Makale

ÖNEMLİ BİR KURULTAYIN ARDINDAN Dil Ve Alfabe Birliğine Doğru…

Abdullah Ceyhan
Dini Yayınlar Dairesi Başkanı

ÖNEMLİ BİR KURULTAYIN ARDINDAN
Dil Ve Alfabe Birliğine Doğru…

Sovyet Rusya’nın çözülmesinden sonra aynı topraklar üzerinde yedi tane müstakil Türk Cumhuriyeti ortaya çıkmış, çeşitli statüler altında öteki Türk toplulukları hissedilmeye başlanılmıştır. Bununla birlikte bu devletler ve topluluklar arasında gözle görülür ilişkiler kurulmuş, ittifaklar tesis edilmiştir.
Türk Cumhuriyetleri ve toplulukları arasındaki bu işbirliği, toplam nüfusu 300 milyonu bulan Türkler tarafından memnuniyetle karşılanırken, diğer devlet ve toplumlarca endişe ile karşılanmaktadır. Halbuki endişe ve tedirginliğe mahal yoktur. Zira bu Türk Devletleri ayrı coğrafyalarda ve ayrı devletler şeklinde yapılanmaktadırlar. Aynı bayrak altında birleşme gibi bir iddia içinde değillerdir. Halbuki güçlü ve ittifak halindeki Türk toplulukları, dünya sulhunun garantisi olacaktır.
Şurası unutulmamalıdır ki, din, dil ve soy birliği içinde olan toplulukların birbirleriyle ilişkisi tabii ve normaldir. Zira aynı inanca sahip, aynı dili konuşan, aynı soydan gelen milletler, ayrı ayrı topraklarda yaşasalar bile, gönül birliği içindedirler. Vatanları ayrı olabilir. Mutlaka aynı bayrak altında toplanmaları da gerekmez. Dostluk, kardeşlik ve işbirliğini bu durumda da devam ettirebilirler.
Dil, din, kültür ve soy birliği özelliklerine sahip Türk toplulukları, son zamanlarda sık sık bir araya gelmekte, müşterek noktalarda fikir birliğine varmaktadırlar. Böylece hem kendi aralarında, hem de komşularıyla olan ilişkilerinde strateji tesbiti yapmaktadırlar.
Türk Devlet ve Toplulukları bunun en güzel örneğini geçtiğimiz aylarda 21-23 Mart 1993 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirmiştir. Türk Devlet ve Topluluklarından 118 seçkin üyenin katıldığı, "Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı"nda, Eğitim-Bilim, Ekonomi ve Teknoloji, Kültür, Dil-Alfabe ve Dinî Yapılanma konularında önemli kararlar almışlardır. Sadece bu konularla da yetinilmemiş, Türk dünyasını ilgilendiren bütün hususlar bu Kurultay’da karara bağlanmıştır.
Siyasî yönden, "Egemenliklere karşılıklı saygı gösterme", "İçişlerine karışmama", ilkesi kabul edilirken, Eğitim-Bilim açısından, "Türk Devlet ve Topluluklarının Latin Alfabesini kabulünün isabetli bir karar olacağı" görüşünde birleşilmiştir. Daha da önemlisi, "Türk Devletleri ve Topluluklarında din eğitimi, genel eğitim içinde ele alınmalı, öğretim birliği sağlanmalı, devletin desteğinde, gözetim ve denetiminde yapılmalıdır." fikrinde ittifak etmişlerdir. Bu durum gösteriyor ki, din eğitimi ve dinî yapılanmada Diyanet İşleri Başkanlığı örnek alınmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahil, diğer Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarından gelen devlet ve bilim adamlarının katıldığı Kurultayda çalışmalar beş komisyon halinde yürütülmüş, hemen hemen bütün konular tartışılarak karara bağlanmıştır. Komisyon kararları yanında durum, "Sonuç Bildirisi" ile bütün dünyaya duyurulmuştur.
Bu komisyon kararlarından bazıları ile Sonuç Bildirisini ilgiyle okuyacağınız düşüncesiyle, sonraki sayfalarımızda aynen yayınlıyoruz.
KÜLTÜR KOMİSYONU RAPORU

