Makale

RÂHİP DAN’IN PARA MÛCİZESİ

İktibas:

RÂHİP DAN’IN PARA MÛCİZESİ

Çeviren: Şinasi SİBER

And dağlarının dört bin metre yüksekliklerinde ve soğuk rüzgârların yaladığı Titicaca gölü kıyısında kâin bulunan eski Puno kasabası (Peru) geçenlerde asırlarca süren fakr ve sefaletten ve hareketsizlikten sıyrılarak yirminci yüzyıla dahil olmuştur. Bunu başaran yerli bir mûcize idi.

Vaktiyle döşemesi toprak olan çer-çöp kulübelerin bulunduğu yerlerde yüzlerce evler yükselmiştir ve bunlardan çoğunda akar su ve sıcak duş tesisatı vardır. Vaktiyle 35,000 kasabalının kendi ayaklarından başka nakil vasıtasına mâlik olmadığı yerlerde şimdi otobüsler ve taksiler işliyor.

Kasabada elektirikli bir ekmek fırını, bir radyo istasyonu ve civarda buzhanesiyle birlikte bir konserve fabrikası vardır. Mağazalarda bisikletler, dikiş makineleri ve buz dolapları teşhir edilmektedir. Eskiden giyecek ayakkabıları bulunmıyan, okuma yazma bilmiyen kızılderili kasaba sâkinleri kendi kalkınmalarının bânîsi olarak ortaya çıkmışlardır.

Peru’nun bu kasabasına bu hayatı aşılayan adam, And dağlarındaki kızılderililerin lisaniyle hoş hikâyeler anlatabilen 44 yaşında uzun boylu bir zattır. Bir müddet boğa güreşçiliği de yapmıştı. Dan Baba adiyle anılıyorsa da asıl ismi Rahip Daniel Mcclellen’dir ve Maryknoll Fathers misyonerlerindendir.

Rahip Dan Puno kasabasına ilk geldiği vakit, çoğu senede yüz doları bir arada göremiyen cemaati mensupları kıt kanaat geçiniyorlardı. Doktor masrafı, cenaze masrafı ve hatta yeni bir dam için kiremit parası gibi fevkalâde masraflara ayıracak paraları yoktu. Bankalar şahsî ihtiyaçlar için ödünç vermiyorlardı. Puno ile Bolivya hududu arasındaki 145 kilometrelik mesafe dahilinde 300.000 kızılderili çiftçi ve köylünün para yatıracağı veya ödünç alacağı tek bir banka bile yoktu. Para sıkıntısı zamanlarında tefecilere baş vuruyorlar ve yüzde elliyi bulan aylık faiz ödüyorlardı. Rahip Dan, kafaları borç endişesi ve vücudları yoksulluk içinde azap çeken insanların ruhlarına nasıl hizmet edebilirdi?

Bundan başka Puno, memleketin iç taraflarındaki serveti millî başkentine akıtan ve bütün hükümeti orada merkezileştiren Lâtin Amerika sisteminin ihmal edilmiş tipik üvey evlâdı idi.

Sokakların tamiri mi gerekiyordu? Buna âit istida iki dağ silsilesini aşarak 500 mil uzaktaki başkent Lima’ya gidecek ve orada bir Vekâletin, masalarından birinde tozlanıp unutulacaktı. Okul dershaneleri için okul sıralarına mı ihtiyaç vardı? Lima’dan para o kadar az damlıyordu ki, çocuklar dershanelerde sıra yerine kaya parçaları üzerine oturmağa alışmışlardı. Halk kendileri ve kasabaları için bir şey yapmak isteseler bile,, bunu yapacak? sermaye yoktu. .

Düğün ziyafetinde, Îsâ’nın hemen hemen hiç yoktan, ekmek ve balık, yaratmak mucizesi göstermesi gibi, Rahip Dan da işte o sermayeyi yarattı. Oturmakla olduğu kilisiye âit eve kasaba sakinlerinden yedi kişi -iki işçi, bir hâkim, bir büro kâtibi, iki doktor ve bir polis memuru- davet etti.

Rahip Dan: “İş yapmak için ödünç para Puno’daki halkımızın en çok muhtaç olduğu şeydir.” dedi.

Muhataplarının suratı asıldı. Bu da sanki yeni bir şey mi idi?

— “Ve bu paranın nereden alınacağını biliyorum.” karşısındakilerin çehrelerinde memnunluk belirdi.

— “Bakınız size göstereyim” diyerek Rahip Dan cebinden bir bakır sole (4 sent değerinde) çıkardı.

