Makale

başyazı

b a ş y a z ı

PROF. DR. ALİ BARDAKOĞLU
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

Bireysel ve sosyal hayatımızda sorumluluk, fedakarlık, paylaşma ve dayanışma duygularının öne çıktığı, sabır ve ihsanın bol olduğu, ibadet etme hazzının yoğun olarak yaşandığı Ramazan ayını geride bıraktık. Hoşgörü ve şefkatle birbirimize ellerimizi uzatma ve kaynaşma günü olan Ramazan Bayramını ülkemizde ve dünyada cereyan eden üzücü olayların gölgesinde buruk bir duyguyla kutladık. Terör, şiddet, acı, korku ve endişe içerisinde; sevgisizliğin, merhametsizliğin ve şiddetin öldürücü sonuçlarını en yakınımızda hissederken bayram sevincini yaşama imkanımız elbette olamazdı.
İnsana insanca ve onurlu yaşama bilinci kazandıran ve insanlara huzur sağlamaktan başka bir amacı olmayan ilahi dinler, insanlığa Yüce Yaratan tarafından uzatılmış bir rahmet ve sevgi eli olup fertlerden ve toplumlardan bu yönde büyük bir azim, samimiyet, fedakarlık ve gayret isterler. Özü barış ve kardeşlik esasına dayanan ilahi din mensuplarının hak, adalet, güven, dayanışma ve barış yolunda almaları gereken hayli mesafe, yapmaları gereken bir dizi ödev vardır.
Bununla birlikte çoğunda dini değerlerin ve kutsal duyguların araç olarak kullanıldığı terör ve şiddet eylemleri, dünyanın değişik bölgelerinde masum insanları hedef almakta, insanların huzur ve güvenliğini bozmakta ve arkasında çok büyük acı, gözyaşı ve hüzün bırakarak özenle kurulmaya çalışılan barış ortamını yok etmektedir.
Terör ve şiddeti sadece bir güvenlik sorunu olarak ele almayıp buna ilaveten olayın siyasal, sosyal, ekonomik ve psikolojik nedenlerine ve boyutlarına da eğilmek zorundayız. Özgürlükler ve dinin insan hayatındaki derin etkisi esasen birlikte ve huzur içinde yaşamamız için büyük bir imkandır ve iyi değerlendirildiğinde vazgeçilemez bir pozitif katkıdır. Ancak bunların kötü ellerde ve yanlış amaçlarda kullanımının, bilgisizliğin veya yanlış ve yönlendirilmiş dini eğilimlerin toplumların başına ne türlü dertler açtığı da ortadadır. Bu konuda belki de öncelikle yapılması gereken, İslam dinini doğru tanıtma, dindarlığımızı ahlak, dini duyarlılıklarımızı ise bilgi eksenine oturtma olmalıdır.
Dinlerin çatışma ve terör aracı ve gerekçesi olarak kullanıldığı böyle bir dünyada İbrahim’i dinlerin mensupları olarak hepimize barışa hizmet noktasında önemli ve tarihi sorumluluklar düşmektedir.
Yüce Yaratan’a güzel ülkemizde ve dünyanın her bölgesinde şiddet ve terörün yerine barış ve kardeşliğin egemen olması için dua etmeli, sadece dua etmekle yetinmeyip, her birimiz üzerine düşen görev ve sorumluluğu en etkin bir biçimde yerine getirmeliyiz.