Komisyonumuz 22.3.1993 günü çalışmalarını Adora Otelinde, Prof. Dr. Dursun YILDIRIM’ın başkanlığında toplanarak, saat 9.30-11.30 arasında iki oturum halinde sürdürdü. Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ başkan yardımcılığı, Dr. Himmet GİRAY ile Metin ERGUN ise raportörlük görevlerini üstlendiler.
Komisyona, Türk Devlet ve Topluluklarından yüz onsekiz üye katılmıştır. Bunlardan kırk altısı söz alarak, diğerleri ise yazılı olarak Türk kültürü hakkındaki görüşlerini ve tekliflerini belirtmişlerdir.
Komisyonda ele alınan konu ve teklifleri şu şekilde sıralayabiliriz:
- Türk devlet ve toplulukları birbirlerini tanımaları için, her devlet ve topluluğun eserleri karşılıklı olarak bütün lehçelere çev-rilmeli ve ortak yayınlar yapılmalıdır.
-Coğrafyayı kültürleştirmek ve vatan haline getirmek son derece zor ve önemlidir. Türk dünyasında mevcut olup daha sonra değiştirilerek terk edilen tarihi yer adları yeniden kullanılmaya başlanmalıdır. Meselâ hiçbir manası olmayan ve Türkistan yerine geçirilmeye çalışılan Orta-Asya tabiri bırakılarak tarihî Türkistan adına tekrar hayat kazandırılmalıdır.
- Türk kültürünü tanımak için herşeyden önce Türk kültür kaynaklarının envanteri çıkarılmalı, Türk kültür bibliyografisi hazırlanmalı, bu kaynakların özet tanımları bilgisayara geçirilmelidir. Türk ülkelerinin her birinde enformasyon merkezleri kurulmalı, bunlar bilgisayar ağı ile biribirine bağlanarak Türk ülkeleri arasındaki iletişim sağlanmalıdır.
- Türk dünyası arşivi ve dokümantasyon merkezi kurulmalıdır.
- Türk devlet ve toplulukları

arasındaki kültür iletişimini sağlamak için ortak bir yayınevi, dağıtım merkezi, ortak Türk Radyo ve Televizyonu kurulmalıdır.
- Türk gençleri arasında kültür etkileşimi sağlamak üzere bir "Türk Balaları Cemiyeti" kurulmalıdır.
- Türk devlet ve toplulukları arasında tarihî ve coğrafî şartlar ve özellikle dış tesirler dolayısıy-le meydana gelen farklılaşmaların ayırıcı gidişini durdurmak ve kültürü tekrar asıl zeminine oturtmak ve ortak hedefine kavuşturmak için, Türk kültürünün ortak paydaları tesbit edilmeli ve bunların geliştirilmesine çalışılmalıdır.
- Muhtelif ülkelerde, muhtelif statüler altında yaşayan Türk toplulukları, kültür varlıklarını koruyabilmeleri için mutlaka Türk Cumhuriyetleri tarafından desteklenmelidir.
Türk kültürü başka kültürlerin baskısından kurtarılarak, öz kaynaklarına dayalı bir biçimde, kendi dinamikleri harekete geçirilerek üretken kılınmalı ve yaygın olan kültürlerle yarışır hâle getirilmelidir.
- Ortak alfabeye geçilmeli, Türk tarihi yazılmalı, ortak bir Türk Dünyası Ansiklopedisi çıkarılmalı, ortak Türk Terminoloji lügati hazırlanmalıdır.
- Türk devlet ve toplulukları arasında işbirliğini sağlamak üzere tesis edilecek kuruluşların adlarında "Türk" kelimesini kul
- Türk kültürü, sosyolojiye açılan tarih ve tarihe dayalı sosyoloji tetkikleriyle araştırılıp tahlil edilmeli, bu konudaki meseleleri tartışmak üzere bir "Türk Sosyoloji Şûrası" toplanmalıdır.
- Türk dünyası kültür durumunun tesbiti için alan çalışmaları yapılmalıdır.
- Sözlü kültür varlıkları zaman kaybetmeden kayıt altına alınmalıdır.
- Türk Cumhuriyetleri arasında hukuk birliği sağlanması yolunda çalışmalar yapılmalıdır.
- Türk kültürünün dinî boyutu hakkında da ciddi incelemeler yapılmalı, Türk Cumhuriyetlerindeki dinî teşkilatlar Türkiye örneğine göre yeni bir yapıya kavuşturulmalıdır. Dinî problemlerin tesbiti ve çözüm yolları için ilmî toplantı düzenlenmelidir.
- Bütün dünyadaki tarihî Türk kültür mirası tesbit edilmeli ve bunun korunması için gerekli bütün tedbirler alınmalıdır.
- Türk bölgelerinin dışına çıkarılmış Türk kültür varlıklarının sahiplerine iade edilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
- Yeni Türk Cumhuriyetlerinden ve diğer Türk topluluklarından dış ülkelere olan beyin göçü önlenmelidir.
Görüldüğü gibi, Kültür Komisyonu’nda ortaya çıkan meseleler kadar bunların halledilebilmeleri için ileri sürülen teklifler de oldukça çoktur. Bunlar bir günlük mesai içinde akla gelebilir ve özet olarak sıralanmaya çalışılan hususlardır. Şüphesiz bir milletin, kültür problemlerinin tesbiti ve bunlara çözüm yolları bulunması bir günde gerçekleştirilebilecek bir iş değildir. Hele hele bugün içinde yaşadığı şartlar gözönüne alındığında Türk Milleti’nin kültür meselelerinin tesbit ve çözümünün çok zor olacağı aşikârdır.

