Makale

İş yerinde psikolojik şiddet (Mobbing ıı)

İş yerinde psikolojik şiddet (Mobbing II)

Alaaddin Yanardağ / Sosyolog


Çalışan kişiyi, canından bezdirmeye, işi bırakmaya yönelik, bir tür psikolojik taciz ve şiddetin uluslar arası kavramsal adı mobbingdir. Peki, bu şiddeti uygulayanlar kimlerdir ve mobbinge karşı kendimizi nasıl savunabiliriz?
Mobbing uygulayanların bazı özellikleri
Abant İzzet Baysal Üniversitesi İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. E. Elif Yücetürk, Türkiye’de mobbing üzerine akademik çalışma yapan öğretim üyesi. Yücetürk’ün yaptığı araştırmalar gösteriyor ki; psikolojik şiddete başvuran kişilerin, kendilerini olduğundan üstün göstermek isteyen, ikiyüzlü, onursuz ve sahtekâr tavırlarla, farklılıklara ve başkalarının yaşamlarına önem vermeyen eylem biçimlerinden anlaşılabilecekleri ileri sürülüyor. Bunların kişilik özellikleri birkaç grupta toplanabilir: Bu kişiler genellikle kendi itibarlarını yükseltmek için kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurur. Aşırı denetleyici, korkak ve sinirli bir yapıya sahiptirler. Korku ve güvensizliklerini bir başkasına çamur atarak yenmeye çalışırlar. Kendi sorunlu kişiliklerini saklamak amacıyla diğerlerinin manevi gelişimini önleyecek şekilde güç kullanma eğilimindedirler. Bu nedenle “günah keçisi” ararlar, örgüt hiyerarşisinde çalıştıkları için kendilerinin güç uygulama ayrıcalığına sahip olduğunu düşünürler. Sözde lider olan bu kişiler, gerçekte lider sayılamazlar, her zaman özel işlem görme beklentisi ile kendilerini hukuk ve ahlak ilkelerinin üzerinde görürler. Hiyerarşik kademelerde hızla yükselmek için her yöntemi kullanabilirler. Bekledikleri hayranlığı ve takdiri kendilerine göstermeyen bireylere karşı acımasız olabilirler. Prof. Dr. Psikiyatr Nevzat Tarhan’a göre işyerinde duygusal terör uygulayan yöneticiler, baskıcı, otoriter ve totaliter kişilik yapısına sahip insanlar ve kendi fikirlerini zorla kabul ettirmek isterler. Kesinlikle eleştiriye kapalıdırlar. Ve farklı düşünceye toleransları yoktur. Mobbing, üst yöneticilerde bir meslek hastalığı olarak sık görülüyor. Mobbing’i uygulayan yönetici, selamlaşmaz, konuşmaz, o psikolojik şiddet uyguladığı kişi sanki orada yokmuş gibi davranır, karşı olduğu kişinin itibarına, mesleki konumuna saldırır, alay eder, arkasından konuşur, insanı canından bezdirir, istifa ve kavgaya sürükler, azarlar, özel görevler vermez, özgüveni kaybettirmek için verdiği işi geri alır, psikolojik sağlığı tehdit eder, ağır işlere yönlendirir. Aslında bu kişiler olgun değillerdir. Sözel ifadelerden korkarlar ve güvensizdirler. Ayrıca kıskançtırlar. Kişilik bozukluğu içerisinde de olabilir. Emrinde profesörü çalıştırıp egosunu tatmin eden çok işveren vardır. Genellikle kötü çocukluk dönemi bu kişilerin özgeçmişinde vardır. (Saka, Füsun, İşyerlerindeki Kâbus-Duygusal Taciz, 23/6/2006 Hürriyet.)
Yapılması gerekenler
Mobbing kavramının kurumlarda sıkça telaffuz edilmesinde yarar vardır. Konu, hiperaktif çocuklar olayına benziyor. Hiperaktif kavramının bulunmadığı dönemlerde, hiperaktif çocuklar sürekli dayak yerdi; çocukcağız da kalkıp “Yapmayın ben hiperaktifim” diyemezdi. Yine bir zamanlar “diyabet” kavramı yoktu. Bu yüzden zayıflayan şeker hastalarına yakınları, kuvvetten düşmesinler diye zorla baklava, kaymak yedirirlerdi. Diyabet kavramı ortaya çıktığından bu yana, şeker hastalığının teşhisi ve tedavisi kolaylaşmıştır. Benzeri durum işyeri zorbalığı için de geçerlidir. Kavramın telaffuz edilmesi, sorunun teşhisini ve giderilmesini kolaylaştırır. Ülkemizde konuyla ilgili tatmin edici çalışmalar henüz bulunmamakla birlikte 19.03.