Makale

İletişim PAYLAŞMAKTIR

İletişim
PAYLAŞMAKTIR

Psikolog Azize Aydın

Beğenilen, istenen ve başkalarınca da talep edilen bir şeylere sahip olmak mutlu eder herkesi. Günlük koşuşturmacaların asıl amacı belki de bir şeyi/şeyleri elde etmek, kazanmak, sahip olmaktır. Gözle görülür, elle tutulur kazançlar tatmin eder çoğu zaman insanoğlunu. Başta para olmak üzere, karşılık olarak beklediğimiz pek çok şey somut, belirgin ve değerli olmalıdır. Böyle şeyler bekler ve verirken, vermeyi düşünürken de bu beklentiyle hareket ederiz. Verilen şeyin de en az alacağımız kadar hacmi, miktarı, niteliği vb. önemlidir. Çoğu zaman vazgeçişimizin nedeni budur belki.. Aldığımız şeyler karşısındaki tatminsizliğimiz, verdiklerimize de yansır. Vermeyiz, paylaşmayız, bölüşmeyiz. Mutlu bir anımızı, canlandırıcı bir gülümseyişi, bize yenilik katan bir bilgiyi, duyduğumuz bir haberi, okuduğumuz bir kaç satırı... Görünüşte belli belirsiz, anlamsız ve anlıktır bütün bunlar.
Maddi ya da manevi, neye sahip olursak olalım, elde ettiğimiz, farkında olduğumuz o şeyin bizim için bir ödül, bize tanınmış bir lütuf olduğunu düşünmezsek sahip ve farkında olmanın coşkusunu duyamayız. Coşkusunu duyamadığımız şeye de tam olarak sahip olamamışızdır. Bizi heyecanlandıran, içimizi kıpır kıpır eden şeyler bizimdir. Aksi takdirde, elimizdekileri sıradan, basit, normal olarak görür asıl anlamlarını ve yaşamımızdaki değerlerini anlayamayız. Anlayamamak ise, değerlendirememeye neden olur.
Anlayamadığımız, farkına varamadığımız şeyleri lehimize kullanamaz, yararlarını gözetenleyiz. Kendimize ait hissettiğimiz, bize birer lütuf olarak tanınan, fırsat olarak verilenlerle mutlu olmalı, mutlu olmayı becerebilmeli ve başkalarını mutlu edebilmeliyiz. Bizim faydalandığımız, sahip olmaktan, bilmekten yarar sağladığımız bir şeyden başkasının da nasiplenmesi arzusu/isteğinin heyecanını duymalıyız. Zira ancak bu heyecan ve coşku içerisinde vermeye ve paylaşmaya istekli oluruz. Diğerleri de bilsin, diğerleri de sahip olsun ki onlar da mutlu olsun. Ben mutluyum, çünkü bu fırsat bana verilmiş, bu lütuf bana tanınmış. Diğerlerini de mutlu edebilirim. Benim hissettiklerimi diğerleri de hissedebilir. Benim farkına vardıklarımı diğerleri de farkedebilir.
Bize yeni ve farklı kapılar açan, fırsatlar tanıyan kazançlarımızı diğerleriyle paylaşırken zenginleşir, gelişiriz. Ancak o zaman elimizdekiler gerçekten bize aittir, bizim içindir. Bize ait olan bir şeyi de ancak bu heyecanla paylaşabiliriz. Bir sözü, bir duyguyu, bir şiiri, bir kitabı, en basiti bir gülümsemeyi... Gülümsemek, doğuştan getirdiğimiz bir yetiye anlam kazandırmak ve onu diğerleriyle paylaşmaktır. Yaşadıklarımıza ve etrafımızda kilere anlam katarak yaşamak için paylaşmalıyız..
Verdiğimizi, gittiğini zannettiğimiz pek çok şey ardından muhakkak pek çok şey de getirecektir. Paylaşmak, sonucunu görmek, mutlu olmak, şevklenmek... Kendini daha iyi hissedip, daha umutlu, daha dayanıklı ve daha uyanık olabilmek. Farkında olarak, değerini bilerek verdiğimiz pek çok şey daha fazlasını elde edebilmemiz için bize birer ışık olacaktır. Diğerlerine sunduğumuz kıvılcımlar alevimizi canlı tutacak, yolumuzu aydınlatacaktır. Unutmayalım ki, "sevdiğimiz şeylerden başkalarına vermedikçe iyiliğe eremeyiz."; " kendimiz için arzu ettiğimiz/hoşlandığımız şeyi başkaları için de istemediğimiz takdirde gerçek mümin olamayız."