Makale

Ölüm: Allah’a Kavuşma

Ölüm: Allah’a Kavuşma

Ayşe Serra Kara
Kur’an Kursu Öğr. / Yıldırım-Bursa

‘Göz yaşarır; kalp hüzünlenir...’ buyurur Efendimiz (s.a.s.)...
Ayrılıklar sonbahar yapraklarının dökülüşü gibi hüzün verir bize, ama insanoğlu genelde baharı sever ve her yeşerme ümit verir bizlere... Bizim baharımız da ahirette sevdiklerimizle buluşmaktır...
Din görevlisi olarak cenaze yıkama dersleri aldık veya bir şekilde işittik. Kur’an kursu öğreticisi olduğumuzdan ve belediye gasilhanelerinde bulunan görevlilerden yahut mahalle hocalarından cenaze yıkamaya hiç sıra gelmedi bize... Ürperdik belki yaşımız küçük diye... Bizim işimiz Kur’an öğretmek, sohbet yapmak, insanlara dair her işe koşmak dedik. Ölü yıkamanın da bir hizmet olduğunu anneannem hatırlattı bana... Nereden bilebilirdim ilk yıkayacağım insanın anneannem olacağını!
7 Aralık akşamı... Soğuk bir Ankara gecesi... Sekeratta olan anneanneme hacdan gelen zemzemlerden içiriyordu teyzelerim... Kendi aralarında sohbet edercesine ‘kelime-i tevhit’ telkin ediyorlar ve diyor hamdolsun anneannem: ‘La ilahe illallah...’ Ayakları buz kesilince anlıyoruz meleğin bu gecede bu eve konuk olacağını... Rabbimin emaneti alma zamanı gelmiş, kulunu kendisine çekiyor... Eşim ezan okurken yüksek sesle, anneannem ezanda bize el salladı çok ağladık... Sabır dedik... İnna lillah... Başında Kur’an okuyoruz... Alnı soğuk ama terli... Üçüncü hatmin bitmesine bir sayfa kaldı ki, bir gül kokusu:
- Duydunuz mu, kokuyu? Teyzem:
“Evet, ben aldım kokuyu...” Kardeşim ve arkadaşı:
“Biz de hissettik...”
Hamdolsun...
Birkaç dakika daha geçiyor, son nefeslerin çıkışına şahit oldum... Atan nabız şimdi sona erdi... İşte, işte ömür dediğin bir nefes!...
Feryat etmek istese de yürek, iman tutuyor ellerinden kişinin ‘ağla, ağla ama ağıt yakma, incitme vefat edeni...’ Yanındakilere destek ol, evlatları, torunları, kardeşleri hep ağlıyor, nasıl bir teselli verilir ki o an! O bir insandı ve Hakk’a yürüdü, Allah (c.c.) bakidir...
Bize son ânı ümit oldu ama bilinmez tabii... Rabbim onun ve tüm geçmişlerimizin ve inananların taksiratını affeylesin... Düşündüm de, bir anne bile yavrusuna kıyamazken, Rabbü’l-âlemin saçı ağarmış kuluna nasıl kıysın? Onu kucaklamıştır! ‘Hoş geldin ey kulum!’ demiştir inşallah...
Ambulans ve belediye elemanlarınca ölüm raporundan sonra gasilhanenin soğuk yüzü... İşte Allah akibetimizi gösteriyor...
Anneannem, o güzel yüzlü tatlı sözlü hanım şimdi burada cansız yatıyor... Çocukluğumuzda saçlarımızı okşayan elleri burada, hoplattığı elleri... Masal anlattığı ağzı, ne bileyim her anısıyla hatırımda... Ruhu uçuyor yücelere... Daha önce ölü görmedim hiç... Hiç sevdiğimi bu kadar yakından kaybetmedim... Rabbim sabırlar versin herkese... Seven sevdiğine kavuşur ahirette... Çünkü ‘kişi sevdiği/sevdikleri ile beraberdir’ orada...
Aklıma Mevlana Hazretleri’nin ‘Şeb-i arus’ tabiri geldi, ‘Sevgili’ye/Allah’a kavuşma günü’... Unuttum her kederimi, tasamı... O ne güzel dost, ne güzel vekil... Öyle değil mi ya... Rahatlık, huzur değil mi O’nun katı... Dünya bize gurbet değil mi? Biz bir ağacın altında gölgelenen yolcular değil miyiz? Her gün, her an milyonlarca insan uçuyor o mekâna... Ne mutlu imanla gidenlere... Rabbim bize de imanla göçmeyi nasip etsin...
Rabbim, anneanneme ve tüm inananlara rahmet etsin... Âmin.