Makale

BESLENME YETERSİZLİKLERİ VE BOZUKLUKLARI

BESLENME EĞİTİMİ:

BESLENME YETERSİZLİKLERİ VE BOZUKLUKLARI

Bir toplumun gereği gibi beslenmesi birçok meselelerin kendiliğinden ve büyük çapta halledilmesine yardımcı olmaktadır. İyi beslenen bir in­san, beden ve ruh bakımından daha iyi gelişeceği gibi, daha sıhhatli ve hastalıklara kargı dayanıklı olur.

Aslında bugün, dünyada yiyecek yokluğundan meydana gelen açlık­tan çok, sinsi bir şekilde çalışan ve çoğu kere başka olayların arkasında tahribatını yapan gizli açlık mevcuttur. Çok gariptir ki gidi açlık çeken insanların çoğu her çeşit yiyeceği satın alabilecek imkânlara sahip olduk­ları halde bilgisizlik, kötü alışkanlık ve inançlardan dolayı açtırlar.

Vücut için gerekli olan besin unsurları tam olarak alınamadığında, sağlık bozulduğu gibi, bâzı araz ve hastalıklar da görülür. Bu hastalık ve arazlar vücûdun ihtiyâcı olan besin maddelerinden birinin veya birkaçı­nın devamlı olarak almamamasından meydana geldiği gibi çoğu zaman eksik ve yetersiz beslenme sonunda zayıf düşen vücudun bulaşıcı hasta­lıklara karşı mukavemeti azalacağından bu gibi hastalıkların arkasında gizli kalır.

Memleketimizdeki beslenme durumunun, ileri memleketlerle mukaye­se edildiğinde, iyi olmadığı görülür. Beslenmenin, birçok hastalıklarla ya­kından ilgisi olduğu kadar insan ömrü üzerine de etkisi büyüktür. Türki­ye’de çocuk ölümlerinin fazla oluşu, tüberküloz ve benzeri hastalıkların geniş ve öldürücü tahribat yapması, beslenme durumuyla büyük ölçüde ilgili olduğu gibi kalb ve damar hastalıkları da yenen yiyeceklerle yakın­dan ilgildir.

Türkiye’de doğan 1000 çocuktan 166’sı 1 yaşına gelmeden, 450’si de 10 yaşına gelmeden ölmektedir, ölüm sebeplerinin %75-80’ni kötü bes­lenme şartlarının meydana getirdiği beslenme bozukluklarından İleri gel­mektedir. Yapılan incelemeler ilk yaşlardaki Ölümlerin daha yüksek ol­duğunu, yaş ilerledikçe bu ihtimâlin azaldığını göstermektedir. Ayrıca hastahanelerimizde muâyene edilen iki yaşından küçük çocukların 100 tanesinden yansına yakınının beslenme yetersizliği veya düzensizliği yüzün­den gelişme ve büyümelerinin geri kaldığı görülmektedir.

Çocuk doğumdan önce bütün besin ihtiyâcını annesinden sağladığın­dan, annenin beslenme şartlarının bozukluğu ve bunu takip eden yıllar içinde ise bilgisizlikten çoğu zaman gizli açlığın pençesine düşer. Zengin ailelerin bile tek taraflı beslenme kalıplan içinde bilgisizlikten çocuklarının ölümlerine sebep oldukları bir gerçektir. Çoğu zaman nişastalı mamalar ve yemeğin suyuna banmak sûretiyle ekmekle beslenen çocuklarda ortaya çıkan beslenme yetersizlikleri bilgisizlik ve kötü alışkanlıkların sonucudur. İnsan hayâtının en hızlı büyüme devresi olan bu yaşlarda, ço­cuğun normal büyüme ve gelişmesi için gerekli olan büyütücü, onarıcı ve koruyucu yiyeceklere olan ihtiyâcı daha fazladır. Çoğu zaman annenin iyi beslenememesi, üstüste gelen doğumlar, annenin hasta olması ve da­ha başka sebepler yüzünden, çocuk yeteri kadar anne sütü alamamakta­dır. Böyle durumlarda diğer sütlerin anne sütünün yerine verilmesi ge­rekir. Ayrıca ikinci ve üçüncü aylardan itibaren çocuğa yavaş yavaş ek besinlerin verilmesine başlanmalı ve böylece çocuğun normal büyüme ve gelişmesi için gerekli besinleri alması sağlanır. Süt ve ek besin alama­yan çocuk, nişastalı ve unlu mamalar, pirinç lapalarından ibaret yiyecek­lerle tek taraflı beslendiği takdirde, çocuğun büyüme ve gelişmesi ya­vaşladığı gibi karaciğerin, dolayısiyle kamın büyümesi ve vücutta su top­lanmasına da sebep olan bu hastalığa “kwuahiorkor” denir. Bu hastalık çoğunlukla, yumurta, et, süt ve mamulleri gibi hayvansal yiyeceklerde bulunan vücudun büyüme ve gelişmesi için gerekli olan protein maddesi­nin alınamamasından ileri gelir. Böyle tek taraflı beslenen çocuklar ço­ğunlukla kızamık, boğmaca gibi bulaşıcı hastalıklara karşı mukavemet edemediğinden, bu hastalıklar çocuğun ölümüne sebep olur. Hâlbuki bu hastalıkları sıhhatli bir çocuk kolaylıkla geçirebilir.