DİL ALFABE
KOMİSYONU
RAPORU

Komisyona katılan delegeler, bütün Türk Cumhuriyet ve Topluluklarının ortak yazı dilinde ve ortak alfabede birleşmeleri gerektiği görüşünü benimsemiştir. Ancak, ortak yazı dilinde birleşebilmek için karşılıklı alâka ve münasebetlerin gelişmesi; radyo, televizyon, gazete gibi iletişim vasıtalarının karşılıklı olarak yayın yapması gerektiği ifâde edilmiştir. Ortak yazı dilini zaman içinde gelişen bu karşılıklı alâkalar belirlerken, bir yandan da bunu hızlandıracak ve doğru bir yola götürecek bazı tedbirler alınabileceği görüşü kabul edilmiştir. Bunları aşağıdaki maddeler halinde sıralayabiliriz:
1) Türk lehçelerinin ve edebiyatlarının öğrenilmesi işi karşılıklı olarak hızlandırılmalıdır. Bunun için okullar, kurslar açılmalı; ders malzemeleri, sözlükler ve gramerler hazırlanmalıdır. Radyo ve televizyonlarda lehçeler öğretilmeli; radyoların gücü arttırılmalıdır.
2) ilim adamı ve öğrenci mübadelesi geliştirilmelidir.
3) Türk lehçelerini bilen mütehassıslar her Türk Cumhuriyeti’nde arttırılmalıdır.
4) Türk lehçelerinde ortak olan kelimeler ve gramer unsurları tesbit edilmeli, yayınlarda bunlara ağırlık verilmelidir. Öğre-; timde ise daha çok farklı yönler üzerinde durulmalıdır.
5) Yazı dili birliği için te-rimkonusu çok önemlidir. Terimleri birleştirmek maksadıyla ayrı bir terminoloji toplantısı düzenlenmeli ve bir. terminoloji komisyonu kurulmalıdır.
6) Kurultay üyeleri ortak alfabe işine bağlı olarak ortak imlânın da sağlanması gerektiğini belirtmişler ve bunun için gerekli çalışmaların yapılmasının önemine işaret etmişlerdir.
7) Bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak çalışmaları koordine etmek için bir koordinasyon komitesi kurulmalıdır.
8) Ortak alfabe tesbit edilirken, Türk lehçelerinde birbirinin aynı olan sesler için aynı işaretin kullanılması prensibi benimsenmelidir.
9) Bir ses için bir işaretten meydana gelen harf sistemi benimsenmeli, bir ses için iki harf kullanılmamalıdır.
10) Bütün Türk dünyası-’nın ortak olarak faydalanabileceği aşağıdaki 34 harfli çerçeve alfabenin benimsenmesi kabul edilmiştir. Her Türk Cumhuriyet ve Topluluğu kendi alfabesini bu çerçeve alfabe içinden tesbit etmeli; harf sayısı 34’ü geçmemeli ve harflerin sıralanmasında aşağıdaki tertibe uyulmalıdır.
Aa /le/ LI
/be/ Bb /me/ Mm
Icel Cc /ne/ Nn
İçel Çç /ne/ Nh
/de/ Dd Oo
Ee ÖÖ
aa /pel Pp
/fe/ Ff Irei Rr
/gel Gg /sei Ss
/ğa/ Ğğ /şe/ Şş
/he/ Hh /te/ Tt
/ha/ Xx Uu
lı Üü
li /ve/ Vv
l\el Jj /we/ Ww
/ke/ Kk lyel Yy
/kal Qq Izel Zz
11) Yukarıdaki alfabenin kabul edilmesi için üyeler kendi ülkelerinde gerekli teşebbüslerde bulunmalı; özellikle devlet ve hükümet başkanları nezdinde bu fikrin bir an önce hayata geçirilmesi için gayret edilmelidir.
12) Dil, alfabe ve imlâ meselelerinin devamlı takibini sağlamak üzere Türk devlet ve topluluk temsilcilerinin içinde yer alacağı bir kuruluşun oluşturulmasının uygun olacağı görüşü benimsenmiştir.
13) Kurultay üyeleri dil, alfabe ve matbaa konusunda maddî ve manevî olarak karşılıklı yardımlaşmanın gerekliliğine önemle işaret etmişlerdir.
14) Türk Devlet ve Toplulukları, Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı’nın her yıl bir Türk Cumhuriyetinde tekrarlanması karar altına alınmıştır.

