Makale

Fıkıh Köşesi

Din İşleri Yüksek Kurulundan

Bir vaktin namazı kılınırken diğer namazın vakti girerse kılınmakta olan namaz bozulur mu?
Bir vaktin namazı kılınırken diğer vaktin ezanı okunsa, namaz tamamlanır. (Buhari, Mevakit, 28.) Bu namazı kaza etmeye de gerek yoktur. Ancak unutmamak gerekir ki bir özür olmadan namazı son vaktine bırakmak tahrimen mekruhtur.
Sabah ve cuma namazı dışında namaz kılarken vaktin çıkmasının o namazı bozmayacağı konusunda âlimler görüş birliği içindedir. Sabah namazında ise güneş doğarken namaz kılmayı nehyeden hadislere dayanan İmam Ebu Hanife güneşin doğmasının kılınmakta olan namazı bozacağını söylemiştir. Bunun yanında İmam Ebu Yusuf ve Muhammed son oturuşta teşehhüt miktarı oturulmuşsa namazın bozulmayacağını ifade etmişlerdir. Diğer mezhepler ise Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sabah namazının bir rekâtı kılındıktan sonra güneş doğar veya ikindi namazının bir rekâtı kılındıktan sonra güneş batarsa o namazın tamamlanacağını ve geçerli olacağını bildiren hadisine (Buhari, Mevakit, 27.) dayanarak namaz kılarken vaktin çıkmasının o namazı bozmayacağını belirtmişlerdir.
Buna göre sabah namazında ihtilaf bulunmakla birlikte bir vaktin namazı kılınırken diğer vaktin ezanının okunması kılınmakta olan namazı bozmaz.

Kunut duasını bilmeyen bir kimse ne yapar?
Sözlükte Allah’a ihlasla kulluk etmek, namaz ve duayı uzatmak, sükût etmek, dua etmek, ibadet kastıyla ayakta durmak gibi anlamlara gelen kunut, dinî bir terim olarak, namazda rükûdan önce veya sonra ayakta dua etmeyi ifade eder.
Hanefilere göre, vitir namazının üçüncü rekâtında kunut yapmak vaciptir. Kunutta tekbir almak ve kunut duaları olan “Allahümme inna neste’inuke” ve “Allahümme iyyake na’büdü” dualarını okumak ise sünnettir. Bu duayı bilmeyen kimse “Rabbena atina” duasını okur veya üç defa “Allahümmeğfir li” der. Namazda kunutu unutan kişi, namazın sonunda sehiv secdesi yapar.
Şafii ve Malikilere göre ise, sabah namazının ikinci rekâtında, rükûdan sonra kunut yapılır. Sabah namazında kunut yapmak Şafiilere göre sünnet, Malikilere göre ise müstehaptır. Şafii veya Maliki imamın arkasında sabah namazı kılan bir Hanefi, dilerse kunut duasına katılır, dilerse sessizce bekler.

Namazda dudaklar hiç kıpırdatılmadan yapılan kıraat ile kıraat şartı gerçekleşmiş olur mu?
Konuşabilen kişinin namazda Fatiha ve diğer sureleri, dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın zihinden tekrarlaması okuma (kıraat) sayılmaz. Böyle yapmakla namazın rüknü olan kıraat yerine getirilmiş olmaz. Kişinin kendi duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi, harfleri yerlerinden çıkartarak ve eğer yanında başkaları varsa onları rahatsız etmeyecek bir şekilde okuması gerekir.

Namazda Fatiha suresi okunduğunda “âmin” demenin hükmü nedir?
Âmin, Yüce Allah’ın kabul etmesini temenni amacıyla duanın sonunda söylenen sözdür. Peygamberimiz (s.a.s.) duanın sonunda “Âmin” denilmesini tavsiye etmiştir. (Müslim, Salat, 62, 87; Buhari, Ezan, 111; İbn Mace, İkame, 14.)
Hanefi mezhebine göre Fatiha’nın sonunda “Âmin”in gizli söylenilmesi sünnettir. Bu konuda imam, cemaat ve yalnız başına kılanlar arasında fark yoktur. Ancak, yanındakileri rahatsız edecek şekilde bağırarak âmin demek doğru değildir.
Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise âmin; açık kıraatli namazlarda açıktan, gizli kıraatli namazlarda gizlice söylenir.

İmamdan farklı bir mekânda hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi?
Cemaatle namaz kılınırken imamla cemaatin yerlerinin hakikaten veya hükmen bir olması gerekir. Bu birlik, safların bitişik olmasıyla sağlanır. Eğer namaz aynı bina içinde kılınıyorsa, içerdekilerin mekânları bir sayılır. Bu itibarla, çok katlı binalarda mescit olarak kullanılan bir katta cemaatle namaz kılınırken, bu kat cemaati almadığı takdirde, alt veya üstten bu kata bitişik katlarda duran cemaatin, hoparlör veya müezzinin tebliği ile imamın intikallerinden haberdar olmaları hâlinde, imama uymaları sahihtir. İmamı veya imamı görenleri görmeleri şart değildir. Ses bağlantısının kesilmesi durumunda ise, imamın hareketlerinin takip edilememesi sebebiyle imama uyanların namazları bozulur.

İmama uyan biri Fatiha okuyabilir mi?
Hanefi mezhebine göre cemaatle namaz kılarken, imama uyan kimse Fatiha’yı ve ardından okunan ayet veya sureyi imam ile birlikte okumaz. İmama uyan cemaatten, namazda Kur’an okuma yükümlülüğü tamamen düşer. Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise okuma yükümlülüğü tamamen düşmez. İmama uyan kişi, imamın sessiz okuduğu namazlarda, namaz başından itibaren Fatiha ve sureyi okur. Sesli okunan namazlarda ise, imamın Fatiha’yı bitirip kısa ara vermesi esnasında sadece Fatiha’yı okur.
Hanefiler, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz ki merhamet olunasınız.” (A’raf, 7/204.) ayetini ve “Kim imamın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir.” (İbn Mace, İkametü’s-salat, 13.), “İmam, kendisine uyulmak için öne geçirilmiştir.” (Buhari, Salat, 18.), “İmam okuyunca susun.” (İbn Mace, İkametü’s-salat, 13.) gibi hadisleri delil kabul etmektedirler. Şafiiler ise “Fatiha’yı okumayanın namazı yoktur.” (Müslim, Salat, 34.) hadisi ve benzerlerinin genel anlamına itibar etmektedirler.



Farklı mezhepten bir imama uyarak namaz kılınabilir mi?
Mezhep farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir. Dolayısıyla bir kimse, başka mezhepten bir imama uyarak namaz kılabilir. Aksi görüşte olanlar varsa da kişi, imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırması da gerekmez.