Makale

DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARLARINDAN

BAZI KİTAPLAR HAKKINDA:

DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARLARINDAN:

Karar No: 147

Yüksek Başkanlıkça 28.5.1968 tarih ve 1256 sayılı yazı ile Kurulu­muza havale buyurulan; Mahmut Turhaner tarafından yazılan “Allah’ın Mezheplerle Mücadelesi” adlı eser incelendi.

Müzakerede Diyanet İşleri Başkan Vekili Lûtfi Doğan, Kurul Baş­kanı İsmail Elzherli, Üyelerden M. Şehid Oral, Hasan Eğe, Dr. Lûtfi Do­ğan ve A. Hamdi Kasaboğlu hazır bulunmuşlardır.

Yapılan müzakere sonunda:

1 — Âyet-i kerîmelere kasten hatalı mânalar vererek ve maksadına uygun yanlış tefsirler yaparak bâtıl inancını telkih etmeye yer verildiği;

Bu durum kitabın başından sonuna kadar devam etmekte, bilhassa 58 ve 75 inci sahifeler arasında çok sık bulunmaktadır. Meselâ şöyle di­yor: Eger Allah, “Allah’ın ipi ile tutunuz ve parçalanmayınız.” derse, âyetteki, Hablu’llâh, ehl-i beytten başkası olabilir mi?.. Eğer Allah, “Ey îman edenler! Allah’tan korkun ve sâdık olanlarla beraber olunur.” derse âyetteki sâdık olanlar ehl-i beyt değil mi?

2 — Mevzû hadîsler maksatlı olarak sahih gibi gösterildiği;

Meselâ: Hazret-i Peygamber: “Kur’ân ondan ayrılmaz. Kur’ân Alî’­dir, Ali de Kur’ân’dır,” diyor.

Hz. Peygamber, kâinat onun sevgisinde birleşse idi; Allah cehen­nemi yaratmazdı... diyor.

... Hz. Peygamber, Allah Mi’râc’da benle onun dili ile konuştu, di­yor (S. 62).

3 — İslâm’ın ilk halîfelerine ve Ashâb-ı Kiram’a karşı İslâm Dînini zedeleyici, âdaba uymayan sözlerle harekette bulunduğu;

Meselâ; Bu yetmiyormuş gibi düzme hadîslerle bu sahte halîfelerin meşruluğunu îlân etmeye yeltendiler (S. 81-82). ...Hani Emevîlerin kanlı saltanatının kurucusu Muâviye mi?.. Kâfir ve zındık Ebû Süfyân’ın oğlu olduğu için mi? (S. 82-83). ... Yahûdîden dönme olan Ebû Hüreyre adın­daki sahâbe 6 bine yakın hadîsin yalnız kendi tarafından uydurulduğunu i’tiraf etmiştir (S. 83).

4 — Mezhep tahrikçiliği yaparak, millî ve dînî bütünlüğümüzü sarsıp, parçalayıcı, birliği bozucu ifâdelerin bulunduğu (S. 44-48, 57 ve diğerleri).

5 — Dîni siyâsete, şahsî fikri ve çıkarına âlet ettiği, İslâmiyet’in an­cak kendi anlayışındaki alevılikle mümkün olacağım, diğer mezhepleri bırakıp orada birleşmeyi ve ancak millî bütünlüğün bununla kâim olabile­ceğinin telkin edildiğini (S. 15-29);

6 — Dînî hükümlerde tahrifler yapıldığı;

Meselâ: ... Zekât ise, bütün müslümanlara bilâ-istisnâ kazançları nisbetinde farz kılınmıştır (S. 120). ... Haccın zekâttan farkı yoktur (S. 120).,, Tenâsuha inanmamak bilmiyerek küfretmek demektir. Filhakika tenasüh yoktur, demenin Allah âdil değildir, demekten hiç ama hiç farkı yoktur (S. 134-135). Tenasüh vardır ve tenâsuh haktır (S. 139).

7 — Genel olarak eserde, baştan sona kadar yukarıda örnekleri ve­rildiği gibi Kur’ân-ı Kerîm’de tahrifler, mevzû’ hadîsler, din bütünlüğü­müzü, millî birliğimizi zedeleyici fikirler, İslâm Dîni dışında yanlış inanç­ların telkini ve propagandası yapıldığı görülmüştür.

