Makale

Eğitime Adanmış Bir Ömür: Vaiz Rıza Çöllüoğlu

Eğitime Adanmış Bir Ömür:
Vaiz Rıza Çöllüoğlu

Prof. Dr. Mustafa Aşkar
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Sanma her ilme varan tâlip olur
Sanma her tâlip olan âlim olur
Âdemin binde biri âlim olup
Nice yüz binde biri kâmil olur
Vaiz Rıza Çöllüoğlu Hoca Efendi, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi Korkmazlar köyünde, 1928 yılında dünyaya gelir. Babasının adı Hüseyin, muhtereme valideleri Zeliha Hanımefendidir. Hoca Efendi, altı yaşında din eğitiminin o zor döneminde köyün imamı ve aynı zamanda dayısı Mehmet Karataş Hoca’nın yanında Kur’an-ı Kerim’i öğrenir ve hatmeder. On yaşına kadar zamanın şartlarından dolayı farklı hocalardan okumaya devam eder. 1939 yılına gelindiğinde babası, ailenin altı çocuğundan dördüncüsü olan Hoca Efendi’yi o zaman nahiye olan Çamlıdere’ye Hafız Halil Okur Hoca Efendi’ye gönderir. Bu zat, Fatih Camii’nin Osmanlı Dönemi meşhur kurrasından Arap Hafız’ın talebesidir. Halil Hoca Efendi ve talebelerine cürmümeşhut tehlikesi üzerine, hafızlığına Ziya Tığlıoğlu Hoca Efendi’de devam eder. On altı yaşına geldiğinde, babasının maddi durumu sebebiyle köye döner ve imamlık yapmaya başlar.
1945 senesinde 17 yaşında İstanbul’a gider. Nuruosmaniye’de Hafız Hasan Akkuş Hoca Efendi’den kıraat okumaya başlar. 17 yaşında girdiği imtihanı birincilikle kazanarak Nuruosmaniye Camii’ne vekil müezzin, 18 yaşında yine imtihanı birincilikle kazanarak Beyazıt Camii’nde asil müezzin olarak göreve başlar. 1949 senesinde Fatih Camii’nde müezzinlik görevine devam eder. İstanbul hayatında; reisü’l kurra Hamdi Efendi’den “Cezerî”, kurra hafız Mahmut Kuşçu Hoca Efendi’den, “Tecvit dersleri”, Trabzonlu Haydar Efendi’den “Tecvit ve tashih-i huruf dersleri”, Fatih Camii Başimamı ve Mushafları İnceleme Kurulu Başkanı Ömer Aköz Hoca Efendi’den “İzhar, Kafiye”, Kerküklü Abdullah Kazancı Hoca Efendi’den “Fıkıh dersleri” okur.
Rıza Çöllüoğlu İstanbul’da ilim tahsil ederken, talebe okutmaya da başlar. 1949 senesinde İstanbul’da Nihal Hanım ile evlenir. Nikâh şahidi Emin Saraç Hoca Efendi’dir.
1949 senesinde Ankara’ya döner. Askerliğini önce Kütahya sonra Ankara’da yapar. Askerliği esnasında ve sonrasında hem ilim tahsiline hem de talebe okutmaya devam eder. Çankaya Müftüsü Sadullah Efendi’den “Mülteka ve Emâlî”, Şehit Oral Hoca Efendi’den “Mirkât”, Yozgat Müftüsü Hulusi Efendi’den “Telhis”, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulu Başkanı Hasan Fehmi Başoğlu Hoca Efendi’den “Şerh-i Akaid”, Diyanet İşleri Başkanı Hasan Hüsnü Erdem Hoca Efendi’den “Fıkh-ı Ekber”, Mustafa Runyun Hoca Efendi’den “Mantık” dersleri okur. Ankara’da Yuva Hatibi Mehmet Bilgin Hoca Efendi’den ilmî ve manevi olarak istifade eder.
Ankara’da önce 01/01/1949-01/05/1950 tarihleri arasında Kağnıcıoğlu Camii’nde müezzin-kayyımlık görevi yapar. 1950-1952 yılları arasında vatani görevini tamamlar. 10/11/1952 tarihine kadar Bahçelievler Camii İmam Hatibi olarak görev yapar. Ardından aynı camide atandığı Kur’an öğreticiliğini 29/01/1954 tarihine kadar sürdürür. 30/01/1954 tarihinde aday olarak başladığı vaizliğe, 29/01/1957 tarihinde asaleten atanır ve emekli olduğu 06/07/1976 tarihine kadar devam eder. Aday vaizlikle birlikte 1954 senesinde özel bir kadro ile Yenimahalle Çavuşoğlu Camii İmam Hatiplik görevini de yürütmeye başlar. (Merhumun bu görev tarihleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Arşivindeki özlük dosyasından alınmıştır.)
