Makale

Anadolu Kadını Namusumuzun Sembolü : FATMA BACI

ANADOLU KADINI NAMUSUMUZUN SEMBOLÜ.. FATMA BACI’DA 0 ŞUURU BİR DAHA YAŞAYACAKSINIZ.

Türkân TURGUT

FATMA BACI

BÜYÜK şehirlerde yaşayanlar seni bilmezler Fatma Bacı. Zira sen ne Hilton’da ikindi çayları, ne Barikan’da kabul gönleri tertip edersin. Ne Ankara Palastaki moda defilelerini bilir, ne Ankara Vapurunda, Avrupa dönüşünde temmuz sıcağında kürkleri üstüste giyerek boy gösterirsin.
Kadınlığı erkeğe hizmet olarak anlar, insanlığı büyüklere hizmet olarak bilirsin. Hayat arkadaşını bile büyüklerin tayin eder, güzel-çirkin, fakir-zengin, genç-ihtiyar demez, kaderine rıza gösterirsin. Çocukluğun safiyetine, genç kızlığın heyecanına doymadan gelin olur, gelinlik kınaların solmadan kendini beşik dibinde bulursun. Ömrün çocuk doğurmakla, Mehmetçiği büyütmekle, tarla ortalarında hayat mücadeleleriyle geçer.
Zaman olur, kalbinin bütün safiyetiyle evinde ev işleri ile uğraşırsın. Zaman olur, sabanın kulpuna yapışır, tarlalarda çift sürersin. Zaman olur, sırtında cephane taşır; zaman olur, erkeğinle yurt için savaşır; zaman olur güler, zaman olur ağlarsın.
Harp olur, en önde senin kocan, senin oğlun, senin damadın, senin kardeşin koşar. Sel olur, senin tarlanı basar, yel olur, senin mahsûlünü götürür Sıcak olur, bağınla-bahçenle-bostanınla beraber senin kavruk bedenini de yakar Hastalık olur, dal gibi yavrularını devirir. Sen bunların hepsine sabreder, göğüs gerersin. Ölüm, hepimiz için mukadder olan ölüm bile senin kapını çok erken çalar.
Bazan, insan olman dolayısı ile, sen de günah işlersin; o zaman gazetelerimiz seni bütün mevcudiyetinle ele alırlar. Hele yakınlarından hacı-hoca cinsinden bir şey varsa, yedi sülâlene ismiyle-cismiyle resmi geçit yaptırırlar. Fakat seks partisi yapanlar, yatakhanelerine erkek arkadaş alanlar, ku-marhanelerde yeşil masa başında rest çekerken yakalananlar, gazetelerimizde bir kaç satırla geçiştirilir. Ve kahramanlarından sadece bir veya bir kaçının göbek adının baş harfi yazılmakla iktifa edilir. Mimsiz medeni ailelerin çeşit-çeşit, renk-renk elbiseleri, milyonlarca liraya alınan tüller, ojeleri, manikürleri israf değil, senin kızına yaptığın üç beş kuruşluk çeyiz bizim dilimizde israftır. Yine o ailelerin kulüplerde, balolarda, sazlarda, sinemalarda eğlenmeleri tembellik değil, vakti boşa harcamak değil, senin kış günleri güneşli havada bir kaç dakikalık duvar dibi sohbetin, bizim dilimizde tembelliktir, vakti boşa harcamaktır.
Kıldığın namaz, ettiğin dua, inandığın değerler, bize göre geriliktir. Senin gönül işlerin, senin aşkın senin sevgin, bizim dilimizde basitliktir. Hatta hatta-bazılarına göre senin şehirlere gelmeye, biraz olsun para kazanıp, daha rahat bir hayat yaşamaya ve köydeki evine göre lüks sayılabilecek gecekondularda oturmağa bile hakkın yoktur.
Hülasa Fatma Bacı, sen başka hava çalarsın, biz başka hava anlarız. Bilmeyiz ki, sen kızın Ayşe ile kocan Ali, oğlun Mehmet, damadın Hasan’la bu millettensin. Sadece bu milletten değil, bu milletsin Fatma Bacı, bu millet!..
Yazık bize ki, senin millet olduğunu ve milletin sen olduğunu henüz idrak edemedik. Yazık bize ki, senin dertlerinle dertlenmeyi, senin meselelerini bütün benliğimizle hissetmeyi henüz öğrenemedik. Yazık bize ki, seni bağrımıza basmaktan, senin önünde hürmetle eğilmekten ve seni toprağınla, tozunla, terinle, çamurlu ayaklarınla, nasırlı ellerinle sevip, senden olmakla iftihar edemedik ve etmekten de çok uzağız. Çünkü kocan Ali’ye, Oğlun Mehmet’e söylediğin ninnileri, ağıtları dinlemedik. Affet bizi Fatma Bacı, affet!..