Makale

İhram Edebe Bürünmektir

Abdurrahman Akbaş
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

İhram
Edebe Bürünmektir

Ak sakallı bir koca
Bilinmez hali nice
Emek vermesin hacca
Bir gönül yıkar ise
Yunus

Harem iklimi edep iklimidir
Hac, edep ve irfan yolculuğudur. Bu yolculuk edebe bürünmeyi, içtenlik kuşanmayı ister. Yolculuk boyunca Yüce Allah’a, Sevgili Peygamberimize ve yaratılmışlara karşı edep sergilenir, manevî duygular coşar, düşünce ve davranışlar estetik kazanır.
Hac ibadeti, zorlu bir ibadettir. Çünkü hac ibadetinde nefsi aşarak müeddep olma hali vardır. Müeddeb ve görgülü olma hali; bilgi, sabır ve iradeye sahip olmaya bağlıdır. Maddî, fizikî zorlukları aşmak, nefsin engellerini aşmaktan kolaydır. Bu yüz den hac, nefisle de bir sınavdır. Nefis sınavını başarmak için arzular disipline edilecek, gönüller kazanılacak ve kalpler kırılmayacaktır.
Hacı müeddeb insandır. O, harem ikliminin nezahet, nezaket ve kutsiyetine ters düşen, gönülleri incitecek davranışlardan kaçınır. Vakfelerde, cemâratta, tavafta hep edep ve ihlâs- la iç içe olur, âdeta melek safiyetine bürünür. Bu tavırlar karşılığında ise hacı, mebrur -günahtan arınmış- bir hacca ulaşır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) buyurduğu üzere; "Mebrur haccın karşılığı ise, ancak cennettir" (Buhari, Umre, H.No: 1773)
Haremeyn iklimi edep ve saygı iklimidir. Edebe bürünmeyen, samimiyeti kuşanmayan hacı, gerçek anlamda hacı olmaz. Zira hac ibadetinin şekli unsuruna hayat veren edep ve ihlâstır. Samimiyet ve edep olmadan yapılan hac anlamını yitirir, özünü kaybeder. Oranın hürmetini ihlâl eden şeylerin başında nezaketsiz ve edep dışı davranışlar gelir. Böyle bir ibadet, harem ikliminin mehabetine ters düşer. Ayrıca İlâhi rahmet soluklanmayı önler, günah yükünden arınmayı ve ibadet hazzını engeller. Nezaketli tavırlar ise, Harameyn’e gösterdiğimiz saygının bir ifadesidir. Bunu gözetmek, Allah ve Resulünün istediği ve bizden beklediği bir duyarlılıktır.
Kâbe’yi gördüğümüzde yaptığımız duada da Yüce Allah’tan Harem’in şeref ve saygınlığının artmasını isteriz. Haremeyn’in hürmeti, şeref ve saygınlığı edeple artar. Hacıların şeref ve saygınlığı da nezaketli tavırlarla artar. Harem ikliminde yapılan küçücük iyilikler büyür, sadakalar katlanır, ibadet ve taatler ziyadeleşir. Bunun aksine nezaketsiz tavır ve günahların cezası da kat kat katlanır. Nitekim Kur’an’da; "...Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız." (Hac, 25) buyurulmaktadır.
Ayrıca Haremeyn’e hürmet göstermek kalbin takvasındandır. Takva, yüce Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıma, nezaketsiz ve zararlı davranışlardan kaçınmadır. (Müfredat, "Takva" Md.) Harem sınırları içerisine serpiştirilmiş Yüce Allah’ın nişanelerine saygı, aynı zamanda Yüce Allah’ın nişanelerine saygının bir ifadesidir. Bu saygı iki yönlüdür, bizzat alametlere saygı olduğu gibi orada bulunan hacılara da saygıdır. Bu husus Kur’an-ı Ke- rim’de şöyle ifade edilmektedir: "... Her kim Allah’ın nişanelerini yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasmdandır." (Hac, 30)
İhrama bürünmek
İhram, dünya ziynetlerinden arınmanın, tevazuu içselleştirmenin, emniyet ve güvenin sembolüdür, ihram, safiyet, edebin, eşitlik ve teslimiyetin adıdır.