1960’lı yıllarda Mahmut Sami Ramazanoğlu’na intisap eder. Kendisi şöyle anlatır; “Efendi hazretlerine intisap ettikten sonra hayatımın şekli değişti ve yaşantım bir anlam kazandı. Bir görüşme esnasında Sami Efendimiz bana şöyle dedi: Rıza Efendi evladım! Hafızları başına taç et, hafızı her zaman başköşeye oturt. Zamanımızda vaaz etmek çok zordur. Hakkı söylersin başına gelmedik kalmaz, söylememek de olmaz, yumuşatarak söyle ve 45 dakikadan fazla konuşma, insanın alma gücü bu kadardır.”
Ankara’da 1976 senesinde emekli oluncaya kadar vaizlik görevi esnasında ve sonrasında İmam Hatip Liseleri ve üniversite öğrencilerinin ihtiyaçları ile ilgilenir, Hacı Bayram Camii ve diğer merkezî camiler başta olmak üzere vaazlarına devam eder. Türkiye’nin çeşitli illerinde vaaz ve irşat görevlerinde bulunur.
Merhum Kemal Yılmaz ve Hüseyin Özgün Hoca Efendi, Abdullah İşler Hoca Efendi, Şevket Yardımedici Hoca Efendi, Mehmet Yüce Hoca Efendi ile 25 yıla yakın birlikte Tefsir ve Hadis dersleri takrir ettiler.
Daha önce başlatmış oldukları Kur’an kursu ve eğitim hizmetlerini 1978 senesinde Mustafa Kalfaoğlu Hoca Efendi ile kurdukları Muradiye Kültür Vakfı ile sürdürdüler. Bu satırların yazarı olarak 1985’li yıllarda hem vakfın yurtlarında kalan bir öğrenci, hem de Hoca Efendi’nin yanında naçizane koşturan biri olarak Hoca Efendi’nin talebeleri uğruna ne çileler çektiğine şahidiz. 1985 senesinde eğitim faaliyetlerine ağırlık vererek kreş, anaokulu, ilköğretim okulları, Kız-Erkek Kolejleri, Fen Liseleri, Kız Meslek Liseleri ve öğrenci yurtları ile devam ettiler ve Kur’an kurslarını yaygınlaştırdılar.
2007 senesinde ailesi Nihal Hanım vefat etti, 2008 senesinde Havva Hanımla evlendi.
2011 senesinde ciddi bir ameliyat geçirerek uzun süre tedavi gördü, 2013 senesinin ocak ayında 2’nci bir ameliyat geçirdi. 10 Eylül Salı günü rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı, 12 Eylül Perşembe saat 17.15’te Rabbimizin rahmetine kavuştu. Cenazesi, 13 Eylül Cuma namazını müteakip Ankara Demetevler Sami Efendi Külliyesinde kılınarak Karşıyaka mezarlığına defnedildi. Kendisi şöyle söylerdi; “Din namına, dinde olmayana dindendir demek, dinde olanı inkâr etmek kadar tehlikelidir.”, “Derviş gece şarj olacak, gündüz ise deşarj olacak.” Zamanın korkunç gidişatını iyi okur; “Sel insanımızı sürükleyip götürüyor, kaç kişi kurtarabilirsek o kârımız olur inşallah.” derdi. Hizmetin her türlüsüne amade oldu. “Eğer eğitim işine girmeseydim, bomboş gidecektim bu fani dünyadan” diyerek gayret ederdi. Bütün bir Ankara’nın hocası ve dert babası idi. 28 yıl resmî görevinin karşılığında bir o kadar da karşılıksız hizmet etmeye söz verdi, sözünü yerine getirerek 34 sene hasbi olarak vaaz ve irşat faaliyetlerine devam etti.
Sert görünür, lakin çok mütevazı idi. Yüz bine yakın talebenin yetişmesine vesile oldu. Son derece düşündürücü nükte ve esprilerle cemaatin seviyesine iner ve gönüllerine girerdi. O sadece bir vaiz değil, özellikle bir eğitim gönüllüsü ve geleneği günümüze taşımış, geleceğe hazırlama yolunda toplumu dönüştürmüş bir önderdi. Bu vesile ile kısa bir süre önce Cenab-ı Hakk’ın rahmetine tevdi ettiğimiz Hocamızı rahmet ve minnetle anıyor, ilahî rahmete gark olmasını niyaz ediyorum.