Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Altmış yıla yaklaşan tecrübe birikimiyle köklü bir geleneğe sahip olan dergimizi yeni yılda siz değerli okurlarımızla buluşturmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Başlangıcından bu yana okuyucularımızın takibi, yazarlarımızın desteği ve derginin mutfağında büyük bir azim ve gayretle çalışan arkadaşlarımızın çabaları bizlere hep güç verdi. Hepsine ayrı ayrı şükran borçluyuz. Dergimizin 51. cildini yenilenen yüzüyle ve dolu dolu içeriğiyle huzurlarınıza getirmenin heyecanını yaşıyoruz.
Bu sayıda Muhammet Yılmaz’ın “Muhammed Ebû Zehre ve Zehretü’t- Tefâsîr İsimli Tefsiri” isimli makalesinde; yirminci yüzyılda Mısır’ın ve İslam dünyasının seçkin âlimlerinden birisi olan Muhammed Ebû Zehre’nin, Kuranın 19 cüzünün tefsirinden oluşan “Zehretü’t-Tefâsîr” isimli tefsiri ile ilgili mülahazalarını okuyacaksınız. Söz konusu eserde müellifin, rivayet metodunu ağırlıklı olarak benimsemekle birlikte dirayet metoduna da yer verdiğini, ayetlerdeki belagata dair inceliklerle sarf-nahiv ve lügat konularına ilişkin çarpıcı bilgileri bulacaksınız.
Ömer Faruk Akpınar’ın “Süfyan es-Sevrî’nin Hadis Tarihindeki Yeri Bir Muhaddis Olarak Süfyan es-Sevrî” başlıklı makalesinde; Süfyan es-Sevrî ve onun hadis ilmindeki yeri ve yetkinliği ele alınmaktadır. Makalede, hicrî II. asırdaki ilk tedvin faaliyetlerinin öncülerinden biri olan Sevrî’nin, tâbiûn ve etbâu’t-tâbiînden tevarüs ettiği ilim mirasını gerek tedvin gerekse tedris ile sonraki nesillere aktardığına ve başta hadis ve fıkıh olmak üzere tefsir, akaid, rical ilmi gibi pek çok alanda derin bilgi sahibi olduğuna ve bu alanlara dair bilimsel katkılarına dair tespit ve değerlendirmeleri bulacaksınız.Veysi Ünverdi’nin “Eş’arî ve Ebu’l-Muîn en-Nesefîde Kesb Teorisi” isimli makalesinde; İslam düşünce tarihinin ilk tartışmalarına konu olan bir mesele olarak, insanın eylemlerindeki rolü ve bu eylemlerin kim tarafından tayin ve takdir edildiği sorusu üzerinde durulmaktadır. Ekol olarak farklı yerlerde duran Eş’ari ve Nesefi’nin bu konuya dair görüşleri, söz konusu makalenin temelini teşkil etmektedir. Yazar, Allah’ın mutlak iradesi karşısında insan iradesinin durumu, insanın fiillerindeki rolü ve buna bağlı geçmişten bu yana çokça tartışılan konuları Eş’ari ve Nesefi ekseninde değerlendirmektedir.
Yaşar Seracettin Baytar, “Arap Edebiyatında Mana ile İlgili Güzel Söz Sanatları” isimli makalesinde; Arap dili ve belagatının önemli kısımlarından olan bedî ilminin bir bölümünü oluşturan “muhassinât-ı maneviyye” ile ilgili sanatları konu edinmektedir. Söz konusu sanatlar, mana ile ilgili güzel söz sanatları olup, ifadeye anlam bakımından güzellik, incelik ve zenginlik katmaktadır. Çalışmada, konuyla alakalı sanatlar işlenirken konunun daha iyi anlaşılabilmesi ve karşılaştırma imkânı vermesi için başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere, Arap ve Türk şiirinden örneklere de başvurulmaktadır.
Cüneyt Eren ve İbrahim Uludaş’ın birlikte kaleme aldığı, “Âsım Kırâatının Hafs Rivayetine Göre Sekte Kavramı ve Manaya Etkisi” başlıklı makalede, sekte kavramı kıraat imamlarından Hafs rivayeti bağlamında hem manaya hem de fonetik yapıya etkisi gibi farklı açılardan ele alınmaktadır.
Benî Mustalik gazvesi dönüşünde meydana gelen ve “ifk hadisesi” olarak bilinen olay, başta Hz. Muhammed (s.a.s.) olmak üzere tüm müminler için büyük bir imtihan olmuş, Hz. Peygamber ve Hz. Aişe (r.ah.) başta olmak üzere tüm Müslümanların sıkıntılı bir dönem geçirmelerine sebep olmuştur. Hatta tebliğ faaliyetlerinin bundan olumsuz bir şekilde etkilendiği de ifade edilmektedir. Bu sayıda yer alan “Benî Mustalik Gazvesi Esnasında Ortaya Çıkan Nifak Hareketleri ve İfk Olayı” başlıklı makalede Recep Erkocaaslan, bu hadiseye ilişkin değerlendirmeleri farklı açılardan ele almakta, bugün de kimi çevrelerce istis-mar konusu yapılan bu hadisenin yakından tanınmasına katkı sağlamaktadır.
Her bir sayısı ilim ve fikir dünyamıza mütevazı da olsa önemli katkılar sağladığına inandığımız dergimizi, yeni haliyle ve birbirinden değerli kalemlerin katkılarıyla ilginize sunarken, 2015 yılının bereketli, verimli bir yıl olmasını diliyor, bir sonraki sayıda tekrar buluşmayı diliyorum.
Dr. Yüksel Salman