— “Bu sole, cebimde, tek başına bir iş göremez. Fakat kasabamız halkından yüz kişinin bir sene müddetle her hafta bir tasarruf birliğine beşer sole yatırdığım farz ediniz. Bir sene sonra bunların tutan 26,000 soleye (10,40 dolar) yükselecek. Görüyorsunuz ya: bu para tenbel para halinden çıkarak başkalarına ödünç verilmesi mümkün işliyen sermaye hâline gelecek, ve ödünç paralar aylık taksitler halinde geri geldikçe, paranın ödünç verilme gücü defalarca artacak. Yatırdığımızın üç misline kadar (takriben 3000 dolar) ödünç verebileceğiz.

Sonradan anlaşıldığına göre, Rahip Dan geceleri geç vakitlere kadar uyanık kalarak bir kredi birliğinin nasıl kurulacağını etüd etmişti. Bu gibi kredi birlikleri vasıtasiyle Batı Avrupa’da, Amerika Birleşik devletlerinde, ve başka yerlerde on beş milyona yakın erkek ve kadının kendi fabrikalarında, bürolarında, kiliselerinde ve köylerinde, beraber para biriktirmek ve birbirlerine ödünç vermek üzere, birlikler kurduklarını Rahip Dan izah etti.

Kendisini dinliyen Puno’lılar şu itirazda bulundular:

“Bütün bunlar zengin. Avrupa’da ve daha da zengin olan Amerika’da olan şeylerdir.0 Lâkin, bizim her şeyden şüphe eden köylülerimiz ceplerindeki birkaç sole’yi kimseye itimat edip tevdi ederler mi? Ödünç aldıkları parayı geri verirler mi?”

Rahip Dan bu şüpheleri izâle etti. Puno halkından yirmi üç kişi bir kredi birliği kurmak üzere 603 sole (takriben 24 dolar) yatırdılar. Altı sene sonra, bugün bu birlik Güney Amerika’daki en büyük kredi birliğidir. Küçük yatırımlardan teşekkül eden bu bankada 4000’e yakın Puno’lu vasatı olarak doksanar lira yatırmışlardır ve bundan şimdiye kadar 1,200.000 doları tutan ikrazlar yapılmıştır.

Rahip Dan az gelişmiş bir memlekette hayat seviyesini yükseltmek ve toprak reformları ile sanayileşme imdada yetişinciye kadar halka ümit vermek için kredi birliğinde sür’atli bir usul bulmuştur. Bu öyle bir kendi kendine yardım şeklidir ki, onurlu bir ferde, onurunu koruması imkânını vermekle beraber hür ve modern bir cemiyet için idareciler ve risk göze alabilen müteşebbisler yetiştirmektedir. Rahip Dan her şeyden ziyade halka karşılaştıkları meseleleri müştereken bir toplum olarak ele almalarını öğretmiştir ki, bu Lâtin Amerika’da nâdir görülen bir iş görme usulüdür.

Rahip Dan, yıpranmış bir çehre içine derin oturmuş keskin gözlerle dünyaya bakmaktadır. Denver Lisesinde boksör ve tanınmış bir futbolcu iken uzak ülkelerde sergüzeştlerle dolu bir misyoner hayatı geçirmeği tahayyül etmekte idi. Fakat en büyük sergüzeşti insanlarda buldu.

Nevyork’un bir kenar mahallesinde Maryknoll’de İlâhiyat talebesi iken genç Dan Mcclellen serbest günlerini Nevyork cimnastikhanelerinde geçiriyor, oralarda egzersiz yapan boksörlerle boksdan bahsediyor ve ara-sıra onlardan biriyle maç yapıyordu. Veyahut da tiyatrolara arka kapıdan girmenin yolunu bularak Broadway şahsiyetleriyle dostluk peyda ediyor, veya pilotluk öğrendiği Long Island hava meydanında pilotlarla uçaklardan bahsediyordu. Papazlığa tâyin ve takdis oluncıya kadar hemşiresinin anlattığına göre, “her çeşit” ahbap ve tanıdık peyda etmişti.

Peru’da “bir kalb taşıyan bankalar”ını meydana getirirken, Rahip Dan, insanlar hakkındaki bilgi ve tecrübesine ihtiyaç duymuştu. Puno kredi birliğine ödünç almak üzere ilk müracaat edenler arasında, ıztıraplarla çizgilenen yüzü ve çöken omuzları hayatta mağlûp olmuş bir adam intibaını veren pejmürde bir şahıs vardı. Inka cedlerinin Kueçua dili ile konuşan bu şahsın anlattığı hikâye o civar için normal sayılan tipik bir hikâye idi. Babasının cenaze masrafları için bir tefeciden 300 sole ödünç almıştı. Ayda yüzde 30 faizle bu paranın üç mislini ödemiş olduğu halde, ana borç mikdarı istikraz yapmış olduğu bir sene evvelki kadar tasfiye edilmemiş vaziyette duruyordu.