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olan 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi önemli bir adımdır ve soruna çözüm getirecek niteliktedir. Buna göre, işyerlerinde (kamu ve özel) memurlar dâhil tüm çalışanların psikolojik tacize (mobbing) maruz kalmaması için önlemler sıralanmıştır. Bu konuda diğer önemli bir çalışma da Nisan 2011 tarihli TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu tarafından yapılan ve yayınlanan aynı zamanda bu makalenin de temel referansı olan İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu’dur. Komisyon, mobbing olgusundan ne anlaşılması gerektiği, mobbingin nedenleri ve sonuçları, bireyleri nasıl etkilediği, mobbing mağdurunun, mağduriyetini nasıl ispatlayacağı, hangi yasal yollara başvurabileceği konularında tespitler yaptığı gibi mevcut durumu ortaya koyup, bu sorun alanına ilişkin yasama sürecinde neler yapılabileceği, mobbingin nasıl engellenebileceği, toplumda nasıl farkındalık yaratılabileceği gibi konulara ilişkin çözüm önerileri de geliştirmiştir. Tarhan, kişilerin kendilerine mobbing uygulanması hâlinde yapmaları gerekenleri şöyle sıralıyor: “Önce kurban rolünü kabullenmemek gerekir. Yönetimi, süreçten haberdar etmek önemlidir. Duygularınızı ve yaşadıklarınızı içinize hapsetmemeniz lazım. Çünkü bastırılmış duygular zarar verir. Önce düşünmek, veri toplamak gerekir. Olayın arka planını, bağlantılarını ve inceliklerini düşünmek gerekir. En büyük hata, karşı tarafın savaş alanına girmektir. O kişi sizin duygusal tepki vermenizi istiyordur. Siz düşünerek tepki verirseniz onu düşündürtmüş olursunuz. Mobbing uygulayanı düşündürtecek şeyler ve yollar bulmak en iyi çözümdür.”
Sonuç olarak Türkiye, adı yeni konmuş olsa da mobbingin yaygın olduğu ülkelerden biridir. Mobbingin işyerlerinde yaygın olarak görülmesinin nedenleri arasında yönetimin davranışları, hatalı personel seçimi, işe alım süreci, kurumdaki sayılı pozisyonları elde edebilmek için bireyler arasında yaşanan acımasız rekabet, yetersiz liderlik, çatışma çözümü yeteneklerinin zayıflığı ve hiyerarşik yapının fazlalığı sayılabilir. Aslında mobbingi durdurmak ya da engellemekten önce bu sorunun varlığını anlamak gerekmektedir. Bu bağlamda mobbingin psikolojik bir saldırı olduğu düşünülürse psikolojik savunma yöntemlerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Böylece alınan yaranın derinleşmesi önlenebilir ve iş yaşamının dışına atılmaktan kurtulunabilir. İşyerinde psikolojik baskıyla, hem bireysel, hem de kurumsal olarak mücadele edilmelidir. Bütün bu mücadele yollarından ayrı olarak, yasal yollara başvurmaktan da kaçınılmamalıdır. (İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu 2011. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu yayınları no: 6, s. 57.) Mağdurları genelde kadın olmasına rağmen, ülkemizdeki ilk mobbing davasını bir erkek bürokrat açmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi’nden Ş.T. uğradığı psikolojik baskı yüzünden kendisinin ve ailesinin depresyona girdiği gerekçesiyle, yöneticilerinden 15 bin TL tazminat talep etmiştir. İstifası istenen, rütbesi düşürülen, göreve iadesi için açtığı davayı kazanmasına rağmen baskı ve yıldırmaya maruz kalan Ş.T. mobbing gerekçesiyle ilk davayı açan kişi olarak Türk hukuk tarihine girmiştir. (a.g.e., s. 7.)