Makale

EZANIN TARİHÇESİ ANLAM VE ÖNEMİ

EZANIN TARİHÇESİ
ANLAM VE ÖNEMİ

Talip ULUŞAN
Emekli Ankara Merkez Vaizi

İslâm Dininde Ezanın kutsal olduğunu hepimiz biliyoruz. Ezan’a saygı gösterilmesi gerektiğine de inanıyoruz. Çünkü Ezan, İslam ve iman esaslarım içine alıyor ve bu esasların her yere ilan edilmesini sağlıyor. Bu sebepten dolayı Ezana ne kadar önem ve değer versek yeridir.
Ezanın sözlük anlamı, bir şeyi ilan etmek, yani duyurmaktır . Terim anlamı ise, belirli vakitlerde, özel kelimelerle namaz vaktinin geldiğini bildirmek, Müslümanları camiye ve cemaata davet etmektir.11’
Bildiğimiz şekilde Ezan meşru olmadan önce, Müslümanlardan bazıları Medine sokaklarında dolaşarak “Essalâte, Essalâte- Buyurun namaza, haydin namaza...” diye seslenirlerdi.’2’ Sonra Ezan okumak meşru kılındı. Bu olayı Osman Keskioğlu Hocamız -Hz.Peygamber’in Hayatı- isimli kitabında şöyle anlatıyor:
“Hicretten sonra Medine’de Mescid inşa edildi. Müslümanları namaz vakitlerinde camiye çağıracak bir çare düşünüldü. Hz. Peygamber bu konuda Ashabı ile istişarede bulundu. Bazıları boru çalınmasını, bazıları da çan çalınmasını teklif ettik. Bunlar uygun görülmedi. Ashab-ı Kiramdan Zeyd oğlu Abdullah Ezan şeklini rüyasında gördüğünü söyledi. Hz. Ömer de böyle bir rüya görmüştü. Rüyada görülen Ezan Resulullah’a anlatılınca, Hz. Peygamber bu Ezanın Hz. Bilâl’e öğretilmesini ve Bilâl’in Ezan okumasını emretti. Böylece namaz vakitlerinde Ezan okunmaya başlanılmış oldu. Bilâl’ın sesi güzeldi. Namaz vakitleri gelince Mescid’in yanındaki yüksek evin damına çıkarak Ezan okurdu.
Hicri birinci yılda böylece Medine’de Ezan okunmaya başlanmıştı. Hicri 8.yılda Müslümanlar tarafından Mekke fethedildi. Kâbe ve etrafı temizlendi. Ezan okunarak cemaatla namaz kılındı. Böylece en kutsal beldeye de Ezan girmiş oldu.
Peygamber Efendimiz’in yaşadığı devirden zamanımıza kadar, Müslümanlar fethettikleri her şehirde Ezan okumuşlardır. Gittikleri her yere Ezanı da götürmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet de İstanbul’u aldığı zaman derhal camilerin açılmasını ve Ezanların okunmasını emretmişti. Cenâb-ı Allah’ın izni ve yardımı ile Müslümanlar sayısız zaferler kazanmışlar, dünyanın dörtbir yanına dağılmışlar ve her gittikleri yere kutsal Ezam duyurmuşlardır. 14. asırdan beri bu mübarek Ezan, hiç kesilmeden okunmaya devam edilmiştir.
Zamanımızda Müslümanlar, gittikleri ülkelerde camiler açmışlar, Ezan okumayı ve cemaatla namaz kılmayı sürdürmektedirler. Avrupa ülkelerinde işçi olarak bulunan vatandaşlarımız oralarda pek çok mescid açmışlardır. Çokları da aralarında para toplayarak bu binaları satın almışlardır. Doğudan batıya doğru namaz vakitleri farklı olduğu için günün her saatinde Ezan okunmaktadır. Bu okunan Ezanlardan çıkan İlâhî sesler dalga dalga her yere yayılmaktadır. Gökkubbe altında daima şahadet kelimeleri çınlayıp durmaktadır.
inşallah bu mübarek Ezanımız kıyamete kadar da böyle okunmaya devam edecektir. Bu gerçeği merhum Mehmet Akif Ersoy şöyle dile getirmiştir:
“Ruhumun senden İlâhî şudur ancak emeli,
Değmesin mâbedimin göğsüne nâmahrem eli,
Bu Ezanlar ki, şehâdetleri dinin temeli,
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.”
Şimdi de Ezanın içinde geçen cümlelerin Türkçelerini vererek ne anlama geldiklerini açıklayalım. Ezan en güzel cümleleri içine almaktadır. Bu cümlelerin lâfız ve âhenkleri güzel olduğu gibi, anlamlan da çok güzeldir. Ezanda en çok tekrarlanan tekbirdir. Allahü Ekber, Allah en büyüktür, demektir.
Eşhedü enlâ ilâhe illallah, şehadet ederim ki, Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, anlamına gelir.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.s.) Allah’ın elçisidir, demek olur.
Hayye ala’s salâh- Haydi namaza gel in...
Hayye ala’l felah- Haydi kurtuluşa gelin...
Allahü Ekber- Allah en büyüktür.
Lâilahe illallah- Allahtan başka ilah yoktur, demektir.
Sabah ezanında- Hayye ala’l felah-dan sonra söylenen,
- Essalâtü hayrun mine’n nevm-de, namaz uykudan daha hayırlıdır, anlamındadır. Bunlardan fazla olarak kamette,
Kad kâmeti’s salâtü, denir. Bunun anlamı da, namaz başladı, demektir. Ezanlarda ve kâmetlerde tekrarlanan cümlelerin anlamlan kısaca işte böyledir.
Namaz vakitlerinin geldiğini duyurmak, Müslümanları ibadete, cami ve cemaate davet etmek amacıyla okunan Ezanda, ayrıca Tevhid esaslarını insanlara ilan etmek de vardır. Ezan ve ikametin vacip derecesinde kuvvetli bir sünnet olduğu fıkıh kitaplarında yazılıdır. Ezan, namaz vakti girdikten sonra okunur. Vaktinden önce okunması caiz değildir. Ezan okuyan kimse kurallarına uygun olarak, âdâp ve usûlüne riayet ederek okumalıdır. Ezanın güzel sesle ve dinleyenlere hoş gelecek bir şekilde okunması da önemlidir.
Ezanla yapılan davete uyulması da dinî bir görevdir. Ezan okunduğunu duyan bir Müslüman susmalı ve onu dinlemelidir. Müezzinin söylediği cümleleri ayrıca yavaşça tekrarlamalı- dır. Herkes Ezana saygı göstermelidir.
Ezanla ilgili ayet ve hadisler vardır. Bir ayette Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Cuma günü (Ezan okunup) namaz için çağrıldığınızda, hemen Allah’ı zikir olan namaza gidin. Alış-verişi bırakın. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”4’ Resûlullah (s.a.s.) bir hadislerinde, Ezan okumanın ne kadar çok sevabının olduğunu şöyle anlatıyorlar:
“İhlaslı bir müezzin, (sevap alma yönünden) kanlar içinde kalmış şehid gibidir. Ve o, Ezanla kamet arasında dilediğini Allah’dan isteyebilir. 5
Ezanın baştan sona kadar, bütün hayatımızı kaplayan kutsal bir değeri vardır. Doğduğumuz zaman adımız konurken kulağımıza okunan Ezan sesleri, ömür boyu kulağımızda çınlayıp duracaktır. Günde beş defa minarelerden tekrarlanan Ezanlar ise, gökkubbe altında daima yankı yapacaktır. îşte bu Ezanlar, bizim ruhumuzun gıdası ve kuvveti olacaktır. İnancımızı sağlamlaştıracaktır.

1- İslâm Ansiklopedisi, Ezan mad.
2- Tecrid-i Sarih Tere. c. 2, sh. 551.
3- Osman Keskioğlu, Hz. Peygamber’in Hayatı, sh. 34-35.
4- Cuma Sûresi, 9.
5- Ramûzu 7 Ehâdis, sh. 229.