Bu sebepten, kitabın zararlı durumunun:

a) Teşkilâta tâmîmen duyurulmasının,

b) Dergimizde yayınlanmasının,

c) Türk Ceza Kanununun 175 inci maddesini ihlâl edip İslâm Cini­ni tahkir ve tezyif ettiğinden hakkında gerekli tâkibâtın yaptırılarak ki­tabın toplatılması için ilgili mercîlere yazı yazılmasının uygun olduğuna it­tifakla karar verildi. 19.8.1968.

Karar No: 149

Yüksek Başkanlıkça Kurulumuza havale buyurulan, Olgunlaştırma Dairesi Başkanlığının 7.5.1968 tarih ve 373 sayılı yazıları eki, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Levazım Memuru Emin Mete’nin 7.5.1968 tarihli dilek­çelerine ilişik, Mehmet Dişkıran tarafından te’lif olunan (Mi’râc “Allah’la Mülakat”) adlı eser incdendi.

Bu konunun müzakeresinde; Kurul Başkan Vekili Dr. A. Arslan Ay­dın, Üyelerden M. Şehid Oral, Dr. M. Esat Kılıçer, Osman Keskioğlu, Dr. Lûtfi Doğan ve A. Hamdi Kasaboğlu hazır bulunmuşlardır.

1 — Adı geçen eserde umumiyetle âyet-i kerimelerin tefsirleri ilmi mesnede dayanmayan indî olarak yapıldığı, İslâmî inançlara ve Kur’ân-ı Kerîm’in rûhuna aykırı bir sonuca götürüldüğü; meselâ» Kur’ân-ı Kerîm’­de ilk insan Hz. Adem’in yaratılışı tevil edilerek, (Hz. Adem’in bir Pey­gamber olduğu, fakat ilk insan olmadığı) ileri sürülmektedir.

Al-i İmran Sûresi, âyet 59’daki; “İsa’nın hali de Allah İndinde Âdem’­in hâli gibidir. Onu topraktan yarattı» sonra ona (d) dedi, o da oluverdi” (S. 11, P. 2). Bu meâl, “Demek oluyor ki arz, İsâ, Hz. Adem gibi toprak­tan yaratılınca, Hz» Âdem de Hz. İsâ gibi anadan doğmuştur.” şeklinde âyet-i kerîmenin esas mânâsiyle hiç ilgisi bulunmayan bir surette tefsir etmektedir.

2 — İslâm Dîni, bütün dinlerle bir tutularak onlarda olduğu gibi İslâmiyette de bâtıl i’tikitların mevcudiyeti iddia edildiği (S. 4, P. 1).

3 — Tasavvuftaki vahdet-i vücût nazariyesi maddeleştirilerek, İslâm i’tikat esaslarına aykırı bir mâna içinde telkin edildiği; meselâ S. 168’de, (Hâlık ile malılûk’un bir olduğuna) dâir ifâde bulunmaktadır.

4 — İslâm Dûn’nin i’tâkat esasların da» olan Melek, haşir ve bunlar­la ilgili inançlar, bunları inkâra sürükleyecek bir üslûbla anlatılmış olduğu (S. 135-137) görülmüştür.

Bu sebepten kitap, İslâm Dîni esaslarını zedeleyici, zihinleri yanıltıcı, İlmî, târihî gerçekleri tahrif edici ve vatandaşların İslâm Dîni bak­landaki inançlarım ve bilgilerini teşviş edici bulunduğu cihetle;

a) Kitabın bn durumunun teşkilâta tâmîmen duyurulmasının,

b) Başkanlık dergisinde bu kararın yayınlanmasına.

c) İslâm Dîni esaslarım maksatlı olarak tahrif eden ve zararlı gö­rülen bu eserin toplattırılması ve hakkında gerekli soruşturmanın yapıl­ması için ilgili mercilere duyurulmasına ittifakla karar verildi. 4.7.1968.

