Makale

İnsan ve Çevre

İnsan ve Çevre

DÜNYAMIZDA yaşayan canlıların durumuna bir göz attığımızda, önemli farklar olduğunu görürüz.
İnsanoğlu, tabiatı kontrolü altına almaya çalışarak hayatını sürdürürken, diğer canlılar tabiat şartlarına uyum sağlamak suretiyle hayatlarını devam ettirmektedirler. Bu da tabiatın kendine özgü bir hareketidir.
Gerçekten de insanoğlu, son yüzyılda geliştirdiği üstün teknoloji ile tabiatın kontrolünü eline geçirmiştir. Bunu yaparken de çok katı ve acımasız yöntemlere başvurmuş, kendi refahını yükseltmeye çalışırken, karşısındakinin ölümüne sebebiyet vermiş, çoğu zaman da ona yaşama hakkı tanımamıştır. Birçok bataklığı kurutmuş, çölleri yeşertmiş, denizleri doldurarak toprak elde etmiş, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını işletmiş, büyük yerleşim merkezleri kurarak tabiatı büyük öl-çüde değiştirmiştir. İnsan, bunlarla da yetinmeyip, ay’ı da kontrolü altına almaya çalışmaktadır. Şüphesiz bunlar belki de iyi ve güzel şeylerdi. Ama madalyonun öbür yüzü ise daha değişiktir.
İnsan, bütün bunları yaparken, tabiata hakim olma hırsını arttırmış, onun bozulmasını, tabiî halinden uzaklaşmasını daha da hızlandırmıştır.
Dünyamızın yeryüzü, sahası hep aynı olduğundan, daha fazla ürün elde etmek için ormanları yok etmiş, kimyevî gübre ve bunun gibi diğer maddelerle toprağı kirletmiş, kaynak sularını içilebilir olmaktan çıkarmıştır.
Yırmibirinci yüzyıla girerken teknolojinin ulaştığı yüksek güç, toplumun refahını daha da ileriye götürürken, bir problemler yumağını da beraberinde getirmiştir.
İnsanoğlu biliyordu ki, ihtiyaçlarını karşılayacak olan doğal kaynaklar sınırlı idi. Eğer bu kaynakları kullanırken bilinçli hareket etmezse, daha da büyük problemlerin çıkacağının farkındaydı. Buna rağmen, ürettiği teknolojiyi hep kendi lehine kullanmaya devam etti ve etmek-tedir de.
İnsanoğlu bütün bunları yaparken, toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerini değiştirmiş, onları acımasızca kirletmiştir. Tabiatı tekrar eski haline döndürmek için yeni teknolojiler üretmeye başlamış, ama belki de bu konuda biraz geç kalmıştır.
Sebepleri ne olursa olsun, nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, bütün dünyanın gözü önünde müthiş bir şekilde çevre kirlenmesi sözkonusudur. Önemli olan, teknolojinin, gelecekte bu problemleri ne ölçüde giderebileceğidir. Bunun için gerekli olan şey de, insanın bilinçli bir şekilde eğitilmesi ve yaşayışını ona göre ayarlamasıdır.
"Nasıl bulmak istiyorsak, öyle bırakmak" prensibinden hareket etmemiz, tüm insanlık için belki de bir kurtuluş yolu olacaktır.
"Tabiat, insanın binlerce yıldan beri kendisine hakim olma savaşına karşı, bir dizi çevre problemi meydana getirerek ve bir anlamda insanların refah seviyesi yüksek olan yaşama hakkını büyük ölçüde engelleyerek, acaba intikam almaya mı çalışmaktadır? diye sorular sorulmaktadır.

Mustafa YEŞİLYURT