Makale

Son devrin büyük din bilgini, şair, gazeteci ve milletvekili HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-Balıkesir/1964-İstanbul)

Son devrin büyük din bilgini, şair, gazeteci ve milletvekili
HASAN BASRİ ÇANTAY
(1887-Balıkesir / 1964-İstanbul)
Mustafa Özçelik

Geniş kitleler Hasan Basri Çantay ismini daha çok “Kur’an-ı Hakim ve Meali Kerim” isimli üç ciltlik meal çalışması ile hatırlayacaklardır. Bu bakış ve algılama tarzı elbette doğrudur. Çünkü bu eser, meal çalışmalarında özellikleri itibariyle bir ilki ifade eder. Çünkü bu eser, o günlerin yaşayan Türkçesi ile gayet sade ve akıcı bir dille hazırlanmış, tek bir anlamla yetinilmeyerek diğer anlamlar da dipnotlarla verilerek esere büyük bir anlam zenginliği kazandırılmıştır. Yine bu açıklamalar yapılırken güvenilir kaynaklara başvurulmuş, bilhassa hurafe ve uydurma nakillerden ısrarla kaçınılmıştır. Bu ve benzeri özellikleriyle bu eser, o zamanda ve sonraki zamanlarda gerçekten büyük bir ihtiyaca cevap vermiştir. Bu çalışma, tek başına Çantay’ı “büyük bir din bilgini” olarak görmemizi gerektirir. Ama onun özelliği sadece bundan ibaret değildir. Şimdi bu çok yönlü şahsiyetin diğer özelliklerine geçelim:

Gazeteciliği ve Millî Mücadeledeki Hizmetleri

Hasan Basri Çantay hoca, her şeyden önce bir gazetecidir. Millî Mücadele yıllarında bizzat kendisinin çıkardığı (Balıkesir, Karesi, Yıldırım, Ses gazeteleri) ve yazı yazdığı diğer gazetelerde (Zafer-i Milli, Türk Dili gazeteleri…) yer alan makaleleriyle o karışık dönemde halkın doğru bilgilenmesinde çok önemli hizmetler yapmıştır. Bu bilgilendirme hem haber-yorum şeklinde olmuş, hem de bilhassa dergilerde (Sebîlürreşad, Sırat-ı Müstakim, İslâm dergileri…) yazdığı makalelerde ele alınan konular itibariyle olmuştur. Zira bu tür yazılarında sürekli olarak halkın ihtiyaç duyduğu dinî ve siyasî konular yani memleketin içinde bulunduğu meseleler ele alınmıştır. Bir hukukçu olması itibariyle bu tür yazılar da yazan Çantay’ın pek çok yazısını da çeşitli takma isimlerle yazdığı düşünülecek olursa, onun ne kadar üretken bir yazar olduğu ortaya çıkmaktadır.

Denilebilir ki Millî Mücadele, aynı zamanda zihinlerin ve gönüllerin aydınlatılmasıyla kazanılmıştır. İşte burada tıpkı Akif’in şiirleri gibi Çantay’ın yazıları da oldukça önemli bir hizmet yapmıştır. Fakat, onun Millî Mücadeleye desteği aslında sadece yazılardan da ibaret kalmamış, mücadelenin bilfiil içinde de bulunmuştur. O yıllarda meydana gelen işgale ve o kaos ortamında ortaya çıkan karaborsacılık, yağmacılık gibi hadiselere karşı tavır almış ve bunlarla mücadele etmiştir. “Türk’ün çiğnenen haklarını” savunmak şeklinde özetlediği bir anlayışla yola çıkan Çantay, gazetesini bir mücadele vasıtası olarak kullanmıştır. Şu husus ise onun bu dönemdeki en önemli hizmeti olmuştur. Yunanlıların İzmir’i işgal etmeleri üzerine güvendiği birkaç arkadaşıyla bir araya gelerek Dursunbey taraflarında halkı Millî Mücadele konusunda bilgilendirmiş ve pek çok insanı hatta dağdaki çeteleri bile Millî Mücadele fikri etrafında birleştirmeyi başarmıştır. Yine Millî Mücadele kapsamında Sivas Kongresi için delege seçilmiş, fakat şartlar dolayısıyla gidememiştir. Buna karşılık bu kongrede alınan kararlar doğrultusunda beline silâhını takmaktan çekinmeyerek Balıkesir ve civarında kurulan teşkilâtların içinde yer almıştır.

Milletvekilliği
Çantay, daha sonra Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde Balıkesir (Karesi) milletvekili olarak görev yapmış, millet adına yürüttüğü hizmeti bundan sonra da milletvekili olarak sürdürmüştür. Burada yaptığı konuşmalarda da gazeteciliğinden gelen tecrübeyle ve meseleleri bilen biri sıfatıyla mecliste hep millî meselelerin takipçisi şeklinde davranmış, milletvekillerinin bu konular etrafında aydınlanmasında konuşmalarıyla çok etkili olmuştur.