Karar No: 134

Fatma Fikret Aslanerer’in yazdığı, İstanbul Acıbadem 6. Sokak No. 2 Daire 3 adresindeki Saime Sezgin’in, mahiyetinden 25.4.1968 tarihli di­lekçesi ile şikâyetine binaen, 25.4.1968 gün ve 1077 sayı ile Kurulumuza havale edilen “Eyüp Sultan’la Mülakat” adlı eser incelendi:

Bu evrakın müzakeresinde Kurul Başkam İsmail Ezherli, Üyelerden M. Şehid Oral, Dr. Ali Arslan Aydın, Dr. M. Esat Kılıçer, Hasan Ege, Dr. Lûtfi Doğan ve A. Hamdi Kasaboğlu hazır bulunmuşlardır.

Yapılan müzakere sonunda;

1 — Bu kitapta; medyumların bâzı ruhlardan aldıklarını iddia et­tikleri tebliğler, hakîkî ve dindarlık olarak gösterilmektedir.

2 — ‘‘Kula kul olma1’ inana telkin edilmektedir.

3 — Aldığım ileri sürdüğü tebliğler (!) Kur’ân-ı Kerîm âyetlerine benzetilmeye çalışılmaktadır.

4 — Kitabın, İstanbul’da medfun Sahâbî Hz. Halid b. Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin emri ile yazıldığı, hattâ onun tarafından dikte ettiril­diği iddia edilmekte ve böylece yazar, büyük bir sahâbî olan bu zâtı şah­sî nüfuz ve menfaatine âlet etmektedir.

5 — “Yaz. Allah Teâlâ buyuruyor ki...” diye başlayan ifâdeler geç­mektedir.

6 — Yazar kendisine tevcih edildiğine inandığı büyük vazifeye lâyık kılınmasını ruhlardan istemekte; bir taraftan İslâmiyet’e dayandığı id­dia edilen eser, buna rağmen İslâmî inançlara tamamen zıt bir hava içinde işlenmektedir.

Yukarıya hulâsatan dercettiğimiz fikirlerinden anlaşıldığına göre ya­zar, İslâm Dîni’ni ve dinimizce kutsal sayılan şeyleri şahsî menfaatine ve nüfuz te’mînine âlet etmiştir.

Bu sebeple, neşri dînen de, kanunen de sakıncalı ve zararlı bulunan bu eserin toplattırılması cihetine gidilmesinin ve halkımızın uyarılması için de, ayrıca keyfiyetin müftülüklere tâmim edilmesinin uygun olaca­ğına ittifakla karar verildi. 9.8.1968.

Karar No: 142

Yüksek Başkanlıkça Kurulumuza havale buyrulan: Yozgat Müftü­lüğünün 30.5.1968 tarih ve 435 sayılı yazıları eki, M. Emin Akyüz tara­fından kaleme alınan “Peygamberler Sesleniyor” adlı eser incelendi:

Bu konunun müzakeresinde: Kurul Başkanı İsmail Ezherli, Üyeler­den M. Şehid Oral, Dr. A. Arslan Aydın, Dr. Esad Kılıçer, Hasan Ege, Dr. Lütfi Doğan ve A. Hamdi Kasaboğlu hazır bulunmuşlardır.

Eser bir ciltte toplanan yedi kitap ve 848 sayfadan teşekkül etmiş olup 1967 yılında Ankara Doğuş Matbaacılık ve Ticaret Limitet Şirketi Matbaasında basılmıştır.

Yedi kitaptan (bölümden) altısı şunlardır:

1 — Kur’an nedir,

2 — Yaratma ve insan,

3 — Milletler ne zaman helâk olurlar,

4 — Ölçüleri doğrultunuz,

5 — Perde ardından sesleniş,

6 — Fetih yakındır,

adlarını taşımaktadır. Bunlar, konulan ile ilgili âyeti kerimelerin mealleri olup Hasan Basri Çantay ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirlerinden aynen iktibas edilmişlerdir.

