Makale

YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZI BEKLEYEN TEHLİKE ASİMİLASYON

Kemal CENGİZ
Din Görevlisi/Berlin

YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZI BEKLEYEN TEHLİKE
ASİMİLASYON

Yurtdışındaki Müslümanlar, inançlarına, insanlık anlayışlarına, örf ve âdetlerine,gelenek ve göreneklerine ve sosyal alışkanlıklarına varıncaya kadar her şeyi ile bizimkinden farklı ülkelerde yaşıyorlar. Toplumun temel karakter unsurlarının tümüyle farklı okluğu böylesi or-tamlarda kendi karakterimizin İslâm rengini koruyamadığımızda, kolayca renk değişikliğine uğrayabileceğimiz tehlikesi kaçınılmazdır

Kış mevsimlerinde kalınca giyinip bedenimizi koruduğumuz gibi, yaşadığımız ortamın manevi soğukluğuna karşı da, inanç tavrımızı takınıp ruhumuzu korumalıyız. Kuran-ı Kerim’de, Müslümanların böyle bir tehlikeye karşı tavırları, ehli kitabın "yahûdî veya hıristiyan olun ki doğrulukta olasınız" demelerine karşı, Müslümanların "biz Allah’a bize indirilenlere... İnanım" demeleri şeklinde tayin ve tesbit edilmiştir d). Bir başka âyette ise Müslümanlar, kendi aralarında gayet müsamahakâr, inanmayanlara karşı ciddi ve tavizsiz olarak tanımlanır (2)

Hadîsi şeriflerinde Peygamberimizin, "yollarına karış karış, adım adım uyacaksınız’’ dediği, önceliklerin de ehli kitab (Yahudi ve Hıristiyanlar) olduğu bildirilmiştir.

Moda ve çeşidi sosyal etkileşim yollarıyla meydana gelen bu durum, salgın hastalığın bizi dışardan etkileyebildiği kadarıdır. Bir de hâdisenin içinde yaşayanların hâlini düşünelim l... Ezan sesine, minare gölgesine, cami kubbesine hasret kalmış-, baktığı, gördüğü, duyduğu, düşündüğü ve etkilendiği her şeyi ile bize yabana olan ortamlarda yetişenlerin durumu ne olur?.. Maddi yönüyle zâde olmuş, manevi yönüyle zedelenmiş bu nesli, karşı karşıya bulunduğu asimilasyon tehlikesinden nasıl korur ve ne ile kurtarırız?...

Bir kerre şunu bilmeliyiz ki, insan düştüğü yerden kalkar. Zayıf yanımızı kuvvetlendirmedikçe, korkumuzu yenemeyiz. Çöktüğümüz tarafı düzeltmedikçe, doğrulamayız. Tedavimiz nasıl teşhise göre oluyorsa. Tedbirimiz de tehlikeye göre alınmalıdır.

O halde, yurtdışında yaşayan Müslümanlar için tehlike, nesillerin eritilmesi (asimilesi) ise, tedbirimiz de onların kültürel kimliklerinin korunmasına yönelik olmalıdır. Kanaatimize göre. kültürel kimliğin kazanılmasında da, korunmasında da temel faktör, din’dir. Gerçi bir milleti meydana getiren etmenler birden çoktur. Fakat inanç faktöründen başka hiçbir faktör, bir milletin karakter tespitinde kalıcı değildir. Bunun için Yüce Allah kitabında, inanan kullarına. Boyaların en güzeli, (silinmez, taklit edilmez ve bozulmaz olanı) Allah boyası İslâm ile boyalanmalarını isteyerek şöyle der: "Allah’ın boyasına burunun. Boyaca Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir?"(4)

Bir milletin hüviyeti, yani milli karakteri; dînî inançlarının, örf ve âdetlerinin, gelenek ve göreneklerinin topla-mryla tanımlanır. Buna günümüzde millî kültür de denmektedir. Bu ka-rakter yapısının sağlığında inanç unsuru, vücuttaki hücre ve dokuları besleyen kan gibi temel unsurdur. Hücre ve dokular zamanla değişse de, kandaki karakter dâima aynı kaldığı gibi; örf ve âdetler, gelenek ve görenekler zamanla değişebilirse de, dinî inanç ve esaslar hiçbir zaman değişmez Bu esasların bozulması demek, kanın bozulması demektir. Düzeltilmezse neticesi ö-lümdür.
Gövdeler varsa, gönüllerden alır cevherini-,
Yürek olmazsa, bilekler çekemez hançerini
Kahramansız yaşamak kahrına mahkûmdurlar, Kaybeden zümreler Allah’ını,
Peygamberini (5)

Madem ki milli karakterde din unsuru, vücuttaki kan unsuru gibidir, o halde, örf ve âdetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi, dinî* inançlarımızdan aldığımız ilhamla yenileyerek yaşamalıyız.

Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı (6)
***

1-Bakara, 135-136.
2- Fetih, 29.
3- et-Tac... (K. İslim vel İman, 6. bab) 1/43.
4- BâkBfâ, 138
5- f. Haiz ÇAMUBEL- Han Duvarları, 140.
6- M. AMERSOY, SatihAL 6/418.


ZAYİF YANIMIZI KUVVETLENDİRMEDİKÇE KORKUMUZU YENEBİLİR MİYİZ? ÇÖKTÜĞÜMÜZ TARAFI
DÜZELTMEDİKÇE DOGRULABİLİR MİYİZ?..