Şairliği
Hasan Basri Çantay, aynı zamanda bir şairdir. Devrinin genel sanat anlayışına uyarak hem aruz hem de hece vezniyle şiirler yazan Çantay, bu çalışmalarında da yine sade Türkçe ile yazma ve halka faydalı olma anlayışını esas almıştır. Yine bu şiirler arasında çocuklara millî şuur aşılamak için yazdığı çocuk ve okul manzumeleri dikkat çekicidir. Bu durum onun eğitime de nasıl bir önem verdiğinin bir göstergesidir.

İstiklâl Marşı’nın Yazılmasına Katkısı
Millî Mücadele yıllarında şiir, yazı ve vaazlarıyla büyük hizmet gören Mehmet Akif Ersoy’la da yakın bir dostluğu olan Çantay’ın bu anlamda en büyük hizmeti Akif’i İstiklâl Marşı’nı yazmaya ikna etmesidir. Bilindiği üzere Meclis, millî bir marş için bir yarışma açmış fakat Akif vaat edilen ödül sebebiyle bu yarışmaya katılmamıştı. Gelen eserler, aranan özellikleri taşımadığı için herkes bu marşı Akif’in yazmasını istemekteydi. Fakat Akif, ödül nedeniyle katılmamakta ısrar ediyordu. İşte böyle bir noktada devrin maarif bakanı Hamdullah Suphi, yakın arkadaşı olması münasebetiyle Çantay’dan yardım istemiş o da Akif’i, ödül konusunu kaldırtacağını ve marşı o yazmazsa kendisinin yazacağını, milleti böyle bir hizmetten mahrum bırakmanın doğru olmayacağını söyleyerek yazmaya ikna etmişti. Bugün gerçekten Akif tarafından yazılmış bir İstiklâl Marşı’na sahipsek, bunu büyük ölçüde Çantay’a borçluyuz. Bu olayın ayrıntılı hikayesi için yine Çantay tarafından yazılan Akifname isimli esere bakılabilir.

Çantay’la Akif’in dostluğu sadece ikisinin de aynı dergilerde yazmaları yahut ikisinin de milletvekili olmasının ötesinde candan bir dostluktur. Nitekim az önce bahsettiğimiz Akifname, nasıl Çantay’ın Akif’e duyduğu yakın dostluğun bir eseri ise, Akif de ona Bülbül şiirini ithaf ederek aynı hissiyata sahip olduğunu göstermiştir.

Eserleri
Hasan Basri Çantay, pek çok sahada eser vermiştir. Bu eserlere geçmeden önce onun tahsil hayatından bahsedilmelidir. Kültürlü, seçkin, Türk-İslâm değerlerine bağlı bir aile ortamında yetişen Çantay, temel dini bilgilerini mahalle mektebinde aldıktan sonra İlkokul öğrenimine başlamış, ardından Balıkesir idadisine kaydolmuştur. Babasının vefatı üzerine burada öğrenimini yarım bırakan Çantay, ailesinin geçimini sağlamak için hemen bir işe girmiş ama bir yandan da öğrenimini tamamlamanın imkânlarını araştırmıştır. Bunun için okula gidemese bile çevresindeki ilim ve kültür adamlarından yararlanma yolunu seçerek onlardan Arapça, edebiyat, hukuk ve felsefe, iktisat, maliye konularında dersler alarak, bu konularda kitaplar okuyarak kendini yetiştirme yoluna gitmiş ve gerekli icazeti almıştır.

Çantay, bu sivil diyebileceğimiz öğrenme ile kendini belirttiğimiz alanlarda çok iyi yetiştirmiş, devri itibariyle bu konularda bilgisine ve ehliyetine güvenilen bir insan hâline gelmiştir. Nitekim milletvekilliği sona erdikten sonra bu niteliklerinden dolayı Balıkesir lisesine edebiyat öğretmeni olarak tayin edilmiş, bu okulda hem öğretmenlik hem de idarecilik yapmıştır. Ömrünün son dönemlerinde yani emeklilikten sonra ise bir süre avukatlık yapmış fakat daha sonra bütün vaktini yazacağı eserlere ayırmıştır.

İşte bu yoğun mesainin sonunda ortaya Mektepli Yavrularıma, Müslümanlıkta Himaye-i Etfal, Ülkü Edebiyatı, Fıkh-ı Ekber Tercümesi, Zekâ Demetleri, Kara Günler ve İbret Levhaları, Hadisler, Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim ve Akifname çıkmıştır. Bunlar, onun basılabilen eserleridir. Bunların dışında yirmiye yakın basılmamış eseri vardır.