SONUÇ BİLDİRGESİ

Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, 21-23 Mart 1993 tarihleri arasında Antalya’da toplanmış ve beş komisyon halinde çalışmalarını tamamlayarak, ilgili kuruluşlara ışık tutması maksadıyla komisyon raporlarında belirtilen tavsiye kararlarını kabul etmiştir.
Kurultayımız, Türk Devlet ve Topluluklarının hem kendi aralarındaki münasebetlerde, hem de komşularıyla ve diğer ülkelerle münasebetlerinde:
1) Egemenliklere karşılıklı saygı gösterme,
2) iç işlerine karışmama,
3) Anlaşma ve görüşlerin eşitlik esasına göre yapılması,
4) Anlaşmalarda ve münasebetlerde tarafların eşitliği-ve eşit müzakereci olunması prensiplerini benimsemiştir.
Kurultayımız, kurulmakta olan yeni dünya düzeninin;
1) İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne,
2) Çok partili demokrasiye,
3) Bütün insanlara barış ve refah sağlama prensiplerine dayanması gerektiği görüşünü kabul etmiştir.
Türk Dünyasında milletler arası hukuka saygılı, insan haklarına dayanan, milli, demokratik, laik hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve geliştirilmesi için çalışmanın gerektiğine kurultayımız işaret eder.
Kurultayımız; bağımsız Türk Cumhuriyetlerinin cumhurbaşkanları, başbakanları ve dışişleri bakanlarının iştirakiyle bir "Türk Cumhuriyetleri Yüksek Konseyinin kurularak Türk Cumhuriyet ve Topluluklarıyla ilgili sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasî meselelerini ele alıp çözümü için gayret göstermesi görüşünü ve "Türk Devletleri Arası Par-lementerler Çalışma Grubunun kurularak işbirliği yapması fikrini tavsiye kararı olarak benimsemiştir.
Türk Devlet ve Toplulukları arasındaki eğitim, bilim, kültür, ekonomi ve teknoloji münasebetlerinin arttırılması, bu münasebetlerin komisyon raporlarında belirtilen kuruluşlarla desteklenmesi fikri, kurultay üyelerimiz tarafından benimsenmiştir. Eğitimde ve kültürde ortaklıkların geliştirilmesi ve arttırılması için gerekli tedbirlerin alınması konusunda fikir birliğine varılmıştır.
Dünya Türkleri kültür varlığının tesbiti, korunması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirlerin Türk Cumhuriyet ve Toplulukları arasında işbirliği yapılarak alınması görüşü kabul edilmiştir.
Kurultayımız, karşılıklı alaka ve münasebetlerin geliştirilmesi yoluyla bütün Türk Cumhuriyet ve Topluluklarının ortak yazı dilinde birleşmesi gerektiği görüşünü benimsemiştir. Yine Kurultayımız, dil-alfabe komisyonu raporunda belirtilen 34 harfli alfabenin, Türk Devlet ve Topluluklarının ortak çerçeve alfabesi olarak benimsenmesini kabul etmiştir.
Kurultayımız, "Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı" nda alınan kararların hayata geçirilmesi ve kurultayın her yıl tekrarlanabilmesi için, daimi bir kuruluş oluşturulması gerektiği görüşünü benimsemiştir.
"Dilde, fikirde, işte birlik"
şiarıyla toplanan kurultayımız Türk Devletleri arasındaki işbirliğinin, dünya barışına olumlu katkılar sağlayacağı görüşündedir. Bu işbirliğinin dünya çevre (Ekoloji) bilincinin gelişmesine; insanlığın refahına; evrensel kültürün zenginleşmesine yardımcı olacağı inancını kurultayımız benimsemiştir.
Kurultayımızın her yıl, aynı tarihlerde Türk Devletlerinden birinde tekrarlanması görüşü kabul edilmiştir.


