Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN


Dr. Yüksel SALMAN

İbadetin neşe ve sevincini öğreten iftarı, bolluk ve bereketin kaynağı sahuru, Yüce Allah’ın huzuruna topluca varmanın hazzını yaşatan teravihi, iradeleri eğiten ve olgunlaştıran orucu, ruhları dirilten mukabelesi, birlik ve beraberliği güçlendiren, sosyal yardımlaşma ve kaynaşmayı artıran fitre ve zekâtıyla paylaşma mevsimi ramazana yeniden ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Ramazan, günlük hayatın koşuşturmacası içerisinde varoluşun anlamını gözden kaçıran insanın özüne dönüş imkânı bulduğu bir maneviyat mevsimi, günahlarından kurtulup manen temizlendiği arınma ayıdır. Ramazan, oruç ibadeti yanında teravihiyle, mukabelesiyle, iftar ve sahuruyla, infakıyla gönüllerin birlikte coşup, kul olmanın ve Yüce Allah’a ibadet etmenin ortak hazzının yaşandığı bir ibadet ayıdır. İçinde yaşanan ibadetlerle insanı eğiten Ramazan ayı, insanî ve ahlaki erdemlerin daha güçlü bir şekilde hayata yansıdığı, kaynaşma ruhunun canlanarak güçlü bir sosyal dayanışmanın ve bütünleşmenin yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir.
Sevinci, acıyı, kederi, hüznü paylaşabilmek… Bir ekmeği ikiye bölüşebilmek... Sevgi dolu bir yüreği, bir düşünceyi birbirimize açabilmek, bir tebessümü paylaşabilmek ne kadar önemli...
Paylaşmak, özveri, fedakârlık ve bütün güzellikler adına ne varsa harmanlayıp gönülden gönüle sunmaktır. Herkese yüreğimizin kapılarını açmak, hatalı olanları hatalarından dolayı yalnız bırakmamaktır.
Paylaşmak, çevremizdeki insanların dertleri ile dertlenip, hüzünlerini, acılarını, bütün azalarımızda hissedebilmek, sevinçlerine ortak olabilmektir.
Ne yazık ki günümüzde, çoğu ilişkiler çıkar temeli üzerine inşa edilmekte, insanlar kendilerine sağlayacağı menfaatler ölçüsünde başkalarıyla ilgilenmekte, çoğu kez üst kattaki komşu alt kattakinden habersiz yaşamakta, aileler ve yakınlar arasındaki irtibat ve ilişkiler gittikçe zayıflamakta, nesiller arasında kalın duvarlar örülmekte, vefa, yardımseverlik, hasta ziyareti gibi bizi biz yapan değerler yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmaktadır. Bugün, ferdî ve toplumsal hayatımızda madde ile mana arasındaki doğal dengenin korunamadığını ve bu dengenin madde lehine bozulduğunu söylemek zor değildir.
Kuşkuz paylaşmanın bireyler arası ilişkiye kattığı artı değer tartışılmaz. Önemli olan; neyi, kiminle, nerede ve nasıl paylaşabileceğimize karar vermektir. Paylaşımı imanla temellendiren, “Ben”i “Biz” yapan dinimizin, rahmet kaynaklı çağrıları hepimizin malumudur.
Zaman, ekmeği bölüşmenin, yüreğimizdeki sevgiyi çoğaltmanın, dertliyle dertli mutluyla mutlu olmanın, hep beraber Rabbimizi yüceltmenin ve gözyaşlarıyla her birimiz için Rabbimizden af dilemenin, dualarla birbirimizin değerlerini hissetmenin, fakirlere, yoksullara ve kimsesizlere el uzatmanın zamanı... Gelin bizi bencilliğe, bireyselciliğe iten bütün olumsuzluklara rağmen birbirimize dost ve paylaşma elini uzatalım. Çünkü ramazan paylaşma zamanı...