Makale

NASIL MÜCADELE EDİLMELİ

İSLAM’IN ALKOL VE UYUŞTURUCUYA BAKIŞI

NASIL MÜCADELE EDİLMELİ

SEYFETTİN YAZICI
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

İnsan sağlığına büyük önem veren dinimiz, sağlığımıza zararlı olan şeyleri yasaklamıştır. Alkollü içkiler ve uyuşturucu maddelerin zararları ve insanda yaptığı korkunç tahribat hususunda din ve ilim birleşmiş, daha doğrusu dünya, bu belâdan insanlığı kurtarmak için savaş açan ve köklü tedbirler getiren İslam’ın ne kadar haklı olduğunu anlamıştır.
İslam Dini, insanın muhtaç olduğu, faydalı şeylerden yararlanmasını istemiş, ya tamamen zararlı veya zararı faydasından çok olan şeyleri ise haram kılmıştır.
Dinimizde alkollü içkilerin yasaklanması bir defada değil, tedricen yani aşama aşama gerçekleşmiştir. Alkole bağımlı bir toplumu bu kötü alışkanlıktan vazgeçirmek için takip edilen bu yol çok yararlı ve etkili olmuştur.
Hz. Ömer ve bazı sahabiler, Peygamberimize müracaat ederek:
Ya Resûlallah! Şarap hakkında bize bir fetva ver, çünkü ı o, aklı gidericidir, dediler.
Bunun üzerine şu anlamdaki ayet nazil oldu:
"Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. (Onlara) de ki: İkisinde de insanlar için hem büyük günah hem de faydalar vardır; fakat günâhları faydalarından daha büyüktür."(1)
Bu ayette, içkinin büyük zararı bildirildiğinden, bazıları içkiyi derhal bıraktı, bazıları da içmeye devam etti.
Sahabilerden birinin, akşam namazını sarhoş olarak kıldırırken kafirûn sûresini ayetin manasını değiştirecek şekilde yanlış okuması üzerine:
"Sarhoş olduğunuz halde namaza yaklaşmayın."(2) anlamındaki ayetle müslümanların sarhoş olarak namaz kılmaları yasaklanmış ve böylece içki içilebilecek zamanlar sınırlandırılmış oldu.
Bu olaydan sonra içki içenler iyice azalmakla beraber henüz kesin bir yasaklama olmadığı için yine de içenler bulunuyordu.
Daha sonra meydana gelen üzücü bir olay üzerine içki kesinlikle yasaklanmış oldu.
Olay özetle şöyle:
Ashabdan İtban b. Malik, Sa’d İbni Ebi Vakkas ile bir kaç kişiyi dâvet etmiş, davette içki de içilmişti. Dâvete katılanlar içki sebebiyle sarhoş olunca birbirlerine hicivli şiirler okumaya başlamışlar, bu sırada Sa’d’a, Ensardan birine hicivli bir şiir okuyup onunla alay edince o da, eline geçirdiği bir çene kemiği ile Sa’d’ın başını vurup yarmış, Sa’d da gidip peygamberimize şikâyette bulunmuştu. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
Allah’ım! İçki hakkında bize yeterli bir hüküm bildir, diye dua edince, şu ayet nazil oldu:
"Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?"(3)
Böylece, içkinin kötülükleri ve zararları gözönüne serilerek, içkiye bağımlı hale gelmiş olan bir toplum, yasağa yavaş yavaş alıştırılarak içki kesinlikle haram kılınmış, müslümanlar; ferdi ve sosyal pek çok zararları olan bir felâketten kurtulmuş oldu. İçki ile birlikte kumar da yasaklandı.
