Makale

Devlet Kurumu Olarak KUR’AN KURSU

Prof. Dr. M. Şevki Aydın
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

Devlet Kurumu Olarak
KUR’AN KURSU

Kur’an Kursu, Cumhuriyetimizle yaşıttır. Kimileri onu, Cumhuriyet öncesindeki Da- ru’l-Huffaz, Daru’l-Kurra gibi kurumların Cumhuriyet dönemindeki devamı gibi algılasa da, gerçekte o bu kurumlardan farklı yapı, işlev ve yönetime sahip, Cumhuriyet dönemine ait özgün bir resmi kurumdur. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yönetiminde ve bu kurumla birlikte Milli Eğitim Bakanlığının denetimlerinde çalışması öngörülen bu kurum, yeni bir anlayışla, insanımızın ihtiyaç ve beklentilerini karşılamak üzere oluşturulmuştur.
Cumhuriyetle filizlenen bu yaygın İslâm din eğitimi kurumu, hiçbir kesintiye uğramadan günümüze kadar varlığını sürdürdü. Diğer kurumlarda yürütülen din eğitimi, zaman içinde kesintiye uğramış olmasına karşın, Kur’an Kursundaki din eğitimi, bazı sınırlamalar istisna edilirse, günümüze kadar aralıksız sürüverdi. (Bk. Koç, 2005:17)
Devletimizin bu kurumlara yönelik olarak üstlendiği finansal yük ise, sadece öğreticilerin istihdamından ibarettir. Diğer tüm ihtiyaçları, halk tarafından karşılanmıştır/karşılanmaktadır. 2004 yılı itibariyle Kur’an Kursu sayısı 4221’dir. (Bk. DİB 2004 Yılı İstatistikleri) Gerek bina ve gerekse öğrenci sayısının bugün ulaştığı nokta, Kur’an Kursu’nun halk tarafından benimsendiğini göstermektedir. Bu olguyu, aynı zamanda illegal din eğitimine yönelişin gerilemesi olarak da görebiliriz.
Bütün bunlara rağmen her ne zaman Kur’an Kursu gündeme gelmişse kimileri onu hep politik yanı ağır basan tartışmalara, belki kısır polemiklere konu edinmeyi kendine iş edinmiştir. Dahası, bu tartışmalar/polemikler, genelde Kur’an Kursu’nun varlığına/meşruiyetine yöneliktir.
Bu hengame içinde, Kur’an Kursu’nun dolayısıyla onun bağlı olduğu kurumun, Diyanet İşleri Başkanlığının, adeta bu Laik Devlet’in bir kurumu olmadığını işaret eden ifadelere rastlanmaktadır. Kur’an Kursu’nun varlığı, Laik Cumhuriyet için tehdit unsuru olarak gösterilmektedir. Söz gelimi, daha tek parti döneminde, Kur’an Kursu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olmasına kimileri karşı çıkar, "eğitim ve öğretim işlerini ilgili bakanlıkla işbirliği yaparak" yürütme durumunda olmasını, laiklik adına duydukları kaygılarını gidermeye yeterli bir tedbir olarak görmez; tamamen Milli Eğitim Bakan- lığı’na bağlanmasını isterler. Bu bağlamda serdet- tikleri düşünceler incelendiğinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ve onun bünyesindeki Kur’an Kursu’nu devlet dışı/karşıtı kurumlarmış gibi algıladıkları rahatlıkla görülmektedir. (Bk. Tarhanlı, 1993: 81 vd.)
Laiklik hassasiyeti adına sergilenen bu uç yaklaşım, doğal olarak toplumda kendi karşıtını oluşturuyor. Nitekim, 1949 yılında ilkokullara yeniden din dersinin konması meselesi gündeme geldiğinde tartışmalar başlar. Tartışılan konular arasında, bu hizmetin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanması da yer alır. Bu durum, din adına hassasiyet gösteren bir kesimce (ki bunlar son derece azınlıktır), "iktidarın hâlâ dinî teşekküllere ve din adamlarına inanmadığının" göstergesi olarak algılanır ve iktidarın "Din eğitimini Devlete vermekle laik olmadığını" gösterdiği ileri sürülür. (Bk.Tarhanlı, 1993: 80) Onların bu ifadelerinde de, Milli Eğitim Bakanlığı devletin kurumu olarak görülürken, Diyanet İşleri Başkanlığı (dolayısıyla ona bağlı din eğitimi kurumu olan Kur’an Kursu) adeta devlet dışı bir kurum olarak algılanmaktadır.
Bu uç anlayışlar/yaklaşımlar, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Son yıllarda, değişik vesilelerle sık sık gündeme getirilen Kur’an Kursu’na ilişkin tartışmalarda da bu tür anlayışlar görülmektedir: "Ülkemizin çağdaşlaşması tek hedefimizdir ve Kur’an kurslarını böylesine yaygınlaştırıp çocuklarımızı teslim etmek, geriye gitmekten, gericiliğe selam vermekten öteye gitmez ve tüm emeklere yazık olur. Yüzümüzü nereye döneceğimize karar vermeliyiz." (Polemiğe yol açmamak için kaynak belirtilmemektedir) Kur’an Kursu Yönetmeliği’nde 2003 yılında çok küçük bir değişiklik yapıldı ve tartışmalar, siyasi polemikler üzerine bu yönetmelik değişikliği geri alındı. Bu değişiklikte yaz Kur’an Kursları için Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarından yararlanma söz konusuydu. Bu hususta da ilginç değerlendirmeler yapıldı: "Milli Eğitim’e bağlı ilköğretim okullarının resmen Kur’an Kursları’na tahsis edilmiş olması, (geri çekilmiş gibi görünse de) laik-demokratik kazanım- larımızın kaybedildiği son sivil kurumdur. Bir anlamda son kaledir."
