Makale

AMERİKAN ANAYASASI VE DİN

Dr. Abdulbaki Keskin

AMERİKAN ANAYASASI VE DİN

Kaynakların tetkiki ve yıllardan beri yaptığımız gözlemler, Amerika’nın varoluş tarihi ve dinamikleri hakkında ileri sürülen son derece ilginç bir takım teorilerin bu gün tek süper güç haline gelmiş olan bu ülkenin başarıları, dün ve bugün dünyamızda oynadığı rol bakımından önemli ipuçları vermektedir...
Devletin temeline yerleştirilen ve anayasası ile çerçevelenen, biraz sonra izah edeceğimiz, unsurlar konusunda, Amerika’da, Hıristiyan dininin diğer mezhepleri yanında, muhafazakar kültürün atılımcı temsilcileri sayılan, ’Evangelical Christa-Ins" denilen Protestanların küçümsenemiyecek katkıları olmuş, devletin kurulmasındaki olayların şekillenmesinde önemli rol almışlardır... ’
John Witherspoon, John Adams, Timothy Dwight, Patrick Henry, bu kesimin aktif katılımcılarından bir kaçıdır...
Bu ülkenin 200 küsur yıllık tarihinin oluşum hikayesi 19. ve 20. yüzyıllarda sürekli olarak tekrar edilmiş, 1862 de, "The Battle Hymn of the Republic’ başlığı altında yazılan cumhuriyet destanlanna; Herman Melvillerin masallarından; Walt Whit- man’nın şiirlerine kadar edebiyatın bütün türlerine konu olmuş ve nihayet, Abraham Lincoin’dan Woodrow Wilson’a kadar büyük hatip ve devlet adamlannın nutukları ile günümüze kadar gelmiştir.
Protestanların bugünkü sözcüleri de, Amerikan Milletinin doğuşunu, ilahi irade ile irtibatlandırıyor ve bu ulusun tarih sahnesine çıkışını, ’İlahi hikmetin yer yüzünde şekillenmesi’ olarak niteliyorlar (1),
Bunlardan gazeteci-yazar Rust Walton, konuya biraz daha açıldık getirerek, ’Amerikan sistemi, Hnstiyanl fikirlerin siyasi bir İfadesidir.’ diyor. (2)
Aynı kesimden Peter Marshall ve David Marvel, 500 küsür yıl öncesine dönerek Columbus’un Amerika kıtasını keşfetmek için İlahî bir çağrı aldığını ve Amerikan tarihinin bu çağrı ile başladığını ve İlahî çağrı ile devam ettiğini iddia ediyorlar. (3)
Başka bir Protestan yazar da, ’Bu ülkenin kuruluşunda Allah’ın eli, yapısında da Hz.lsa’nın dokusu vardır’ (4) derken, bir başka yazar da, bizim, ‘Sivil hükümetimiz, Allah’ın İradesi ile teşekkül etmiştir ve Amerika’da, Hıristiyanlık prensipleri üzerine kurulmuştur’ (5), bu yüzden ’Bu ülke, dünyanın tanıdığı tek büyük Hıristiyan ülkedlr.’(6) diyor.
Fandamantalist yazar, Tim LaHaye ise, "Amerika’nın Hıristiyanlık prensipleri üzerine kurulduğunu söylemek eksik bir İfadedir. Zira bu İfade İle Yahudi cemaatı gereksiz olarak dışlanmış oluyor’ diyor ve bunun yerine, Amerika - Incil ve Tevratı birlikte içeren - Kitab-ı Mukaddesin prensipleri üzerine "Biblical Principles’ kurulmuştur tabirini yeğliyor. (7) Amerika’da güçlü bir organizasyon olan ve "The Religious Roundtable" diye bilinen kuruluş da, benzeri bir yaklaşımla, prensipleri daha da genişleterek, ’Amerika Birleşik Devletleri doğruluk prensipleri üzerine kurulmuştur’ diyor ve bu yüzden, Allah’ın bu ülkeyi, 200 yıl gibi kısa sayılabilecek bir zaman içerisinde hiç bir millete nasip olmayan bir güce ve yüksekliğe ulaştırdığını iddia ediyor. (8)
Bu iddia, ’Citizens For Educational Freedom’ örgütünün kurucusu ve başkanı Catolik Mae Doggan’dan destek görüyor.
Bayan Doggan, ’Milletimizin kurucuları, George Washington, James Madison, hatta hiç bir kiliseye bağlı olmayan, ancak Allah’a İnanan Thomas Defferson bile, yönetimin temelinde mutlaka Allah olmalı, yönetim Allah’a dayanmalı, hükümetin bünyesindeki otorite, kendisinden büyük olmalı, yani bu otorite Allah otoritesi olmalı.’ biçimde, ülkenin kurucularından iktibaslar yapıyor ve paralarımızın üzerindeki, ’In God We Trust’, ‘Biz ancak Allah’a güveniriz’ cümlesi de işte bu espriyi simgeliyor’ diye ekliyor. (9)
Protestan kampında olanlardan bir kısmı daha da ileri gidiyor ve neredeyse Kitab-ı Mukaddes ile Amerikan Anayasasını özdeşleştiriyor,
Mesela, Yazar LaHaye, ‘On Emir den - the Ten Commandments • Evamir-i Aşere - son altısı, İnsanların birbirleri İle İlişkilerini düzenleyen kısım ve Tevrat’ın Sivil haklar bölümü, bizim kanunlarımıza, anayasamıza baz olmuştur." (10) diyor.
Hukukçu yazar Protestan John Whitehead de şunu iddia ediyor: “Laik devlet konsepti, ne 1776’da, ne 1787’de ve hatta ne de, "Bill of Rights’ denilen Haklar Kanununun benimsendiği 1791’de mevcuttur. Amerikan halkı, ya doğrudan doğruya Incil ayetleri veya bu ayetlerden alınan İlhamlarla yazılmış bir anayasa çerçevesinde yaşamıştır." (11)
Whitehead bu iddiasında yalnız değildir. Zira, John Eids- moe, ülkenin kurucu babalarından naklettiği delillerle bu görüşü destekliyor ve şöyle diyor: "Onlar, Newtoncu İdiler, mutlaka değişmeyene, Allah’ın verdiği bilgi kanunlanna olduğu kadar moral kanunlara da İnanıyorlardı. Jefferson, bağımsızlık belgesinin İlanında tabiat kanunlarından, tabiatın Allah’ından söz ederken, hem Hırıstlyanlann, hem hiç bir kiliseye bağlı olmayıp Allah’a inananların kabul edeceği bir dil kullanıyordu... Kurucu Babalara göre kanun, Allah’ın vahyettiğl kanunlardı: Mutlak olandı; değişmeyendi; İlahi metinlerle, tabiat ve vicdan yolu İle İnsana İlham edilenlerdi." (12)
