Makale

Soğuk Aynalar

HADİSLERİN IŞIĞINDA

Soğuk Aynalar

Rukiye AYDOĞDU DEMİR
Diyanet İşleri Uzmanı

Ebu Hüreyre’den nakledildiğine göre Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Mümin müminin aynasıdır…”
(Ebu Davud, Edeb, 49.)

YORGUNDU. Çalışmaktan değildi yorgunluğu. Aramaktandı. Sonra bulamamaktan. Sonra meraktan, hırstan… Sonra bitkinlikten, sonra bezginlikten, sonra… Kendisinden yorulmuştu aslında. Ardı arkası kesilmeyen sorularından, bulamadığı cevaplarından… Bilmek istiyordu kendisini öyle yalın, öyle gerçek, öyle olduğu gibi. Görmek istiyordu ayan beyan içindekileri, dışındakileri, fazlasıyla eksiğini. Yüzleşmekti aslında derdi kendisiyle, içindeki beniyle, görmek istiyordu kendisini. Buydu bunca çabanın sebebi.
Kendisine yakınlaşmak ister insan bazen, usulca yanına yaklaşıp elini omzuna koymak ister. Uzun zamandır görmediği kadim bir dostla karşılaşmışçasına gözlerinin içine bakıp başkalarından sakladıklarını görmek ister. Gündüz saklanan yaraları karanlığa sığınıp sarmak ister. Kimse duymasın diye söyleyemediklerini herkes sustuğunda dinlemek ister. Farkında olmadan kendisinin üstüne kapattığı onlarca kapıyı açmak, paslı kilitleri kırmak ister. Elinde bir fener, nefsinin dehlizlerinde gezinip en ücra köşelerini aydınlatmak, aydınlanmak ister. Bazen kendisini bile utandıran taraflarını, kendisine yakıştıramadıklarını, nasıl söylemişim nasıl yapmışım dediklerini, kendisine bile itiraf etmekten çekindiklerini bir bir dinlemek ister. Kendi gözleriyle kendisine bakmak ve neyle karşılaşacağını bilemese de bu belirsizlik onu tedirgin etse de mutlaka “görmek” ister.
- Kendini görmek midir muradın?
- Evet!
- Kibrinin azameti korkutmaz mı seni, nefsinle yüzleşebilir misin?
- Kırdım bütün putlarımı, istemekten yoruldum, haydi göreyim kendimi.
- Suya bak!
- Baktım, halka halka büyüdü, dalgalandı bütün sular.
- İmajın, tarzın bir fikir vermedi mi? Çizdiğin profil yansıtır belki seni.
- Aradığım hakikat!
- Kendi hakikatini kardeşinde izle der Nebî (s.a.s.). Kardeşin aynandır, onda seyret kendini!
Kardeşime çevirdim yüzümü, aydınlandı aynalar… Madem aynasıydı müminin mümin, uzun uzun baktım, onda gördüm kendimi. Suretim değildi sadece yansıyan; hakikatimdi. Oysa ben her baktığımda, başka bir ben görürdüm içimde. Bazen kendimden daha küçüktür gördüğüm, bazense bir deve dönüşmüştür. Ancak her daim temizdir benim içim; içim dışım birdir. Hatalarımı yok sayar, kusurlarıma yokmuş gibi davranırım. Hastalıklarımı iyileşmiş sayarım. Başkalarına olmadığı kadar iyi davranırım kendime. Azımı çok sayarım; boşumu dolu. Görmezden geldiğim olur bazen; göz yumduğum da gözümde büyüttüğüm de doğru. Kendi gözlerimle kendime baktığımda gördüğüm ben değilimdir aslında. O yüzden kardeşimin gözüyle bakıp onun aynasında seyrederim kendimi. Ferasetli bir bakışla kardeşim yakalar beni. Yansıtmamaya çalıştığım ne varsa işte ordadır, onda izlerim kendimi. Allah’ın nuruyla bakan basiretli bir kalpten ne gizlenebilir ki?
Biz müminler, birbirimize yansıyanız. Ne güzel söylemiş Peygamberimiz, birbirimizin aynasıyız. (Ebu Davud, Edeb, 49.) O yüzden benzeriz birbirimize, birbirimizi tamamlarız. Bize gizli olan kardeşimize ayandır. Onun görmediği görüp bilmediği ise benim aynama yansıyandır. Bu yüzden Hz. Ömer kusurlarını öğrenmek için Selman-ı Farisi’nin kapısını çalmıştır. Bu yüzden Sevgili Peygamberimiz Ebu Zer’deki cahiliye izlerine işaret edip onun karanlık yanlarını aydınlatmıştır. Aynası Nebi olduğundan peygamber dostu Ebu Bekir’in (r.a.) yüzü o kadar aydınlıktır. Ömer’in (r.a.) aynasına adalet, Osman’ınkine (r.a.) hayâ, Ali’ninkine (r.a.) ise cesaret yansır. Hepsinin yüzü Peygamber’e dönük olduğundan o devirde aynalar o kadar parlaktır.
Yüzümüz kime dönük şimdi, neden parlamıyor aynalar? Aynalar mı paslandı suretler mi karardı neden sustu bütün yansımalar? Aynam susarsa ben konuşamam o paslanırsa ben parlayamam. Onda görürüm kendimi, onunla bilirim hakikatimi. Ben onunla varım. Onunla birim, bütünüm. Yarası yaramdır kardeşimin, eksiği eksiğim. Kendimi düzeltmeden ona eğri diyemem. Bilirim ki ondaki eksiklik bendeki fazlalıktandır. Onun yanlışını düzeltmeden ondan şikâyet edemem. Onun acısını dindirmeden halime şükredemem. Kardeşimde gördüğüm kendi vicdanımdır, benim insanlığımdır. Ben onun kadar müminken o benim kadar Müslümandır. Kendimde olmayanı onda arayıp da onu incitemem. Kardeşiz biz. Ayrı bedenlerde gezsek de birdir ruhumuz. Aynamız kırılırsa eğer ne asıl kalır ne suret, parçalanırız. Bu yüzden aynamıza yansıyan her hüzünden her acıdan yine biz sorumluyuz. Aynaları kırmadan hakikati yansıtmak, birbirimize hem ayna hem kardeş olmak bizim sorumluluğumuz. Kendimizi değil sadece kardeşimizi de bütün bir ümmetin hâli pürmelalini de ancak aynamızda görürüz.
Tutalım aynamızı kardeşlerimize. Neler yansır görelim. Hüzünler, umutlar, çabalar, dualar, bahaneler, hesaplar, kaygılar, kavgalar nasıl görünür aynalarda?
Hayatımızın anlamı, yaşam gayelerimiz, gönlümüzdeki türlü sevdalar, söz geçiremediklerimiz, gündemlerimiz nasıl yansır aynalara?
Mümin beldeler ne haldedir, mabetlerimizin aksi nasıldır aynalarda?
Tutalım aynamızı ümmetin çocuklarına. Peki, neden buğulanmıyor bu kadar soğuk aynalar?