Makale

Atatürk'ün İslâm'a Bakışı

Bahattin Akbaş
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Atatürk’ün İslâm’a Bakışı

Atatürk’ün İslam Dini ile ilgili görüşleri hakkında kamuoyunda zaman zaman farklı yorumlar ve tartışmalar gündeme gelir. Konu ile ilgili olarak son zamanlarda hazırlanan objektif ve bilimsel bir araştırma aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır. Söz konusu bilimsel çalışmanın adı; "Atatürk’ün İslam’a Bakışı."
Atatürk Araştırma Merkezi’nce hazırlanan "Atatürk’ün İslam’a Bakışı" adlı kitapta, Atatürk’ün İslam dini hakkındaki düşünce ve söylemleri belgelerle ortaya konuluyor. Anadolu Ajansının verdiği bilgiye göre (14.12.2005) kitapta, Atatürk’ün halka hitabelerinde sıkça, "Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa tahakkuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır" dediği bildiriliyor.
İslam dini konusunda geniş bir bilgiye sahip olan Atatürk’ün, İslam dininin layıkıyla halka öğretilememe- sinden son derece üzüntü duyduğu belirtilen kitapta, "İnsanlara ilk emri okumak ve ilim yapmak olan İslam dini ile, Türk milletine ilmi ve fenni rehber olarak bırakan Atatürk’ün ters düşmesi mümkün değildir" deniliyor.
Atatürk için dinin, "kendi hayatında hem toplumsal bir realite ve hem de iç dünyasında alışılmışın dışında gizli ve özel bir duygu" olarak yerini aldığı vurgulanan kitapta, Atatürk’ün saf, temiz ve sade bir din anlayışına sahip olduğu kaydediliyor.
Atatürk’ün, İslam dinine sonradan girmiş olan her türlü safsata, hurafe ve boş inanışlara karşı durduğu ve rasyonel bir din anlayışını benimsediği ifade edilen kitapta, şunlar kaydediliyor:
"Atatürk, İslam dininin özüyle uyuşmayan hurafeleri dine sokanlarla, İslam’ın sadeliğinde ve temelinde var olan canlı, yapıcı ve hamleci ruhunu birtakım laf kalabalığına boğanlarla ve her şeyden önemlisi dinî özellikle siyasi ve dünyevi bir çıkar aracı olarak kullanmak isteyen zihniyetin temsilcileri ile amansız bir mücadele etmiştir."
"Atatürk: Temeli Çok Sağlam Bir Dinimiz Var"
Kitapta, Atatürk’ün halka hitap ve demeçlerinde İslam dini hakkında söylediklerine de yer veriliyor.
Kitapta, Atatürk’ün 31 Ocak 1923 yılında İzmir’de halka yönelik yaptığı bir konuşmada, İslam dininin tarihsel süreçte birçok batıl fikirlerin saldırısına uğradığını dile getirdiği ve İslam dini hakkındaki düşüncelerini soranlara da, İslam dinine sokulan ve onu çepeçevre kuşatmaya çalışan hurafe ve batıl fikirlerden yakındığı bildiriliyor.
Atatürk, Ankara Orman Çiftliği’nde Asaf Ilbay’ın "Paşam din hak- kındaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum" sözleri üzerine şunları söylüyor:
"Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var."
Kitapta, Atatürk’e "dine karşıymış" gibi bakılması veya gösterilmeye çalışılmasının bu din anlayışından kaynaklandığı vurgulanarak, oysa Atatürk’ün gerçek dine ters düşen hurafe ve eklemelere itibar etmenin yanlışlığına işaret ettiği belirtiliyor.
Atatürk’ün Balıkesir Konuşması
Kitapta, Atatürk, 7 Şubat 1923 yılında Balıkesir Zagnos Paşa Camii’nde ise dine ilişkin şunları söylüyor:
"Allah birdir. Şanı büyüktür... Peygamber Efendimiz hazretleri, Allah tarafından insanlara dinî gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur’an’daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa, gerçeğe uymamış olsaydı, bununla İlâhi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi.
Çünkü alem kanunlarını yapan Tanrı’dır."
Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Mehmet Saray, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Atatürk’ün, İslam dini hakkında asla menfi bir sözü olmadığını vurguladı.
Saray, kitabı, birçok insanın "Atatürk İslam’a şöyle bakmış, böyle bakmış" şeklinde kitap yazması üzerine, konuyu netleştirmek için hazırladıklarını söyledi.
Bu çerçevede, Atatürk’ün gençlik yıllarından vefatına kadar İslam ile ilgili söylediği bütün sözlerin belgeleri ile ortaya konulduğunu, bilim adamlarınca tartışıldığını ifade eden Saray, şunları kaydetti:
"Belgeler ve yorumlarda Atatürk’ün, ateistlikle, dinsizlikle, İslam’ı yermeyle hiçbir alakası olmadığı ortaya çıkıyor. Atatürk İslam dininin siyasete sokulmasını asla istememiş, tahammül edememiş ve laiklikle, İslam’a değişik bir ivme kazandırarak, dinimizin güzellikler içerisinde yaşanmasını sağlamıştır."
Önemli Bir Hatırlatma ve Hafız Yaşar’ın Atatürk’le İlgili Bir Anekdotu
Prof. Mehmet Saray bir eserinde önemli bir hatırlatmada bulunarak şu gerçeğe dikkat çekmektedir;
"Bazı çevreler, Cumhuriyetin ilanından ve laikliğin kabul edilmesinden sonra, Atatürk’ün İslâmiyet’e karşı alakasının azaldığını iddia etmişlerdir. Bunun böyle olmadığını on beş yıl Atatürk’ün maiyetinde bulunmuş olan Hafız Yaşar Okur şöyle anlatıyor:
"Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Ramazan gelir gelmez ince saz heyeti Çankaya Köşküne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazlardı, sadece beni huzurlarına çağırır, Kur’an-ı Kerim’den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi. Ruhen çok müte- lezziz olduğu her halinden anlaşılırdı.
Bunu dinî davranışlarına daima düstur yapmışlardır... Peygamberimiz Efendimizden de büyük bir takdirle bahsederlerdi. O devirler için hep: "Hazreti Peygamberin zaman-ı saadetlerinde" diye saygı kelimeleri kullanırlardı. Ayrıca Peygamber Efendimizin dirayetli bir devlet adamı, iyi bir başkumandan olduğunu da sık sık tekrarlardı. (Prof. Dr. Mehmet Saray, Türklerde Dini ve Kültürel Hoşgörü Atatürk ve Laiklik, s. 47)