doğru yolu göster. Zira onlar ne yaptıklarını biliniyorlar." "
Ashab-ı kiramdan Enes b. Malik (r.a.) Rasulullah (s.a.s.)’in hoşgörülü özelliğini şöyle anlatıyor: On sene Peygambere hizmet ettiğimde bana bir defa olsun of demedi. Yaptığım bir iş hakkında bunu niçin yaptın veya yapmadığım bir iş hakkında böyle yapsaydın olmaz mıydı, diye söylemedi.
Bir şahsın Hz. Peygambere; hizmetçimin ne kadar hatasını affet meliyiırı. sorusuna karşılık Hz. Peygamber “heı gün en az 7ü defa” diye cevap verir .5
Peygamber Efendimiz, Müslümanların hoşgörülü. uyumlu ve ıyı ahlâklı olmaları, bitimleriyle kardeşçe iyi geçinip yaşamaları gerektiğini beyan ederek şöyle buyurmuştur “Mü’ınin başkaları ile iyi geçinir, kendisi ile iyi geçinilir, iyi geçinmeyen ve kendisi ile iyi geçinilmeyen kimse de hayır yoktur.6
Müsamahalı insan hayatının her safhasında daima kazançlı çıkaı. Böyleleıi Allah’ın af ve merha metine ıııazhaı oldukları gibi insanların takdir ve ııasını hak eden kişilerdir Rivayet edılh kı Kavs b As m ismindeki biı zat evinde bulunduğu bir sıra da hizmetçi ona sofıa üzerinde sıcak bu yemek getirince softa elinden kayıp Kays’ın ufak oğlunun uze rine düşeı ve çocuk ölüı Bunun üzerine hizmetçi tıt renıeye başlayınca Kays ona hayır bir şey olmaz der ve Allah için seni azad ettim diye tesellide bulunur.
Evet, Cenab ı Hak affedici kişileri sever ve otıla rı affederek taltif eder Bir ayeti kerimede Yüce Rab- bimiz şöyle buyuıuyor. “Eğer affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoşgorür ve bağışlarsam/ bili niz kı Allah Gafuı dur. Rahimdir."
Milletçe huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmenin yollarından biri de duşuııce ve inançları bizden farklı olan başka kişilere karşı hoşgörülü davranmaktır. leıirıe değil, tarih boyunca başka dinlerden olanlara karşı da hoşgörülü davranmışlardır.
Bu İslâm’ın bir emri olduğu gibi tarihî bir geleneğimizdir. Zira Müslümanlar sadece kendi din kardeşlerine değil, tarih boyunca başka dinlerden olanlara karşı da hoşgörülü davranmışlardır.
Hoşgörü konusunda Hz. Peygamber’den alınacak o kadar çok örnek vardır ki, bunların hepsini saymaya kalkmak mümkün değildir. Nitekim Enes b Malik’in (r.a.) rivayet ettiği olayla alakalı Peygamber Efendimizin tavrı bakınız ne kadar anlamlıdır. Enes (r.a.) diyor ki “Resulüllah (s.a.s.) ile beraber yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın yakalı bir elbise vardı. Çölde yaşa yan bir arap yaklaşarak Hz. Peygamberin elbisesinden kuvvetlice çekti öyle ki yakası Rasulüllah’ın ensesinde iz bıraktı. Sonra da şöyle dedi Ey Muhammed! Sende olan Allah malından bana verilmesi için emretv bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.) o adama döndü, gülümsedi ve kendisine bir şey verilmesini emretti.”
Hoşgörü konusunda sözlerimi asr-ı saadetten bir olay anlatarak bitirmek istiyorum.
Bedevi denilen yabancılardan bin Mescid i Ne bevi’de idrarını yapınca mescittekiier onu azarlama ya kalkıştı. Bunun üzerine Resul-ı Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurdu. “Ona dokunmayın, idrarının üzerine bir kova su doku«eıiıı. Unutmayın kı siz, zorlaştırıcı olarak değil Kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz." 9

1- Ali İnıraıı, 134.
2- Hiyazü’s. Salihin lie c. 1 s. 410
3- Muhanııııeduıı Rasulullah (Arapça.» s. 373 ve Asr-ı Saadet C. I s. 265.(Ö. Rıza Doğrul)
4- Riyazü’s-Saliiun Tere. C. 2,sh. 50
5- İrşaüu’l İbad, s; 96, Arapça. Kahire. Zeynuddin Eı Melibaıi.
6- 250 Hadis, s 265 A. Hikmet BERKİ.1979 Diyanet Yay.
7- Teğabuıı. 14
8- Riyazü’s Salihin. c. 2 sh 65
9- Riyazü’s Salihin, e. 2 sh 58
10- İnsan ve Ahlak (Dr. Recep Kılıç). T.D Vakfı Vay Ank. 1995.
11- İnsan İlişkileri, (Beşeri Münasebet ler), Cihan Yumakoğlu, Ock. 1996 Ank