Edep, ihramla başlar. İhram takva ve ihlâs elbisesine bürünmektir. Takva elbisesini giymek edep ve içtenlikli olmayı gerektirir. Bu açıdan ihrama bürünmek, aynı zamanda edebe de bürünmektir. ihramla duygular saflaşmalı, arı duru hale gelmeli, duygulardan çevreye edep ve nezaket yansımalıdır. Edebe bürünen hacı her hareketiyle edep ortaya koymalıdır. Edepli yürümeli, edepli konuşmalı, edepli yemeli ve içmelidir. Haremeyne edeple girmeli, çıkmalıdır. Kâbe’yi edeple tavaf etmeli, edeple vakfe yapmalı, edeple şeytan taşlamalıdır. Zira ihram, niyet bozukluğu ve edepsizliği kaldırmaz. Allah ve Resulünün ölçülerine uymayan çirkin, kaba tutum ve davranışlardan kaçınmama, ihram niyetinin safiyetini ve saflığını bozar, lekeler. Beyaz elbise üzerindeki siyah leke gibi...
Bu açıdan ihramda niyet önemlidir, ihramın niyetle başladığı gibi edep ve samimiyet, nefs ve şeytanla mücadele de niyetle birlikte başlar. İhramda önce niyetler düz tutulur. Çünkü niyetle düşünceler saflaşır, istikamet bulur. Yüce Allah ve Resulünün ölçüleriyle bağdaşmayacak, sevgisinden uzaklaştıracak her türlü duygu, düşünce ve tavırdan kaçınacağının sözü, niyetle birlikte verilir, kararı alınır. Dolayısıyla ihramda niyete bağlılık çok önemlidir. Her bir niyet, toprağa atılan bir tohum gibidir. Çünkü niyetle içte başlayan pazarlık bir dönüşüm başlatır, yürekten lüzumsuz duygu ve düşünceler atılır, duygulara, davranışlara edep ve ihlas kisvesi giydirilir. Niyetin içtenliğine bağlı olarak da İlâhi rızaya uygun ibadet ve davranışlar ortaya çıkar. Bu itibarla; ihrama niyet eden hacı, Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.)’in bir hadisinde ifade ettiği gibi: "...dilinden ve elinden Müslümanların güvende olduğu ve insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişi" gibi olmalıdır. (Tirmizi, İman, 12)
Sevgili Peygamberimiz de ümmeti ile birlikte yaptığı veda haccında nezaket kurallarına büyük önem vermiş, hacıların kendisini görmek için izdiham yaratacağı endişesi düşüncesi ile devesi üzerinde şeytan taşlamış ve Kâbe’yi tavaf etmiştir. Hacılar da Peygamberimizin gösterdiği titizliğe uygun tavırlar sergilemişlerdir. Raviler, şeytan taşlama ve tavaf sırasında şiddet, itip kakma olmadığını, hatta Müslümanların birbirlerine; "çekil, git" bile demediklerini rivayet etmişlerdir. (Rudani, Cemu’l Fevaid (Trc.) İz yayıncılık, 1st, 2003), 11,136)
Bununla birlikte ihram örtülerine büründüğü halde edep ve samimiyeti kuşanamayanların, hac ibadetinin karşılığında, elde ve avuçlarında yalnızca yorgunluk ve zahmet kalacak olması ne kadar acı bir durumdur. Onca uğraştan sonra ibadeti heder edip ve sonuçta kaybedivermek, tam bir müflis halidir.
İhram öyle bir niyet ve kararlılıkla giyinmeli ki, bir kalkan olsun. Nefsin arzularına ve şeytanın dürtü ve aldatmalarına karşı koruyan bir kalkan... Tıpkı oruç gibi. Bu şekilde niyet eden hacıdan kimse incinmez. Sadece insanlar değil, bitki ve hayvanlar bile...
Bu itibarla; hacı için ihram, bir edep ve hal eğitimi olmalıdır. Haremeyn ikliminde kazanılan edep duyarlılığı hacdan sonra da sürmeli, bu duyarlılık kişilere, aileyle, çevreye uyum, barış ve haklara saygı olarak yansımalıdır.