Amerikan Anayasasının bu geleneksel ka’rakteri ile sıkı sıkıya ilişkili olduğu ileri sürülen bir takım teorilerle de, özelde Amerika Birleşik Devletlerince, genelde tüm Batı Dünyasındaki hürriyet, adalet ve ekonomide de sistem olarak kapitalizm adeta kutsallaştırılmaktadır.
Mesela, Protestanlara, hatta bazı muhafazakâr katoliklere göre, araştırmacı Michael Novak (13) gibi; hürriyetin tanımı, hür teşebbüste önemli bir umde olan, ekonomideki “Selfdetermination" prensibini de içermektedir.
Nitekim, Reverend Carl Macintrye, 1945’lerde şunları yazıyor: "Kitab-ı mukaddes bize, içerisinde yaşadığımız ve yaptıklarımızdan Allah’a karşı sorumlu olduğumuz, toplumun temel yapısı olan hür teşebbüsten söz ediyor ve kapitalist sistemi öğretiyor." (14).
"Moral Majority" denilen organizasyonun başkanı, "University Free"nin kurucusu, Amerika’da oldukça saygın bir di- nadamı ve araştırmacı olan Jerry Fatwell de benzeri bir görüş ileri sürerek şunları söylüyor: "Allah, hürriyetten, mülkiyetten, işte rekabetten yanadır. Bunlar bize Allah’ın Tevratta, incil’de öğrettiği şeylerdir." (’15).
Aynı zat, başka bir yazısında da, "Hür teşebbüs sistemi, Kitab-ı mukaddes’te, Hz. Süleyman’ın nasihatları ile ilgili bölümünde açıkça izah edilmiş ve Hz.İsa da, iş ahlâkının, insanlığa sunduğu planın bir parçası olduğunu belirtmiştir." (16) diyor.
Amerikan Anayasasının temelini oluşturduğu ileri sürülen Kitab-ı Mukaddesin, bizzat öğretileri arasında bulunduğu iddia edilen hür teşebbüs ve kapitalist sistemle ilgili görüşlerin zaman zaman tartışıldığı toplantılar, seminerler de düzenlenmiştir.
Mesela, bunlardan biri de, 1981 yılı içerisinde, Califomia’nın Anaheim şehrinde, Marriot Hotel de yapılmıştır.
"Campus Crusade For Chrişt" teşkilatının kurucusu, hızlı Protestanlardan Bill Bright ve Texa&’li milyarder Nelson Bunker Hunt tarafından tertiplenen ve üç gün süren bu seminerde, hür teşebbüsün ekonomik başarısı Kitab-ı mukaddesin önemli bir umdesi olarak ele alınmış ve bu çerçevede tartışılmıştır. Seminere katılanlardan biri de, "Allah bir sosyalist değil, kadim bir kapitalisttir." (17) şeklinde bir iddiada bulunmuştur...
Protestanlar, kapitalizmin İlahî destekli olduğunu vurguladıktan sonra, ruhi veya manevi özgürlüğün, ekonomik özgürlükle eiele yürüdüğünü, bu özgürlüklerden birisi olmadan diğerinin yaşıyamıyacağını belirtiyorlar. (18)
Bazıları bu anlayışı, devletin dahli olmayan, Tevrat’ın özel mülkiyetle ilgili kanunları ile irtibatlandırıyor (19). Nitekim bu ilişki, R.J. Rushdoony tarafından, kaynaklar bölümünde ismini kaydettiğimiz kitabında detaylı bir şekilde tartışılmıştır.
Bazıları ise meseleyi daha da basite irca ederek, aslında bu bir yatırım ve kâr ilişkisidir, verme - alma, şkme - biçme aralarındaki ilişkiler gibi, ancak bu ekonomik özgürlüğü gerektirir derken, Bill Bright da bu görüşün, "Evreni idare eden kanunlardan birisi olduğunu" (20) ileri sürüyor.
Nitekim, Protestan ekonomistlerden George Gilder, aynı noktaya dikkat çekerek, "İhsan ederseniz, ihsana layık olursunuz - verirseniz • alırsınız, bu, Hıristiyan hayatının pratikteki temel prensiplerinden biridir. Şayet özel mülkiyet hakkınız yoksa malınız da yoktur, malınız yoksa, verecek bir şeyiniz de yoktur, işte bu sebepledir kİ sosyalizm, Hıristiyanlığa; insan hayatı İçin son derece önem taşıyan ve din gerçeğine uygun olan kapitalizme düşmandır.’ (21) biçiminde bir ifade kullanıyor.
Muhafazakâr kültürün temsilcileri olan Protestanlar, adalet kavramını da, Kitab-ı Mukaddesin başka bir ifadesi olan, "Ju- de-Chrlstian"nın moral standartlarına göre tanımlıyorlar.
Mesela, R.J.Rushdoony, "adalet, hukuki bir terimdir ve ancak hukuk çerçevesinde anlaşılabilir. Hukukun en yüksek formu İse, hayatın ve tabiatın tezahürü olan "Trinity", Ekântm-I Selâse Metafiziğine dayalı ve teolojik merkezli olanıdır." (22) diyor. Buna göre, adil bir toplum, moralman bilinçli, hukuka saygılı bir toplumdur.
Bu konuda Kitab-ı Mukaddesten şunlar iktibas ediliyor: "Doğruluk bir milleti yükseltir", "Bir kıral, bir memlekete adaletle İstikrar kazandınr." "Doğruluğun gelişip yayılması halkı mesut; ahlâksız bir yönetici de muztarip eder." "Şer insanlar adaleti anlamaz, ancak Allah’ın yolunda olanlar herşeyi anlar."
Bu iktibaslardan sonra şunlar söyleniyor: Amerikan halkının hayatı, Kitab-ı Mukaddesin moral standartları üzerine bina edilmiştir. Özgürlük, adalet Kitab-ı Mukaddesin öğretilerine dayalı Amerikan kültürü ile iç içedir. (23)
Bu görüşleri özetleyen LaHaye, "Gerçek şu ki, uzun zamandan beri geniş halk kitlelerine büyük özgürlük ve zenginlik temin eden şey, Kitab-ı Mukaddes’e dayalı yönetim biçimimiz ve aynı kaynağı baz alan eğitim sistemimizdir." (24) diyor.