Kurultay’ın Düşündürdükleri.,
ŞERAFETTİN ÖZDEMİR

Montesquieu: "Bu millet olmasaydı tarih olmazdı" der. Beşeriyyetin var oluşundan bu yana, milletler için bir denge unsuru olan aziz Türk milletini medhü sena etmede bu ve benzen tarihe mâl olmuş sözler bence yeterli değildir.
Tarihi seyir içerisinde, tutsaklık, tabasbus, boyun eğme, zillet gibi özümüze, ruhumuza, karakterimize ters düşen menfî tezahürler görülmemiştir. İşte onun içindir ki, Millî Mücadele kıyamında, Çanakkale’de, yakın tarihimiz olan Kıbrıs’ta esareti kabul etmediğimiz bu hususun en açık göstergesidir.
Tüm yeryüzünün orasına, burasına dağılmış olan soydaşlarımız da aynı gerçeği sergilemişler, bilhassa, 70 yıldan beri devam eden Sovyet zulmünün arkasından soydaşlarımız, dimdik ayakta durduklarını tüm cihâna göstermişlerdir.
Binâenaleyh, bu gün Kerkük’te sönmeyen meşale, Batı Trakya’da bir ümid, Bulgar’da Allah diyenler, Kıbrıs’ta hak ve hukuku dünyaya isbat edenler, Orta Asya’da bayrak bayrak devletleşenler bunun en bariz delilidir. Bütün bu olanlar, Kâ-dir-i Mutlak olan Allah’ımızın bizlere birer lütfudur.
Bir tarafta girilmez, aşılmaz duvarlar arasında sıkışan, hammaddesi tükenmiş, ahlâkı iflas etmiş, çeşit çeşit krizlerin boy gösterdiği, işsizliğin, başı boşluğun, ferdî, ailevî ve içtimaî bunalımların zirveye ulaştığı, taassubun hükümran olduğu, bir Avrupa Ortak Pazar Ülkeleri..
Diğer tarafta, yepyeni, dipdiri, her bakımdan zengin, pırıl pırıl, genç TÜRK Devletleri.. Dini, dili, tarihi, kültürü bir olan bu devletler ve milletler, hedefe doğru son sürat koşmak zorundadırlar ve ilerlemektedirler.
Türk Ortak Pazarı, Türk Ekonomik İş Birliği, Türk Askeri İş Birliği gibi birleşmeler bir an önce hayata geçirildiği takdirde görülecektir’ki, dış itibariyle güçlü görünen, iç durumu ile kof ve çökmeye yüz tutmuş süperler, devletimiz ve tüm bu aziz milletler karşısında geçmişte olduğu gibi, bu gün de temennaya duracaklardır.

GELİYOR
Dili bir, dini bir, aziz milletin,
Ufukta görünen, Türkler geliyor.
Şerefle, şanla, hem de imânla,
Tarihi var eden, millet geliyor.
Savulun çömezler, İşiniz bitti,
Fitneniz, nifakınız, yok oldu gitti,
Katı tutumunuz sizi eritti,
Sevgiyi bayraklaştıran millet geliyor.
Cihanın talihi onun elinde,
Allah’ın, Resulün zikri dilinde,
Yiğitlik suları coştu selinde,
Bunalmış dünyaya ahenk geliyor..