Makale

AŞKABAT’TA YÜKSELEN MİNARELER

BAŞYAZI

MEHMET NURİ YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

AŞKABAT’TA YÜKSELEN MİNARELER

Türk Milleti, tarihi boyunca zaferden zafere koşmuş, ama gittiği her yere insanlık, hak, eşitlik, adalet, merhamet ve medeniyet ışıklarını saçmıştır.
Tarihimizin şeref levhalarında yazılıdır ki, Malazgirt’te esir alınan Bizans İmparatoru Romanos Diogenos’un, Selçuklu Sultanı Alparslan’la birlikte öğle yemeğini yedikten sonra: “Büyük Sultan! Sizin alicenaplığınız karşısında utancımdan sıkılır oldum. Gösterdiğiniz misafirperverlik tarih sayfalarına geçecek ve cihan sizi hürmetle anacaktır" sözleri, bu gerçeğin ta kendisidir.
Beşyüz küsür sene önce İspanya’daki Yahudi soykırımından kaçarak, dünyada merhametine, adaletine, eşitlik anlayışına sığınılabilecek tek milletin Türk Milleti olduğu gerçeği inkar edilebilir mi?
Kurtuluş Savaşı’nda topraklarını istilaya gelen ve tam 253 bin şehid Mehmetçiğimizin al kanlarını Anadolu topraklarına akıtan düşman askerlerini, bugün sımsıcak koynunda barındırıyor Anadolu. Hatıralarını tazelemek için gelen o günün istilacı askerleri, Türk Misafirperverliğinin, cana yakınlığının, sevgi ve saygısının en içten, en samimi örnekleriyle yüklü olarak ayrılıyorlar ülkemizden.
Ülkelerinde ırk ayrımcılığı sebebiyle gördükleri korkunç zulümden kaçarak ülkemize sığınan yüzbinlerle paylaşıyor ek- meğini-aşını, yatağını-yorganını bu millet.
Dün, gittikleri her yere kılıçlarının uçlarında İslam’ı, mızraklarının uçlarında Hilal’i taşıyan; çil çil kubbeler, kalem kalem minareler; hastahaneler-şifahaneler, mektepler, Köprüler, imarethaneler, darülacezeler seren bu millet değil miydi? Bunlar, tarihlerin inkâr edemediği gerçeklerdir.
Bütün bunları yaparken din, dil, ırk, renk ayırımı yapıldığı hiç görülmemiştir bu milletin tarihinde. Dün görülmedi, bugün görülmüyor, kıyamete kadar da görülmeyecek. Çünkü İslam’ı yeryüzünde en temiz, en saf, en berrak olarak uygulayan bir millettir Türk Milleti. Kendi hamurunda da yoktur böyle ayırımcılık; yani mayası sağlamdır.
Dün olduğu gibi bugün de aynen öyle. Japonya’dan Amerika’ya, Asya’ya, Avrupa’ya, Balkanlar’a, Ortaasya’ya yine kalem kalem minareler, çil çil kubbeler, okullar, kültür merkezleri inşa ediyor. Bunlardan bir örnek, Türkmenistan’ın Başkenti Aşkabat’ta Osmanlı mimari tarzıyla dikilen muhteşem minareler, yükselen kubbeler ve yanındaki kültür merkezidir.
72 sene işgal altında kaldığı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nden ayrılarak bağımsızlığına kavuşan Ortaasya Türk Cumhuriyetleri’ndeki müslüman soydaşlarımızın dini ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla Türkmenistan’dan başlatılan külliyelerin bir başlangıç halkasıdır bu.
Soydaş ve dindaşlarımızdan ayrı kaldığımız 72 senede yanan yüreklerimizden coşan bir hasret halleşmesidir de aynı zamanda. Dünün acılarını yüreklerimize gömüp, bugün yeni şeyler söylemek lazım.
Söylenen yeni şeylerden bu eser, Sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in, Başbakanlığı dönemindeki 1992 yılında Türkmenistan’a yaptıkları ziyaretleri sırasında Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sayın Sapar Murat TÜRKMENBAŞI (Niyazov) arasında Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından inşaa edilmesine karar verilen bir eserdir. Bu eser için Aşkabat Belediyesi 30.000 m2 ’lik bir arsa tahsis etmiş, 12.01.1993 tarihinde de Hükümetimizi temsilen Devlet Bakanı Sayın Ekrem Ceyhun’un, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sayın Sapar Murat TÜRKMENBAŞI’ nın iştirak ettiği törenle temeli atılmıştır.
Klasik Osmanlı mimari tarzında 30.000 m2’lik bir alanda 3767 m2’de, avlu hariç 62.80 metre yüksekliğinde dört minareli, bir ana ve dört yarım kubbeli ve diğer müştemilatlarıyla muhteşem bir eser olan bu caminin yapımı şükür ki tamamlanmıştır. Yakın bir tarihte Sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in iştirakleriyle açılışı yapılacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin ülke dışındaki yüz akı olan bu muhteşem eserin tamamlanmasında Sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in gayret ve himmetlerinin payı tartışmasız çok büyük olmuştur. Zat-ı Âlileriyle birlikte bu ülkeye yaptığımız ziyaretlerde ziyaret ettikleri ilk yer, mutlaka bu caminin inşaatı olmuş, maddi-manevi hiç bir yardımı esirgememiş ve bir an önce bitirilmesi konusunda daima bizi teşvik etmişlerdir. Zat-ı Alilerine şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.
Bu eserin bitirilmesi için malzeme temini, gümrük kolaylığı, bu işte görevli olanlara vize ücreti muafiyeti vb. her türlü yardımı esirgemeyen başta Türkmenistan Cumhurbaşkanı sayın Sapar Murat TÜRKMENBAŞI’ na ve diğer devlet yetkililerine ve kardeş Türkmenistan halkına şükranlarımı, sevgi ve saygılarımı arzediyorum.
Bu millet, yaptığı yardımın iyiye, güzele ve hayırlı işlere kullanıldığına-, verdiği paranın yerine harcandığına inanırsa eğer, yardımını asla esirgemiyor, elinde- avucunda bulunanı Allah rızası için veriyor. Bu muhteşem eserde de öyle oldu. Sık sık camilerimizde Müftü, Vaiz ve din görevlilerimiz tarafından, yapılan harcamalarla ilgili olarak kalem kalem sözlü ve yazılı açıklamalarla kalpleri mutmain olan halkımız, açılan yardım kampanyalarına büyük ilgi gösterdiler. Gösterdikleri yakın ilgiden dolayı milletimizin her bir ferdine ayrı ayrı teşekkürlerimi arzediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Daha böyle nice yüz akı eserlere devletimiz ve milletimizle birlik ve beraberlik, dirlik ve düzenlik içinde ulaşabilmeyi Cenab-ı Allah kısmet etsin.♦