Çocuk ölümlerine sebep olan hastalıklardan bir diğeri de ishaldir. Ge­nellikle halk arasında ishal olan çocuklara pirinç suyu veya nişasta pi­şirilip verilmektedir. İshal uzun süre devam ettiğinde böyle besinlerle bes­lenen çocuklarda yine tek taraflı beslenme sonucu çocuğun zayıf düştüğü ve sonucun ölüme kadar gittiği çoktur.

İlerlemiş memleketlerde hemen hiç görülmeyen ve halk arasında ke­mik hastalığı da denen “raşitizm”, memleketimiz gibi güneşi bol olan bir ülkede yalnız yaşama ve giyinme şartlarının değiştirilmesi ile önlene­bilecekken, maalesef hâlen çocukluk yaşlarında görülen hastalıkların ba­şında gelmektedir. Bu hastalık yiyeceklerle alınan kalsiyum eksikliğinden meydana geldiği kadar D vitamininin ve güneş ışığının yokluğundan da meydana gelir. Raşitizm gelişmenin hızlı olduğu ilk iki yaş içerisinde ve genellikle altı aylıktan sonra ortaya çıktığı bilinmektedir. Memleketimiz­de ise bilhassa kış aylarında doğan köylü çocuklarında daha fazla olmak üzere üç aylıktan itibaren görülmektedir. Kemik hastalığı olan annelerin çocuklarında raşitizm daha erken yaşlarda görüldüğünden köylerimizde­ki giyim şeklinin değişmesi gerekmektedir. Bebeklerin sımsıkı kundaklan­ması, daha büyük çocukların uzun elbiseler giyerek kol ve bacaklarının güneşle temasını önlemeleri bu hastalığa yol açmaktadır.

Beslenme yetersizliğinden ileri gelen arazlardan biri de kansızlıktır. Kansızlığın sebebi çok çeşitlidir. Bunun alman yiyeceklerle ilgisi olduğu gibi çocuk doğumlarının fazla oluşu, mide ve bağırsaklarda meydana ge­len gizli kanamalar ve bağırsak parazitleri de sebep olmaktadır. Yiyecek­lerle meydana gelen kansızlığın sebebi besinlerimizin içinde bulunan bazı vitamin ve mineral maddelerin ve proteinin alınamamışından ileri gel­mektedir. Memleketimizde rastlanan kansızlıkların çoğu beslenme eksik­liğinden meydana gelmektedir. Bunların başında özellikle hayvansal yi­yeceklerden alman demir eksikliği gelmektedir. Memleketimizde et tüke­timinin az olması bunu doğrulamaktadır. Özellikle karaciğer ve böbrek, B grubu vitaminlerinden oldukça zengin bir yiyecek olup ete nazaran da­ha da ucuzdur.

Bütün bunlardan başka beslenme eksikliği ve bozukluklarından mey­dana gelen daha pek çok hastalık ve araz sayılabilir.

(Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Md.

Beslenme Şubesi tarafından hazırlatılmıştır.)