Fakat, şimdiye kadar, muayyen konuların açıklanması ve işlenme­si iddiasiyle yazılan kitapların hiç birinin de böyle bir sıralama ve bu gibi tertip düşünülmemiş, hatta bir fayda da mülahaza edilmemiştir. Bu tertip ya bir beceriksizliğinin ve konuyu işlemedeki ehliyetsizliğin neticesi veya isim yapmış kimselerin mücerred yaptıklarını aktarmak suretiy­le hüsnü niyet sahibi olmanın bir numunesini gösterme çabasını andır­mak gayesiyle olduğu, bununla dine aykırı bazı hususları gizleme gayre­tinin güdüldüğü anlaşılmaktadır.

Nitekim bu kanaatimizi daha sonraki kitap hakkında bahsedeceğimiz hususlar teyid etmektedir. Eser bir defa Kur’an âyetlerindeki tertibin bozulmuş bir şeklini canlandırmakta ve ileride tertibin böyle de olabi­leceğine bir delil gösterme gibi sakim bir zihniyeti de temsil etmektedir.

Yazar’ın bu maksatlarına, kitabın son kısımlarındaki Kur’an’a aykı­rı beyanları ve ancak Peygamberlerde bulunması gereken hallerin ken­dinde olduğunu iddia etmesi ve hatta daha ileri giderek Allah’la olan mü­nasebetindeki acaiplik hâşâ o’nunda bir beşer gibi gösterilmesi delil ola­rak yeter durumdadır.

Meselâ, yazar;

1 — Bilhassa bu eserin ikinci bölümünde kendisine vahyin gel­diğinden bahsederek dînî gerçeklere aykırılığım göstermekte ve Peygam­berlere mahsus olan bir hususu kendisine ve başkalarına teşmil etmek­te ve dolayısiyle Allah’a iftira da bulunmaktadır.

2 — Hakkın sevgilisi olduğunu iddia ederek kendisini son Peygam­bere benzetmekte veya O’nun yerini almak gibi bir durumu hedef tut­maktadır.

3 — Kitabın umumi veçhesinden İslâm’ın bildirdiği kardeşliğin hi­lâfına din farkı gözetmeksizin bir kardeşlik anlaşılmaktadır.

4 — Kendisine tebliğ geldiğinden ve melekle görüştüğünden bah­setmesi hususiyle Peygamberlerde bulunması gereken hallerin kendisine arız olduğunu iddia etmesi bir gaflet eseri değilse İslâmı yıkma husu­suna matuf kötü bir maksadın neticesi olmaktan başka bir şey değil­dir.

5 — Aldığı tebliğ veya beyanları, Allah’dan aldığım söylemesi Kur’ân-ı Kerîm’e benzediğini iham etmesiyle Kur’ân’a eş koşmak sure­tiyle Allah’a iftira etmek bir kat daha ileri gitmektedir.

Eser, garip ve muğlak sözlerle dolu olup dînî ilimlerin ebediyatına ve İslâm tasavvufuna uymadığı gibi, din bilgisi zayıf olan kimseleri şüpheye düşürecek ve şaşırtacak ifadeler mecmuudur.

Eser, heyeti keckuasiyle bir din istismarcılığının timsalidir. Zira za­man zaman eser, İslâm Dînine uymayan karakteriyle övülmekte ve bun­da ısrar edilmektedir.

Eserde bir birine tezak teşkil eden bir çok ifadelerin yer aldığı da görülmektedir. Meselâ, bir taraftan hıristiyanların ruhlarından ilham aldı­ğını iddia eden yazar, diğer taraftan Peygamberlerden, eshaptan veya diğer müslüman ruhlarından da, ilham geldiğini yazmaktadır. Zâten bu ifade­ler bile, İslâm Dîni ile tezat halindedir. Bâzı siyasî şahısların ruhların­dan da ilham aldığını iddia etmesi siyasilerden de şahsî menfaat temine çalıştığı anlaşılmaktadır.

Yukarıya bir kısmını dercettiğimiz örneklerden de görüldüğü üze­re, İslâm Dînini, bilerek veya bilmiyerek, tebdil ve tağyir etmek çabası içinde olan yazarın vatandaşlarınız için zararlı olan bu eserinin toplattırılmasının ve Başkanlık dergisinde bu kararın aynen neşredilmesinin uygun olacağına ittifakla karar verildi.