Rahip Dan ile birlikte, yeni kurulmuş kredi birliğinin bir daktilo, bir devlet dâiresi kâtibi ve bir ameleden müteşekkil ödünç yerme komitesi, borç para için müracaat eden bu şahsın itimat ’edilip edilemiyeceğini düşündü. O, zar-zor 30 sole biriktirerek kredi birliğine ilk katılanlar arasında idi. Komşuları kendisini sayıyorlardı. Komite, tefeciye olan borcunu tasfiye etmesi için kendisine ikrazda bulundu. Şimdi, senede yüzde 360 faiz yerine, yüzde 6 nisbetinde faiz ödeyecekti.

18 yaşında bir çoban olan Mariano Gruz Rojas ödünç almak için otomobil lâstiğinden yapılmış çarıklarla on dört kilometrelik yol yürümüştü. Yamalı, yıpranmış çoban elbisesi taşıyan ve yalnız Amyara dili konuşan bu genç, görünüşte okuma yazma bilmez bir Kızılderiliden başka bir şey değildi. Lâkin gözleri zekâ ile parlıyordu ve kafasında bir fikir vardı. 25 dolar ödünç alabilirse soğan tohumu alacak ve köyündeki halka satacaktı, istediği ödünç parayı aldı.

Bir ay içinde genç Mariano geri geldi. Soğan tohumunu satmış ve borcunu ödiyebilmişti. Şimdi kırk dolar daha ödünç almak istiyordu. Bu ikinci ikrazı ödemek üzere tekrar geri geldiği vakit ayağında ayakkabı vardı. Daha sonraları ödünç almak ve tediyede bulunmak üzere kredi birliğine geldiğinde üzerinde birtakım elbise, bir gömlek ve bir kıravat bulunuyordu. Bir sene sonra ödünç almak üzere müracaat ederken İspanyolca konuşuyordu. Okuma yazma öğrendi ve çok geçmeden köyünde başkalarına öğretmeğe başladı. Bugün, kredi birliğinin ikrazları sayesinde, Mariano Cruz Rojas çiftçi malzemesi ticaretiyle meşgul olup iki satış memuru istihdam etmektedir. Kredi birliği olmasaydı, o bugün hâlâ çoban olarak kalacaktı.

Rahip Dan’ın kredi birliğine âit havadisler, büyük bir organizasyon olan the Credit Union National Association’ın (Cuna) bulunduğu Madison’e kadar ulaştı. Cuna kredi birliklerini bütün Lâtin Amerika’ya yaymak istiyordu ve Peru’ya bir mütehassıs gönderdi.

Bütün enerjisini kredi birliklerine vakfetmek üzere dinî vazifelerinden âzad edilen Rahip Dan Peru Başkenti Lima’ya gitti. Orada Lâtin Amerika’nın diğer taraflarında olduğu gibi, büyük servet ile amansız yoksulluğun yanyana bulunmasından ibaret tezada rastladı. Çiftçilik ve madencilik servetlerinin başkente akıtılmasiyle gelişen mağrur bankalar şehrin merkezini süslemişti. Gratsiyeller, lüks apartmanlar ve güzel evlerden müteşekkil bir mahalle şehre modern bir görünüş bahşediyordu. Lâkin, Lima’nın 350 bine yakın işçisi ile garson, şoför ve sâireden ibaret aşağı orta tabakalarına ait çoğu akarsusuz, elektiriksiz ve hastalıklarla dolu paslı tenekeden kulübeler; asık suratlı bir muhasara ordusu gibi, o modern kısmın dört bir etrafını sarmıştı.

Bu ümitsiz görünüşlü insan yığınının ortasında, okuma yazma bilmez fabrika amelesi ve işçiler arasında, Rahip Dan kredi birliği veznedarlariyle direktörlerinin yetiştirilebileceği insan elemanını buldu. Bazı ortaklar haftada ancak bir sole biriktirebiliyorlardı. Lâkin, küçük sermaye birikmeleri şoförlere, tefecilerin eline düşmeden, eskimiş otomobillerini tamir ettirme imkânını sağladı. Aileler, okullar açıldığında, çocukların kitap, elbise, ayakkabısı için ödünç para aldılar.

Rahip Dan, fukara mahallelerinin dışına çıkarak, kredi birliklerini banka kâtipleri, deniz subayları, gazete muhabirleri ve avukatlar arasına kadar yaydı. Lima’lı on beş büyük iş adamı, kredi birliklerinin ücretle çakışanlar arasında nasıl organize edilebileceğini öğrenmek üzere, aralarında bir kredi birliği kurdular. Bir mensucat fabrikatörü, işçilerinin ödünç alarak fabrikanın hisselerinden satın alabilmeleri için, onlar arasında bir kredi birliği kurdu.