İçkinin birdenbire değil de böyle bir kaç safhada müslümanları eğiterek yasaklanmış olması sebebiyledir ki müslümanlar yavaş yavaş bu yasağa kendilerini hazırlamışlar, hayatlarının bir parçası haline gelen bu kötü alışkanlığı kolaylıkla terketmişlerdir.
Hattâ, içkinin haram edildiğini içki sofrasında duyan bir grup müslüman, içki yasağına anında uyarak içmek üzere ellerine aldıkları kadehleri bile içmeyerek yere dökmüşlerdir.(4)
Hazreti Ömer, içkinin yasaklandığını bildiren, ayeti dinleyince, ’Tamamen vazgeçtik ya Rabbi" demiştir.
Ayetteki, "Hamr" kelimesi, şarap olarak bilinen içkidir. Hamrın anlamı örtmektir, aklı bürüyüp örttüğü için bu ismi almıştır. Kafayı dumanlayan, aklı bürüyüp örten bütün alkollü içkiler hamr, yani şaraptır. Ve hepsinin içilmesi haramdır.
Nitekim Peygamber Efendimiz, "Sarhoş eden her şey içkidir, her içki de haramdır"(5) buyurmuştur.
Alkollü içkilerin çoğu gibi azı da haramdır. Bu sebeple, bazılarının "az içerim de sarhoş olmam." şeklindeki iddialarının hiç bir dayanağı yoktur. Peygamberimiz, bu belânın kökünü kazıyan kesin çözümü şu sözleri ile bildirmiştir:
"Çoğu sarhoşluk verenin azı da haramdır."(6)
Gelecek bir tehlikeyi de Peygamberimiz şöyle haber veriyor: "Ümmetimden bazı insanlar, sarhoşluk veren içkileri başka isimler altında içecekler."(7)
Bu hadis-i şerif; "haram olan sadece şaraptır’1 diyenlere bir uyarıdır ve hangi adı taşırsa taşısın, neden imal edilirse edilsin sarhoşluk veren içkilerin hepsinin dinimizce yasak olduğunu bildirmektedir.
Yüce Rabbimizin içkiyi yasaklaması bize olan rahmetinin bir sonucudur. Peygamberimizin bu konudaki uyarıları da hep bizim iyiliğimiz içindir.
Üstü başı tertemiz, karşısındakini incitmemek için kelimeleri özenle seçen bir insan düşünün, daha sonra bu insan, ağzından çıkanı kulağı duymaz, ne yaptığının farkında olmaz, çevresine anlamsız, hatta kırıcı, tahkir edici sözler söyleyebilen bir kişi oluyor.
Sanki önceki temiz, nezaketli insan gitmiş onun yerine başka bir insan gelmiştir. Sebep: Alkollü içki.
Aile reisi bir baba düşünün. İşinden evine dönünce, aile fertleri onu sevgi ve saygı ile karşılıyor. Onun gelişi ile evdeki mutluluk artıyor. Aynı adam başka bir zaman adeta kendinden geçmiş, gözleri kan çanağına dönmüş, düşe kalka evine zorlukla gelebiliyor. Evdekileri kırıp geçiriyor, etrafına dehşet saçarak nefret edilen bir hale giriyor.
Sevimli ve saygı duyulan aile reisini böyle gülünç duruma düşüren nedir?
Elbetteki, alkollü içki.
Birkaç arkadaş düşünün birlikte yemek yiyorlar, güzel güzel sohbet ediyorlar, aralarında herhangi bir anlaşmazlık yok.
Az sonra, şuurlarını kaybediyorlar, aralarında çıkan tartışma, söz düellosu, kavgaya dönüşüyor, silâhlar çekiliyor, kimi hastaneye, kimi hapishaneye, kimisi de mezara.
Bu samimiyeti düşmanlığa çeviren ne?
Yine alkollü içki.
Bazı kişiler, birlikte yiyip içtikten sonra otomobile biniyor, evlerine gidecekleri yerde otomobil denize uçuyor, hepsi orada can veriyor.
Sebep? Sebep belli: Otomobili kullanan sürücü sarhoş idi.
