Makale

21-22 Haziran 1919 AMASYA TAMİMİ

21-22 Haziran 1919 AMASYA TAMİMİ

Gaffar TETİK

Tam 620 sene dünyanın üçte ikisine Türk - İslam medeniyetini, adaletini, eşitliğini götüren Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nda aynı grupta savaşan devletlerin mağlup olmasıyla yenilmiş ve 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalmıştı. Bu mütareke gereği Türkiye’de bulunan Almanların Türkiye’den ayrılmaları lazım geldiğinden 31 Ekim 1918’de Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına tayin olunmuştu. 7 Kasım 1918’de bu grubun dağıtılmasıyla Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nezareti emrinde görevlendirildi. İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Paşa, önceleri Perapalas otelinde kaldı ve bir müddet sonra da bugün “Atatürk Müzesi” olan Şişli’de kiraladığı ve İstanbul’dan ayrılıncaya kadar çalışmalarının ve Milli Mücadele için hazırlıklarının merkezi durumunda olan bir eve yerleşti.
18 Kasım 1918’de durumu yakinen görmek için dinleyici olarak Mebuslar Meclisi’ne gitti; Meclisin çalışmalarını takip etti ve Sadrazam Tevfık Paşa’mn kabinesinin hiç tartışma olmadan güvenoyu almasından memnun kalmadı. Evine döner dönmez ilk işi, Padişahın Başyaveri vasıtasıyla Padişah Vahidettin’den bir görüşme istemek oldu. Padişah 22 Kasım 1918 Cuma günü selâmlıktan sonra kendisini kabul etti ve memleketin durumu hakkında fikir beyanında bulundular.
30 Nisan 1919’da Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Kıtaat-ı Müfettişliği’ne atandı (15 Haziran 1919’dan sonra bu görevin adı 3. Ordu Müfettişliği’ne çevrilmiştir). Mustafa Kemal Paşa bu durumu kendi ifadeleriyle şöyle anlatmaktadır: “... İstanbul’da cereyan eden ahvalden, yapılan teşebbüslerden, bilhassa vaziyetin ve- hamet ve fecaatinden milletin haberi yoktu. İstanbul’da oturup milleti haberdar etmek imkanı da kalmamıştı. Binaenaleyh, yapılacak şeyin İstanbul’dan çıkıp milletin içine girmek ve orada çalışmak olduğuna karar verdim. Bunun sureti icraasım düşündüğüm ve bazı arkadaşlarla müzakere ettiğim sırada idi ki, hükümet beni Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya göndermeyi teklif etti. Bu teklifi derhal maalmemnuniye kabul ettim”, (İslam Ansiklopedisi, C.l. Sh. 395-732)
Böyle önemli bir göreve atanan Mustafa Kemal Paşa, aynı günde ilgili makamlarla temasa geçerek görevinin hudutlarını çizmeye, mahiyetini tespit etmeye ve emrine girecek kuvvetleri tayin ve takviye etmeye başladı. Müfettişlik bölgesine dahil Sivas, Van, Trabzon ve Erzurum vilayetleriyle Samsun Sancağı mülkiye amirlerine kendisi tarafından verilecek emirlerin yerine getirilmesi hakkında tebligat yapılması için Sadaret Makamına yazdırttı. 6 Mayıs 1919’da, görevine ait olup, müsveddesi kendisi tarafından tespit ettirilen ve Vükelâ Meclisi’nce (Bakanlar Kurulu) onanarak tebliğ edilen yönetmelikte, görevinin yalnız askeri olmayıp aynı zamanda mülki olduğu tespit edilmiş ve kendisine bölgesi içindeki askeri kıta ve illerden başka komşu birlik ve illerin de kendisinden emir ve talimat almaları görev ve yetkileri verilmişti. İtilaf Devletleri Fevkalâde Komiserliği ise kendisinin böyle önemli bir görevle Anadolu’ya gönderilmesinden kuşkulanmışlar ve bu kuşkularını hükümete de bildirmişlerdi.
