Makale

Türkiye’yi Geçmişten Geleceğe Taşıyan Güç: Başbakanlık Osmanlı Arşivi

Türkiye’yi Geçmişten
Geleceğe Taşıyan Güç:
Başbakanlık Osmanlı Arşivi

Dr. Mustafa Küçük
Başbakanlık Osmanlı Arşivi

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin Muhtevası ve Değeri
Arşivler, milletlerin maddi ve manevi değerlerinin bütününü ifade ve ihata eden, milli şuur ve milli hafıza hazineleridir. Her milletin arşivinde, kendi milli tarihine, medeniyetine, coğrafyasına, sanat ve edebiyatına, kültürüne, musikisine, folkloruna, dinine, örf ve âdetlerine, hukuk ve iktisadına ait çok kıymetli bilgiler mevcuttur. Bu itibarla arşivler, kendi orijinal ifadesiyle “hazine-i evrak”tırlar, yani ait oldukları ülkelerin tapu senetleri ve hüviyet kâğıtlarıdır. Bundan dolayıdır ki, muhteva bakımından oldukça yüklü olan ve hemen her ilim ve sanat dalıyla ilgili bulunan arşivler, insan, bina ve teçhizat bakımından da fevkalade ihtimam ve ilgiye layıktırlar.
Tarihçiler için birinci el kaynak hükmünde olan arşiv belgelerinin ehemmiyeti ve tarihçiliğin temelini teşkil etmesi tartışılmaz bir hakikattir. Her türlü tahmin ve şahsî değerlendirmelerden uzak, bizzat ait olduğu dönemin bilgilerini ifade eden vesikaların; hatıralar, gazeteler, kitap ve benzeri dokümanlarla karşılaştırılarak (mukayese edilerek) kullanılması, ilmî çalışma usüllerinden sayılmaktadır. Çünkü belgelerin diğer malzeme ile mukayesesi ve murakabesi; hem bilginin tahkiki bakımından daha sağlam bir usuldür, hem de meselenin tahlili ve bir neticeye bağlanması için daha kolay bir yoldur.
Bununla birlikte arşivler, sadece millî değerleri değil; milletlerin münasebette bulundukları ülkelerin de siyasî, tarihî, iktisadî, ictimaî ve dinî kayıtlarını ihtiva etmesi sebebiyle milletler arası hafıza kıymetine ve hüviyetine de sahiptirler.
Osmanlı Devleti’nin tarihte hüküm sürdüğü yaklaşık yedi asırlık süre içerisinde, milyonlarca kilometre karelik bir sahada pek çok ülke ve millet ile münasebet kurduğu, bunların bir kısmını da asırlarca idaresi altında bulundurduğu bilinmektedir. Nitekim Osmanlı Devleti’nin tarihe mal oluşunun ardından Balkanlar’la Orta ve Yakın-Doğu’da yaklaşık otuz civarında devletin kurulması, bunu ortaya koymaktadır. Sadaret Evrakı’na istinat edişi sebebiyle Başbakanlık Osmanlı Arşivi olarak adlandırılan bu müessesenin; Türk milletinin altı asırlık tarihi, kültür ve medeniyeti, folklor ve sanatı, içtimaî ve iktisadî vaziyeti ile mimarî yapısı ve demografik varlığına olduğu kadar, münesebette bulunduğu otuza yakın devletin tarihlerine de kaynaklık etmesi pek tabiîdir. Bugün İstanbul’da bulunan eski adıyla Başvekâlet Arşivi’nin; 100 milyonu aşkın evrakıyla emsalsiz bir tarihî-hukukî-dinî-kültürel-folklorik-demografik-sosyolojik mirasa ve sanat zenginliğine sahip olması, diğer bütün dünya arşivlerini kıskandıracak mahiyette ve değerdedir.
Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin tarihî seyri içerisinde muhtelif sebepler-şartlar ve dönemlerde cereyan eden muamelelerin neticesinde teşekkül eden Tapu Tahrir Defterleri (Defter-i Hakaniler), Mühimme Defterleri, Hatt-ı Hümayunlar, Name-i Hümayunlar, İradeler ve Vakfiyeler ile muhtelif dairelere, müdürlüklere, nezaretlere ve müfettişliklere ait belge ve defterlerden meydana gelen “Hazine-i Evrak”, kendisine bu adı veren Osmanlılar’ın belirttiği gibi Türk ve dünya arşivciliği için gerçek bir hazine hüviyetindedir. Bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde mevcut 100 milyon civarındaki bu tarihî mirasın yaklaşık 40 milyonu yerli ve yabancı ilim adamlarıyla araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.
