Makale

PEYGAMBER SEVGİSİ VE GENÇLİK

PEYGAMBER SEVGİSİ
VE GENÇLİK

GÜNÜMÜZÜN inanan ve inandığını her fırsatta söyleyen gençliği, Kâinatın fahri Efendimizi O’na yaraşır bir biçimde sevemiyor ya da O büyük insan, hakkıyla sevdirilemiyor. Sevmek ya-ratılıştan gelen bir duygudur. Bu, inanan insan için de inanmayan için de geçerlidir. İnsanda fıtrî olan sevme duygusu meşru ölçüler içinde yönlendirilmezse, sonuçda akîdevî saçmalar ve psiko-sosyal problemlerle karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır.
Bizim mutlaka üzerinde durmamız gereken husus, Peygamber Efendimiz (S.A.S.)’in, ilmî kaynaklara dayanarak bütün yönlerinin eksiksiz bir biçimde gençliğimize tanıtılması ve O’nun sevgisinin bütün sevgilerin üzerinde tutulmasının sağlanmasıdır. Bu aslî ve ulvî görev, Peygamberimizin dünyayı teşriflerinden günümüze dek yapılagelmekte ve milletimiz namına iyi neti-celer de alındığına tarih şahitlik etmektedir.
Günümüzde ise, Peygamberimizin insanımız tarafından, hususen gençliğimizce sevilmesi ya da sevdirilmesi en mühim ve en önemli konudur. Bu konunun önemini kavrayanlar kendilerine düşen görevi yaptıkları zaman, şu anda şikayetçi olduğumuz birçok problem kendiliğinden halledilmiş olacak ve toplum planında büyük bir dönüşümü gerçekleştirmiş olacağız. Bunu yapmak, söylendiği kadar kolay değildir. Zira bir yığın faydasız bilginin ağırlığı altında ezilen, ümitsizliğe düşen, strese giren, sınırsız arzuların baskısı altında kalbi sıkışan gençliğimiz için çareler aramak gerekmektedir.
Bu meselenin halledilmesi için öncelikle konuyu tüm boyutları ile bilen, imanında sadık, ahde vefasını muhafaza edenlerin, öncelikle ailelerinden ve çocuklarından başlayarak, yakın ve uzak çevrelerine yönelmeleri, sonra da topluma inmeleri, bu meselenin ciddiyetini anlatmaları gerekir. Bu da yeterli değildir. Bugün medyanın hakimiyeti altında çok defa kendisini kaybeden, hakikati bulmakta zorlanan kitlelere, çağdaş iletişim yollarıyla ve özellikle eğitim-öğretim yoluyla Peygambe-rimiz anlatılmalı ve O’nun örnek hayatından pasajlar verilmelidir.
Henüz okumaya yeni başlamış çocuklarımız, o temiz dimağ ve fıtratı ile kendisine hiç gerekmeyecek şeyler söyleyebiliyor ve mütemadiyen onu tekrarlayabiliyorlarken, Peygamberimizi yeterince tanımıyor ve kendi yaşına göre bilmesi gereken dinî bilgileri de atamıyorlarsa, toplum olarak iyi bir istikamette olduğumuz söylenebilir mi? Kaldı ki, bu gerçek sadece çocuklarla da sınırlı değildir. Toplumun büyük bir kesimi Peygamberini yeterince bilmemekte ve çok defa da O’na ters bir hayat yaşamaktadır. Peygamberimizi ve bıraktığı emanetleri iyi muhafaza etmek ve onu daima canlı tutmak temel görevimizdir. Düşmüş olduğumuz bu günkü durumumuzdan, Peygamberimizi hayatımızın her safhasında örnek alarak kurtulabileceğimizin bilincinde olmalıyız. Böyle yaparsak, geçmişle olduğu gibi bu gün de ideal bir toplum yapısı oluşturabiliriz. Kısacası, Peygamberimizi sev-mek O’nun sevgisini toplumun her kesiminde yaygınlaştırmak, bugün için zorunlu bir görevdir.
Bizim ecdadımız Osmanlı Devleti’ni altı asır gibi uzun bir süre ayakta tutabilme başarısına ulaşabilmişse, bunu, dinini ve onu tebliğ eden Peygamberimizi her-şeyinden fazla sevmesine borçludur. Eğer onlar sahip oldukları imkânlar nisbetin-de bir hayat yaşamayı arzu etselerdi, o muhteşem medeniyetin hamisi olamazlardı. Pek çoğunun hayatı at üzerinde geçmiş fethettikleri her yere peygamber? değerleri nakşetmişlerdir.
Sonuç olarak diyoruz ki, gelin gençliğimize, toplumumuza O nurun ve huzurun kaynağını iyi tanıtalım ve geçmişteki ihtişamlı günlerimize geri dönelim.
Rafet ÖZALP