Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın insanlığa en son evrensel çağrısı, ilahî hikmetin meşalesi, sonsuz feyiz kaynağı ve ebedî kurtuluş menbaıdır. O, hakikatinden asla şüphe edilemeyecek olan hidayet rehberi ve takva sahipleri için yol göstericidir. Rabbimiz Kur’an’ı, daralan ruhlar için esenlik kaynağı, kalplerin manevi kirlerini silmek için cila, ders almak isteyenler için öğüt, hak ve hakikati arayanlar için de en doğru kılavuz olarak göndermiştir. Ona inananlar huzurlu, gösterdiği ilkelere uygun olarak yaşayanlar ise hem dünyada hem de ebedî âlemde mutludur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhari, Fedailü’l-Kur’an, 21.) buyurmuştur. O, Kur’an’ı hem ashabına öğretmiş hem de yeni Müslüman olan yerlere gönderdiği yöneticileri aynı zamanda bir Kur’an öğreticisi olarak tayin etmiştir. Onlardan, gittikleri yerlerde halka Yüce Kitabımızı öğretmelerini istemiştir. Bu yüzden kültürümüzde Kur’an öğrenmenin ve öğretmenin daima özel bir yeri olmuştur. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığının Kur’an öğretimi faaliyeti her geçen gün kendisini yenileyerek ve kalitesini artırarak devam etmektedir.
Kur’an kursları yalnızca Kur’an öğrenilen mekânlar değildir; aynı zamanda kulluk bilincinin, ibadet aşkının, birlik ve beraberlik şuurunun ve ahlaki erdemlerin öğrenildiği ve özümsendiği yerlerdir. Manevi hayatımızı inşa etme yanında, bugün ihtiyaç duyduğumuz pek çok erdemleri, geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımıza kazandırma bağlamında da topluma pek çok artı değer kazandıran manevi merkezlerdir. Bu yüzden Kur’an’ın rahmet iklimi ile buluşmayan bir gönül kalmamalı ve Kur’an öğretimi yalnızca okuma ile sınırlı olmayıp, anlama ve yaşamaya uzanan bir süreç olmalıdır. Anne ve babalar olarak çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, onların gönüllerine Kur’an sevgisini yerleştirmektir. Başkanlığımızın açmış olduğu Kur’an kursları, bu açıdan çocuklarımız için büyük bir fırsattır.
Bu sayıda gündem konumuz, “Geçmişten Günümüze Kur’an Öğretimi.” Dünyevileşmenin, hırs ve enaniyete yenik düşmenin etkisiyle giderek benliğinden uzaklaşan ve kendisine yabancılaşan günümüz insanını huzura kavuşturacak çareyi, “O hâlde Allah’a koşun.” (Zâriyat, 51/50.) ayeti kapsamında, “Kur’an’a Koşun!” başlıklı yazıda bulabilirsiniz. Kur’an kendisini nasıl anlatıyor sorusunun cevabını merak ediyorsanız, “Kendi Dilinden Kur’an” başlıklı yazıyı okumalısınız.
Hz. Peygamber’in Kur’an’ı tane tane, üzerinde düşünerek ve gözyaşıyla okuyuşunu, kendisine yöneltilen sorulara, Kur’an ayetleriyle cevap verişini ve Kur’an’ı hayatın merkezine alan tavrını, “Kur’an Karşısında Nebevî Duruş” başlıklı yazıda detaylı olarak okuyabilirsiniz. Kur’an’ı nasıl öğrenebiliriz ve öğretebiliriz sorusunu kendimize hep sormuşuzdur. Doç. Dr. Mehmet Ünal’ın yazısı bizlere tam da bu sorunun cevabını veriyor. Diyanet İşleri Başkanlığımızın Kur’an öğretimi alanında yaptığı hizmetlerle, kimlik inşasında Kur’an öğretimi ve öğrenimine ilişkin yazıları ve her biri birbirinden değerli diğer başlıkları da ilginize sunuyoruz.
Bu vesileyle, ömrünü Kur’an hizmetine adayan bütün hocalarımızdan ahirete göçenleri rahmetle anıyor, hayatta olanlara sıhhat ve afiyet diliyorum. Ayrıca yaz Kur’an kurslarında büyük bir özveri ile görev yapan bütün görevlilerimizi tebrik ediyor, verimli bir öğretim dönemi geçirmelerini diliyorum. Bu sayı, Kur’an hizmetine, Kur’an’ı öğrenmeye, anlamaya ve yaşamaya dair gönül tellerinde bir titreme, yeni bir heyecan ve farkındalık oluşturursa kendimizi mutlu hissederiz.

Dr. Yüksel Salman