Alkollü içkilerin pek çok hastalığa sebep olduğu, sadece içenlerin değil, nesillerin bile sağlığını bozduğu, aile yuvalarını dağıttığı, ölümlere varan cinayetlere, trafik kazalarında pek çok insanın beklenmedik bir zamanda ölümüne ve milli servetin yok olmasına sebep olduğu bilinen gerçeklerdir. Bunlara bakınca;
Peygamberimizin, "içkiden sakının, çünkü o, bütün kötülüklerin anasıdır."(8) sözünün ne kadar büyük önem taşıdığı bir kere daha anlaşılmaktadır.
İçki, kişiyi dini görevlerini de yapamaz hale getirir. Namazdan, Allah’ı anmaktan alıkoyar. Allah’ı anmayan, Allah’ı unutan kişi ise, kötülüklere karşı kendisini kontrol edecek bir müeyyideden mahrum kalmış olur. İçki ve uyuşturucu mübtelaları bu İlâhi yasağı çiğnemelerinin bedelini ahirette acıklı cezalara çarpılmak suretiyle ağır bir şekilde ödeyeceklerdir.
Alkollü içkilerden başka bu gün esrar, eroin ve kokain gibi uyuşturucu maddeler insanlığı ciddi olarak tehdit etmektedir.
Beyaz zehir olarak da ifade edilen uyuşturucu kimini hastaneye, kimini mezara götürüyor, kimisini de sefalet ve perişanlık içine sürüklüyor. Bu öyle bir alışkanlık ki bir gram uyuşturucu için kişi nesi var nesi yok hepsini feda eder hale geliyor. Her türlü suçu işleyebilecek duruma düşüyor.
Uyuşturucu tuzağına düşenlerin bundan kurtulması çok zordur. En iyisi bu belâdan uzak kalmaktır. Herhangi bir sebeple uyuşturucu kullanmışsa, yol yakın iken hemen geri dönmek, gerekirse tedavi görerek bu afetten kurtulmaktır.
Aksi halde, uyuşturucu bağımlısını korkunç bir felâket beklemektedir.
Maddi çıkar için uyuşturucu ticareti yapanlar, insanların sağlığı, hatta hayatı ile oynamaktadırlar.
İnsanların ıztırabı ve göz yaşları üzerine kurulan servetin kimseye yarar sağlamıyacağı, hatta kan ve gözyaşına dönerek sahibinin felâketini hazırlayacağı bilinmelidir.
Gençlerimizi uyuşturucu tuzağına düşürmeye çalışan şer odakları, bu yolla geleceğimizi sağlıklı nesillerden mahrum etmeye çalışmaktadırlar. Uyuşturucu kullananların son yıllarda artmış olması ülkemizi tehdit eden yeni bir tehlike olarak gözükmektedir.
Milletimizi bu belâdan kurtarmak için yetkili ve sorumlu kişilere önemli görevler düşmektedir. Ayrıca anne ve babalar da, çocuklarının kimlerle arkadaşlık yaptığını, hangi çevrelerde gezip dolaştığını takip etmeli, çocuklarının bu zehirli tuzaklara düşmemesi için ellerinden gelen tedbirleri almalıdır.
İnsanlığı bu belâdan kurtarmak için bir takım cezaî müeyyideler ve caydırıcı tedbirler yanında bunların zararlarını gözler önüne serecek şekilde eğitime ağırlık verilmeli, alkollü içkilerden ve uyuşturucu maddelerden korunmanın önemi vicdanlara yerleştirilmelidir.
Bu konuda medyaya da büyük görevler düşmektedir.

(1) Bakara: 219
(2) Nisa: 43
(3) Ma i de: 90-91
(4) Ibn-i Kesir, Tefsiru’l-Kur’an’il-Azîm, C.2, s. 95.
(5) Ebû Davut, Eşribe; Neseî, Eşrîbe
(6) Ebû Davut, Eşribe; Neseî, Eşrîbe
(7) Ebû Davut, Eşribe
(8) Camiu’s-Sağir