Makale

Bedir ve Çanakkale şehitlerinin aziz ruhlarına.. “ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME”

Bedir ve Çanakkale şehitlerinin aziz ruhlarına..

“ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME”

ÇANAKKALE savunması, "düvel-i muazzama’ denilen itilâf Devletlerinin istilâsına karşı, Osmanlı Devletinin, o zamanki tek islâm başkenti İstanbul’u savunması idi.
Savaşın nasıl cereyan ettiği malûm.. Burada 250 bin Müslüman-Türk evlâdının şehid olduğu da..
Mehmet Akif ERSOY, Çanakkale Şehitlerine yaktığı destanda, orada savaşan Mehmetçik ve Şehitleri için;
’BEDRİN ASLANLARI ANCAK BU KADAR ŞANLI İDİ- der.
Biz bu değerlendirmemizde, Mehmet A-kif’in "Bedir ehli ve Çanakkale Şehitleri" kıyaslaması üzerinde duracağız:
"Bedir", Hz. Peygamberin ilk gazvesi, İlk büyük savaşı.. Orada Sahabe-i Kiram ve Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.) çarpıştı. Çanakkale’de İse adını, imanını O’ndan alan Mehmetçik..
"Bedir Ashabı" ile "Çanakkale Şehitleri’nin mukayesesi, İslâmi açıdan uygun ve "caiz" midir?
Mehmet Akif’in bu kıyaslamayı "şairane" bir duygu ve Çanakkale Şehitlerini takdir kastı ile yaptığı söylenebilir. Bu benzetme, Sahabe-i1 kiram’ın faziletini de asla küçültmez.
Burada ifade edilmek istenen; o zaman için tek islâm başkenti istanbul’un savunulması ile Bedir Harbi ve Medine-i Münevvere’nin savunulması arasındaki benzerliktir.
Bedirde düşmanın galibiyeti mukadder olsa idi, islâm’ın Ocağı Medine düşecekti. Hakkın iradesine aykırı bu muhal vakıa tahakkuk etseydi, İslâm daha kaynağında boğulacak; İnsanlığı kurtaracak bu diriltici soluk, canlanmadan kuruyacaktı.
Çanakkale’ye saldıranlar muvaffak olsalardı, İstanbul düşecek; Hicaz’ın,Mekke’nin, Medine’nin, Haremeyn’in yolu istilâcılara açılacak; Anadolu’dan başlayacak istilâ, bütün kutsal topraklan kuşatacaktı.
Akif’in akşam batışında tüllenen güneşi yaralarına sardığı Mehmetçiğe; "Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi" diye seslenmesinin manası budur.
Mehmet Akif, şehid Mehmetçiğe öyle bir kabir tasviri yapar ki, tavanı bulutlar, avizesi yıldızlar, başındaki taşı ise "Kabe-i Muazzama’dır. Bu muazzam kabre koyacağı mübarek şehide ise şöyle seslenir:
"Ey şehid oğlu şehid, İsteme benden makber!.
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber."
Mehmet Akif ERSOY, Kur’an-ı Kerimi tefsir edecek kadar Kur’an ve Din İlimlerine âşinâ bir mütefekkir-bilgin insandır. Peygamberimiz Efendimiz (S.A.)’in "Sahabe-i Kiram’ın fazileti hakkındaki hadislerini de şüphesiz çok iyi bilir.
Akif’in, o Peygamberin nezaket ve nezahetine ihtimam ve itina göstereceği, izahtan vareste... Bizim burada yaptığımız ’Çanakkale Savaşları’nın yıl dönümünde o büyükleri hatırlamak, anmak..
Onlar, Bedir’den-Çanakkale ve Dumlupınar’a mübarek kanlarıyla Allah ismini yücelttiler. Kendileri de o yücelikle yüceldiler.
Onlar, kalem, maharet ve müfekkireleriyle İslâm imanını sayfalara, taş ve mermerlere, silinmeyesiye yazdılar... Kendileri de o ihlâs ile unutulmazlar arasına girdiler.
Onlar büyüktü. Büyüklüklerini, büyüklere saygılarından almışlardı.
Cümle şehitlerin, cümle büyüklerin ruhları şad olsun..