Makale

Nesi var Batının, Der geçeriz. Belki Zaafları var

"NESİ VAR
BATININ" DER GEÇERİZ BELKİ ZAAFLARI VAR AMA...

Dr. Niyazi KAHVECİ
NESİ VAR BATI’NIN?

OSMANLILARDA "Duraklama Devri"nin başlamasından itibaren ileri toplum düzenine doğru yola çıkan "Batı" önünde İslâm ülkeleri, günümüze kadar sürecek bir özenti ve taklit dönemine girdiler. Bu taklit ve’özenti, görüldüğü kadarıyla, bir süre daha devam edeceğe benziyor. "Neden, niçin, nesi var bu Batının?" şeklindeki sorular da..

Bir zamanlar Batı dünyası da müslümanlara aynı duygularla bakıyordu. "Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri/üzengi öpmeye hasretti Garbın elçileri" derken, şair bunu kastediyordu.

Bu yazımızda "hâkim toplum-tâbi toplum" veya "taklit ve özentinin sosyolojik temelleri" gibi akademik konulara girecek değilim. Sadece "Batı toplu-mu"nda madde planında gördü-ğüm bir gözlemimi yorum yapmadan nakledeceğim...

Londra Havaalanı’na inen bir kimsenin duvardaki ışıklı levhalardan özellikle birini görmemesi mümkün değildir: "No research no future" Yani "Araştırma yoksa, gelecek te yoktur."
Bu bir "özdeyiş" mi, "doktriner kural" mı "sosyal consessus"mu? Hangisi olursa olsun, bu deyimin günlük hayattaki tatbikatını her an görmemek mümkün değil

Sokaklann "tertemiz" ligi-, trafiğin düzgünlüğü; davranışlardaki geleneksel kuralcılık disiplini, yapılaşmanın güzelliği gibi sonuçlar bir yana-, yerlere çöp atmanın sebeplerini araştırmak üzere İngilizlerin tam 3 milyon sterlin (yaklaşık 17 milyar TL) harcadığını söylersem günlük hayattaki düzenliliğin hangi temellere dayandığı kendiliğinden anlaşılır sanırım. İşte "araştırma" ya ve onun verilerine kendini inandırmış olmanın güzel sonucu!.

Bir toplumu tanımada sosyolojik ve antropolojik araştırmalann payı büyük

Şüphesiz her toplumun kendine özgü özel karakter yapısı var. Bu sebeple olacak, bir toplum üzerinde yapılan araştırmalann başka toplumlar hakkında kullanılamayacağına inanır İngilizler. Araştırmaya konu ülke kendileri gibi "Batı" ülkesi olsa da..
Elde edilen bulguların "uygulanması" bir ikinci önemli konu.. Bunu gerçekleştirmek te şüphesiz iyi yetişmiş, "yetenekli" elemanlara bağlı. Yani "eğitim"e,"insan ye-tiştirme"ye daha doğrusu "insan" a yatırım.

İngiltere’de bütçenin yaklaşık beşte biri <%20) "eğitim" e aynlı-yor. "İngiltere niçin ileri ülkeî" sorusunun bir cevabı da bu olsa gerek.

İngiltere’de çocuk 3 yaşında "ana okulu" na başlar, verilen tutarlı, tek istikametli eğitimle de, aynı amaca yönelmeyi öğrenir. Aile eğitimi ile okul eğitimi arasında da bir çatışma yok Bu sebeple de, toplum bireylerinin olaylara karşı davranış biçimleri aynı. "Grev" milli servete zarar veriyorsa herkesçe, greve hakkı olanca da kötü, "Çevreyi temiz tutmaya itina göstermek" te ise hemen herkes müttefik.

Öyle ki bu durum, kişileri "tek düze", "sade" düşünmeye itmiş. Biraz garip te gelse. Meselâ, 4 ampulü 1 sterline satan pazarcıdan 4 tane değil de 3 tane ampul istediğinizde, ikna edip-almanız zor., zira o, 4’ünü i Sterline satmaya alışmış. 3’ünün hesabına aklını yormak istemiyor. Bunda biraz da "Pragmatizm" var diyebilirsiniz.

Zayi olmasın ve bir başkası faydalansın diye, bir tomar kitabı 10 kuruş gibi sembolik bir fiata satan çocuğun, birkaç kat fazla ücreti kabul etmeyişi ve kitapları verme-yişindeki ısrara ne dersiniz?."Tek düze" kuralcılık mı, davranış disiplini mi, yoksa "milli eğitim" de kararlılık mı?
Benzer durumlarla karşılaştıkça, kendi ülkenizde karşı-karşıya kaldığınız sahneler aklınıza gelir ve "Nesi var Batının?" sorusuna verilecek cevabın ucunu yakalarsınız.

“indim, seyran ettim Frengistan’ı,
İlleri var, bizim ile benzemez.
Levin tutmuş, goncaları açılmış,
Gülleri var, bizim güle benzemez.”
KARACAOĞLAN