Makale

Osmanlıyı Cihana Duyuran İmam: Dursun Fakih

Osmanlıyı Cihana Duyuran İmam: Dursun Fakih

İsmail Özgören

“Gökten indi Cebrail virdi selâm
Elçiliğe gönder âdem ya İmam”
Dursun (Tursun) Fakih; şair, tefsir, hadis, fıkıh âlimi ve Şeyh Edebali hazretlerinin damadı, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in bacanağı (Tursun Fakih, Hayatı ve Edebî Şahsiyeti, s. 7.) ve Osmanlının cihan devleti olduğunu ilk hutbeyle ilan eden kişidir. (İslam Ansiklopedisi, c.10, s. 7.) Kaynakların bazılarında Dursun Fakih’in ismi, Dursun Fakı, Tursun Fakıh ve Dursun Fakih olarak geçmektedir.
Dursun Fakih’in şemaili “Seyrek sakallı, gözlerinin içi hep gülümsüyormuşçasına dostça bakan” biri olarak tarif edilir. (Destanlarla Büyük Veli Şeyh Edebali, s. 43.) Doğum tarihi bilinmemekte, ölüm tarihi hakkında ise birkaç farklı görüş vardır.
Mehmet Neşri, Kitab-ı Cihannüma’da Dursun Fakih’ten bahsederken onun aziz birisi olduğunu şu şekilde dile getirmiştir: “…Zira bu Dursun Fakih bir aziz kişi idi. Halka imamet ederdi, Edebali’ye dahi aşina idi.” Solakzade de onun için “Dursun Fakih adında bir faziletli adam…” şeklinde bir ifade kullanır. (Tursun Fakih, Hayatı ve Edebî Şahsiyeti Mesnevileri, s. 7.) Çeşitli ilimleri, Hocası Şeyh Edebali’den tahsil edip tefsir, hadis ve fıkıh (Tursun Fakih, Hayatı ve Edebî Şahsiyeti, s. 8.) alanında âlim, tasavvufta da yüksek derecelere sahip olmuştur. O, hocasına mürit olmasının yanında, hocasının onu tarikata intisabını da sağladığı ve Ebu’l Vefa el-Bağdadi’ye nispet edilen Vefaiyye Tarikatı mensubu olduğu bilinmektedir. Ebu’l Vefa el-Bağdadi’nin Türk olması, 13 ve 14. yüzyılda Dede Karkın, Geyikli Baba gibi şahsiyetlerin bu tarikata mensup olması; Şeyh Edebali’nin de Vefaiyye Tarikatı’nın içinde bulunması Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda gösterdiği fonksiyon açısından önemlidir. (Tursun Fakih, Hayatı ve Edebî Şahsiyeti, Mesnevileri, s. 4-8.)
Osman Gazi’nin yanında bulunan, onunla savaşlara katılan ve orduda imamlık yapan Dursun Fakih, Karacahisar’ın, bugünkü Eskişehir’in merkez bucağının bir köyü olan Karacaşehir’in fethinden sonra -fetihle birlikte kiliseden çevrilen camide- Osman Gazi adına bağımsızlık anlamında ilk cuma hutbesini okudu. (Alptekin, Ali Berat, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden Seçmeler, s.68.) Hutbe okumak ve sikke darp etmek o dönemde saltanat alametidir.
Dursun Fakih, Osman Gazi’nin cihat hareketine iştirak etti. O hem elinde kılıcı ile gazalara katılıyor hem de namaz vakitlerinde gazilere namaz kıldırıyordu. Ayrıca gazilerin dinî meselelerdeki suallerini de Dursun Fakih çözüyordu. Bu hususiyetleri ile onun, Osmanlı Devleti’nin resmî olmamakla beraber ilk kazaskeri, hüviyetini taşıdığı anlaşılmaktadır. Dursun Fakih, okuduğu hutbelerde vaaz ve nasihatlerinde gazilerin gaza şevkini artırıcı sözler söylerdi. Resulüllah Efendimiz’in ve onun mübarek ashabının güzel ahlakını ve örnek yaşayışlarını anlatırdı. Bu mübarek âlimin söz ve dualarının bereketi ile Osman Gazi’nin seçme yiğitleri, Allah Teala’nın dinini yaymaya, insanlara merhametli davranıp zarar vermemeye çok gayret ettiler. Herkese iyilik edip, hayırlı ameller işlediler. Nefislerini terbiye edip, ebedî saadete kavuşmak için gayret gösterdiler. (Ecer, A. Vehbi, İlk Osmanlı Kadısı Dursun Fakih, s. 23-29.)
“Koma Allah’ı dilinden bir nefes
Andan artuk kılma nesneye heves”
Şeyh Edebali’nin Vefaiyye tarikatına mensup olduğunu belirtmiştik. Bu tarikat, Şazeli tarikatının bir koludur. Dursun Fakih de onun yanında yetişen öğrencisi ve damadıdır. Şeyh Edebali bazen Dursun Fakih’e “Dursun Can” (Destanlarla Büyük Veli Şeyh Edebali, s. 58.) diyerek, kendisine yakın olduğunu bu sözle ifade eder. Osmanlı Devleti’nde Osman Bey zamanında fetva işlerine Şeyh Edebali, yargı işlerine Dursun Fakih bakardı. (www.diyanet.gov.tr)
Şeyh Edebali’nin vefatından sonra onun zaviyesinde şeyhlik makamına Dursun Fakih oturdu. 1331’de İznik, Orhan Gazi tarafından alındıktan sonra Bilecik kadısı olan Çandarlı Kara Halil, İznik kadılığına getirildi. Bu tarihten itibaren Dursun Fakih’e de Bilecik kadılığı vazifesi verildi. Dursun Fakih’in bu görevde iken vefat ettiği (1326 h. veya 1327 h.) tahmin olunmaktadır. (Tursun Fakih, Hayatı ve Edebî Şahsiyeti, Mesnevileri, s.10; Tursun Fakih, Hayatı ve Edebî Şahsiyeti, s.10.)
Dursun Fakih’in mezarı, Bilecik’in Söğüt ilçesinin Küre Beldesi’nde Dursun Fakih Tepesi diye adlandırılan yerde bulunmaktadır. Karaman, Karacahisar ve Bilecik’teki Şeyh Edebali türbesinde ise makam türbesi vardır.