Makale

Din Eğitiminin Aşamaları

Din Eğitiminin Aşamaları

Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

Din eğitimi nebevi bir hizmettir. Bu yüzden din eğitimi, öğretim ve bilgilenmenin ötesinde sevgi ve güven ortamında dokunan bir ilgi kumaşı ve bir duygu motifidir. Çünkü din eğitimi insanın kimlik ve kişilik kazanımına bir vesile; dinî aidiyet ve mensubiyet için önemli bir vasıtadır.
Din eğitimi hizmeti verenlerin dikkat etmesi gereken hususları ortam hazırlama, zamanlama ve hedef kitleye ulaşmadaki üslup, şeklinde üç aşamada değerlendirmek mümkündür. Üç maddede özetlediğimiz bu konu bir dergi makalesinin sınırlarını çok aşacak kapsamdadır. Ancak biz bu yazımızda temel bazı esaslara işaret edeceğiz.
1- Ortam hazırlama
Ortam deyince fiziki ve sosyal ortam hatıra gelmektedir. Fiziki ortam sadece cami, okul ve kültür merkezi gibi mekânlardan ibaret değildir. İnsanlara ulaşılabilecek her yer, din eğitiminin fiziki ortamıdır.
İnsanlar birbirlerini söz, tavır ve davranışları kadar karşısındakilere verdikleri güvenle etkilerler. Bu yüzden din eğitimi verecek kişinin nebevi sıfatlara sahip olması ve bu eğitimin ortamını oluşturması gerekir. Bu ortamı oluşturmanın temel şartı, bu eğitimi verecek kişinin gönlündeki aşk ve heyecandır. Sahip olduğu inanç değerlerini başkalarına taşıma kaygısıdır. İnsanlara ulaşma arzusu ve kendine güvenidir. Henüz gönlündeki problemleri çözememiş, kendini aşamamış bir insanın başkalarına bir şey vermesi beklenemez.
Kur’an-ı Kerim’de Musa (a.s.)’nın kıssasında anlatılan hususlar bu konuda bize önemli ipuçları vermektedir. Nitekim tuğyan ehlinden, yoldan çıkmış ve azmış bulunan Firavun’a davetle görevlendirilen Musa’nın bu görevi üstlenir üstlenmez Allah’a yaptığı dua, manevi/kalbî ortamın hazırlanması konusuna ışık tutmaktadır: “Rabbim, gönlüme genişlik ver; sadrımı şerh eyle! (Beni sadır daralmasına ve sıkıntıya düşürme.) Bana yüklediğin bu işimi kolaylaştır. Dilimdeki ukdeyi/düğümü ve tutukluluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” (Taha, 20/25-28.)
Ayetlerin bu kısmında anlatılandan insanın gönül ortamının her türlü dağınıklık ve parçalanmışlıktan kurtulup tek noktaya teksifiyle dikkatini söyleyeceklerine yoğunlaştırmaya çalışması gerektiği anlaşılmaktadır. Asırlardan beri vaaza başlayan vaiz ve hocalarımızın bu duaları tekrarlaması boşuna değildir.
Hz. Musa ve Hz. Harun gibi davet ve tebliğini, irşat ve din eğitimini topluma ve toplum önderlerine ulaştırmak isteyen insanların kendi iç donanımlarından sonra bir de sosyal paylaşım ve destek ortamına ihtiyaçları vardır ki Hz. Musa’nın duasının devamındaki ifadeler bu konuya ışık tutmaktadır: “Bana ailemden birini yardımcı ver. Bu kardeşim Harun olsun. Onunla sırtımı pekiştir, gücümü arttır. Onu benim işime ortak et. Böylece seni çok tesbih edelim. Seni çokça zikredelim. Çünkü sen her şeye agâhsın.” (Taha, 20/29-35.)
Din eğitimcisi de kendisine yakın insanlardan böyle yardımcı ve destekçiler bulmalı, onların destek ve dualarıyla böyle büyük bir hizmete başlamalıdır ki sosyal değişim ve dönüşüme muvaffak olabilsin.
Ortam hazırlamanın yolu insanlarla iletişim kurmaktan, selamlaşmaktan, ziyaretten, ikramdan, ilgi ve sevgiden geçer. Hz. Peygamber’in nübüvvetle görevlendirildiği ilk yıllarda ilahî mesajı tebliğ maksadıyla bir yemek vererek kendi aile ve akrabasına İslam’ı anlatmak için ortam hazırlaması bunun en güzel örneğidir. Bugün yaygın din eğitiminde bu uygulamadan yararlanmak mümkündür.
“İnsanoğlu ihsana mağluptur.” sözünün ifade ettiği gibi insanın ihsan ve ikramla, şahsiyetleri zedelemeden, çevresinde bir sevgi halkası oluşturması mümkündür. Nitekim bazıları “Sevmek vermektir.” diyerek vermenin sevgi ortamını oluşturmadaki etkisine işaret etmişlerdir. İhsanın her zaman maddi bir şeyler vermek suretiyle olması da gerekmez. Çünkü ihsan kelimesi, hüsn/güzellik kökünden olduğu için her türlü güzel muamele ve güler yüzlü davranış bu kapsama girer. Din eğitimcisinin ortam hazırlamada sahip olması gereken en önemli özellik tebessüm ve hüsnümuameledir. Yüzü gülen ve davranışları tutarlı bir eğitimci, diğerlerine göre bir adım öndedir.