Bazı milli teşekküller ve işbirliği etmeye karar verdiği kişilerle, Sadrazam Damat Ferit Paşa’yla ve hükümet erkânıyla vedalaştıktan sonra 16 Mayıs 1919 Cuma günü Cuma selamlığında Padişah Va- hidettin tarafından kabul olundu. (Bakınız: Gaffar Tetik. Atatürk ve Din. Diyanet Aylık Dergi Ekim 1998.84. Sayı İlavesi)
Aynı günün akşamında, maiyetiyle birlikte Bandırma adlı küçük bir vapurla İstanbul’dan ayrıldı. Bindiği geminin yolda müttefik kuvvetleri tarafından batırılacağının kendisine haber verilmesine rağmen, “İstanbul’da kalıp tevkif olunmaktansa batıp boğulmayı müreccah gördüm (tercih ettim)” diyerek, vatanı kurtarmaktaki yüksek kararlılığını ortaya koydu. 19 Mayıs 1919 Pazartesi gününün sabahında da Samsun’da Anadolu topraklarına ayak bastı.
Samsun’da bir hafta kaldıktan sonra Havza’ya geçti. 21-22 Haziran 1919 gecesi Amasya’nın eski redif dairesi yakınındaki bir köşkte Mustafa Kemal Paşa, eski Bahriye Nazın Hüseyin Rauf Bey, 20. Kolordu Kumandanı Refet Beyden müteşekkil bir toplantıda I. Dünya Savaşı’m sona erdiren mütarekeyi müteakip, yabancı zorlamasına boyun eğen İstanbul Hükümetinin, Türkiye’nin istiklalini kurtarıp şerefli bir barış yapmak hususunda asla tesirli olamayacağı ve bunun için, yine milletin kendi kuvvetine dayanmak lazım geleceği karar altına alınarak, vatandaşların görüşlerine müracaat edilmek üzere Sivas’ta bir kongre toplanmasına karar verilmiş ve o sırada Erzurum’da 15. Kolordu kumandanı bulunan Kazım Karabekir Paşa’nın görüşüne telgrafla müracaat olunmuş; Kazım Karabekir Paşa da Sivas Kongresi’nden evvel Erzurum’da vilâyeti şarkiye kongresinin açılmasını, sonra Sivas ta umumi kongrenin toplanmasını teklif etmiştir. Teklif kabul edilmiş ve Kazım Karabekir Paşa’nın da karara katılması temin edilerek, bu kararlan içine alan vesika, o gece Mustafa Kemal paşa, Hüseyin Rauf Bey, Ali Fuat Paşa ve Refet Bey tarafından imza edilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın aynı gece milleti, “vatanın bütünlüğü ve istiklalin kurtarılması için” birlikte çalışmaya çağıran tarihi Amasya Tamimi ’nin özeti şudur:
1- Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir.
2- Hükümeti merkeziye, (İstanbul hükümeti) deruhte ettiği mesuliyetin icabatını ifa edememekte (üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu hal milletimizi madum tanıttırıyor (yok gösteriyor).
3- Milletin istiklalini yine milletin azim ve karan kurtaracaktır.
4- Milletin hal ve vaz’ını derpiş etmek (göz önünde bulundurmak) ve sadayı hukukunu (hukukî sesini) cihana işittirmek için her türlü tesir ve murakabeden (kontrolden) azade bir heyeti milliyenin vücudu elzemdir.
5- Anadolu’nun her bakımdan en emin mahalli olan Sivas’ta milli bir kongrenin acilen toplanması karar altına alınmıştır.
6- Bunun için bütün vilayetlerin her Sancağından milletin itimadına ulaşmış üç seçilmiş kişinin hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
7- Her ihtimale karşı durumun milli bir sır halinde tutulması lazımdır.”
Mustafa Kemal Paşa bu tamimi bütün memlekete yayarken bir taraftan da İstanbul’da bulunan bazı tanınmış kimselere de hususi mektup yollayarak kendilerini işbirliğine davet etmiştir. Bu tamim, vatanın düşmanlardan kurtarılması için gösterilen azim ve kararlılığın en önemli belgesidir.