Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN


Dr. Yüksel Salman

Hayatımızın bütününü etkileyen değerlerimizin, duygu ve düşünce dünyamızın şekillenmeye başladığı dönem çocukluk dönemidir. Çocukluk döneminin içini dolduran maddi ve manevi her unsur, kişinin geleceğini hatta milletin istikbalini etkilemektedir. Denebilir ki, geleceğe ilişkin birey ve toplum tasavvurumuz, çocukluk döneminin nasıl şekillendiği ile yakından ilgilidir. Bu yüzden çocuğun zihin ve gönül dünyasının insani ve ahlaki erdemlerle ilmek ilmek işlenmesi gerekir.

Çocuk toplumun geleceğidir. Millet ulu bir çınar ise çocuk bir fidandır. Çocukların tavırlarına bakıp o toplumun geleceğini görmek mümkündür. Bu yüzden Kur’an’ı Kerim, ideal bir neslin yetişmesi için Yüce Allah’tan salih evlat, temiz bir soy ve o soydan kulluk bilincine sahip nesiller isteyen Peygamberlerin dualarına dikkat çeker.

Kuşkusuz çocuklarımızın manevi değerler ışığında yetiştirilmesinde önemli merkezlerden biri camidir. Bugün toplumun önemli bir kısmı, dini değerlerimize ait temel bilgileri çocukluk döneminden başlayarak camide öğrenmiştir. Cami hayattır. Hayat cami ile, cami çocukla şen ve güzeldir. Çocuklar caminin neşesi ve zinetidir. Çocuk bütün saflığı ile camiyi inceler, anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır camiyi. Caminin ferahlığı, işittiği Kuran ve ezan, namaz kılanların tavrı, din görevlisinin davranış biçimi çocuk tarafından dikkatli bir şekilde gözlemlenir. Ancak cami ile tanışmak, merak ve oyunla başlar. Caminin geniş avlusunda oyunlar oynama ve sütunlar arasında saklanma, şadırvanında ıslanma, çocuğun camiye ısınmasında önemli bir basamaktır. Oyunla başlayan bu süreç alışkanlığa, alışkanlık ise belli bir zaman sonra ibadet bilincine dönüşecektir. Bugün cıvıl cıvıl, oyundan kopamayan halleriyle camileri dolduran çocuklar, yarın Sevgili Peygamberimizin tabiriyle; “ömrünü mescitlere adayan gençleri”, yarının müdavim cemaati olacaklardır. Bu itibarla hayat camiden, cami çocuktan uzaklaştırılmamalı, camiler çocuklara hasret kalmamalıdır. Çocuğun caminin manevi atmosferini, birlik- beraberlik ruhunu yaşamasına engel olunmamalıdır.

Çocuğu camiye götürmek için zamanı var, küçüktür denmemeli, camide ise çocuk büyüklerden, din görevlisinden tatlı söz, sevgi, iltifat, sıcak bakış ve iyi davranış görmelidir. Büyükler onların çocuk olduğunu asla unutmamalı, onlardan yetişkin davranışı beklememeli, ama onu, bir yetişkini dinler gibi dinlemeli, ona bir yetişkine davrandığı gibi davranmalıdır. Çocuğa sevgi gösterilmez, dışlanır ve davranışlarına tahammül edilmez ise camiye küser. Camiye küsen çocuğu tekrar kazanmak da kolay değildir. Azarlanıp camiden kovulan bir çocuk, kaybedilen bir nesil demektir. Biz büyükler, camide çocuk ağlaması yüzünden namazı kısa tutan ve namaz kılarken omzuna çıkan torunlarını rahatsız olmasınlar diye secdesini uzatan Hz. Peygamber (a.s) ın hassasiyetini unutmamalıyız.

Bu düşüncelerden hareketle hazırladığımız “cami ve çocuk” temalı sayıda, çocuklarımızı neden cami ile buluşturamıyoruz? sorusundan yola çıktık ve bu konudaki engelleri ve eksiklerimizi sorguladık. Çocuk cami buluşmasında din görevlilerimizin rolünü ve çocuk vaazlarını ele aldık. Camilerimizin, yavrularımızın huzur bulacağı mekânlar olması için neler yapılabileceği konusunda söyleşide bulunduk. Göz aydınlığımız ve istikbalimiz olan evlatlarımızın mabetlerimizden hiç eksik olmaması için yeni bir duyarlılık oluşturmayı arzu ettiğimiz bu çalışma ile, ümit ederim ki kaleme alınan her bir yazı, bir hikmet pırıltısı olur ve bir gönüle düşer de o duyarlı gönül bir çocuğun cami ile buluşmasına vesile olur.