Komünistler kredi birliklerine karşı mücadele açtılar. Çünkü, kendi kendilerine yardım yoluyla para meselelerini halleden işçilerin patron üzerindeki tazyiki azalacaktı. Bu mücadelede muvaffak olamayınca komünistler sendikaları ele geçirmeğe çalıştılar, fakat onda da muvaffak olmadılar.

Kredi birlikleri geliştikçe, onlar arasında memleket ölçüsünde bir federasyon organize edildi. İş adamlarının ve halka doğrudan doğruya bankacılık hizmetleri sağlamıyan bankerlerin teberru ettiği paralarla, Rahip Dan beş genç ve gayretli Perulunun idaresinde bir federasyon bürosu açtı. Bu beş Peruludan bir tanesi, bir Amerikan şirketinin iş teklifini reddederek daha az maaşla Rahip Dan’ın yanında çalışmağı kabul etti. Diğer bir tanesi de Birleşmiş Milletlerde bir memuriyeti reddetti.

Rahip Dan Mary Knoll misyonerlerinden 1500 dolar borç alarak bir otomobil tedarik etti ve Peru’nun en uzak And yaylalarına ve sahil bölgelerine kadar gidip kredi birlikleri kurdu, onları teftiş etti, ve yetiştirdi. İki sene içinde iptidaî yollar üzerinde 80.000 kilometreye yakın mesafe katetti. Otomobilin erişemediği yerlere bir Amazon nehri kayığı veya bir uçak ile erişti. Lima’nın San Marcos Üniversitesinde bir kredi birliği yetiştirme merkezi açtı, ve istikbalin idarecileri şimdi bu merkeze koşmaktadırlar. Altı tane model kredi birliği kurmak üzere Bolivya’nın Lapaz şehrine gitti. Masrafları kısmen Venezüella tarafından karşılanan bir Amerikalılar arası kredi birliği kursunda derslerin çoğunu Rahip Dan’ın yetiştirdiği elemanlar vermiştir.

1960 yılı sonunda, Peru’da 40.000 âileye hizmet eden ikiyüzden fazla kredi birliği mevcuttu. Haftada üç tane yeni kredi birliği ortaya çıkıyordu. Rahip Dan’ın yaratmış olduğu bir müstehlik kredisi ve geliştirme sermayesi kombinezonu bugün büyük bankalardan bazısının kaynaklan ve imkânlariyle boy ölçüşmektedir. Onun şimdi daha büyük bir gayesi vardır. Bir milyon Peru’lu günde yalnız bir sole tasarruf etse, senede 45 milyon dolara yakın bir işliyen sermaye yaratılabilir; ve bu ameliye diğer Lâtin Amerika memleketlerinde de başarılabilir.

Puno kasabası bugün neler başarılabileceğine dair bir misaldir. Kasaba ilk röntgen cihazına, kredi birliği tarafından bir doktora, 3.000 dolar borç verildiği vakit malik olmuştu. Yine ilk diş muayenesi teçhizatını ve ilk otobüsü kredi birliğinin ikrazlariyle temin etmişti. Bunların hepsinden daha mühim olarak, kredi birliğinin yaptığı 700 inşaat ikrazı sâyesinde bugün birçok aile ilk defa olarak evlerinde akarsuya ve zemini toprak olmıyan evlere sahip olmuştur.

Az bir müddet evvel, Puno halkının Rahip Dan şerefine bir ziyafet verdiği sıralarda, Kızıl Çin’e yapmış olduğu bedava bir seyahatten henüz dönmüş olan Peru’lu tanınmış bir komünist kasabalıları kültürel mazileriyle alâkalarını kesmeğe ve “terakkiye götüren doğru yol” olarak komünizme dönmeğe teşvik etmişti.

Rahip Dan’ın gaybûbetinde Mary Knoll misyonerlerinden bir arkadaşı buna şöyle cevap verdi: “Komünistler bize sadece vaadlerde bulunuyorlar. Dan Baba ise bize iş yapmıştır.”

Rahip Dan’a göre: “Bütün dünyada küçük insanlardır ki kaderimizi ellerinde tutuyorlar. Sevdiğimiz hürriyeti veya başkalarının zorla bize kabul ettirmek istediği esareti seçecek onlardır.”

Dağlar arasında sıkışmış uzak bir kasabada tek bir adamın kendi kendine yardım programı şeklinde başlıyan bir cereyan soğuk harpte önemli bir kuvvet hâline gelmiştir.