Dünyada mevcut arşivler arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin sahip olduğu ehemmiyet, yerli ve yabancı ilim adamları ve araştırıcılar tarafından gayet iyi bir şekilde bilinmektedir. Çünkü Başbakanlık Osmanlı Arşivi, sahip olduğu bu fevkalade kıymetli ve zengin tarihî miras sebebiyle, Türk milletinin ve devletinin geçmişini aydınlattığı gibi; belirttiğimiz geniş coğrafyada yer alan ülkelerin de geçmişine ışık tutarak, milletler arası hukuk kuralları çerçevesinde meselelerin halline müracaat kaynağı olmak itibarını taşımaktadır.
Nitekim gerek bu bölgelerin tarihî kaynaklarını araştıran ilim adamları, gerekse bu topraklarda yeni siyasî şekillendirmeler peşinde olan devletler, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin sahip olduğu bu olağanüstü evrak ve bunların tetkikinden hâsıl olan tecrübeyi hâlen kendilerine rehber edinmektedirler.
Uzmanlık Gerektiren Bir İş: Arşiv Malzemesinin Tasnifi
Arşivleri tasnif ederek araştırıcının istifadesine sunmak başlıbaşına uzmanlık isteyen bir iştir ve diğer uzmanlık isteyen işlere kıyasla da ayrıcalıklı bir uzmanlığı gerektirir. Çünkü tasnifi henüz tamamlanmamış bir arşivin sahip olduğu doküman; ancak sürekli öğrenmeyi, gelişmeyi ve aynı zamanda işini hassasiyetle yapmayı düstur edinen uzmanların yapacağı tasnifle kayıt altına alınabilir. Bu şekilde tasnif yoluyla kayıt altına alınan evrak, uygun şartlara sahip depolarda muhafaza edilmek kaydıyla araştırıcıların istifadesine sunulur.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin bünyesinde mevcut muhtelif fonlara dağılmış hâlde bulunan evrakı tanımak ve değerlendirmek için; gerek bunların yazılarına (hatlarına), gerekse kalemler arası muameleleri ve bürokratik işlemlerine (fonları ve diplomatikalarına) dair ciddî bir bilgi birikimine muhtaç olunduğunda şüphe yoktur. Kaldı ki, tasnifine başanılan ve bitirilen bir fonun arşiv uzmanına kazandırdığı tecrübe, ilk kez tasnif edilecek yeni bir fonun tasnifinde ona bütünüyle kâfi gelmeyecektir. Zira ilk kez ele alınan bir fon ve değerlendirilen evrak; diğer fon ve evraka göre farklı özellikler arzetmekte ve hem kayıt şekilleri, hem de konuları itibariyle kendisine mahsus özellikler taşımaktadır. Bu, her fon için daima böyledir ve bu bakımdan Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki mevcut dokümanın tasnifi, sürekli ve düzenli olarak öğrenmeyi âdet edinen, bilgi ve tücrübesini işe ve arkadaşlarına aksettiren ciddi uzmanların çalışmasıyla neticeye varabilecektir.
Evrakın tasnifi esnasında da görüldüğü gibi, gerek iş bölümü yapılırken, gerekse tasnif işi gerçekleştirilirken, daima bir fonu iyi bilen, yazı şekillerini doğru okuyan ve belgenin muamele seyrini anlayan uzman kişilere müracaat edilmektedir. Ayrıca müşkil meselelerin çözümünde de onların bilgi ve tecrübelerinden muhakakkak istifade edilmektedir. Elbette işin doğrusu budur ve böyle de yapılmalıdır.
Yayın meselesi, arşiv açısından çok önemli bir imajdır. Prof. Mehmet İpşirli, İngiltere’de Public Record denilen Devlet Arşivleri yayınları arasında ise 80-100 ciltlik, 400-500 ciltlik serilerle karşılaştığını söylemektedir. Bunlar, arşive dayalı, devlete ait evrakın bizzat devlet tarafından ve seriler hâlinde yayınlarıdır.
Yukarıda da zikredildiği gibi, arşivde yapılacak işler yalnızca tasniften ibaret değildir ve belki esas uzmanlık gerektiren faaliyetler; tasnifi tamamlanmış arşiv malzemesi üzerinde yapılmalıdır. Türkiye’nin dahilî ve haricî mes’eleleriyle ilgilenip, eski geniş coğrafyasının üzerinde mevcut zengin kültür kaynaklarını neşredecek kişilerin arasında, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde çalışan uzmanların bulunması bir zarurettir. Zira mühim şeylerin asli yerlerinde yapılması, şaşmaz ve yanılmaz bir usuldür. Böylece mevcut uzmanlarının ortalama çeyrek asır boyunca sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübesi değerlendirilmiş, Türk milletinin mühim zenginliklerinden birisi heba olmamış olacaktır.