Makale

Bosna'da Ramazan Geceleri

Bosna’da Ramazan Geceleri

Abdulbaki İŞCAN

Bosna’da bir başka olurdu Ramazan geceleri. Bir başka olurdu bayramlarda gökyüzü. Karanlık gecelerin nur saçan yıldızları sanki bir başka parlar, yeryüzüne ışıklarını daha canlı salar, sanki daha başka bir şevkle, daha istekli aydınlatırdı dünyayı. Ramazan geceleri gökyüzünü seyretmek, düşüncelere ve hayallere dalmak, çocukluğumun en güzel anlarını yaşatırdı bana.
Ay ve yıldızlar bir başka dünyanın kapılarını aralardı. Bir ak güvercin olur, kanatlanır uçardım. Daldan dala atlar gibi yıldızlara konardım. Bazen bir arı olur yıldızlardan bal toplardım... Dalardım simsiyah gökyüzünün nur saçan derinliklerine. Düşlediğim her güzellik bir başka şekilde mesud ederdi beni. Hayatıma bir neşe, bir canlılık getirirdi. Eski bayramlar gözlerimin önünden bir bir geçerken, yeniden yaşardım anıları. Gündüzleri çiçekleri koklardım: geceleri yıldızları. Çeşit çeşit hayal kurardım, aklımın ötesinde, renkler cümbüşüyle süslenmiş, mutluluk yumağı ile örülmüş, atlaslardan bezenmiş bir hayal:
Yıldız kümeleri; çiçek bahçeleri.
Samanyolu: sevgi çemberi.
Ve ay; sanki mutluluktan bir saray.
Bir başka olurdu eskiden Ramazan geceleri. Bir müjdeyi, bir kurtuluşu haber veren, gönülleri fetheden, bir yüce çağrı ile başlayan, feyz ve bereketle yoğrulmuş, kutlu Ramazan akşamları bir başka olurdu.
Artık ne yıldız kaldı gökyüzünde, ne de ışıktan rengarenk çiçekler... Gökyüzü kara bir bulut gibi sardı her yanımı. Bir duvar gibi örttü tüm duygularımı. Bir örümcek ağı ile kuşattı umutlarımı. Şimdi;
Samanyolu; Mostar.
Foça, Vişegrad, Briçko; sönen yıldızlar.
Artık gökyüzündeki yıldızlar gibi Bosna’daki çocuklar da yalnızlar.
Nereye dönsem karanlık düşüyor payıma. Baktıkça sönük yıldızlara, binbir diken batıyor vücuduma.
Düşündükçe Bosna’da Ramazanı ve geceleri.
Akıl durur, dil durur.
Bosna’da iftar, Bosna’da sahur.
İkisi bir olur.
An olur hüzün, fırtınalı günlerin deli dalgaları gibi sakin gönlümün, kıyısına vurur. An olur kıyısı olmayan duygularımın limanı olur.
Ben neyim? Kimim? Zamanın ve mekanın neresindeyim?
Sonsuz uçurumlarda, dipsiz karanlıklarda mı yerim? Yama üstüne yama gibi vurulmuş umutlar hep kaybolup gidiyorlar.
Ne olur, eski Ramazanlar, eski bayramlar artık geri gelse, yıldızlar, ay eskisi gibi mutlu hayallerimi süslese. Uyansam ve herşeyi bitmiş görsem. Gökyüzünü ve yıldızları eskisi gibi hayal etsem. Ne Bosnalı çocuk gelse aklıma, ne de eli kanlı Sırpı düşünsem.
Gün ağarıyor. Yıldızlar tek tek kayboluyor. Kor renkli aydınlığın içinden yükselen dağlar sanki ağlıyorlar. "Bosnalılar Umutsuzlar”
Ve ben bir sığınak arıyorum şimdi Bosna’lıya ve düşüncelerime... Beni benden alıp giden düşünceler, bedenimi bir karanlık zindana hapsettiler.
Gözlerim takıldı kara bulutlara,
Rahmet yağıyor, sanki gökyüzü ağlıyor.
Ve altında ıslanan Bosna’lı bir çocuk;
Gözlerinden kan damlıyor...