Özellikle, Kur’an Kursu Yönetmeliği değişikliği sebebiyle 2003 yılında ve Diyanet işleri Başkanlığının hiçbir talebi olmaksızın tek taraflı olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı yönetmelik değişikliğiyle Bakanlık müfettişlerinin Kur’an Kursları’nı denetleme görevlerinin artık kaldırılmış olması üzerine 2005 yılında yapılan ateşli tartışmalar, yazılan yazılar, bu tür karşıtlıkları da içermektedir. Bunlar gösteriyor ki, bu kesimlerde değişen pek fazla bir şey yok. Aynı yaklaşım biçimi, varlığını sürdürmekte; olay dramatize edilerek Kur’an Kursu üzerinden toplumsal gerilim, karşıtlıklar oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Bu karşıtlıklar, birbirini besleyerek varlıklarını sürdürmektedirler. Bir taraf, Kur’an Kursu’na mutlak karşı çıkarken, bir başka taraf da onun mutlak savunuculuğuna soyunmaktadır. Sonuçta Kur’an Kursu, toplumda gerilim, siyasal çekişme ve kısır polemiklerin kaynağı haline dönüştürülmektedir.
Meselenin en acı yanı, bu atmosferin, tartışmaların hep Kur’an Kursu’nun varlığının meşruiyeti noktasına odaklanmasına yol açmasıdır. Kur’an Kursu için asıl tehlike ise, işte budur. Çünkü her iki taraf arasındaki tartışmaların/polemiklerin doğrudan Kur’an Kursu’nun varlığını/meşruiyetini hedef alıp oraya kilitlenmesi, bu kurumun fiziksel şartlarının, işlevlerinin, eğitsel niteliklerinin, orada yürütülen eğitim-öğretim sürecine ilişkin diğer meselelerin eleştirel bir yaklaşımla ele alınıp sorgulanmasına, sorunlarının tespit edilip irdelenmesine/tartışılmasına, o yönüyle değerlendirmelere konu edilmesine engel olmaktadır. Bu kurumun varlığını tartışmaktan, nasıllığını tartışmaya vakit kalmamakta; asıl sorun asla gündemde yerini alamamaktadır. Bu tutum, Kur’an Kursu’nun değişen şartlara ve imkanlara göre kendini sürekli yenileyerek geliştiren, manevra gücünü artıran dinamik bir yapıya kavuşmasının önünü tıkayacak çok önemli bir faktördür.
işlevleri güncelleştirilememiş, dinamik yapıya kavuşturulmamış bir Kur’an Kursu, çağdaş insanın beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayamaz. Böyle bir işlevi olmayan kurum ise asla istenilen konuma kavuşamaz, dolayısıyla insanların ilgisini çekici olamaz.
Laik devlet sistemi içinde bir yaygın İslâm din eğitimi kurumu olan Kur’an Kursu’nu (Bk. Aydın, 2005), sistem dışı alternatif eğitim kurumu olarak görmek (Bk. Aydın, 2006)... gibi yanlış konumlandırmaları, ona yönelik bu tür reaksiyoner uç değerlendirmeleri, ciddiyetle ele alıp çözümlemek gerekmektedir.
Neden bazılarınca Kur’an Kursu’nun sistem içindeki konumu doğru tespit edilememekte, neden böyle algılanmaktadır? Bu soru beylik/yanlı cevaplarla geçiştirilecek bir soru değildir. Son derece soğuk kanlı olarak bu sorunun cevabı aranmalı; söz konusu olumsuz yaklaşımın nedenleri, bilimsel eleştirel yaklaşımla tespit edilip gerekli tahliller sonucunda çözüm önerileri ortaya konmalıdır. Saldırma veya savunma refleksiyle soruna yaklaşmak, çözüm üretme şöyle dursun karşıtlıkları daha da keskinleştirmekte; dolayısıyla onu iyice içinden çıkılmaz hale sokmaktadır.
"İyi ki bu ülkede Kur’an Kursu var" sözünü, toplumumuzun her kesiminden insanların tamamına yakınından duyabilmeliyiz. Cumhuriyet’i kuran iradenin sistem içinde yer verdiği bu kurumun, toplumda bu kanaati oluşturacak niteliklerle donanması, hepimizin görevi olsa gerektir. Ancak, öncelikle Kur’an Kursları’nın (bu kurumlara ilişkin doğrudan veya dolaylı sorumluluk taşıyanların) ciddi bir özeleştiri yapmaları, saldırı niteliğinde de olsa yapılan bütün eleştirileri soğukkanlılıkla anlamaya çalışmaları, onları değerlendirip, kendilerinden, kendi hatalarından kaynaklanan nedenleri tespit ederek onları ortadan kaldırmak için gerekli önlemleri almaları gerekmektedir. Bundan ötesi, diğerlerinin sorunudur.

KAYNAKLAR
1- Aydın, M. Şevki, "İslam Din Eğitimi Kurumu: Kur’an Kursu", Diyanet Aylık Dergi, Aralık, 2005.
2- Aydın, M. Şevki, "Kur’an Kursu’nun Alternatifliği", Diyanet Aylık Dergi, Ocak, 2006.
3- DİB, 2004 Yılı istatistikleri, 2005, Ankara.
4- Koç, Ahmet, Kur’an Kurslarında Eğitim ve Verimlilik, Ankara, 2005.
5- Tahranlı, iştar B., Müslüman Toplum, Laik Devlet, Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı, Afa Yayıncılık, İstanbul, 1993.