Makale

MEVLİD KANDİLİ

MEVLİD KANDİLİ

M. Şevki ÖZMEN

Bu sene 8 Haziran’a tesâdüf eden 12 Rebîülevvel günü, Hicrî Takvim i’tibâriyle, Peygamberimiz Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın (kendilerine Salât ü Selâm olsun) doğumlarının 1441. yıldönümüdür.

O Muhammed Mustafâ ki: Cehâletin, vahşetin, zulüm, küfür ve şir­kin kesif karabulutlar hâlinde, insanlık üzerine, bir kâbus gibi çöktüğü;

Zavallı insanların, zâlim mütegallibelerin sultası altında inim inim inlediği;

Kadın - erkek bir kısım insanların esir pazarlarında, tıpkı birer mal gibi satıldığı;

Hak, adâlet, insaf mefhumlarının, dillerden hemen tamâmen silindiği;

İnsanlann, kendi elceğizleriyle, ağaçlardan, taşlardan yonttukları putların önünde, yerlere kapanacak kadar alçaldıkları bir devirde, İlâhî Rahmet’in bir tecellîsi olarak, insanlığın ufkuna ebedî bir güneş gibi doğ­muş.

İnsanlık âlemini zindana çeviren o kesif kara bulutları, Allah’dan telâkki ettiği vahiylerle kaldırmış;

Mâbedlere hakîkî mâbûde ibâdeti getirmiş;

Zulmün yerine adli, insafı;

Kuvvetin yerine hakkı;

Yalanın yerine hakiykati;

Vahşetin yerine medeniyeti ikaame etmişti.

O Muhammed Mustafâ ki: Allah’dan, kelimeler hâlinde telâkki ettiği Kur’ân âyetlerini, hakka, adalete susamış insanlığa, gerçek ve ebedî hayat iksiri olarak yudum yudum içirmiş;

Onu, huzur, sükûn ve refah içerisinde, yarınından emin, yepyeni, dinamik, enerjik bir hayâta kavuşturmuştu.

O Muhammed Mustafâ ki: Hirâ Dağı’nın yalçın kayalıklarından bütün dünyâya, Allah’dan başka Tanrı olmadığı tek Hâlık’ın, tek Kaadir ü Kayyûm’un, tek Hakim’in ancak Allah olduğu, her şeyin ancak Allah’ın iradesiyle vücûd bulduğu ve ancak Allah’ın iradesiyle son bulacağı hakikatini buyurmuş;

Veda Haccı’nda, Arafat Dağı’nın zirvesinden, insanın temel hak ve hürriyetlerini, sarsılmaz prensipler hâlinde, gönüllere, vicdanlara hâkketmişti.

O Muhammed Mustafâ ki: Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhü Zü’1-Celâl Onu, insanlık âlemine rahmet olarak gönderdiğini buyurmuş;

Ve Onun, en üstün, en yüce bir ahlâk üzere olduğunu duyurmuştu.

O Muhammed Mustafâ ki: Bir Hadîs-i Şeriflerinde, kendilerinin, ahlâk güzelliğini tamamlamak üzere gönderildiğini, açık açık bildirmişti.

Ve o Muhammed Mustafâ ki: Hiç şüphe yok melek değildi; insandı.

Fakat bir Alman şâir ve edibinin de itiraf ettiği gibi, bütün insanlardan büyüktü..

Salât Ona, selâm Ona,

Olanca ta’zîm ve ihtiram Ona..

Ne mutlu Onun izinde, İslâm’ın yolunda olanlara..

Bu mübarek gecenin milletimiz, memleketimiz ve bütün Müslümanlık dünyâsı hattâ bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Hak’dan niyaz ederiz.

M. Şevki ÖZMEN