KAYNAKLAR
1) J.D.Hunder, Culture Wars, P. 109.
2) One Nation Under God (old Tappan, N.J.FIeming H.Revell), p.24.
3) The Light and Glorry (oldTappan, N.J.FIemln H.Revell, 1977).
4) George Otis, The Solution to Crisis-America, P.S3.
5) The Constitution and BY-Laws ot the Christian Citizens, Inc.-Article IV, number 4.
6) John W.Whitehead, The Separation illusion, (Milford, Mich. Mott Media, 1977), p.37.
7) The Battle for the Mind, p.37
8) Ed McAteer, "Is There Not A Cause," bu başlık altında, anılan kuruluş taralından basılan bir broşürde yayınlanmıştır.
9) J.D.Hunter, Culture Wars,p.110.
10) The Battle tor the Mind, p.39.
11) The Separation illusion, p.23, 18.
12) "Creation, Evolution and Constitutional Interpretation" Concerned Women For America 9, 9 (September 1987) 7.
13) M.Novak, The Spirit of Democratic Capitalism, 1982.
14) C. MacIntyre, The Rise ot the Tyrant, 1945, PP.X III, XV.
15) J.Falwell, Wisdom For Living, 1982,p.102, 131.
16) J.Falwell, Liston America, 1980, p. 13.
17) Russell Chandler, Seminar Promotes Religion and Riches, Los Angeles, June 1, 1981, p.3.
18) Ronald Nash, The Christian Choice Between Capitalism and Socialism, 1987.
19) R.J.Rushdoony, The Politics ot Guilt and Pity, 1978, Chapters, "Liberty and Property. ’
20) B.Bright, "God as Capitalist Seminar, Promotes Religion and Riches."
21) Gilder, Christianity Today in Wuthnow, "Divided We Fall: America’s Two Civil Religions."
22) Rushdoony, Politics of Guilt and Pity, p. 130, Chapter 5, "The Meaning of Justice."
23) J.D.Hunter, Culture Wart, p. 112.
24) LaHaye, The Battle for the Mind, p.37.