Din eğitimcisinin eğitim ortamı hazırlayabilmesi için kendisini sevdirmesi ve ilişkilerinde güven vermesi gerekir. Bunun yolu da bıkmadan ve usanmadan insanlara ulaşmaya çalışmaktır. Kur’an ve ayetlerdeki tekrarlar, Hz. Peygamber’in tebliğ ve eğitimdeki ısrarlı tavrı bunu telkin etmektedir. Din eğitimcisinin, insanlara kırılma ve onları terk etme hakkı yoktur. Bugün ticaret ve ekonomide pazarlama psikolojisi ile ilgili çalışmalarda da vurgulanan “müşterinin daima haklı olduğu ve her müşteriye ulaşıp ona ürün satmanın bir yolunun bulunduğu” ilkesi, eğitim ve özellikle din eğitiminde önem arz etmektedir.
Din eğitimcisi bir bakıma pazarlamacı konumundadır. Nasıl pazarlamacılar müşterilerinin tek tek ayaklarına giderek veya evlerde ve benzeri ortamlarda insanlara bütün sempatik tavırlarıyla mallarını satmaya çalışıyorlarsa, din eğitimcisi bunun daha fazlasını yapmalıdır. Nitekim dünyanın en vahşi toplumundan en medeni insanlarını yetiştiren Yüce Peygamberimizin başarısının en temel vasıfları devamlılık ve ısrar ile her insana ulaşılabilecek bir yol araması ve buna uygun ortam hazırlamasıdır.
2- Zamanlama
Din eğitiminde zamanlama ve zamanı iyi kullanma son derece önemlidir. İnsanların eğitim açısından telkine daha açık oldukları zamanlar vardır. Bunlar insan hayatının önemli değişikliklerine sahne olan doğum, ölüm, evlenme-boşanma ve hastalık gibi zamanlardır.
İnsan hayatında meydana gelen değişikliklere sahne olan ölüm, doğum ve evlenme gibi zamanlar din eğitimcisi için önemlidir. Çünkü pek çok kişi ve aile, din ve din adamı ile ancak böyle zamanlarda karşılaşabilmektedir. Çeşitli telkinlerle din ve din adamı hakkında şuuraltında menfi bir kanaat sahibi olanlar, katıldıkları bu dinî ortamlarda telkine açık konumdadır. İyi bir din eğitimcisi böyle zamanları bilinçle değerlendirebilir. Burada aslolan güzel davranış, sevinç ve acıyı paylaşmaktır. Kişilerin bizzat kendilerinin veya yakınlarının hasta olduğu zamanlarda aranıp hâl hatırlarının sorulması, eğitimde zamanlama açısından çok kıymetli vakitlerdir.
Eğitimde insanların eşref saatleri ya da aktif veya pasif olduğu zamanları vardır. Gecenin karanlığının çöktüğü zamanlar, gündüzün aydınlık vakitlerine göre telkine ve eğitime daha uygun görülmüştür. En güçlü duyu organı olan gözün çevreyle irtibatının azaldığı, daha çok kulak ve gönül ikliminin harekete geçtiği gece, aynı zamanda peygamberlere de vahyin en çok geldiği zaman birimidir. Nitekim: “Gerçekten gece kalkışı daha oturaklı ve okuması daha etkilidir.” (Müzzemmil, 73/6.) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir. Tiyatroların, piyes ve benzeri ideolojik amaçlı faaliyetlerin daha çok geceleyin icra edilmesi bu sebeple olsa gerektir. Bu itibarla din eğitimcisi eğitimde zamanlama konusunda özellikle uzun kış gecelerinin bereketli ortamlarından yararlanmalı ve bunun için özel programlar yapmalıdır.
3- Hedef kitleye ulaşma üslubu
Din eğitimi için gerekli olan sevgi ve güven ortamını hazırlayan, onlara ulaşmak için zamanlamayı da tamamlayan din eğitimcisinin üçüncü merhalesi hedef kitleye ulaşmaktır. Burada önemli olan üsluptur. Dinî öğretimin bir bakıma uygulaması demek olan bu aşama, ilk merhaleler başarı ile tamamlanmışsa biraz daha kolaydır. Bu merhalede eğiticinin yapması gereken, konuyu açık ve berrak bir dille muhataplarına takdim etmektir. Kısa ve özlü cümleler kullanmaktır. Kur’an üslubunda olduğu gibi yer yer kıssalar ve örnekler nakletmektir. Konuyu sadece bir bilgi aktarımı gibi görmeden, alınacak dersleri ve konunun hayatımızdaki yerini canlı bir biçimde sunmaktır. Önemli ve mesaj niteliği taşıyan cümleleri tekrar etmektir. Anlatılan bilgilerin içi boş zarf gibi, kuru nakillerden ibaret olmamasına dikkat etmek ve ona duygu unsuru katmak, heyecan yüklemektir.
Bütün bunların tam bir tabiilik içinde olmasına büyük bir özen göstermektir. Konuşma ve sohbetin uzun olmamasına dikkat etmektir. Çünkü kısa ve örnekli konuşmalar daha kalıcı olur. Şunu da unutmamak gerekir ki kalıcı sözler, parlak cümleler ve yaldızlı ifadelerle yapılan konuşmalardan çok, samimi ve tabii bir üslup içinde yapılan konuşmalardır.
Netice olarak din eğitimi bir gönül uzmanlığı, aşk ve coşku ile sağlam bir altyapı isteyen uzun vadeli bir süreçtir. Aşamaları takip edilerek yapıldığında değişim, dönüşüm ve gelişimi hızlandırır. Fertlerden topluma doğru yeni bir inşa hareketi sağlar.